İÇ HABERLER
okuma süresi: 5 dak.

Ürün Solyalı: Kabul etmemiz mümkün değil

Ürün Solyalı: Kabul etmemiz mümkün değil

CTP Milletvekili, Avukat Ürün Solyalı, yasa değişiklikleriyle yapılmak istenilenin “Temel hedef otoriter bir rejimin perçinlenmesi, insan hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması” olduğunu söyledi. Solyalı, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığının da altını çizdi.

Yayın Tarihi: 21/05/22 14:45
okuma süresi: 5 dak.
Ürün Solyalı: Kabul etmemiz mümkün değil
Mustafa Baflı
Özel Haber
A- A A+

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili, Avukat Ürün Solyalı, hükümetin 'Ceza', 'Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması' ve 'Müfsidane Yayınlar' yasalarındaki değişiklikleri Cumhuriyet Meclisi’ne sunmasıyla ilgili Kıbrıs Postası’na konuştu. 

“TASARILARIN SUNULMASINDA, TATAR’IN DA ARZUSU VAR”

Yasa tasarılarının Cumhuriyet Meclisi’ne sunulmasında Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın da arzusunun olduğunu belirten Solyalı, tasarıların görüşüleceği komitenin Hukuk Komitesi olduğunu kendisinin de o komitede yer aldığına işaret etti. 

“CEZA ALANINI GENİŞLETEN DEĞİŞİKLİKLER ÖNGÖRÜLÜYOR”

Solyalı, yapılmak istenen değişiklikleri şu ifadelerle anlattı: 
“1921 yılında koloni döneminde yürürlüğe giren ve değişikliğe uğramayan Müfsidane Yayınlar Yasası, 1929 yılında koloni döneminde yürürlüğe giren ve daha önce basının ceza davaları ile karşılaşmasını önlemeyi öngören bir değişiklik ile değiştirilmiş olmasına rağmen ilgili maddelerinin çok daha büyük bir tehdit içerdiğini okuduğumuz Ceza Yasası ve  Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası’nda açıkça düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan, düşünceyi ve ifadeyi potansiyel bir tehdit olarak kabul eden, ‘devlet bekasının üstünlüğü’ adı altında düşünceleri potansiyel tehdit olarak gören ve düşünceye ve ifadeye ceza alanını genişleten değişiklikler öngörülmektedir.”

Solyalı,Müfsidane Yayınlar (Değişiklik)  yasasında ve Ceza ( Değişiklik) Yasası’nda; “cumhurbaşkanına ve/veya Yasa ile kurulmuş devlete karşı,  nefret uyandırmayı ve/veya hoşnutsuzluk ve/veya soğukluk yaratılmasını kışkırtmayı ve/veya Cumhurbaşkanı ile Devleti aşağılamayı ve/veya küçük düşürmeyi ve/veya alay konusu yapmayı”  suç olarak tarif eden bir değişiklik yapıldığının altını çizdi. 
Buna benzer birçok soyut ve kanunilikten uzak değişiklik önerileri olduğunu ifade eden Solyalı,  Bu tip önerilerin çok tehlikeli olduğunu, her söylenenin, sosyal medyada paylaşımının, yapılan alıntı ve buna benzer şeylerin şikayet konusu yapılabileceğini ve ceza davası ile karşı karşıya kalınabileceğini söyledi. 

“TEMEL HEDEF, OTORİTER REJİMİN YARATILMASI”

Temel hedefin otoriter bir rejimin perçinlenmesi, insan hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması ve eleştirinin önüne geçilerek bunu bir ceza tehdidi olarak kullanılması olduğunu söyleyen Solyalı, “Bu çok tanıdık bir usul ve Kıbrıs Türk demokrasisi ile yakından uzağa ilişkilendirmek mümkün değil.” dedi. 

“HÜKÜMETİN VE TATAR’IN KİME YARANMAK İSTEDİĞİ ORTADA”

Solyalı, hükümlerin yapılan değişiklikler ile düşünceleri potansiyel bir tehdit aracı olarak kabul ettiğini belirtti. Geçmişteki sömürge idaresini hatırlatan Solyalı,  ada halkı üzerinde kurmuş olduğu baskıcı rejimin devamlılığını sağlama amacını ve bununla birlikte yapılan değişiklikler içerisine Türkiye Cumhuriyeti makamlarına yapılan eleştirilerin özellikle bu makam isimleri belirtilerek,  suç sayılması ve ceza öngörülmesi de talebin nereden geldiğini ve hükümet ile Tatar’ın kime yaranmak istediğini rahatlıkla ortaya koyduğunu ifade etti. 

“İKTİDAR VE CUMHURBAŞKANI, SİLAH HAZIRLIĞINDA”

İktidar ve Cumhurbaşkanı Tatar’ın ‘cadı avı’ tehdidi ile ekonomik ve demokratik fakirleşmeyi konuşturmamaya yarattığını söyleyen Solyalı, rahatsızlık duyulan kişilerin açıkça fikirlerini söylemekten kaçınmalarını sağlamaya dönük bir silah hazırlığında olunduğunu da kaydetti. Avukat Solyalı, “Buna izin vermemiz mümkün değil”  vurgusunda bulundu. 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin iç hukukun bir parçası olduğunu da hatırlatan Solyalı, gerek Anayasa’nın 24. maddesinde gerekse AİHS 10. maddesinde düşüncenin açıkça suç olamayacağının yazıldığını ifade etti.

Solyalı, Yüksek Mahkeme’nin 2001 yılında verdiği bir karara işaret etti. Yüksek Mahkeme’nin şu an değişiklik ile gündemde tutulan ve baskı alanı genişletilmeye çalışılan ilgili maddeler hakkında yaptığı yorumlarda, bu tür ithamların gelişmiş ülkelerde hemen hemen kullanılmadığının kaydedildiğini belirten Solyalı, bu maddelerin halen ceza yasamızda yer alması toplumun geldiği gelişme düzeyine ve çağımıza uymadığını belirtmekten kaçınmadığına vurgu yapıldığını dile getirdi.  

“ÖTEKİLEŞTİRME VE TOPLUMSAL YARILMA KÖRÜKLENECEK”

Solyalı açıklamasını şu cümlelelerle sonlandırdı:

"Düşünceler arasında hiyerarşik bir ilişkinin gelişmesine yol açabilecek bu tür ayrımlar, siyasi ve hukuki düzlemde muhalif olana karşı tahammülsüzlüğün açığa çıkmasına neden teşkil edecek, ötekileştirmeyi, toplumsal yarılmayı körükleyecek."

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör