Çağlar: "Siyasetçiye güven kalmadığı yerde CTP'ye önemli görevler düşüyor"

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

Çağlar: "Siyasetçiye güven kalmadığı yerde CTP'ye önemli görevler düşüyor"

Çağlar: "Siyasetçiye güven kalmadığı yerde CTP'ye önemli görevler düşüyor"

Mehmet Çağlar, toplumun siyasetçiye güveni kalmadığı bir ortamda hükümeti kuracak olan CTP'ye önemli görevler düştüğünü belirtti: ??

Çağlar: "Siyasetçiye güven kalmadığı yerde CTP'ye önemli görevler düşüyor"
banner
A- A A+

Kuzey Kıbrıs'ta son dört yılda halkın siyasetçiye olan güvensizliğinin tavan yaptığını kaydeden CTP-BG Güzelyurt Milletvekili Mehmet Çağlar, halkta yer alan "kim gelse aynıdır, bu siyasetçiler değişmez kalıbını kırmamız gerekiyor" dedi.

ADA TV'de canlı yayınlanan Öğlen Ajansı Programı'na konuk olan Çağlar seçim sonrası tespitlerine devam etti. ??

GÜVEN TAZELENMELİ ?

Çağlar, halkın mecliste 23 yeni milletvekilini görevlendirerek meclisin yeniden güven duyulacak bir konuma gelmesi için bir irade gösterdiğini ifade etti."Meclis ağırlıkla siyasetçiye güven duygusunu öne çıkmasına ortaya koyan bir beklenti içinde, toplumunda görüşü bu yönde. Bunu gerçekleştirebilmenin temel şartlarından bir tanesi de karşılıklı popülizmin ortadan kaldırılmasıdır" diyen Çağlar sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü popülizm tek boyutlu olmuyor bu ülkede. Popülizm yapan siyasetçiler topluma, popülizm davranışlarını benimseyen toplumun bir kesimi de siyasetçiye karşı bir davetkarlık içerisine giriyor. Farklılıkların hoş görüldüğü, farklı düşüncelerin seslendirilebildiği bir sürecin yaşanması gerekiyor. Burada da toplumsal güvenin yanı sıra, siyasetçinin verdiği sözlerin devam etmesi, siyasetçinin ortaya koyduğu projeleri şeffaf bir biçimde toplumla paylaşması ve bunların arkasında durması gerekiyor. Şayet bunlar gerçekleşemiyorsa neden olmadığı yönünde de toplumla bunları şeffaf bir biçimde paylaşması gerekmektedir. ?

GÜVENSİZLİK TAVAN YAPTI ?

Biz bu son dört yılda halkın siyasetçiye olan güvensizliği adeta maksimum şekilde tavan yaptı. Toplum artık öyle bir noktaya algıya geldi ki, "Sanki kim gelse aynıdır, bütün siyasetçiler aynıdır" sözleri kalıplaştı. Aslında bu çok doğru değildir, işte bu son seçimlerden sonra da bu algının doğru olmadığı göstermek şimdi bize düşmüştür. Bu son UBP hükümetinin bu algının kalıplaşmasında çok büyük rolü oldu.

19 Nisan 2009 da UBP hükümeti iktidara gelmeden önce 18 ay meclisi boykot ederek bu duruma gelmişti. Ve UBP seçimlere giderken, dünyada baş gösteren ekonomik kriz, Annan planı sonrası içsel ve dışsal olguların tetiklediği olaylar ve bunların yarattığı refah belki halkı da yanılttı. Ama bunların sürdürülebilir olması için alınması gereken bir takım tedbirlerin alınmaya başlanması, Kıbrıs Türk halkının ekonomik sıkıntı içine düşmeye başlamasıyla yepyeni projelerin sunulması ve bir erken seçimin gereği üzerinde durulmuştu.

?"TOPLUMUN HAYSİYETİ, ONURU ZEDELENDİ" ?

O seçim döneminde UBP tarafından halka ve sivil toplum örgütlerine yazılı, sözlü bir takım vaatler verildi. Ve bu duruma gelinmesinde sanki CTP'nin suçu varmış gibi bir ortam yaratıldı. Seçim sonrası halk seçtiği iradenin irade olmadığını ve iktidara gelen UBP'nin hiçbir proje ortaya koymadığını, öyle bir gailesi bile olmadığını görmeye başladı. Bunların sonucunda da toplumun haysiyeti onuru zedelendi. ?

"DEĞİL ÜLKEYİ, KENDİLERİNİ BİLE YÖNETEMEDİLER" ?

Son zamanlarda da ülkeyi yönetmeye soyunan bir partinin kendini bile yönetemeyecek bir duruma gelmesi, bir yılı aşkın bir kurultay sürecinin bu toplumu meşgul etmesi Guinness rekorlar kitabına girecek duruma bile geldi. Değerlerin dahi kaybolmaya yüz tuttuğu bir süreç yaşandı bu son dört yılda. Biz elbette tüm bunları bilerek bu seçim sürecine girdik. Yeni dönemde bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak bizim yapmamız gereken en asli görevimizdir.

Bu kaybedilen toplumsal değerlerin yeniden kazanılması süreci sanırım en zorlu en önemli ve en değerli bir süreç olacaktır. Aksi halde bu değerler kazanılmaz ve toplumsal çıkarlarımız, hedeflerimiz bireysel hedeflerin önüne konmazsa toplum yok oluş sürecine girmeye başlar. ?

"HALK CTP-BG'YE GÖREV VERDİ" ?

İşte tam böyle bir noktada halkımız bizi birinci parti çıkararak bir görev verdi. UBP'yi ise seni 26 milletvekili ile hükümet yaptım ama sen ülkeyi idare edemedin, vatandaşların ihtiyacına cevap veremedin seni 14 milletvekili ile oylarını neredeyse yarı yarıya düşürerek ikinci parti yaptım, o yüzden sen artık dinlen kendini toparla dedi. Demokrat Parti bir önceki seçimlerde 5 milletvekili ile meclise girmişken, UBP'den gelip seçime katılan 7 kişi ile sayısını 12'ye çıkardı. Bu seçimde kimse tek başına iktidar olabilecek konuma gelemedi ancak CTP'ye yanına bir partner, ortak alarak uyumlu bir koalisyon oluştur ve bu toplumu o özlediğimiz değerlere taşı dedi.

Biz CTP olarak kaynaklarımız, ekonomik durumumuz, insan kaynağımızdan üretilenlerin Pazar bulamamasına ve izolasyonlara kadar birçok sıkıntının farkındayız. Yani bardak kırılmasına rağmen biz bu suyu içmek durumundayız artık. Bu toplumu A noktasından alarak, alfabetik sıranın son harfi Z'ye kadar taşımak zorundayız.

Toplumumuza bardağımızın olmadığını ama bu suyun içilmesi için çarelerin tükenmediğini elimizden geldiğince bu suyu içmek için çare üreteceğimizi anlatmamız gerekiyor…"

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER