Uluslararası Af Örgütü: Cezayirli aktivistlerin tutuklanması reform sürecini tehdit ediyor

loading
9 Temmuz, Perşembe
£

8.67

7.80

$

6.86

Uluslararası Af Örgütü: Cezayirli aktivistlerin tutuklanması reform sürecini tehdit ediyor

Uluslararası Af Örgütü: Cezayirli aktivistlerin tutuklanması reform sürecini tehdit ediyor

Uluslararası Af Örgütü, Cezayir makamlarının halk hareketi aktivistlerine karşı yürüttüğü tutuklama operasyonlarının ‘anayasa reform sürecinin güvenirliğini baltalama tehdidi’ oluşturduğunu duyurdu.

Uluslararası Af Örgütü: Cezayirli aktivistlerin tutuklanması reform sürecini tehdit ediyor
A- A A+

Açıklamada anayasa reform süreciyle, bu ayın sonunda siyasi elitler tarafından tartışılacak olan anayasa değişiklik taslağı kastedildi. Cezayir makamları söz konusu taslağın “özgürlükler ve demokrasi sınırlarının genişletilmesini güvence altına aldığını” savunuyor.

İngiltere merkezli Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), anayasa değişiklik taslağıyla ilgili gözlemlerine yer verdiği bir mektup yayınladı. Mektubun Cezayir Cumhurbaşkanlığı’na gönderildiği bildirildi.

Örgüt, mektubunda, anayasada değişikliğe gidilmesi için hazırlanan ön taslakta ‘ifade ve toplanma özgürlüğü ile yaşam hakkına’ ilişkin maddelere dair endişe duyduğunu dile getirdi.

Taslakta yer alan ‘kadın hakları ile ekonomik ve toplumsal haklara’ dair maddeleri memnuniyetle karşıladığını belirten Örgüt, mektupta ayrıca ülkede yürütülen baskı kampanyasının Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un geçen yıl yönetime geldiğinde verdiği taahhütle çeliştiğine dikkat çekti.

Tebbun, yönetimi devraldığı günlerde, anayasada yapacağı temel değişikliklerle demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarına saygıyı güçlendirmeye dönük çalışmalar yürütme vaadinde bulunmuştu.

Koronavirüs salgını nedeniyle mart ayından bu yana halk protestolarını askıya alan aktivistler, yaklaşık 50 aktivistin başta Tebbun olmak üzere devlet yetkililerine karşı beyan ettiği görüş ve tutumlarından dolayı hapiste olduğunu bildiriyorlar. Birçok aktivist hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlamasıyla dava açıldı. Söz konusu tutukluların arasında siyasi muhalif Kerim Tabu, aktivist Samir bin el-Arabi ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü üyelerinden gazeteci Halid Derarni gibi önde gelen isimler bulunuyor.

Cezayir, Kuzey Afrika’da Uluslararası Af Örgütü’nün topraklarında ofis açmasına izin veren tek ülke konumunda.

Uluslararası Af Örgütü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Heba Morayef, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Barışçıl sivil toplum aktivistleri ve siyasi aktivistlerin yanı sıra gazetecilerin parmaklıklar ardında olduğu bir dönemde, anayasa değişikliği taslağının yetkili makamların yerine getirilmeyen vaatlerinden çok uzak olduğunu bizlere gösteriyor. Bu vaatler, protesto hareketinin seslerine kulak verileceği yönündeydi.”

Örgütün mektubunda ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Önerilen değişikliklerden bazıları, yaşam hakkı gibi diğer insan hakları açısından standartların altında kalıyor. Zira bu değişiklikler idam cezası uygulamasına dönüşe açık kapı bırakıyor. Önerilen değişiklikler, idari bağımsızlığa sahip bir denetleme organı olan Yüksek Yargı Konseyi'nin yetkilerini güçlendirecek. Ancak hükümet, Cumhurbaşkanı’na Yüksek Yargı Konseyi Başkanlığı’nı elinde tutma ve önemli yargı makamlarına doğrudan atama yetkisi vermek de dahil olmak üzere yargı sistemine hakim olmak için önemli yetkileri elinde tutmaya devam edecek.”

Anayasayı Hazırlama Komitesi, Adalet Bakanı’nın Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Yardımcılığı görevinden alınmasının yargının bağımsızlığına giden yolda büyük bir adım olduğunu vurguladı. Ancak Yargıç Sendikası, Başbakan’ın yargı organının başında durmasının ‘olumsuz bir gösterge’ olduğuna dikkat çekti.

Af Örgütü, değişiklik taslağının basın özgürlüğünü hiçbir şekilde sansürle sınırlandırmadığına ancak taslağın bu özgürlüğü "milletin ilkelerine, dini, ahlaki ve kültürel değerlerine saygı” ve “hukuk çerçevesinde çalışma” şartına bağladığına işaret etti. Bu iki şart, resmi makamları eleştiren gazetecilere saldırı için açık kapı bıraktığı gerekçesiyle eleştirildi. Taslaktaki madde ifade özgürlüğünü bir bakıma güvence altına alsa da halen yerel yasayla şartlandırılmış durumda. Bu durumun, Nisan 2020’de Ceza Yasası’na eklenen değişikliklerdeki baskı yasalarına başvurulmasına zemin sağlayabileceği beliritliyor. Söz konusu değişiklilerle yalan haber yayınlayanlara 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer DÜNYA Haberleri