TÜRKİYE
okuma süresi: 6 dak.

Cihat Yaycı: Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye Kıbrıs’tan şu veya bu şekilde dışlanamaz

Cihat Yaycı: Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye Kıbrıs’tan şu veya bu şekilde dışlanamaz

‘Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta neler oluyor, ne yapılmalı’ sempozyumunda konuşan Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı “Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez, Irak’ın kuzeyinde ve bu bağlamda Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz ve de Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz” dedi.

Yayın Tarihi: 25/10/21 07:01
okuma süresi: 6 dak.
Cihat Yaycı: Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye Kıbrıs’tan şu veya bu şekilde dışlanamaz
A- A A+

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS), Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) ve Avrasya Bir Vakfı tarafından ‘Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta neler oluyor, ne yapılmalı’ isimli bir sempozyum düzenlendi.

‘ABD YUNANİSTAN’I TÜRKİYE’YE KARŞI KOÇBAŞI OLARAK KULLANMAK İSTİYOR’

Sempozyumda konuşan eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel “ABD’nin bugünkü hali 1919’daki İngiltere’nin haline benziyor. Artık Avrupa üstünlüğü sona ermiş, İngiltere’nin Kıta Avrupası’nın dışından yön veren rolünün de sonuna gelmiş. İngiltere o zaman Yunanistan’ı bir koçbaşı olarak kullandı Türkiye’ye karşı. ABD şimdi ne yapmak istiyor? Güneyimizden bir takım unsurları ve Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı bir koçbaşı gibi kullanmak istiyor. ABD Rusya’yı kuşatmak için de bunu yapıyor. Irak’ın kuzeyinden Suriye’nin kuzeyine gidelim, buradan Güney Kıbrıs’a gidelim. Buradan Girit’e, daha sonra Dedeağaç’a gidelim. Buradan da Karadeniz dengelerini sarsmak için bir yandan Romanya ve Bulgaristan’ın NATO üyeliklerini kullanan, bir yandan Türkiye’yi de kullanarak NATO’ya tatbikatlar yaptıran, Karadeniz’de dengeleri sarsmak için oynayan, Kanal İstanbul gibi Montrö’yü sorgulatmak için bir takım derin projeleri devreye sokan, bunların beşiğinde bir ABD görüyoruz” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN YENİ BİR DIŞ POLİTİKA STRATEJİSİNE İHTİYACI VAR, BÖLGE MERKEZLİ DIŞ POLİTİKAYA DÖNMEK GEREKİR’

Gürel, Türkiye’nin ulus devlet anlayışından uzak bir yönetim anlayışından uzun süredir uzaklaştığını söyleyerek “Bir ara gazeteciler bana ‘Türkiye’nin eksen kayması hakkında ne düşünüyorsunuz’ diye sormuşlardı. Ben ‘eksen kayması değil, pusula şaşması var’ demiştim. Bizim Mavi Vatan’ı geçin, tüm vatana sahip çıkmamız için yeni bir dış politika stratejisine, bakış açısına mutlaka ihtiyacımız var. Neler yapmak gerekir? Cumhuriyetin ilk dönemindeki Mustafa Kemal Atatürk’ün bölge merkezli dış politikasına dönmek gerekir” ifadelerini kullandı.

‘LOZAN’A GÖRE, TÜRKİYE KIBRIS’TA ŞU VEYA BU ŞEKİLDE DIŞLANAMAZ’

Sempozyumdaki konuşmasına Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesi gerektiğinin altını çizerek başlayan Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Lozan Barış Antlaşması’nın 16. maddesine göre Türkiye’nin Kıbrıs’tan dışlanamacağını vurguladı:

“Lozan Barış Antlaşması’nın 16’ncı maddesi egemenlik devrine konu olan Kıbrıs, Musul, Kerkük ve Ege Adaları gibi diğer bütün ülke kesimleri ile ilgili genel nitelikli ortak bir düzenleme getirmektedir. Türkiye Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra, 16’ncı maddede sözü edilen ilgililerden biri, daha doğru bir ifade ile birinci öncelikli ilgili devlet olarak, egemenliğini devrettiği ülke kesimlerinin geleceği konusunda söz hakkına sahip olacağını saklı tutmuştur.”

Yaycı sözlerine “Sonuç olarak, Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez, Irak’ın kuzeyinde ve bu bağlamda Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz. Ve de Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz, her ne aksi irade, istek ya da talep olursa olsun Türkiye’nin onayı olmadan ne bugün ne de gelecekte hiçbir statü değişikliği olamaz. Esasen Lozan’da söz konusu olan tüm eski Osmanlı Devleti topraklarında Türkiye’nin onayı olmadan sınır değişiklikleri ve devlet kurmalar olamaz. Bu son derece açık hukuki bir gerçektir. Türkiye’nin bundan faydalanması gerekir” şeklinde devam etti.

‘DOĞU AKDENİZ SORUNU EKONOMİK DEĞİL SİYASİ BİR SORUNDUR’

Emekli Büyükelçi Uluç Özülker ise yaptığı konuşmada “Doğu Akdeniz sorunu ekonomik değil siyasi bir sorundur” vurgusu yaptı. Özülker “Doğu Akdeniz bir çekişme sahası olarak devam edecek. Türkiye de isteseniz de istemeseniz de bunun bir parçasıdır. Buradaya gemilerimizi gönderdik. Siyasi nedenlerle üzerimize çok büyük bir baskı uygulandı, sondaj çalışmalarımızı da büyük ölçüde tamamlamıştık ve bu gemileri geri çekip Karadeniz’e sevk ettik” dedi.

‘TÜRKİYE TIPKI KARADENİZ’DE OLDUĞU GİBİ DOST EDİNİP İŞBİRLİĞİ YAPARAK DOĞU KARADENİZ’İ GARANTİYE ALMALI’

Türkiye’nin Karadeniz’de de sondaj çalışmaları yaptığını ancak ülkeler arası sorunlar çıkmadığını vurgulayan Özülker “Karadeniz 6 ülke arasında anlaşmalarla kıta sahanlıklarının kesinleştirildiği bir bölgedir. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sorunu dostu olmayışı. Netice itibariyle Mısır ile düşmanız. Öbür tarafta İsrail ile bozuşuğuz. Diğer tarafta Esad. Bir zamanlar kankaydılar. Bu mücadeleye kavga ile girdiğiniz zaman başaramazsınız. Evvela burada dost edineceksiniz. Tıpkı Karadeniz’de olduğu gibi dostlarla işbirliği halinde buradaki bölgeleri garantiye alacaksınız. Hazır mı karşımızdakiler? Ben size her türlü garantiyi vererek ‘zil takmış oynarlar’” diye konuştu.

Sempozyumda aynı zamanda ASAM Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Prof Dr. Doğan Aydal da konuşma gerçekleştirdi.

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör