Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 20 Ekim 2019, Pazar

Merkezin "çatı aday" algoritması

Paylaş  
39
20
39

Kıbrıs Türkü Kıbrıs sorununun müzakere sürecinde inisiyatifin Türkiye’nin elinde olduğunu bilerek hareket ediyor.

Toplum o görüşmeci görevine seçtiği kişinin hata yapmasının, yeni fikirler ortaya koymasının, konjonktüre bağlı fırsat kaçırmasının sorumluluğunu hissetmiyor.

Bu psikolojik ruh hali ‘’ekonomide ambargo var’’, ‘’Kıbrıs sorununda da nasıl olsa Türkiye var’’ limanlarına kolayca sığınmayı birlikte getiriyor.

Toplumsal gelişimin önündeki en büyük engel bu ruh halidir.

Siyaseti fikri zenginliğe dayalı olmaktan, ekonomiyi de hesaplı risk almaya yönelik girişimcilikten uzak bir zemine konumlanmasına müsaade eden, başkası söylediğinde reaksiyon gösterdiğimiz tembelliğimize maske yapan yine bu ruh halidir.

Garantörlüğün ve siyasi eşitliğin ve hatta toprak konusunun esas savunucusu olarak kendi seçtiği görüşmeciyi değil de TC’nin temsilcilerini görüyor Kıbrıs Türkü.

Ankara’yı yeri geldiğinde Denktaş ve hayal ortağı arkadaşlarının sabırla başardığı gibi yönlendirebileceğine artık inanmıyor.

Doğal olarak çok daha vakıf olduğumuz Rum toplumunun dinamiklerine göre hukuk ve siyaset bilimi içinde doğru referans noktalarını yakalayıp politika belirlemeyi kendine vazife edinmiyor.

Bu gücü ve yetkinliği kendinde görmüyor.

İçimizde sayıca az olan bu yetkinliğe sahip olanları da ya görmüyor ya da görmezden geliyor.

Cumhurbaşkanlığına kim seçilirse seçilsin Türkiye’yi dış ve iç şartlar oluşsa bile zor durumda bırakacak sürpriz bir hareketin içinde olabileceğine de ihtimal vermiyor.

Ama bu yönde bir algı oluştuğu anda da ilk seçimde biletini kesiyor. Algoritmanın olmazsa olmazlarından biri bu hassasiyettir.

Bu prensip de Ankara ile ilişkiler bozulursa maaşların ay sonunda ödenmeme durumu olduğu içindir ki bunu da bu şekilde konuşmaktan hoşlanmaz ayıp bulur.

Biraz da bundan dolayıdır seçim günü geldiğinde telepati yoluyla da olsa vicdan muhasebesi yapmasını da biliyor.

Türkiye’nin adadaki kraldan kralcı temsilcisi olmayacak, Kıbrıs Türkünün kültür ve yaşam tarzına karşı Ankara’nın amacını aşan taleplerine karşı vereceği demeçlerle Türkiye’yi tabiri caizse aklı selime davet edebilecek biri de bu siyaset oyununun içinde olmasını istiyor.

Anlayacağınız Türkiye ile kavga etmeyecek ‘’yerli’’ hassasiyetleri taşıyacağını düşündüğü içeriğe sahip bir ‘’sigorta poliçesi’’ arayışına giriyor.

Kendince bir denge siyaseti güdüyor.

Meclis ile Cumhurbaşkanlığı ve hatta Belediye Başkanlığı seçim tercihleri arasında bir denge oluşturarak hareket etmeyi yeğliyor.

Bu denge siyasetini de parti tabanları değil seçimlerde daha da etkin olmaya başlayan merkezdeki yüzer oy dediğimiz seçmen kitlesi yapıyor.

Parti meclisleri adayları belirliyor ama geçmişe göre bu organların seçim sonucu üzerindeki etkileri giderek azalıyor.

Hele iki turlu Cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu dikkate almadan hareket etmek mağlubiyeti de kendiliğinden getirir.

Örneğin bugün en büyük parti olan UBP’nin birinci turda sorunu yoktur denebilir ama en büyük ilçenin örgüt başkanının ‘’çatı aday’’ bize uymaz demesi UBP’nin ikinci turdaki kronik probleminin farkında olmadığını gösterir. En basit ifadeyle bunu söyleyenin niyetinden ya da aklından şüphe etmek gerekir.

En büyük parti olmanın verdiği kibrin söylettiği ‘’eşek gibi ikinci turda bize oy verecekler’’ yaklaşımı alçak gönüllü ve efendiliğe prim veren merkezdeki yüzer oylar için dikkat edilen diğer önemli kriterdir.

Diğer önemli bir faktör de son iki seçimde sonucu belirleyen unsurun ‘’niye diğer adaya oy vermeyelim’’ yaklaşımıdır.

Seçilen adaya niye oy verdiği ikinci planda kalmıştır.

‘’Niye Talat değil’’, 2010 da Eroğlu’na, bir sonraki seçimde de ‘’niye Eroğlu değil’’ Akıncı’ya seçimi kazandıran en önemli unsurdur. Bu seçimde de ‘’niye bu sefer de Akıncı değil’’ sorusunun gündeme gelmesi pek muhtemeldir.

Tarihin tekerrür etmesi zaman geçmesine rağmen ayni siyasi hataların tekrarlanmasından dolayıdır.

Seçim kazanmanın yolu siyaseti fikri zenginlik ve o görüşü kimin fark yaratarak ileriye götüreceği üzerinden kurgulamaktan geçer.

Sıraladığımız faktörleri dikkate almadığınızda ikinci tura kalsanız ve en büyük partinin adayı olsanız da kaybetmek mümkündür.

Hatta kuzeydeki başkanlık seçimlerinde geçer kural budur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
10 Kasım 2019, Pazar    'Cambridge'linin' ikilemi ve hayal kırıklığım
3 Kasım 2019, Pazar    Özersay, sorular ve değerlendirme ihtiyacı
31 Ekim 2019, Perşembe    Bulduk da bunadık demeyiz inşallah
27 Ekim 2019, Pazar    "Devleti" siyasetin üstüne koyabilmek (mi?)
13 Ekim 2019, Pazar    Memleketimin farklı "yol" dertleri
6 Ekim 2019, Pazar    Marifet "ümmetin" bölünme arzusunda
29 Eylül 2019, Pazar    Demokrasinin maliyeti
22 Eylül 2019, Pazar    Oldu olacak "UBP’li Özersay'ı" aday yapın
15 Eylül 2019, Pazar    Musevi-Rum lobilerinin koalisyon lideri Biden'a dikkat
8 Eylül 2019, Pazar    İnadımız

banner
banner
banner
banner

'Cambridge'linin' ikilemi ve hayal kırıklığım
Cenk UZUNOĞLU | 10 Kasım 2019, Pazar
Kimi kastettiğimi anladınız.

KKTC’de yaşayan bildiğim bir tane Cambridge mezunu var.

O da çiçeği burnunda 5 aylık Başbakanımız Ersin Tatar.

Bir yıl önce yapılan UBP kongresindeki konuşmasında ‘’sorunlarımızın çö...
Özersay, sorular ve değerlendirme ihtiyacı
Cenk UZUNOĞLU | 3 Kasım 2019, Pazar
Özersay toplumun yaşanmış ortak acı ve tecrübelerini temsil eden bir geçmişe sahiptir.

Zor şartlar altında olunsa da iyi eğitim ve azimle birçok şeyin başarılabileceğinin genç nesil için canlı örneğidir.

Topluma ya...
Bulduk da bunadık demeyiz inşallah
Cenk UZUNOĞLU | 31 Ekim 2019, Perşembe
UBP ve HP arasında aday belirleme sürecinde yaşananlar neredeyse medyanın magazin sayfalarına düştü.
Diğer tarafta da benzeri bir tartışma Talat’ın son bir iki haftadır yaptığı çıkışlarıyla Akıncı ve CTP arasında yaş...