EĞİTİM
okuma süresi: 7 dak.

Eğitim Uzmanı Binnur Kırmızı’dan ‘sosyal devlet’ konulu yazı: “Krizin görünmeyen mağdurları; çocuklar...”

Eğitim Uzmanı Binnur Kırmızı’dan ‘sosyal devlet’ konulu yazı: “Krizin görünmeyen mağdurları; çocuklar...”

GAÜ Girne Koleji Franchise Koordinatörü, Çocuk Gelişimi ve Eğitim Uzmanı Binnur Kırmızı, çocuklar için “Sosyal Devlet” anlayışıyla birtakım politikalara yer verilmesi ve öncelikli hale getirilmesini vurguladığı bir yazı kaleme aldı.

Yayın Tarihi: 27/02/21 11:45
okuma süresi: 7 dak.
Eğitim Uzmanı Binnur Kırmızı’dan ‘sosyal devlet’ konulu yazı: “Krizin görünmeyen mağdurları; çocuklar...”
A- A A+

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Girne Koleji Franchise Koordinatörü, Çocuk Gelişimi ve Eğitim Uzmanı Binnur Kırmızı, kaleme aldığı yazısında, Ruh Sağlığı ve Çocuk Gelişiminin, Eğitim Uzmanlarının ve Sağlık çalışanlarının bulunduğu farklı disiplinlerden oluşan, Ülkemizde sayısı azımsanmayacak kadar olan Üniversitelerimizin de alanlarla ilgili komitelerine yer verilen “Aile Destek Merkezi”, “Psikososyal Destek Hizmetleri” vb oluşumların hayata geçirilip işlevsel hale getirilmesi ve sürekliliği için yasallaştırılması gerektiğini vurguladı.

KIRMIZI: “UZUN VADEDE BU KRİZİN EN GÖRÜNMEYEN MAĞDURLARI ÇOCUKLARIMIZ”

Kırmızı, 1 yıl önce hayatlarımıza birden bire girerek sadece filmlerden ve romanlardan ibaret olan ve tarihte benzeri görülmemiş bir kriz olan Covid-19 Pandemisi ile mücadelenin halen devam etmekte olduğunu belirterek şunları söyledi;

“Covid-19 Pandemisi, hem bireysel, hem toplumsal, hem de evransel boyutta bir mücadele. Kuşkusuz ki en riskli grup yaşlılar olarak nitelendirilse de; uzun vadede bu krizin en görünmeyen mağdurları çocuklarımız.

Psikososyal yönden büyük bir risk altında olanlar olarak, dolaylı yönden yaşadıkları ve açıklayamadıkları bu belirsizlik ve stres yaratıcı durumlar onların “ruhsal iyilik” hallerini olumsuz yönde etkilemekte.

Yetişkinlikteki fiziksel ve zihinsel sağlığın çocukluk döneminin en önemli evresi olan bu kırılgan dönemde yaşananlara bağlı olarak, uzun süreli risklerin etkilerini ileride gösterecektir. Bu yüzden krizin görünmeyen mağdurları olarak çocuklarımızın psikososyal durumları ciddiyetle ele alınacak kadar önem taşımaktadır.

EVDE İZOLE HALDEYKEN NASIL RİSK ALTINDA OLDUKLARINI ANLATABİLMEK İÇİN BİRÇOK FAKTÖR SAYABİLİRİZ

Bugün ailelerin izole olmaya dayalı yaşadıkları maddi sıkıntılar; buna bağlı olarak ebeveynlerdeki strese bağlı tahammülsüzlük, ruhsal bozukluklar ve çocukların şiddete ve istismara maruz kalma durumları…

Yine buna dayalı olarak sağlıklı gelişimleri için en önemli unsurlardan biri olan; sağlıklı beslenmenin kalitesinin düşmesi, aileden birinin enfekte olması, çocuğun enfekte/temaslı olması, aileden birinin bu süreçte Hastane deneyimi yaşaması, çocuktan uzak kalması, aile yakınlarından ya da yakın çevreden birinin kaybı, okuldan uzak kalmaları, arkadaş ortamlarından uzak kalmaları, sağlıkçı bir ebeveynin çocuğu olması…

Bunların yanında; Pandemi sürecinde çalışan ebeveyn sahibi olması ve evde tek başına, istenmeyen ihmale maruz kalması, çevirimiçi eğitim nedeni ile internet ve sosyal ağlar üzerinde bulunmayan yasal düzenleme ve denetleme olmaması nedeni ile dışsal istismara uğrayabilmesi, alan daralması ve kısıtlaması yaşaması, evde izole haldeyken nasıl risk altında olduklarını anlatabilmek için daha birçok faktör sayabiliriz.

Tüm bunlar çocuklarımızda ciddi boyutlarda hasara yol açabilecek; özellikle de psikososyal  açıdan olumsuz etkiler yaratabilecek durumlardır ve çocuklarımızda; korku, kaygı, endişe, agresif tutumlar, uyku bozuklukları, iştah azalmaları, odaklanamama, sebepsiz stres halleri gibi durumlar yaratmaktadırlar.

AİLE İÇİ OLUMLU VE İYİ BİR İLETİŞİMİ OLMAYAN ÇOCUKLAR, BİRTAKIM KALICI PSİKOSOSYAL BOZUKLUKLARLA KARŞI KARŞIYA KALABİLMEKTEDİRLER

Özellikle aile içi olumlu ve iyi bir iletişimi olmayan çocuklar, duygularını paylaşamadıkları için; kaygı ve endişelerini paylaşamadıklarından bu belirsizlik durumlarından kendi başlarına başa çıkmaları gerektiğini düşünerek, daha çok karamsarlık ve birtakım kalıcı psikososyal bozukluklarla karşı karşıya kalabilmektedirler.

Tek sosyal dünyaları internet ve sosyal ağlar olan çocuklarımız, orada da güvende değildirler. Dolayısıyla sürecin en büyük mağdurları onlardır. Tüm bu yaşanan süreci onlar için en az riskli hale dönüştürebilmek için ebeveynlerin yapabileceği en önemli şey; Durum ne olursa olsun olumlu iletişim içerisinde olabilmektir. Çocuklarımızın duygu ve düşüncelerini paylaşmasını sağlayarak, korkularını hafifletmek sevgi ve güven hissini verebilmektir. Davranışlarını, tepkilerini, uyku ve beslenme düzenlerini gözlemleyerek, ihtiyaçlarını anlamaya çalışarak gerekiyorsa; bu konularda destek sağlayabilmek, destek alabilmektir.  Olumlu tutum ve davranışlarla onlara iyi birer model olabilmektir.

Tüm aile bireylerinin (çocukların yaşı kaç olursa olsun) birlikte oturduğu, aile büyüklerinin çocukluk deneyimlerini anlattığı ortamlar, Aile bireylerinin katıldığı ev içi aktivite ve etkinlikler, hem bağları güçlendirecek; hem de çocuktaki güven hissini artırarak, iletişimin de olumlu yönde gelişmesini sağlayacaktır.

ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SOSYAL DEVLET ANLAYIŞIYLA BİR TAKIM POLİTİKALARA YER VERİLMELİ

Ancak, ailelerin tüm bunları sağlıklı bir şekilde yapabilmesi için; Çocuklarımız için Sosyal Devlet anlayışıyla bir takım politikalara yer verilmeli ve öncelikli hale getirilmelidir, önemsenmelidir,,

Ruh Sağlığı, Çocuk Gelişimi, Eğitim Uzmanlarının ve Sağlık çalışanlarının bulunduğu farklı disiplinlerden oluşan, Ülkemizde sayısı azımsanmayacak kadar olan Üniversitelerimizin de alanlarla ilgili komitelerine yer verilen “Aile Destek Merkezi” , “Psikososyal Destek Hizmetleri” vb. oluşumların hayata geçirilip işlevsel hale getirilmesi ve sürekliliği için yasallaştırılması gerekmektedir.

Küçük bir ada toplumu olarak bu alanlarda bir çok mezunumuzun olduğu da düşünülürse, her aileye ulaşabilmek ve her çocuğa dokunabilmek mümkündür. Ailelerin bilinçlendirilmesi, ruhsal iyilik hallerinin güçlendirilmesi, sağlıklı bireyler yetiştirebilmek için gereklidir. Alım gücünün normal üstü fiyatlar nedeni ile düştüğü bu süreçte; et, süt, yumurta gibi temel gıda besinlerinin denetlenerek makul seviyeye çekilmesi, yine çocuklarımıza dolaylı bir destek olması mümkündür.

Kullanılan internet ve sosyal ağların, özellikle çocukların ahlaki yapılarında dezenformasyon yaratan platformların, bir an evvel belirlenip yasal çerçeve zemini oluşturularak sınırlandırılması, kontrol ve denetimin yapılması gibi bir çok yöntem mümkündür.

Eğitimin en geri plana atıldığını gördüğümüz bu süreçte, biz ebeveynler ve eğitimciler; çocuklarımızın psikkososyal sağlıklarının, ahlaki gelişimlerinin kısaca bütünsel gelişimlerinin en üst düzeyde önemsenmesi, desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Yoksa üzülerek söylemek gerekir ki bir nesli kaybedeceğiz…”

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.