EĞİTİM
okuma süresi: 10 dak.

"Pandemilerin dünü, bugünü ve geleceği" GAÜ'de masaya yatırıldı

"Pandemilerin dünü, bugünü ve geleceği" GAÜ'de masaya yatırıldı

GAÜ, "Pandemilerin Dünü, Bugünü ve Geleceği" başlığında online panel düzenledi.

Yayın Tarihi: 22/04/21 16:00
okuma süresi: 10 dak.
"Pandemilerin dünü, bugünü ve geleceği" GAÜ'de masaya yatırıldı
A- A A+

Girne Amerikan Üniversite (GAÜ) Tıp Fakültesi Akademisyeni Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Acar moderatörlüğünde, "Pandemilerin Dünü, Bugünü ve Geleceği" başlığında online panel düzenlendi.

Yayına, GAÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazmi Özer, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ABD Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık, ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mayda Gürsel,  Emekli Albay Zeki Aksoy ve GAÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serpil Ünyayar katıldı.

Prof. Dr. İsmail Balık; Salgın hastalıkların, tarih boyunca insanlık için sorun oluşturduğunu, yalnızca enfekte bireyleri değil, tüm toplumu birçok yönden etkileyerek; ticaret, ulaşım, eğitim, sağlık, toplum psikolojisi gibi konularda olumsuz etki yarattığını belirtti. Salgınların tarihin şekillenmesinde de önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Balık, Pandemi terimi bir kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alana yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıkların genel ismi olduğunu söyledi.

PROF. DR. BALIK: “DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜNÜN DE BU KONUDA GEÇ HAREKET ETMESİ ÇOK FAZLA TEPKİ TOPLADI”

Prof. Dr. Balık sunumunun devamında ise;

“Eski Yunanca; pan: türhs + demos; İnsanlar manasına geliyor. Hastalığın sağlıklı kişilere kısa sürede bulaşarak yayılması, akut ve şiddetli seyretmesi, kısa bir süre içinde hastalığa yakalananların ölmesi ya da tamamen iyileşmesi, hastalıktan kurtulanların uzun süreli veya yaşam boyu bağışıklık geliştirmesi ve belirli bir oranda portôrün bulunması, bulaşıcı hastalık döngüsünün tipik özelliğidir.

Veba, İnfluenza, HIV/AİDS virüslerinden bahsederek konuyu Covid-19 Pandemisine bağlayan Prof. Dr. İsmail Balık, “Çin’in Wuhan eyaletinde ortaya çıkan etiyolojisi bilinmeyen atipik pnömoni vakalarının görülmeye başlanmasıyla beraber ortaya çıkmıştır. Çin’in böyle hızlı yayılan bir virüsten ve pandemi riski oluşturan bir virüse karşı dünyayı geç uyarmış olmasına ve dünya sağlık örgütünün de bu konuda geç hareket etmesi çok fazla tepki topladı.

Şuan geldiğimiz noktada covid-19 bize birçok tecrübe yaşattı. 85 Milyon nüfusa sahip bir ülkeyse bu tür salgın hastalıklara karşı önemli bir altyapının olması gerektiği çıktı ortaya. Ufak çaplı ülkelerde aşı tedarikinde sorun yaşamıyorken, büyük nüfusa sahip ülkelerde böyle sorunlar yaşanıyor günümüzde. Aşıyı bulduktan sonra buna yatkın bir altyapı yoksa, aksamalar devam edecektik. Çin’deki gibi bizim de buna yatkın fabrikalarımız olsaydı belki de şuan biz de kendi aşımızı üretiyor olacaktık dedi.

PROF. DR. ÜNYAYAR: “BU VİRÜSLERİN HAYVANDAN İNSANA ULAŞMA ORANI DA ÇOK YÜKSEKTİR”

GAÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serpil Ünyayar, “Ekosistem bir bütün ve ekosistemi mikroorganizmalar ve hayvanlarla paylaşıyoruz. Virüslere ise canlı diyemiyoruz bunlar çoğalmak için duyarlı bir konak arıyorlar ve kopyalarını ancak bu sayede üretebiliyorlar. Dolasıyla biz bunlara parazit diyoruz canlı demiyoruz. Bakterilerin doğada ve vücudumuzda önemli yerleri vardır, vücudumuzda ki sindirimi kolaylaştıran yanları da var ancak hastalık yaratan bakteriler de var. Genomu DNA ve RNA olan iki tip virüsten bahsedebiliriz ve bu virüsler çeşitli hastalıklara yol açabilir. Bu virüslerin hayvandan insana ulaşma oranı da çok yüksektir. Yaşamak için mutlaka bir hücreyi enfekte etmeli. Covid-19 virüsünün genomu bir protein kılıfla çevrilidir, bu protein kılıfı çevresine karşı koruyor. Covid-19’un mutasyona uğrama hızı çok yüksektir ve bu virüslerin kendilerini çoğaltırken bir kopyalama ve yüzeyinde ki proteinde farklı değişikliklere uğrama durumu söz konusudur.

PROF. DR. MAYDA: “VİRÜSLERİN YÜZDE 99.8’İ HALA DAHA KEŞFEDİLMEMİŞTİR”

Aşı geliştirmeyle alakalı çok önemli çalışmaları olan bilim insanı Prof. Dr. Mayda Gürsel konuyla ilgili olarak, “Aslında virüsü tanımlayacak olursak bir protein paketi içerisinde ki kötü havadis. Kötü havadisi de şöyle tanımlayan Prof. Dr. Mayda Gürsel virüsün genetik materyali, sadece omurgalıların en az bir milyon farklı tür virüsü olduğu düşünülmekte. Her canlı virüse enfekte olabiliyor. Bu bir milyondan farklı virüs tipi sadece omurgalılara yönelik ve şuana kadar biz sadece yaklaşık iki bin virüsü tanımlayabilmişiz. Virüslerin %99.8’i hala daha keşfedilmemiştir. Biz korona virüs ile aslında yeni tanışmadık. İnsanda hastalık yapan yedi korona virüs olmuş oldu. Diğer korona virüs türleri soğuk algınlığına yol açabiliyordu. Her soğuk aldığımızda virüslerin yaklaşık olarak %15’i korona virüse aitti ve daha önce de sars ile tanıştık oda bir korona virüstü.

PROF. DR. MAYDA: “HİÇ KİMSEDE BİZİM GENETİĞİMİZİ DEĞİŞTİRECEK BİR TEKNOLOJİ YOK”

Yeni tip korona virüsünün aşısıyla alakalı olarak halkta oluşan aşı yaptırmalı mıyım endişesi üzerine konuşan Gürsel, “Bilim okurlarının artmasıyla sosyal medyada ki bu tür kulaktan doğma bilgilerin ayrışacağını düşünüyorum. Hiç kimsede bizim genetiğimizi değiştirecek bir teknoloji zaten yok. Bu aşılarda sadece virüsün belli bir genetik şifresini bizim hücrelimize taşımak üzere tasarlanmış aşılardır’’

AKSOY: “GELECEKTE ÇOK CİDDİ BİR SAĞLIK ALTYAPISINA SAHİP OLMAMIZ GEREKİYOR”

Emekli Albay Zeki Aksoy konuşmasında, “Biyolojik silahlar ve pandemiler hakkında, Japonların ve Almanların ikinci dünya savaşı sırasında elde ettikleri biyolojik savaş ajanlarıyla ilgili çok derin bir çalışmaları oldu. Bu veri tabanını ikinci dünya savaşıyla birlikte Amerika ele geçirdi ve bugün bunu dünyada kullanıyor. Nasıl kullandığıyla ilgili baktığımızda askeri üstlerin nerede olduğuna dikkatimizi yöneltmemiz lazım. Askeri üstler dışında diplomatik dokunulmazlığı olan ülkelerde laboratuvarlar kuruldu ve bu laboratuvar üyelerine sonsuz dokunulmazlıklar verildi. Tanzanya da kırım Kongo çalışmalarıyla ilgili bir laboratuvarları var. Güney Afrika da Rift Vadisi ateşi diye üzerinde çalışılan bir virüs var, Liberya da ebola üzerinde çalışmaları devam ediyor, Gürcistan da kurulan yaklaşık 4.1 milyar dolar bütçe ayrılan bir laboratuvar da şuan ne yapıldığı bilinmiyor. Bu kadar güvenlik önlemleri alınan ve bilinmezlik içerisinde olan laboratuvarlar bizi şuna götürüyor; bu olayı basite alıp bir daha olmayacak gözüyle veya bunu bir aşıyla geçiştirebileceğimiz bir olay olmadığını görmemiz lazım. Virüs altyapıya zarar vermiyor. Sadece canlıya zarar veriyor. Burada ki amaç nedir sizce? İlki toplumların alışkanlıklarını değiştirebilmek ki bunu ancak korkuyla yapabilirsiniz bu da zaten bunu şuan sağlamış vaziyette. Gelecekte çok ciddi bir sağlık altyapısına sahip olmamız gerekiyor. Bunu tedavi yöntemi olarak ele aldığımızda, insan davranışlarını etkileyen izole proteinleri üretmemiz lazım. Bunun içinde geniş bir sağlık savunma sanayi gibi stratejik bir alana taşıyıp sağlık sektörünü ARGE’si ile eğitimi ile ve üretimiyle desteklemek gerektiğini düşünüyorum.

Covid-19’un biyolojik bir silah olduğundan hiçbir şüphem yok, normal bir virüs olarak görmüyorum. Bu noktada bir isteğim olacak. Gürcistan da ki Tiflis havalimanının dibindeki laboratuvarı Dünya Sağlık Örgütü tarafından tarafsız ve bağımsız kuruluşlara açsınlar. Burada bizim üzerinde durmamız gereken konulardan bir tanesi frekansların nasıl kontrol edileceğini ve canlılar üzerinde ki etkisi üzerinde bile çalışmalar yapmamız gerekiyor.

Son olarak GAÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazmi Özer ise konuşmasında, Osmanlı Döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte ortaya koyulan aşı çalışmaları ve tarihçeleri hakkında bilgiler vererek, Refik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsü Merkez Başkanlığı yaptığı dönemlerde ne gibi çalışmalar yaptıkları ve Enstitünün kapanma süreci ile ilgili bilgiler verdi. Prof. Dr. Özer sunumunun devamında ise şunları söyledi;

PROF. DR. ÖZER: “BU ARADA RUH SAĞLIĞI BOZULMUŞ MİLYONLARI DA UNUTMAYALIM”

Gezegenimizi böyle hor kullanmayı sürdükçe bu tür pandemiler ve felaketler daha sık görülecektir. Artık insanların aklını başına toplaması ve bencillikten uzak bir düzen oluşturmasının şart olduğu görülmelidir. Tüm ulusunuzu aşılasanız bile bu aşılardan hiçbirinin etkin olamayacağı bir mutandın o aşılanamayan ülkelerden çıkmayacağını düşünemeyiz. Tüm ülkeler hızlı bir şekilde aşılanabilirse bir anlamı olacaktır yoksa yalnız bir ülkenin tümüyle aşılanmasının bir anlamı olmayacaktır. Bireysel, esnaf, tüccar, ülke bazında uğranılan zarar bütün ülkelerin kapsamlı bir şekilde aşılanmasına harcanacak paradan kat be kat fazla olacaktır. Bu arada ruh sağlığı bozulmuş milyonları da unutmayalım” dedi.

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.