Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 23 Nisan 2019, Salı

YÖK, üniversitelerimize durumsal değil kurumsal bakmalı

Paylaş  
29
25
25

  • YÖK’ün KKTC’deki üniversitelere tutumu durumsal değil kurumsal olmalı.

Kıbrıs Postası’nın dünkü manşeti, aslında üniversitelerin, YÖDAK’ın ve siyasiler başta olmak üzere sivil toplumun vermesi gereken bir tepkiyi dile getirmekten başka bir şey değildi.

YÖK’ün KKTC üniversitelerine karşı haksız uygulamaları ve KKTC’nin ‘lokomotif’ sektörü diye anılan yükseköğretim sektörünü itibarsızlaştırmaya yönelik adımlarına karşı ülkenin üzerine ölü toprağı serpilmişse bir gazete çıkar, olanı biteni yazar.

Yazmak da zorunda, zira farkında mısınız bilmem ama sessiz sedasız süreç KKTC üniversitelerinin aleyhine çalışıyor.

Bir ara ‘KKTC’deki üniversitelerin denkliği yok’ dedikodusu çıkararak yıpratmaya çalıştılar, tutmadı eğitim kalitesiz dediler; Türkiye’nin en önde gelen profesörlerinin isimleriyle karşılaşınca şimdi de koca üniversiteleri ilkokula çevirerek ‘yoklama’ almaya başladılar.

Üstelik tüm bu tartışmalar kurumlararası bir şekilde, diplomatik ve akademik teamüllere uygun şekilde değil, medya yoluyla kamuoyuyla paylaşılarak gerçekleştirildi.

Gerçi yaşananlara tartışma demek de biraz abes.

Birileri kara çalıyor, bizim üniversiteler, bakanlıklar, siyasi parti liderleri, Cumhurbaşkanı, sivil toplum örgütleri susuyor.

Ülkenin üzerine resmen uyku gazı sıkılmış.

Kapalı kapılar ardında herkes birbirine dert yansa da ne YÖDAK, ne de üniversiteler ses çıkarmıyor.

*

Son süreçte gündeme gelen ‘devam zorunluluğu’ tartışmasını yakından inceleyelim.

YÖK, dönem ortasında karar değiştirerek, 14.01.2019 tarih ve 3308 sayılı kararıyla KKTC'de okuyan tüm öğrencilere yüzde 70 devam zorunluluğu getirdi.

Karar, sosyal medya üzerinden, ara dönem yatay geçiş süresi tamamlandıktan ve taksitler ödendikten sonra öğrencilere bildirildi.

Binlerce öğrenci, dönem başında hayata geçirilmesi gereken böyle bir uygulamanın, dönem ortasında yapılmasından dolayı mağdur oldu.

Yükseköğretimi yakından takip eden Türkiye'den bir avukat arkadaşıma danıştığımda bana yaptığı açıklama: “Hukuk devletinin en önemli ilkelerinden birisi olan belirlilik ilkesi, idarenin yapacağı düzenlemelerde beklentileri karşılaması ve idarenin keyfi düzenlemeleri karşısında vatandaşın korunmasını amaçlamakta iken idare, yapacağı düzenlemelerde yerindelik uygunluğundan çok hukuki uygunluğu gözetmeli. YÖK tüm bu kuralları hiçe sayarak dönem ortasında oyunun kurallarını değiştirerek binlerce öğrenciyi mağdur edecek şekilde davrandı” şeklinde oldu.

*

Bu karar üzerine üniversiteler öğrencilerine %70 devam mecburiyeti getirdi.

Türkiye'deki üniversitelerde uygulanmayan katı kurallar KKTC'de öğrencilere uygulanmaya başlandı.

Bu durum o kadar abartıldı ki işlenmeyen derslerde bile yoklama alındı ve öğrenciler yok yazıldı.

Bu uygulama ile öğrencilerden sene ortasında ikamet edecekleri yer dahi ayarlamadan emrivaki yapıldı.

Devam zorunluluğunun KKTC'deki üniversitelerden aranıp Türkiye'deki üniversitelerde bu anlamda bir kontrolün yapılmaması da öğrencilerin tepkisine neden oldu.

*

Her şey hukuka uygun olmalı değil mi?

Hukuki açıdan sabah uyandığımızda tüm düzenimizin iki cümle ile değişmemesi için ne gibi bir bakış açısına sahip olunmalı?

Yükseköğretimi yakından takip eden Türkiye'den avukat arkadaşım şöyle devam etti:

"Öğreti ve yüksek yargı kararlarına göre haklı beklenti, yönetimin bir düzenleyici işlemine veya bir taahhüdüne veyahut uzun süren bir uygulamasına güvenerek bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir. Hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesi gereğince idareler düzenlemelerini önceden öngörülebilir ve kişilerin haklı beklentilerini bariz bir şekilde bertaraf etmeyecek bir şekilde yapmak zorundadır, şeklinde yargı kararları mevcutken bu tarih itibarıyla öğrenciler tarafından öngörülemeyen şekilde dönem ortasında devam hususunun getirilmesi, Anayasal hakları olan eğitim haklarının engellenmesine ve halihazırda öğrencilerin haklı beklentilerinin karşılanmamasına da neden olacaktır.”

*

Şu noktaya en azından kendi içimizde ulaşabilmeliyiz diye düşünüyorum:

Evet, örgün öğretim önemlidir; her şey değildir ancak önemlidir…

Ancak yakın bir tarihte amfilerde ders dinlemenin yerini internet üzerinden sürdürülecek bir eğitim düzenine bırakacağı şeklindeki ileri tarihli öngörüleri de dışlamaksızın ve fakat bu anlamda devam zorunluluğu prensibini de koca koca üniversiteleri ilkokula çevirmeksizin değerlendirmeye alabiliriz.

Bunu üniversiteler tartışsın, görüşsün, YÖK’le istişare etsin, YÖDAK’la birlikte bir plan dahilinde yürüsün…

Çözüm yolları çok.

Ancak burada esas mesele, bir anda kucağımızda bulduğumuz devam mecburiyetinden ziyade ülkenin en önemli ve gayrı safi milli hasılanın neredeyse yarısı olan bir sektörüne bu kadar rahat müdahale yapılması ve üzerine kimseden ses çıkmamasıdır.

Yine sınavların yakınlaştığı bir dönemde yine YÖK benzer kafa karıştırıcı açıklamalar ile manipülasyona devam ediyor.

Öğrencilerde, ailelerde, en çok öğrenci aldığımız Türkiye kamuoyunda kalitesiz, parayla diploma verilen, okula gitmeden mezun olunan bir eğitim algısı oluşturmaya devam ediliyor.

YÖK, böyle çalışan üniversiteler varsa neden teşhir etmiyor?

Ortaya bir iddia atıp tüm sektörü karalarken neden somut örneklerle hangi üniversitenin bu şekilde çalıştığını açıklamıyor?

Bu konuda Türkiye Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın da dikkati çekilmeli ve bunu da bizzat KKTC Cumhurbaşkanı yapmalı.

YÖDAK bir an önce toparlanmalı ve bu süreçte gösterdiği zafiyeti telafi etmeli, kendi yükseköğretimini YÖK’e ezdirmemeli.

YÖK de bu vesile ile süratle KKTC üniversitelerine karşı başlattığı yıpratıcı süreçten uzaklaşmalı.

Yanlış yapan üniversite YÖK - YÖDAK iş birliği ile basın önünde değil kendi iç yapısında denetime alınmalı.

Burada bir hoca, bir bölüm başkanı, bir dekan, bir rektör dahi bilinçli ve veya bilinçsiz hata yapabilir ve veya hata yapması sağlanabilir.

Mütevelli Heyeti Başkanı da dahil olmak üzere tüm yöneticilerden hesap sorulmalı.

Ve YÖK KKTC’ye Somali’ymiş gibi davranmaktan vazgeçmeli…

Kıbrıs Postası’nın dünkü manşeti:

YÖK'ten büyük sorumsuzluk! Hem üniversiteler hem 100 bini aşkın mezun zan altında!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
10 Eylül 2019, Salı    Kıbrıs Türk Halkının onurlu duruşu ve vefası bunu emrediyor...
19 Ağustos 2019, Pazartesi    UBP tabanında homurdanmalar var...
14 Ağustos 2019, Çarşamba    Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller...
13 Ağustos 2019, Salı    Bakan yasal zorunluluğu görmezden gelirse!
11 Ağustos 2019, Pazar    Bencil bir hayat hikayesi!
29 Temmuz 2019, Pazartesi    Popüler felsefemiz 'yaşadıktan sonra el yordamıyla tedbir'
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Hakkıdır Hakk'a Tapan Milletimin 'Kazanılmış Hak'
22 Temmuz 2019, Pazartesi    Asya, Afrika, Avrupa üçgenine dikkat!
21 Haziran 2019, Cuma    'Toplum Lideri' statüsü ve tükenen seçim sistemi
4 Haziran 2019, Salı    Trafik, izolasyon ve Bayram dileklerim...

banner
banner
banner
banner
banner

Kıbrıs Türk Halkının onurlu duruşu ve vefası bunu emrediyor...
Polat ALPER | 10 Eylül 2019, Salı
Takribi 45 yıldır Türkiye ile aramızda rahmetli Rauf Raif Denktaş’la başlayan, güvene dayalı, ihtiyaca müteakip maddi ve manevi destek, ardından Sayın Derviş Eroğlu ile sembolik protokollerle devam eden ve Derviş Bey’...
UBP tabanında homurdanmalar var...
Polat ALPER | 19 Ağustos 2019, Pazartesi
UBP tabanına kulak verin, tabanda homurdanmalar var.
UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayacağını sıklıkla dile getiriyor. UBP adayı kim olacak sorusu günd...
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller...
Polat ALPER | 14 Ağustos 2019, Çarşamba
Laiklik ve din düşmanlığının farkını ayırt etmeli. Topluma, din korkusu aşılamak eğreti öğreti olmaktan öteye gitmez. Tabi ki tersi için de ayni eğretilik geçerlidir.
Kıbrıslı Türkün mayası sağlamdır. Bizler, samimi ...