EKONOMİ & FİNANS
okuma süresi: 8 dak.

Saydam: “Naçizane önerim, seçimin ertelenmesi”

Saydam: “Naçizane önerim, seçimin ertelenmesi”

Ekonomist Mehmet Saydam, TL’nin döviz karşısındaki tarihi değer kaybının KKTC’ye etkilerini değerlendirdi, önerilerini sundu ve “Euro’ya geçiş” ile “kur sabitleme” ile ilgili görüşlerini aktardı.

Yayın Tarihi: 24/11/21 12:16
okuma süresi: 8 dak.
Saydam: “Naçizane önerim, seçimin ertelenmesi”
Özel Haber
A- A A+

Ekonomist Mehmet Saydam, Türk lirasının döviz karşısındaki tarihi değer kaybının KKTC’ye etkilerini, Kıbrıs Postası TV’de Gökhan Altıner’in sunduğu “Sabah Postası” programında değerlendirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ezelden beri dış açığının bulunduğunu söyleyen Saydam, şöyle devam etti:

“Bunu kapatmak için 2000’li yıllarında başında faiz politikaları uygulandı, olumlu sonuçları da oldu, sonra iç olumsuzluklar bunu etkiledi… Sonra Devlet bir plan kurdu. Bu bir para politikası. Dış borcun kapatılması adına ülkeye döviz girmesi gerek. Bunu da kur üzerinden sağlıyor. İhracatın artması için TL’yi değersizleştirip, yurtdışındaki insanları ülkeye çekiyor. 1 Euro’nun 14 TL’ye tekabül etmesi, örneğin Avrupa’da yaşayan bir kişinin işine geliyor. İhracat arttırılıyor, üretim artıyor, döviz geliyor, dış borcun kapatılması hedefleniyor. Ama bu çok tehlikeli bir oyun. Türkiye’deki pek çok ekonomist, bu politikanın ülkeye olumsuz etkileri olacağını anlatıyor. Çünkü Türkiye’de üretimin hammaddesi ithal olarak geliyor. Döviz artıyor, ucuzlayan sadece iş gücü oluyor. Ekonomistler mevcut durumu ‘serbest düşüş’ olarak yorumluyor.”

Faiz oranlarının aşağıya baskılandığı sürece dövizin artacağının belli olduğunu, çünkü yatırımcının parasını faizin yüksek olduğu yerlerde değerlendirmek istediğini vurgulayan Saydam, “Yatırımcılar, AB veya ABD’de düşük faiz oranları nedeniyle paralarını Türkiye’de değerlendiriyorlardı” dedi.

“BU KRİZİN KKTC’DE YÖNETİLEBİLMESİ İÇİN ACİL HAMLELER YAPILMASI GEREKİYOR”

Bu durumun KKTC’ye etkisini değerlendiren Saydam, “Bu krizin KKTC’de yönetilebilmesi için acil hamleler yapılması gerekiyor. Oturalım da çalıştay yapalım da değerlendirelim gibi bir vaktimiz yok” dedi.

“NAÇİZANE ÖNERİM; SEÇİMLER ERTELENSİN”

Acil hamlelere ilişkin bazı önerilerde bulunan Saydam, “Benim naçizane önerim; 23 Ocak erken genel seçim tarihinin ertelenmesi ve ülkedeki en büyük iki partinin yer alacağı geniş tabanlı bir hükümetin kurulmasıdır. Mili mutabakat hükümeti kurulmalı” ifadelerini kullandı.

DOMİNO TAŞI… “İŞSİZLİK ARTACAK”

Ülkenin seçim havasıyla geçip gidecek bir dönem yaşamadığını söyleyen Saydam, ekonomiyi bir domino taşına benzeterek, yaşanması muhtemel olaylar zincirini şöyle anlattı:

“Bu süreci atlatmak, siyasilerin halka borcudur. Halka sahip çıkmaları gerek. Ekonomi, domino taşı gibidir. Dövizin arttığı bu süreçte 23 Ocak’ta seçim olacak, 24 Ocak’ta yeni hükümet kurulacak, hemen ardından da sendikalar, asgari ücretin artması çağrısıyla sokağa inecek. Asgari ücretin yüzde 20 oranında artması halinde, özel sektörde istihdam durdurmaları başlayacak. Çünkü özel sektör bunu kaldıramaz. İşsizlik artacak, asgari ücrete gelen zam oranında hayat pahalılığı artacak, bu kapsamda da kamu maliyesinin maaş yükü artacak. Sonuç olarak hem özel sektörün küçülmesinden hem de kamu maliyesinin yükünün artmasından dolayı devlet zarar görecek.”

“ARAYA SEÇİM YASAKLARI GİRECEK, HİÇBİR ADIM ATILMAYACAK”

Sözünü ettiği olaylar zincirinin yaşanmaması için, siyasiler arasında konsensüsün oluşması gerektiğinin altını çizen Saydam, “Önümüzde seçime kadar 2 aylık bir süreç var. Bu süreçte siyasiler, parti toplantılarında, sokakta oy peşinde olacak. Araya zaten seçim yasakları girecek, hiçbir adım atılamayacak” dedi.

ÖNERİ…

Krizin KKTC’de en az ölçekte hissedilmesi için yapılması gereken acil hamleleri örneklendirmeyi sürdüren Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yabancı yatırımcıyı bu ülkeye getirmemiz lazım. Yabacılar bu ülkede bir dönüm ev veya arazi alamaz. İnşaat şirketleri, binlerce evi tek tek kime satacak? Bırak alsın insanlar. Sonuçta bu binayı evi sırtına alıp başka yere mi götürecek? Örneğin İskele bölgesindeki inşaatlarımız sürekli AB’deki, Dubai’deki, İstanbul’daki fuarlarda tanıtılıyor ve çok büyük ilgi görüyor.  Ev fiyatları ülkemiz şartlarında yüksek görünse de, yurtdışından gelen biri için ucuz. Yabancıların konut almasını engelleyen yasağın derhal kaldırılması gerekiyor. En basitinden bu uygulamayla gelecek kaynak iç piyasayı ayaklandırabilir.”

“YERLİ ÜRETİME TEŞVİK ÖNEMLİ AMA ÜRETTİĞİNİ KİME SATACAKSIN? DAĞA, TAŞA MI?”

“İhtiyaç, yatırım ve nüfus” diyen Saydam, “Evet, üretim önemli. Yerli üretime teşvik önemli. Ama ürettiğini kime satacaksın? Dağa, taşa mı? Pandemi sürecinde nüfus yüzde 60 oranında azaldı. Tüketimi arttırmak için nüfusun artması gerek. Turizmde, eğitimde hızla nüfusu arttıracak politikalar üretilmesi lazım. Çok şanslıyız ki tüm sınır kapılarımız açık” şeklinde konuştu.

“AYNI GEMİDE DEĞİLİZ… AYNI DENİZDEYİZ”

Sözünü ettiği adımların atılması için hükümetin radikal kararlar alması gerektiğini, çoğunluğa sahip olmayan bir hükümetin muhalefetle Meclis’te savaşarak hiçbir adım atamayacağını vurgulayan Saydam, “3 gün sonra seçim yasakları başlıyor. Ne yapacağız? Siyasilerin bir sözü vardır; ‘hepimiz aynı gemideyiz’ şeklinde… Hayır, hepimiz aynı gemide değiliz; aynı denizdeyiz. Bazılarımız kulaç atarak hayatta kalmaya çalışıyor, bazılarımız yat ile balıkçı gemisi ile…” ifadelerini kullandı.

KUR SABİTLEMENİN ETKİSİ NE OLUR?

Kur sabitleme gibi bir olasılığın, ekonomiye etkisini değerlendiren Saydam, “Örneğin 100 Dolarlık bir mal ithal ettiğinizde, devlete KDV, fon ve stopaj ödersiniz. Devlet ileriki süreçte KDV ile stopajı size iade eder. Mesela kuru 9 TL’ye sabitlediniz. Devletin iadeleri, size yüzde 10 bandında bir düşüş sağlar. Ama malın gerçek fiyatına herhangi bir şey yansımaz. Yani siz 100 dolara aldığınız malın etiket fiyatını, 100 doların altına çekmezsiniz. Öte yandan yıl sonu geldiğinde devlet sizden kur üzerinden vergisini de alır” şeklinde konuştu.

RESMİ PARA BİRİMİ OLARAK EURO’YA GEÇİŞ MÜMKÜN MÜ?

Son günlerde gündeme gelen “Resmi para birimi olarak Euro’ya geçiş mümkün mü?” sorusunu da yanıtlayan Saydam, şöyle devam etti:

“Euro’ya geçmek için, Merkez Bankası’nda kaynak yaratmak gerekir. Örneğin 5 milyar Euro’ya ihtiyaç duyarsınız. Bu kaynağı size kim verir? Diyelim ki birileri verdi ve bu parayı Merkez Bankası rezervlerine koydum. Kamuyu dışta bırakın, özel sektörün yüzde 65’i yabancı uyruklu. Bu insanlar bu ülkeye para kazanmak için geldi. Siz çalışana 1000 Euro verdiniz, 900’ünü yurtdışında ailesine gönderir, 100’ünü cebinde tutar. Türkiye’den gelenlerin de Euro harcama durumu yok. 6 ay sonra elinizde rezerv kalmaz, erir. Sonra Euro’yu nereden bulacaksın? Gidip IMF’den mi gidip borçlanacaksın?”

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör