EĞİTİM
okuma süresi: 9 dak.

LAÜ Tarım Fakültesi akademisyenlerinin yeni makalesi Journal of Food Quality dergisinde yayınlandı

LAÜ Tarım Fakültesi akademisyenlerinin yeni makalesi Journal of Food Quality dergisinde yayınlandı

LAÜ Tarım Fakültesi akademisyenlerinin yeni makalesi Journal of Food Quality dergisinde yayınlandı

Yayın Tarihi: 14/08/20 16:52
okuma süresi: 9 dak.
LAÜ Tarım Fakültesi akademisyenlerinin yeni makalesi Journal of Food Quality dergisinde yayınlandı
A- A A+

Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Öğretim Üyelerimizden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Kahramanoğlu, aynı fakülteden öğretim üyemiz Yrd. Doç. Dr. Serhat Usanmaz ve Çinli akademisyenler Prof. Dr. Chunpeng Wan, Prof. Dr. Chuying Chen, Dr. Muhammad Farrukh Nisar ve Dr. Jinyin Chen ile birlikte hazırladıkları “Işık: Turunçgillerde Fungus Kaynaklı Hasat Sonrası Çürümelere Karşı Alternatif Fiziksel Yöntem” başlıklı makaleleri “Journal of Food Quality” dergisinde yayınlandı.

Yayın ile ilgili bilgi veren Kahramanoğlu, araştırmanın çıkış noktasının pandemi döneminde bilim dünyasında çokca tartışılan “ışığın Covid-19 üzerine olan muhtemel etkileri” olduğunu belirtti. Bu bağlamda, uzmanlık alanları olmadığı için Covid-19 ile ilgili bir araştırma yapmadıklarını ancak bu tartışmadan yola çıkarak ışığın hasat sonrası meyve muhafazasında çok önemli etkileri olduğunu ortaya koyduklarını belirtten  Kahramanoğlu, derleme şeklinde yapılan araştırma, özel olarak turunçgillerde hasat sonrası çürümelere yol açan yeşil küf (Penicillium digitatum) ve mavi küf (Penicillium italicum) ile gerçekleştirildiğini ve elde edilen sonuçlar ışığın farklı dalga boylarının meyveler ve funguslar üzerinde farklı etkileri olduğununun  ortaya konulduğunu ifade etti.

TURUNÇGİLLER İNSAN BESLENMESİNDEKİ EN ÖNEMLİ MEYVELERİN BAŞINDA GELİYOR

“Rutaceae familyasının bir üyesi olan turunçgiller (portakal, altıntop, limon, lime, mandarinler), 2018 yılı FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre dünya üzerinde 140 farklı ülkede yaklaşık 9.7 milyon hektar (KKTC’nin 29 katı) üretim alanı ve 138.5 milyon ton ürün ile, en çok üretilen meyveler arasında ilk sırada yer almaktadır” diyen Kahramanoğlu, ülkemizin en önemli ihraç ürünleri arasında yer alan turunçgillerin, insan beslenmesinin yanı sıra dünya ekonomisi üzerinde de önemli bir etkiye sahip olduğunu ifade etti. Kahramanoğlu “Turunçgillerin üretimi, hasat, muhafaza, taşıma, işleme ve pazarlama aşamalarında milyonlarca insan çalışmakta ve önemli bir para el değiştirmektedir. Turunçgilleri insanoğlu için önemli kılan en değerli özelliklerinden birisi yüksek vitamin (özellikle C), mineral ve antioksidan özelliği, bir diğeri ise çok geniş kullanım alanıdır (meyve, meyve suyu, gıda sanayi, ilaç yapımı, kozmetik, v.s.). fakat tüm bu faydalı özelliklerinin yanı sıra turunçgiler yüksek su içerikleri ve biyokimyalarının bir sonucu olarak mikrobiyal patojenlere (hastalıklar) karşı çok hassastırlar. Çeşitli araştırmalar, turunçgil meyvelerindeki hasat sonrası kayıpların %50’nin üzerinde olabileceğini, ve bunun ana etmenlerinin de yeşil küf (Penicillium digitatum) ve mavi küf (Penicillium italicum) olduğunu ortaya koymaktadır”dedi. Kahramanoğlu onca emek, doğal kaynak (su, toprak, v.s) ve para kullanılarak üretilen ürünlerin yarısının pazarlanamıyor olması, sadece bu işi yapanlar için değil, tüm dünya için önemli bir sorun olduğu belirtti.

TARIMSAL KİMYASALLAR KABUL EDİLEBİLİRLİKLERİNİ KAYBEDİYOR

Kahramanoğlu yaptığı açıklamada, özellikle de hastalık kaynaklı hasat sonrası kayıpların önlenmesi için üreticiler ve işletmeler tarafından en çok tercih edilen yöntemin tarımsal kimyasallar (fungisitler) olduğunu belirterek, hastalıkların neden olduğu hasat sonrası kayıpların boyutu düşünüldüğü zaman, başarılı sonuçlar veren kimyasalların bilimsel veriler ışığında kontrollü, kayıtlı ve doğru şekilde kullanılmasında bir zarar olmadığına, buna karşın yanlış uygulamaların gerek kimyasal kalıntıya gerekse hastalıklarda dayanıklığa neden olduğunu belirtti.

Kahramanoğlu “son yıllarda sadece turunçgil muhafazasında değil, diğer tarımsal aktivitelerde de kullanılan kimyasalların, tespit edilen çeşitli olumsuz etkileri yüzünden tüketiciler tarafından kabul edilebilirliğinin düştüğü görünmektedir. Bunun en önemli sonuçlarından birisi de, gıdalardaki kabul edilebilir maksimum kalıntı seviyelerinin (MKS) düşürülmesi olmuştur. Sonuç olarak da, bilim dünyası özellikle de 2000’li yılların başından beri yüzünü alternatif yöntemlere dönmüştür. Bugüne kadar yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, yaygın olarak bilinen yöntemlerin yanı sıra sıcak su, sıcak hava, bitkisel yağ, bitki ekstratı, yenilebilir film, çeşitli tuzlar, bitki kaynaklı ikincil bileşikler, nanomateryaller ve ışığın hasat sonrası kayıpları önlemede önemli etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu yöntemlerin tümü, tarımsal kimyasallarda olduğu gibi belirli doz ve sürelerde uygulandıkları zaman etkili olmakta, ve bu dozlar da türler arasında önemli farklılıklar göstermektedir” dedi.  

IŞIK MEYVELERİ İKİ ŞEKİLDE KORUYOR

Kahramanoğlu makalede bahsedilen ışığın etkileri hakkında  değerlendirmede bulundu;  

“Güneşin ışığı, bilim adamları tarafından yeryüzündeki yaşamın kaynağı olarak kabul edilmektedir. Güneşin uzaya akan ışık radyasyonu, gezegenimizi ısıtır ve en çok bilinen fotosentez dahil olmak üzere birçok kimyasal, biyokimyasal ve fiziksel süreçte temel rollere sahiptir. Işığın tüm aralığı, uzun radyo dalgalarından gama (γ) ışınlarına kadar değişen elektromanyetik spektrum olarak adlandırılır. Enerji ve dalga boyunun ters bir ilişkiye sahip olduğu bilinmektedir, burada dalga boyu azalırken enerji artar. İnsan gözü tarafından görülebilen ışığın spektrumu yalnızca küçük bir bölümü oluşturur. Görünür spektrumun sağ tarafı, düşük enerjisi nedeniyle genellikle tehlikeli değildir, görünür spektrumun sol tarafı ise (ultraviyole "UV" ışınları, X ışınları ve gama ışınları) aşırı yüksek enerjisi nedeniyle birçok canlı organizmaya zararlı olarak sınıflandırılır” diyen Kahramanoğlu, ancak bu spektrumun çoğunluğu, görünür ışık, mikrodalgalar ve radyo ışığının yanı sıra bir miktar kızılötesi ve ultraviyole ışık haricinde atmosfer tarafından (öncelikle CO2, H2O ve O3) emilir ve dünyamıza ulaşmaz dedi.

Kahramanoğlu, çalışmada gıdaların korunmasında rolü olan farklı ışık spektrumlarının rolünü ayrı ayrı başlıklar altında incelediklerini. Makalede ayrıntıları ile anlatılan bu mekanizmaların temelde iki gruba ayrıldığını ve bunlardan birincisinin ışığın meyvelerdeki bazı enzimleri harekete geçirerek onları hastalıklara karşı dayanıklı hale getirdiğini, ikinci yöntem ise, ışığın direk olan hastalıkları hedef alan ve hücre yapılarına zarar veren özelliği olduğunu ifade etti.

Tüm bu özellikleri ile ışığın faydalarının ve olası zararlarının derlendiği makalenin, diğer bilim insanı ve araştırmacılara ışık tutacağına inandığını belirten Kahramanoğlu, yakın zamanda ışığın fungus mücadelesinde kullanılacağı endüstriyel sistemlerin yaygın bir şekilde kullanılmasını beklediğini de belirtti.

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberi Facebook'ta gör