DÜNYA
okuma süresi: 8 dak.

Fransa nükleer anlaşmanın kurtarılamamasının sonuçlarına karşı uyardı

Fransa nükleer anlaşmanın kurtarılamamasının sonuçlarına karşı uyardı

Fransa: Sert muhafazakar çizgidekiler, iktidardaki kontrollerini tehdit edebilecek değişikliklerden korkuyorlar

Yayın Tarihi: 16/05/22 18:20
okuma süresi: 8 dak.
Fransa nükleer anlaşmanın kurtarılamamasının sonuçlarına karşı uyardı
A- A A+

Avrupa Birliği (AB) Siyasi Direktörü ve nükleer görüşmeler koordinatörü Enrique Mora’nın, İranlı yetkililerle nükleer anlaşma ile ilgili iki gün süren görüşmelerinin ardından Tahran'dan dönüşünün üzerinden üç gün geçmesine rağmen ne Avrupalı ​​ne İranlı taraflardan ne bir açıklama yapıldı ne de herhangi bir bilgi sızdırıldı.

Oysa AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell, geçtiğimiz Cuma günü Mora’nın ziyaretiyle ilgili olarak ‘müzakerelerin yeniden başlayacağını ve oldukça olumlu bir şekilde gerçekleşeceğini düşündüğünü’ belirterek iyimserliğini dile getirmişti. Avusturya’nın başkenti Viyana'da yapılan, ancak iki ayı aşkın bir süre önce askıya alınan müzakerelerin yeniden başlayacağı herhangi bir tarihte verilmedi.

Borrell, Tahran’ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ABD’nin Yabancı Terör Örgütleri (FTO) listesinden çıkarılması talebinin halen müzakerelerin devam etmesinin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyor. AB’li yetkili daha önce İran’ın baş müzakerecisinin, Tahran'ın DMO'nun FTO’dan çıkarılması talebine bir alternatif olarak kabul edip etmediği anlaşılmayan bir uzlaşı önerisinde de bulunmuştu.

Öte yandan AB’nin müzakereler konusunda adeta sözcüsü sayılan Borrell'in iyimserliği, nükleer anlaşmaya taraf olan Avrupa ülkeleri arasında hakim bir algı gibi görünmüyor. Fransa’dan üst düzey resmi bir kaynak, küçük bir gazeteci grubuyla yaptığı görüşmede, siyasi sürecin gidişatı hakkında Borrell kadar olmasa da iyimser bir yorumda bulundu. Fransız kaynak, İranlı yetkilileri müzakereleri sonuna kadar sürdürmekten, değiştirilmiş bir nükleer anlaşmaya varmaktan, müzakerelerin ertelemesi için bahaneler bulmaya ve zaman kazanmaya çalışmaktan uzak durmaları gerektiğini vurguladı.

2015 yılında nükleer anlaşmayı imzalayan, Londra ve Berlin ile birlikte Viyana’daki müzakerelere katılan Avrupa’daki üç başkentten biri olan Paris, anlaşma metninin imzalanmaya hazır olduğunu, ilerlemenin ya da burada durmanın, çözümün anahtarını elinde tutan İran tarafının karar vereceği bir mesele olduğunu vurguluyor. Paris, Tahran’daki üst düzey yetkililerin son sözlerini söylemelerinin ve mevcut çıkmaza son verecek bir karar almalarının zamanının geldiğini belirtiyor. Fransız kaynağa göre Tahran, mevcut ABD yönetiminin İran'ın talebine cevap veremeyeceğini ve talebinin ABD Senatosu’ndan geçmesi için belli zorluklarla karşılaşacağını önceden biliyor. Bu yüzden nükleer anlaşmanın bir parçası olmamasına rağmen DMO’nun FTO’dan çıkarılması konusundaki ısrarı, nihai bir anlaşmaya varılmasına engel olacağı düşünülüyor.

Ancak Paris, nükleer anlaşma konusunda bir an önce bir sonuca varılmasını engelleyen başka bir faktörün daha olduğunu düşünüyor. Nükleer anlaşmada yapılan değişikliklerle anlaşmanın yeniden canlandırılması, İran ile dış dünya arasında yeni bir açılımı ve kademeli normalleşmeyi başlatacağı anlamına geliyor. Bunun da İran'ın iç siyasi ve sosyal dengelerini değiştirmesi kaçınılmaz. Bu nedenle Paris’e göre böyle bir açılımın yol açacağı değişimler, İran’da şu an iktidarda olan sert muhafazakar grupların kafasını karıştırıyor ve onları korkutuyor. Bu da İranlı sert muhafazakar çizgideki bu kesimi, kontrolü kaybetmemek için bugün bu tür riskleri almakla ilgilenmeyeceğini düşünmeye itiyor. Bir başka deyişle, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın petrolünü tamamen özgürce satmasına, gelirlerinden tasarruf etmesine ve yetkililerin, protestocuların taleplerine yanıt vermesine olanak tanıyan nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması, tam tersi bir etki yaratabilir.

ABD eski Başkanı Barack Obama'nın desteklediği ABD’nin İran ile ilgili düşüncesinin, İran'ı küresel ekonomiye ve ticarete bağlama ve ‘haydut bir devlet’ iken İran toplumunda radikal, modernleştirici değişiklikler getirecek şekilde uluslararası topluma yeniden entegre etme fikrine dayandığı belirtilmeli. Ancak bu gerçekleşmedi. İktidardaki muhafazakârların ya da iktidara yakın olanların mevcut durumdan yararlandığı ve bu durumu değiştirmek için hiçbir neden görmedikleri de burada vurgulanmalı.

Avrupa’dan resmi kaynakların İran'ın nükleer anlaşma ile ilgili tereddüdünü açıklama konusunda işaret ettikleri başka faktörler de var. Bunların başında, İran’ın nükleer programını ilerletmek için zaman kazanmaya çalışması geliyor. Kaynaklara göre Tahran, nükleer programını, İran’ın nükleer bir güç olmasını ya da en azından nükleer silah edinme eşiğine ulaşmasını engellemeyi isteyen ABD’yi ve genel olarak Batılıları bir noktada kendisine yanıt vermeye zorlayacak ek bir baskı aracı olarak görüyor. Aynı kaynaklar ayrıca İran tarafının, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik bir gecede sona ermeyecek ve aylarca sürmesi muhtemel olan açtığı savaşın kendisine ekstra zaman kazandırdığını düşündüğünü öne sürdüler. Kaynaklara göre Washington'ın aynı anda hem Ukrayna hem de İran meseleleriyle baş edemeyeceğini düşünen Tahran, savaşın dikkatleri nükleer programındaki hızlı gelişimden başka yöne çektiğine ve kendisini savaş hayaletinden uzaklaştırdığına inanıyor.

Ancak Fransız kaynak, İranlı yetkililerin müzakerelerin sonuçsuz kalması konusunda bir kez daha uyararak yeni durumların ortaya çıkabileceğini ve gerginliğin artabileceğini vurguladı. Fransız kaynak söylediklerini daha fazla detaylandırmaktan kaçınsa da sözlerinin, Washington ile genel olarak Batılıların ve Ortadoğu'daki bölgesel güçlerin, ipi İran'ın eline bırakmayacakları ve bunun İran’ın nükleer programını engellemek için sadece doğrudan askeri mücadeleye ihtiyaç olduğu anlamına gelmediği, daha ziyade yeni mali ve ekonomik yaptırımlar uygulamak ve İran’ın mali sistemini küresel arenadan dışlamaktan dijital alanda ve sahadaki operasyonlara ve hatta doğrudan savaşa kadar etkili başka yolların da olduğu anlamına geldiği anlaşılıyordu.

 Paris, İranlı yetkilileri, bölgeyi ve dünyayı bu tür trajik gelişmelerden korumak her zaman ele geçmeyecek mevcut fırsatı değerlendirmeye ve anlaşmayı imzalamaya çağırıyor. Fransa, Tahran'ın anlaşmayı imzalayarak birçok konuda fayda sağlayabileceğini düşünüyor. Bunlardan ilki, protesto gösterileri düzenlemeye devam eden ve bazen kötü hayat şartlarını ve satın alma gücünün azalmasını protesto etmek için ayaklanan halkının taleplerine cevap vermesini sağlamak olacak. Peki, İran bu fırsatı değerlendirecek mi? Bu sorunun cevabını önümüzdeki günlerde öğreneceğiz.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.