"Başkanlık sistemi çok yakında"

loading
13 Ağustos, Perşembe
£

9.60

8.68

$

7.33

"Başkanlık sistemi çok yakında"

"Başkanlık sistemi çok yakında"

Erçin Şahmaran ve Ediz Tuncel'in hazırladığı "Söz Sizde" programının bu haftaki konukları Atatürkçü Yaşam Derneği Başkanı Ahmet İşcan, gazeteciler Akay Cemal ve Yalçın Cemal idi. Cuma akşamları ADA TV de yayınlanan "Söz Sizde" de yine önemli konular masaya yatırıldı.

"Başkanlık sistemi çok yakında"
A- A A+

Atatürkçü Yaşam Derneği Başkanı Ahmet İşcan "Kendi kendimizle didişiyoruz"

"Çalışmalarımızı Atatürkçü düşünceyi bir yaşam biçimi şeklinde yaşatmak için sürdürmeye devam ediyoruz. Ülkemiz devletimiz maalesef sosyal devlet olma olgusuna ulaşamamıştır. Kurumlarımız her alanda kurumsallaşamadı. Biz dernek olarak bunlara kayıtsız kalamayız. Ülkemizde kırılgan bir ekonomi var. Kendi kendimize ambargolar uyguluyoruz, kendi kendimizle didişiyoruz. Değerlerimiz birbiriyle kırdırılıyor. Kavga ediyor. Tüm bunlar bu küçük ülkede yaşayan hepimizi geleceği görememe şeklinde sıkıntıya sokuyor. Bir mücadele verildi. Yıllarca kendini bu ülkeye adamış insanlar sıkıntı yaşadı, mücadele verdi, direndi. Peki, bugün baktığımızda bu başarıldı mı? Amacına ulaştı mı? Maalesef hayır."

"Ganimet bizi böldü"

"Kurulan düzenle 1974 yılındaki ganimeti 1983'e taşıdık. Hem güneydeki hem de kuzeydeki ganimeti paylaşma kavgası bizi birbirimize düşürdü. Bu bize yakışmıyor. AYD bu noktada kendi gücü oranında inisiyatif almaya çalışıyor. Mesela Türkiye'deki sivil toplum örgütleri ile üniversitelerle, siyasi partilerle ilişkilerin normalleşmesi ve olması gerektiği şekilde olması için çaba gösterip çalışmalar yapıyoruz. Biz Dr. Küçük'ü bırakın Türkiye de kendi ülkemizde bile tanıtıp, değerini bilmiyoruz. Kıbrıs Türk tarihi çok zengin bir altyapıya sahip. Mutlaka öne çıkartılması gerek. Yapılmıyor çünkü siyasilerimiz çok edilgen. Kıbrıs Türk tarihini öne çıkartırsak acaba birileri yanlış anlar mı diye bir düşünce var. Ama aslında tam tersi bir durum söz konusu. Siz tarihinize sahip çıkar ve öne çıkarırsanız gördüğünüz saygı daha anlamlı olur. İngiliz döneminde hak verildi isteyen gider isteyen kalır. Yaklaşık yirmi bin Kıbrıslı Türk Türklüğünü kaybetmemek için Anadolu'ya gitti. Kıbrıs Türkü böyle bir toplum."

"Bu sürüklenmenin sonu yok"

"Biz Kıbrıs'ı bıraktık, Türkiye'yi bıraktık suni gündemlerle bir birimizle adeta tokuşuyoruz. Günlerimiz gereksiz tartışmalarla geçiyor. Önemli olan biz ne yapıyoruz. Birileri bizi birbirimize kırdırarak medet umuyor. Bunu görebilmek gerek. Bu noktada iş bilim adamlarına, sivil toplum örgütlerine, üniversitelere düşüyor. Uzlaşıp ortak planlar yapmalıyız. Bu sürüklenmenin sonu yok. Düşününüz ki özel borçlarımız dışında bu ülkede yaşayan herkes borçludur. Hayatımız ipotek altındadır. 2009 yılından sonra Türkiye ile yapılan protokollerde artık hibe yoktur. Kredi vardır. Politikacılar bunları topluma söylüyorlar mı? Hayır. Alım gücümüz düştü, sosyal hayatımız etkileniyor, aileler dağılıyor. Bu seçimle de umduğumuzu bulamayacağız çünkü esas olan resmin bütününü görmek."

"Başkanlık sistemi çok yakında"

"Parlamenter sistem çöktü. Bunu birkaç yıldır söylüyoruz. Bizi Başkanlık sistemi noktasına getirmeye çalışıyorlar. Bu ülkede Başbakanlığı ele geçiren ülkeyi istediği gibi yönetiyor. Ahbap çavuş ilişkileri ile devlet yönetilmez. Ve birileri bunu anladı. Başka nedenlerde yaratılarak bu Başkanlık sistemine zoraki geçme durumunda kalacağız. Bu 2014 veya 2015 yılında gerçekleşecek. Siyasi partilerin zayıflaması, karma oyun öne çıkması, bunlar hep hesap işidir. Bu bilinçli bir çalışmanın ürünüdür. Bu aslında bir toplum mühendisliğidir.

Gazeteci Yalçın Cemal "Bu ülkede eğitim, sağlık mı var?

"Bizim 1571 de başlayan bir tarihimiz var. Bunlar birçok yapıtta bulunuyor. Bu konulara ciddi şekilde eğilen ve programında yer veren bir siyasi parti ben göremedim. Seçim yasası, siyasi partiler yasası şimdi tek konu bunlar. Sanki bunlar halledilirse herkesin başı göğe erecek. Ki ben bunların yapılacağını da inanmıyorum. Allah aşkına bu ülkede eğitim, sağlık mı var? Güneyde beş insan öldü. Savunma Bakanı beş yıl ceza aldı, Sivil Savunma Başkanı, diğerleri hepsi ceza aldı. Yargı çalıştı. Bizde bir sel olayı oldu. Lefkoşa da devlet hastanesinde insanlar öldü. Kaç tane olduğu bile tam açıklanmadı. Peki, sonuç ne oldu? Hiçbir şey. Yani insan hayatı bu ülkede bu kadar ucuz."

"Politikacı diye bir meslek yok"

"Ülkede denetim diye bir şey yok. Bu yağmadır. İsteyen istediğini yapıyor bu ülkede. Bizim toplumda mürekkep yalayan, diploma alan herkes ben oldum diyor. Bu en önemli hastalığımızdır. Seçim sürecinde tanıtımını yapan, kart dağıtan adaylara bakıyorum meslek yerinde politikacı yazıyor. Elli kişilik meclise giren insanların zaten bir mesleği var. Politikacı diye bir meslek yok. En başta bunu yıkmak gerek. Bugün Avrupa da seçime bir ay kala aday gösterilip "işte politikacı oldu" diye bir şey yok. Siyasi partiler küçük yaştan çocukları alır ve eğitir bir okul gibi. Partilerde çalışırlar, eğitilirler hizmet verirler sonuçta yapabiliyorlarsa devam ederler."

"Yakında DP-UG de Başkanlık yarışı başlayacak"

"Aslında seçim sonuçlarından hiçbir siyasi parti memnun olmadı. Serdar Denktaş da dahil. Sayın Denktaş'ın açıklamaları var. Ama ne kadar diğer partilerce gerçekçi bulundu. Bir kere tüm partilerde sorun var. Buna DP-UG de dâhil. Yakında DP-UG de Başkanlık yarışı başlayacak. Üstelik iki-üç adaylı bir yarış. Parti içi sıkıntılar aşılmadan hiçbir siyasi parti ülke için çalışma yapamaz. Önümüzdeki bir-bir buçuk sene içinde hatta yerel seçimlerle beraber yine bir seçim olacağını öngörüyorum ben. Bu seçimi 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimine bırakamazlar çünkü 2015 seçiminin sonucunu belirleyecek bu seçim."

Gazeteci Akay Cemal "Yerdeki ıslaklık kandı"

"Meslekte 52 yılı geride bıraktım. Unutamayacağım olaylar yaşadım, gördüm. Sadece Allah rahmet eylesin Dr. Küçük'le yirmi yıl çalıştım. Zafer haftası içindeyiz. Törenler yapılıyor. İkinci barış harekâtının çizdiği sınırlar içinde yaşıyoruz. Böyle günlerde toplu katliamları, Muratağa, Sandallar olaylarını analım. Meslek icabı olayların yaşandığı yıllarda bölgelere giderdik. Foto ve haber için. Magusa tarafında bir köye gittik. Geldiğimizde köyde kimse yoktu. Şaşırdık. Bir evde yatalak bir kadınla kocası varda sadece. Birden köyden kaçan birisi yanımıza geldi. Bir çobandı. Hiç unutmam bir yere götürdü bizi ve toprak ıslak dedi. Ağustos ayı içinde toprak nasıl ıslak olabilirdi? Gittik yere bir değnek soktuk, hakikaten o ıslaklık kandı. Kazdık ve bu ilk toplu katliamdı. Arkasından Atlılar, Muratağa ve Sandallar geldi. Bu acıları unutmadan tarihimizde yer bulmalı her zaman. Bunları maksatlı anlatmıyorum. Ama yan yana yaşayan iki halk olarak çözümü bulmalıyız."

"Eskiden devlet otoritesi vardı"

"Eskiden Temsilciler Meclisi vardı. Ciddi çalışmalar yapılırdı. Türk temsilci konuşurken veya Rum temsilci konuşurken hemen sözleri diğer dile çevrilirdi. Başkan Rum yardımcısı Türk'tü ama Türk temsilciler elini masaya vururdu herhangi bir konu üzerinde. Ve sonuç alınırdı. Meclis sonuç alınana kadar çalışırdı. Ciddiyet vardı. Devlet otoritesi vardı."

"Ortadoğu da yaşananlar tesadüf değil"

"Ortadoğu da yaşananlar tesadüf değil. Türkiye'yi bir sarmalın içine çekmeye çalışıyorlar. Türkiye dış politikasını şekillendirenler yanlış yapıyor. ANNAN planı sonrasında Türkiye hükümeti dik bir duruş göstermeliydi AB karşısında. Müzakerelerin sürmesi konusunda AB'nin verdiği sözleri yerine getirmesini zorlamalıydı. Bu halk çok fedakârlıklar gösterdi layık olmadığı bu günler için fakat bu yaşadıklarımızı da hak etmiyoruz. Sorunlarımız hala daha kâbus gibi üstümüzde. Artık yeter. Sadece bir yılımız bir kurultay için geçti. Yazıktır, günahtır. İş yapacak insanlardan oluşacak bir Meclis yapısına ihtiyacımız var."

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER