KÜLTÜR-SANAT
okuma süresi: 8 dak.

Hilmi: "Ülkede devletin kültür - sanata verdiği değer sıfır"

Hilmi: "Ülkede devletin kültür - sanata verdiği değer sıfır"

Kıbrıs Sanat, Müzik ve Bale Okulu yetkilileri, Sevdiye Gökaydın'ın Posta FM'de hazırlayıp sunduğu 'Editörün Gündemi' programına katılarak ülke kültür-sanat politikasından okulun çalışmalarına dek sıcak bir sohbet gerçekleştirdi.

Yayın Tarihi: 30/12/11 11:25
okuma süresi: 8 dak.
Hilmi: "Ülkede devletin kültür - sanata verdiği değer sıfır"
A- A A+

Kıbrıs Postası

Kıbrıs Sanat, Müzik ve Bale Okulu kurucusu ve Genel Müdürü Turgay Hilmi, okulun kuruluş sürecini anlattı. Hilmi, ülkede sanat eğitiminde eksiklik olduğuna dikkat çekerek, küçük bir apartman dairesinde çocuklara ders vermeye başladıklarını aktardı. "Bizim için bir zevkti. 1-2 öğrenci gelmeye başladı. Bir baktık ki sanat eğitimi almak isteyen, çocuklarını sanata yönlendirmek isteyen o kadar çok aile var ki okul doldu" diye konuşan Hilmi, piyano dersleriyle sürecin başladığını, sonra da çocuk korosunu kurduklarını, bu gelişim sürecinin ardından da bale bölümünün açıldığını ifade etti. Okul merkezinin Girne'de olduğunu hatırlatan Hilmi, ilk açılmış olan bale bölümünün Lapta'da, diğer şubenin de Lefkoşa'daki şehir kulübü binasında yer aldığını söyledi.

GÖZLEM ÖZDEĞİRMENCİ

Kıbrıs Sanat, Müzik ve Bale Okulu Direktörü Gözlem Özdeğirmenci ise sürecin düşündüklerinden daha hızlı geliştiğini ifade ederek şöyle konuştu: "Çok öğrenci ve bölüm var. Birçok Avrupa ülkesinde, konservatuarlarda bulundum. Kıbrıs Sanat, bakır nefeslilerde oldukça gelişkin. Tuba bölümü bile var. Ankara Devlet Konservatuarı'nda sadece bir tane tuba öğrencisi vardı. Türkiye'de bile çok öğrenci barındıran bölüm değil. Bakır nefeslilerde çok ileri. Bale bölümü çok iyi gidiyor. Bu hızla devam edersek ileride konstervatuara dönüşmeyi düşünüyoruz".

CEREN SÖKMEN...

Dans Eğitmeni Ceren Sökmen de konuşmasında yapısal olarak çocuklara düşkün olduğundan dolayı Kıbrıs Sanat'ta çalışmanın kendisini mutlu ettiğini ifade etti. Herkesin bale yapabileceğine ancak mutlaka profesyonel balerin ve balet olmalarının beklenmemesi gerektiğine değinen Sökmen, "Başta hobi şekilnde gidiyor ancak yetenekli öğrenci varsa ekstra eğitim ile konservatuar sınavlarına hazırladığımız öğrenciler var. 3-3.5 yaş arasında eğitime başlıyoruz, 40 yaş civarında olan bale öğrencimiz var. Yetişkin balesi de var. Kendilerini Gösterilere de dahil ediyoruz" dedi.

Gözlem Özdeğirmenci de enstrümana başlama yaşının eskiden daha yüksek olduğunu hatırlatarak, günümüz koşullarında 4-5 yaştan itibaren başlandığını ve bunun enstrümana göre değiştiğini, nefesli çalgılarda biraz daha ileri yaşların tercih edildiğini, vurmalı ve yaylı çalgılarda da ortalamanın 5 yaş olduğunu ifade etti. Daha çok grup olarak ön müzik çalışmaları yaptıklarının ve beş yaşından sonra yetenek hangi yöndeyse ona göre gelişimin sürdürüldüğünün altını çizen Özdeğirmenci, "5-9 yaş arası öğrenciler daha başarılı, algıları kuvvetli ve yetenekleri daha ileri düzeylere getirilebilir durumda. Mozart, Beethoven, Brahms'ın hayatını masal gibi anlatan kitaplar, CD'ler var, onlar alınabilir ve devamlı bu müzkileri dinletebilirsiniz. Duymaya alıştıktan sonra çalması çok daha kolay olacaktır" diye konuştu.

HİLMİ: "ÜLKEM İÇİN AYNI TEMPODA SANATSAL KATKIYA DEVAM EDERİM"

Aynı zamanda KKTC'nin Bavyera Fahri Kültür Ateşesi olan Turgay Hilmi ise yaşadığı süreci anlatarak, 1984 yılında ülkeye ilk kez 60 kişilik bir orkestra getirdiğini, aynısının bir sonraki yıl da tekrarlandığını, o dönemin koşullarında 60 kişinin Almanya'dan KKTC'ye gelmesinin çok önemli olduğunu kaydetti. Hilmi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"1991 yılında 'bu kadar uğraşıyorsun, senin için yapabileceğimiz birşy var mı?' dediler ve konuşma sırasında fahri kültür ateşeliği önerildi, bakanlar kurulu kararıyla da 1991'de bu görevi bana verdiler. Bu görevi bana verdikleri için yapmıyorum. Bunu vermeseler bile yine ülkem için aynı tempoda sanatsal katkıyı tüm çevremle birlikte ülkeme taşıyıp ülkemin bundan faydalanmasını sağlamak istiyorum. Önemli olan isimler değil, insanın içindekidir".

"ÜLKEDE SANATA VERİLEN DEĞER SIFIR!"

Yurtdışında tanınmamış bir devleti temsil etmenin zorlukları olduğuna dikkat çeken Hilmi, "Ancak yurtdışında sanata ülkemizden daha çok değer veriliyor. Ülkede sanata verilen değer sıfırdır. Yurtdışında ise Turgay Hilmi, bir sanatçı olarak gidip bir bakanın kapısını çaldığında, bakan ayağa kalkar. Verdikleri değer budur. Ben de o Sayın Alman Bakan'a rica ettiğimde bunuyerine getirir, etkinliği himayelerine alır. Sanat, kapıları açıyor. Ben sanatçı kişiliğimi de kültür ateşeliğime katarak istediğim yere girebiliyorum, istediğim politikacıyla konuşabiliyorum, istediğim yardımları ülkemize getirebiliyorum".

AMBULANS MÜJDESİ

Nürnberg eyalet yetkilisiyle bir araya geldiğini söyleyen Hilmi, Nürnberg'den KKTC'ye bir ambulans bağışı yapılacağını, formalitelerin tamamlanmasıyla mayıs ayına kadar ambulansın ülkeye geleceğini duyurdu.

"GUİNNESS REKORLAR KİTABI'NA GİRMELİYİZ"

Devletin sanata yeterli değeri vermediği eleştirisinde bulunan Hilmi, şöyle konuştu:

"Senfoni orkestrasının 3 personeli var. Orkestranın senfoni çalması lazım. Adı var sadece. Guinness Rekorlar Kitabı'na girebilir, dünyada adı olup elemanları olmayan tek orkestra bizdedir. Projelerim var, Orkestra ile ilgili kaç defa öneriler getirdim, maalesef hiçbir makam bir reaksiyon göstermedi. Bir festival yapılıyor, bu nasıl yapılıyor? Festival organizatörü gidiyor ve sponsor bulabilmek için kapı eşiklerini aşındırıyor, sanatçıları ödeyemiyor ve festival yapmak ülkeye kalıcı çözüm bulmak değildir. Ben kalıcı bir orkestra istiyorum. Festivaller tabii ki yapılsın ancak kalcı çözüm değil. Bu bir ayıptır. Herşeye para var, herşey destekleniyor, gözümüzün önünde orkestra sadece adıyla kalıyor".

Gözlem Özdeğirmenci ise konuşmasına okul çalışmalarıyla ilgili bilgi vererek devam etti. Özdeğirmenci, konservatuarın sadece belli bir yaşa hitap etmediğini, 12 yaştan sonra başlayan bir eğitim olduğunu, öğrencilerin ise Kıbrıs Sanat'ta 12 yaş öncesi hobi olarak bir enstrümana başladıklarını kaydetti. Özdeğirmenci, "Çok yetenekli, profesyonel eğitim almış olan Kıbrıslıları orkestra kurulsa buraya çekebilirdik" diye konuştu.

Dans eğitmeni Ceren Sökmen de bale çalışmalarına değinerek şunları kaydetti:
"3-4 yaş arası daha oyuna yakın, temel hareketleri gösteriyoruz. Esnemeyi öğretiyoruz. İlk amaç baleyi sevdirmek. Yaş ilerledikçe daha teknik hareketler öğretiyoruz. Konservatuar olmadığı için öğrencileri yurtdışına yönlendiriyoruz".

Okulda keman, viola, trompet, trombon, korno, piyano, gitar (klasik-elektro-bas), bateri ve koro olduğu bilgisini paylaşan Özdeğirmenci ise okul bünyesinde faaliyet gösteren resim bölümü, folklor bölümü şan bölümü ile klasik bale ve modern dans konularında bilgi verdi.

29 Ocak'ta saat 11.00'de Meral Eroğlu'nun himayelerinde Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi yararına bir konser düzenleneceğini duyuran Turgay Hilmi de, halkın katılım sağlamasını istedi. Kıbrıs Sanat çocuklarının verdiği konserlerde toplanan yardım miktarının 90 bin TL olduğu bilgisini de paylaşan Hilmi, bu paranın çeşitli sosyal kuruluşlara paylaştırıldığını kaydetti.

Kıbrıs Sanat'ın üç şubesi bulunuyor. Kıbrıs Sanat'a 0392 816 00 39'dan Pazar günleri dahil saat 19.30'a kadar her zaman ulaşılabilir. Daha fazla bilgi ise www.kibrissanat.com adresinden edinilebilir.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.