İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

AKÜN Rektörü Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün: “Kıbrıs konusunda AB ne kadar samimi?”

AKÜN Rektörü Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün: “Kıbrıs konusunda AB ne kadar samimi?”

AKÜN Rektörü Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün, Kıbrıs konusunda AB’nin ne kadar samimi olduğunu sorgulayan bir makale kaleme aldı..

Yayın Tarihi: 21/01/21 13:35
okuma süresi: 6 dak.
AKÜN Rektörü Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün: “Kıbrıs konusunda AB ne kadar samimi?”
A- A A+

Akdeniz Karpaz Üniversitesi (AKÜN) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün, Kıbrıs Postası’na özel “Kıbrıs Konusunda AB Ne Kadar Samimi” isimli bir makale kaleme aldı.

2004 yılında, uzun süren müzakereler sonucunda dönemin BM Genel Sekteri Kofi Annan’ın adını alan Annan Planı devreye koyulmuş ve Ada’nın her iki tarafında da tekrar birleşme yolunda 24 Nisan 2004 tarihinde referandum yapılmasına değinen Öğün, şöyle devam etti:

“Sadece hafızalarımızı tazelemek manasında, Ada’da eş zamanlı yapılan ayrı referandumlar sonucunda, Kıbrıs’lı Rumlar %75,38 oranıyla BM planını reddederken, Kıbrıs’lı Türkler ise %64,91 ranında BM planına evet demişlerdi. Oylamaya katılma yüzdelerine baktığımızda ise Rum tarafında katılım oranı % 89.18 ve Türk tarafında ise % 87 ile çok yüksek düzeyde olduğu söylenebilir.

Peki, üzerinde o kadar zaman çalışılan, her iki tarafta da farklı referandum yönelik oy çalışmalarının yapılmasından sonra görüldü ki, Rum tarafı kesinlikle herhangi bir birleşme veya Türklerle beraber yaşamak istemiyor. Bu sonucun üzerine, aynı gün Kofi Annan, BM Güvenlik Konseyi Üyelerine; Kıbrıslı Türkleri izole etme ve gelişmelerini engelleme etkisine sahip gereksiz kısıtlamaları ve engelleri ortadan kaldırmak için tüm Devletlere hem ikili hem de uluslararası organlarda işbirliği yapmaları için güçlü bir liderlik yapmaları yönünde telkinde bulundu.

Hemen sonrasında, Avrupa Dışişleri Bakanları Konseyi 26 Nisan 2004 tarihinde, Kıbrıs Türk toplumu, Avrupa Birliği içinde bir gelecek için açık isteklerini dile getirdi. Konsey, Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna son vermeye ve Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik kalkınmasını teşvik ederek Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini kolaylaştırmaya kararlıdır. Konsey, Komisyonu, adanın ekonomik entegrasyonuna ve iki toplum ve AB ile teması iyileştirmeye özellikle vurgu yaparak, bu amaçla kapsamlı öneriler sunmaya davet etti şeklinde bir açıklama yaptı.

Şimdi gelelim Kıbrıs’ın AB üyeliğine, 17 Temmuz 1997 yılında AB’nin uygulamaya koyduğu “Agenda 2000: Daha Güçlü ve Daha Geniş Bir Birlik” isimli eylem planı (Agenda 2000, Avrupa Birliği'nin temel hedefleri Ortak Tarım Politikası ve Bölgesel politikada reform yapmak ve daha sonra yaklaşmakta olan Avrupa Birliği'nin Doğu Genişlemesine yönelik olarak 2000-06 yılları için yeni bir mali çerçeve oluşturmak olan bir eylem programıdır.)’nda ‘Genişleme, sınır çatışmalarını ithal etmek anlamına gelmemelidir.

Katılım olasılığı, ilgili Devletler için herhangi bir sınır anlaşmazlığını çözmek için güçlü bir teşvik görevi görür’ ve ‘üyelikten önce, aday ülkelerin mevcut sınır uyumsuzluklarını çözmesi gerekir’ şeklinde bir maddesi bulunmaktadır. Her ne kadar, Avrupa Konseyi 866/2004 sayılı yönetmeliğinde, 1974'ten beri ateşkes hattı olan, Yeşil Hat anılan ve adanın iki bölümünü birbirinden ayıran hattı, AB'nin dış sınırı olarak kabul etmese de fiili durumda gerekli kontroller ile geçilen gümrük uygulamasının olduğu ve tüm sınırın güvenlik güçleriyle korunduğu bir hat söz konusudur.

Tüm bunları üst üste koyduğumuzda, AB’ye üye olmak için sınır probleminin olmaması, Kıbrıs’lı Türklerin çok güçlü evet demelerine rağmen ondan daha güçlü Kıbrıs’lı Rumların hayır demesi, gerek yetkili kişi gerekse yetkili kuruluş bazında Kıbrıs’lı Türklere destek ve sempatinin olmasına rağmen sanki hiç birşey yaşanmamış gibi Kıbrıs Rum tarafı 01 Mayıs 2004 yılında AB’ye üye yapılmıştır.

Türk tarafının bu kadar olumlu yaklaşımları neticesinde ambargo ve izolasyonları kaldırmayan AB, resmi söylemde; ‘iki taraf arasındaki ekonomik dengesizliği gidermek ve AB Konseyi'nin çıkardığı karara yardımcı olmak için’ gayriresmi söylemde ise ‘sizi AB’ye alamadık ama ağzınıza bir parmak bal çalalım’ manasında; doğrudan ticaret tüzüğü, mali yardım tüzüğü ve yeşil hat tüzüğü çıkarmıştır. Bunlardan uygulama alanı en çok olan yeşil hat tüzüğünün 6ncı maddesi, kişilerle ilgili olarak, Kıbrıs'ın kuzey kesiminde yasal olarak ikamet eden tüm Cumhuriyet vatandaşları, AB vatandaşları ve üçüncü ülke vatandaşları tarafından sınırı geçmesine izin verdiğini belirtmesine rağmen Kıbrıs Rum Yönetimi (bazen) Larnaka Havalimanı'na inen ve KKTC'yi geçmek isteyen üçüncü ülke vatandaşlarına izin vermemektedir. Bunun bir örneğini, 23 Nisan 2017 tarihinde görmüştük.

Bunun yanında, Yeşil Hat Yönetmeliği KKTC'ye ekonomik açıdan yardımcı olmak için yürürlüğe girmiş olmasına ragmen, Türk Ticaret Odası katıldığı bir basın toplantısında ticaret miktarının yeterli olmadığını ve yeşil hat düzenlemesinin etkili olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, konuyla ilgili Rum kaynaklarına bakıldığında, Rumların Türk tarafından gelen mallara kuşku ile baktığı ve Türk tarafında malların daha uygun fiyatlı olmasından dolayı, rekabette eşitsizlikler yarattığı gibi söylemlerle Türk mallarını tercih etmedikleri önümüze çıkmaktadır.

Sonuç olarak, uzun yıllardır devam eden Kıbrıs sorununun pansuman tedavilerle çözülemeyeceği, AB’nin müdahil olması gereken herhangi bir durumda eşit ve adil davranmayacağı gerçekleri göz önüne alındığında, ekonomisi güçlü, bağımsız, tüm kurum ve kuruluşlarıyla etkin, liyakatin her durumda uygulandığı bir KKTC’nin yoluna devam etmesi yönünde çalışılması gerekmektedir.”

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör