Gazeteci Çiftçioğlu: "Kıbrıs'ta, barış aktivistliği ile barış gazeteciliği karıştırılıyor"

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

Gazeteci Çiftçioğlu: “Kıbrıs’ta, barış aktivistliği ile barış gazeteciliği karıştırılıyor”

Gazeteci Çiftçioğlu: “Kıbrıs’ta, barış aktivistliği ile barış gazeteciliği karıştırılıyor”

“Kıbrıs’ın kuzeyinde barış gazeteciliği yaptığını iddia edenler çoğunlukla barış aktivistliği ile barış gazeteciliğini birbirine karıştırıyor” diyen gazeteci, yazar ve yönetmen Çiftçioğlu, “Kıbrıs’ın ne kuzeyinde ne de güneyinde kurumsal olarak barış gazeteciliği yapıldığını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Çiftçioğlu: “Kıbrıs’ta, barış aktivistliği ile barış gazeteciliği karıştırılıyor”
banner
A- A A+

Kıbrıs Postası - ERTUĞRUL SENOVA

Ödülden ödüle koşan ‘Kısmet’ adlı kısa filmin yönetmenlerinden ve aynı zamanda “Barış Gazeteciliği: Kıbrıs'taki Gazeteciler için Pratik El Kitabı” adlı eserin yazarı Vasvi Çiftçioğlu, Kıbrıs Postası’na verdiği demeçte, “barış gazeteciliği” kavramının ne demek olduğunu ve bu kavramın Kıbrıs’ta kullanılıp, kullanılamadığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çiftçioğlu, aynı zamanda 20 yıldır gazetecilik mesleği ile uğraşıyor ve son 16 yıldır da adanın güneyinde iki toplumlu ve iki dilli televizyon programları için çalışıyor.

KAVRAM NASIL DOĞDU?

İlk olarak kavramın nasıl doğduğuna kısaca değinen Çiftçioğlu şöyle konuştu:

Barış gazeteciliği, 1990’da patlak veren Körfez Savaşı’nın televizyonlarda canlı yayınlanmasıyla birlikte, akademik çevrelerde medya-savaş ilişkisinin sorgulanmasıyla doğan bir kavram. Kavramın fikir babası, dünyaca ünlü akademisyen Johan Galtung. Barış Gazeteciliği ilk kez 1997 yılında İngiltere’de Johan Galtun tarafından bir grup akademisyen ve gazeteciye tanıtıldı. İki eski gazeteci Jake Lynch ve Annabel McGoldrick tarafından 2005 yılında yayımlanan “Barış Gazeteciliği” adlı kitapla birlikte dünya genelinde popüler bir kavram oldu.”

“AKLINIZA SADECE KIBRIS SORUNUNUN HABERLEŞTİRİLMESİ GELMESİN”

Barış Gazeteciliği kavramının tanımını yapan Çiftçioğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Barış Gazeteciliği editörler ve muhabirlerin, haberleri hazırlar ve sunarken, toplumu uzlaşmazlıklar hakkında şiddet içermeyen tepkiler ortaya koyma hususunda düşünmeye sevk edecek seçimler yapmasıdır.

Yani Barış Gazeteciliği, haberler aracılığıyla çatışmaları körüklemek yerine, uzlaşmazlıkları daha şeffaf hale getirmeyi, barışçıl çözümlere daha çok yer vermeyi hedefleyen bir akım. Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi haberler genellikle kötü olayları, çözümsüzlükleri, sıkıntıları ön plana alıyor, işte barış gazeteciliği biraz da bunu kırmaya yönelik bir yaklaşım. Ayrıca belirtmekte fayda görüyorum, barış gazeteciliği denince lütfen aklınıza sadece Kıbrıs sorununun haberleştirilmesi gelmesin. Barış gazeteciliği uzlaşmazlığın olduğu tüm konuları haberleştirirken faydalanılabilecek bir yaklaşımdır…”

“BARIŞ YANLISI BİR GAZETECİ, OTOMATİK OLARAK BARIŞ GAZETECİSİ OLMAZ”

Çiftçioğlu, “Sizce Kıbrıs’ta gerçek anlamıyla barış gazeteciliği yapan kurum kuruluş var mı?” sorusunu ise şöyle yorumluyor:

Bu soruya yanıt vermeden, barış gazeteciliği ile ilgili çok önemli olduğunu düşündüğüm bir yanlış anlamayı belirtmek istiyorum. Barış yanlısı bir gazeteci olmak kişiyi otomatik olarak barış gazetecisi yapmaz. Daha spesifik konuşacak olursak, Kıbrıs’ta federal çözümden yana olmak ya da Kıbrıs sorununun çözülmesini istemek sizi ne yazık ki barış gazetecisi yapmaz. Barış gazeteciliğini, barış savunuculuğu veya barış aktivistiği ile karıştırmamak lazım. Barış gazeteciliği araştırmacı ve profesyonel bir habercilik şeklidir. Bu anlamda baktığımızda Kıbrıs’ın kuzeyinde barış gazeteciliği yaptığını iddia edenler çoğunlukla barış aktivistliği ile barış gazeteciliğini birbirine karıştırıyor. Kıbrıs’ın ne kuzeyinde ne de güneyinde kurumsal olarak barış gazeteciliği yapıldığını düşünmüyorum. Bireysel olarak öteki toplumu kötülemeyen ya da Kıbrıs’ta toplumların birbirinin acılarını daha iyi anlamasını sağlamaya yönelik haberler yapan ve barış gazeteciliği ile ilişkilendirebileceğimiz Sevgül Uludağ var. Güneyde, Andreas Paraskos var, PIK’te yayınlanan ve benim de çalıştığım iki dilli/iki toplumlu “Mazi/Birlikte” programı var.”         

BARIŞ GAZETECİLİĞİ: KIBRIS'TAKİ GAZETECİLER İÇİN PRATİK EL KİTABI

“Barış Gazeteciliği: Kıbrıs'taki Gazeteciler için Pratik El Kitabı” adlı çalışmasından bahseden Çiftçioğlu, konuşmasını şöyle sürdürüyor:

“Ben 2017 yılında Avrupa Birliği tarafından fonlanan “Sesini Yükselt Haklarını Savun” adlı küçük hibe programından faydalanarak, Türkçe, İngilizce ve Yunanca olarak üç dilli bir dijital kitapçık hazırladım. “Barış Gazeteciliği: Kıbrıs’taki Gazeteciler için Pratik El Kitabı” bu kitabın dijital versiyonuna peacejournalismcy.net adlı internet sitesinden ücretsiz olarak erişmek mümkün. Bu kitabın revize edilmiş yeni versiyonunu da Basın Emekçileri Sendikası BASIN-SEN’in katkılarıyla basmaya hazırlanıyoruz. Bu yıl içerisinde üç dilli olarak basılacak olan kitap, gazetecilere ve ilgilenenlere ücretsiz olarak dağıtılacak.”

“MOTİVASYON KAYNAĞIM, BARIŞ GAZETECİĞİNİN KIBRIS’TA DOĞRU ŞEKİLDE YAYGINLAŞMASINA ÖN AYAK OLMAK”

Kitabı yazmasındaki asıl amaçtan söz eden Çiftçioğlu, şöyle devam ediyor:

Ben yaklaşık 20 yıldır gazetecilikle uğraşıyorum ve son 16 yıldır da adanın güneyinde iki toplumlu/iki dilli televizyon programları için çalışıyorum. Tüm kariyerimi barış gazeteciliğine adadım. Doktora tezim 2011 yılında adada patlak veren doğalgaz krizinin Kıbrıs Türk ve Rum basınında nasıl yansıtıldığını konu alıyor. Barış gazeteciliğinin pratikte karşılaştığı sorunlarla yakından ilgileniyorum. Bu konu sadece akademisyenlere bırakılmayacak kadar ciddi. Sadece kitabi bilgilerle ezbere teoriler anlatmak yerine, mesleğin içinden insanların pratikte barış gazeteciliğinin nasıl uygulamaya konulabileceği konusunda kafa yorması gerekiyor. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum aslında... Teori ve pratiği doğru noktada buluşturmaya... Bu kitabı yazmamın arkasındaki en büyük motivasyon, Kıbrıs’ta da gazeteciler arasında barış gazeteciliğinin doğru şekilde yaygınlaşmasına ön ayak olmaktır. Özellikle barış aktivistliği ile barış gazeteciliğinin birbirine karıştırıldığına dikkat çekmek ve pratik şekilde barış gazeteciliğinin Kıbrıs’ta nasıl uygulanabileceğini anlatmak istedim.”

“MEDYANIN, DÜNYA GENELİNDEKİ ÇATIŞMALARI KÖRÜKLEDİĞİ PEK ÇOK OLAY VAR”

Barış gazeteciliği icra etmenin dünya genelindeki önemine değinen Çiftçioğlu, konuşmasını şöyle sürdürüyor:

Ne yazık ki, medyanın dünya genelinde çatışmaları, savaşları ve hatta katliamları körüklediği pek çok olay var. Ruanda’da mesela, 1994 yılında RTLM adlı radyo istasyonu neredeyse 1 milyon Tutsi’nin öldürüldüğü katliamda, en büyük azmettiricilerden biriydi. Örnekleri çoğaltmak mümkün, CNN gibi dünya çapında yayın yapan televizyonların Körfez Savaşları sırasında yaptığı yalan haberlerle, savaşa yön verdiğini çok iyi biliyoruz. Pek çok Afrika ülkesinde özellikle seçim dönemlerinde medyana gelen şiddet olaylarında medyanın rolü olduğunu gösteren çok sayıda akademik çalışma var. Dolayasıyla uzlaşmazlıkları şeffaf hale getirmeyi böylece, sorunların çözümü için şiddet içermeyen çözümler sunulmasına zemin hazırlamayı hedefleyen barış gazeteciliğinin daha çok gazeteci tarafından icra edilmesinin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.”

“DAVA GAZETECİLİĞİNİ BIRAKIP, BARIŞ GAZETECİLİĞİNE YÖNELMELİYİZ”

Barış gazeteciliği kavramının Kıbrıs için önemine de değinen Çiftçioğlu, şöyle devam ediyor:

“Kıbrıs basın tarihine daha yakından bakacak olursak şunu fark edeceğiz. Kıbrıs’ta yazılı basının ortaya çıkışı, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumları karşı karşıya getiren etnik kimlik ve milliyetçilik temelli toplumlararası uzlaşmazlığın fitilini ateşlemişti. İlk Kıbrıs Rum gazetelerinin, adanın Kıbrıslı Türk sakinlerini görmezden gelerek Enosis talebini gündeme getirmeleri, Kıbrıslı Türkler arasında endişelere sebep olmuş ve nitekim ilk Kıbrıs Türk gazeteleri Enosis fikrine karşı olarak yayınlanmıştı. Kıbrıs’ta basın her iki toplumda da milliyetçi fikirlerin yayılması için bir araç ve aracı olarak kullanılmıştı. Kıbrıs Türk ve Rum basını, bir evvelden beri Kıbrıs meselesinde taraf olmaktan da öte holigan vari bir tutum sergiliyor. Hem Kıbrıs Türk basını hem de Kıbrıs Rum basını, Kıbrıs sorununu sadece kendi toplumu açısından değerlendiriyor ve öteki toplumu hiçe sayan bir üslupla sadece kendi toplumunun çıkarlarını savunan yayınlar yapıyor. Böyle olunca “biz-onlar” kamplaşması kaçınılmaz oluyor. Yeşil Hat’tın diğer yanındaki toplum otomatik olarak “düşman” oluyor. Sevgili hocamız Bekir Azgın bunu “dava gazeteciliği” olarak adlandırıyor. Artık dava gazeteciliğini bırakıp barış gazeteciliğine geçmenin zamanı geldi. Bir de belirtmekte yarar var, dünyanın çoğu yerinde olduğu gibi Kıbrıs’ta da haberler hep politikacıların yada elitlerin söyledikleri ve yaptıklarıyla alakalı. Sıradan insanların ya da sivil toplumun sesi pek duyulmuyor, öteki toplumdan sıradan insanların sesi hiç duyulmuyor. Artık gazetecilerin ve medyanın bu kolaycılığı bırakması gerekiyor. Barış gazeteciliği, ‘elit odaklı’ değil ‘insan odaklı’ haberler yapmayı benimsiyor. “

“GAZETECİLER, HABERE KENDİ TOPLUMU ÇERÇEVESİNDEN BAKIYOR…”

Son olarak, barış gazeteciliği yapmanın; ekonomik şartlar ve medya patronları göz önünde bulundurulduğunda, günümüz şartlarında mümkün olup olmadığının sorulması üzerine, şöyle bir yorumda bulunuyor:

Karamsar bir tablo çizmek istemiyorum. Barış gazeteciliğinin önünde engeller var evet ama yapılması imkansız diye düşünmüyorum. Öyle düşünsem bu kadar çaba harcamazdım. Doğrudur ekonomik şartlar, gazete patronlarının ideolojik/politik çıkarları sadece barış gazeteciliği için değil genel anlamda gazetecilik için sıkıntı yaratıyor. Barış gazeteciliğinin önündeki en büyük engel, haber yaparken olaylara kendi toplumumuzun çerçevesinden bakmak. Suçlamak için söylemiyorum, kimse yanlış anlamasın. Ama tüm dünyada gazeteciler bir topluma doğuyor, o toplumun bakış açısıyla, tarihiyle, kültürüyle yetişiyor, sosyalleşiyor. O yüzden Kıbrıs sorunu ve/veya benzer sorunlara sadece “bizim” taraftan baktığını fark edemiyor. Bunları pratik yapa yapa aşmak mümkün. Umut var. Barış gazeteciliği daha çok meslektaşımız tarafından denendikçe, hem gazetecilerin hem okurların hem de patronların kafalarındaki sınırlar aşılacak. İyi gazetecilik yaptığını düşünen herkesin rahatlıkla barış gazeteciliğ yapabileceğine inanıyorum."

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer TOPLUM Haberleri