Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 25 Nisan 2019, Perşembe

'Tekdüze Düşünenler' ve siyasi algı...

Paylaş  
21
16
20

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’nın Ankara ziyareti ‘Tekdüze Düşünenler’ tarafından ‘Ankara’ya hükümeti bozar ve UBP ile yeni bir hükümet kurarsa protokolün imzalanması ve paranın geleceğinin garantisini istemeye gitti.’ şeklinde yorumlandı.

Ardından UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın Ankara ziyareti kendisi tarafından ‘kızını ziyaret ediyorum’ olarak açıklanması ve bunun yine ayni gün içerisinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu görüşmesine dönüşmesi hatta tüm bunlar gerçekleşirken UBP Gazimağusa Milletvekili Sunat Atun’un da Ankara’da olduğunun anlaşılması ve Atun’un girişimi ile Çavuşoğlu görüşmesinin ardından Tatar ve Atun’un İstanbul’a geçip Maliye Bakanı Berat Albayrak’la görüşmesi gündemde yerini aldı.

‘Tekdüze Düşünenler’ bu sefer de Tatar - Çavuşoğlu görüşmesini ‘Kudret Hoca’nın talepleri oldu, bu talepleri Çavuşoğlu üzerinden iletti’ yorumunu yaptılar, hatta Türkiye, Kudret ve Ersin’e talimat verdi. Yeni hükümet hayırlı olsuna kadar vardırdılar.

Ülke hükümet değişecek mi, değişmeyecek mi belirsizliği üzerine kurulan algı çalışması ile büyük bir buhrana sürüklenirken, hükümeti bozacağı söylenen Kudret Hoca son noktayı koyarak HÜKÜMET DEVAM açıklamasını yaptı.

Açıklamanın ardından;

Ulusal Birlik Partisi’nin bu noktadan sonra halen ısrarla HP ile hükümet talebi devam eder mi bilmiyorum lakin bu açıklamadan sonra Kudret Hoca’nın en azından kendi eliyle bu hükümeti bozma girişimi olacağını sanmıyorum düşüncesi hakim olmasına rağmen rahat durmayan ‘Tekdüze Düşünenler’ şimdi de, “Hükümeti Kudret Hoca bozmayacak lakin Türkiye beklenen parayı göndermeyecek ve Mayıs ayı başında mali olarak çökecek olan hükümet ortakları, ortak kararla görevi bırakacaklar yorumu yapıyorlar. Hatta UBP'nin Kudret Hoca'nın açıklamasına rağmen sessizliğini de buna yoruyorlar.

Tüm bunlara rağmen ülke olarak içersinde bulunduğumuz ekonomik kriz halen en önemli gündemimiz ve her geçen gün artarak büyüyor. Her ne kadar ekonomik kriz sebebi olarak mali protokol işaret ediliyorsa da ben tek sebebin bu olduğu kanısında değilim.

Dörtlü hükümet görevi devralalı 15 ay olmasına rağmen, bırakın yeni protokol imzalanmamasını, bir önceki hatta daha öncelerden süre gelen protokollerdeki taahhütleri devletin devamlılığı ilkesine ters bir tutumla yerine getirilmedi.

Hem yerine getirmeyip hem de bunun ikna edici izahatının yapılamadığı aşikar.

Şimdi karşı taraf çıkar da limanlarda kamu-özel işbirliği, okul öncesi eğitimde tam gün eğitim, üniversitelere stratejik plan, ek mesaiye harcamalarına kısıtlama ve vardiya sistemi, turizmde yerli ürün dönemi, kayıt dışıyla mücadele gibi ana başlıkları oluşturan ve hemfikir olunan konuları dahi bırakın tamamlamamayı aksine adımlar attığınızı söyleyebilir, bizim samimiyetimizi ve ciddiyetimiz sorgulayabilir.

Siyasilerimizin gerekli olgunluğa varıp, kendileri ile telefonda veya yüz yüze görüşen, sıcak bir misafirperverlik gösteren Türkiye’deki hükümet yetkililerinin tüm bu yakınlık ve misafirperverliğe rağmen iki ülke arasındaki resmi ilişkiye, verilen sözlere, imzalanan protokollere önem verdiklerini ve tüm bunların sulandırılması, geciktirilmesi konusunda taviz vermeyeceklerini anlamaları gerekiyor.

Kanımca 2019 yılı başından beridir de yaşananlar tam olarak budur. Türkiye’nin topyekün tavrının başka bir şekilde yorumlanması sadece süreci uzatacaktır.

Türkiye’yi anlamak, kendimizi de doğru anlatmak için tek ihtiyacımız olan karşılıklı samimiyet ve dürüstlüktür. Buna da önce kendimize karşı dürüst olmakla başlamamız gerektiğini geç de olsa anlamamız gerekiyor.

Hz. İbrahim Peygamber, Kral Nemrut’a karşı gelmiş.

Nemrut, ne güçlü bir kral olduğunu herkes görsün anlasın diye Hz. İbrahim'in ateşte yakılması emrini vermiş.

Yakılan ateş o kadar büyükmüş ki bulutlara kadar yükselmiş. Bütün hayvanlar ateşten korkmuş kaçmış.

Bu sırada, göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş.

Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:

Acele ile nereye gidiyorsun?

“Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.”

Diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki:

“Senin yanan ateşin ne kadar büyük olduğundan haberin yok mu? Senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?”

Bir damla su taşıyan karınca:

“Olsun, hiç olmazsa safımız belli olsun” demiş.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
26 Nisan 2019, Cuma
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Elinize sağlık Sn Alper...👏👏

YAZARIN SON 10 YAZISI
10 Eylül 2019, Salı    Kıbrıs Türk Halkının onurlu duruşu ve vefası bunu emrediyor...
19 Ağustos 2019, Pazartesi    UBP tabanında homurdanmalar var...
14 Ağustos 2019, Çarşamba    Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller...
13 Ağustos 2019, Salı    Bakan yasal zorunluluğu görmezden gelirse!
11 Ağustos 2019, Pazar    Bencil bir hayat hikayesi!
29 Temmuz 2019, Pazartesi    Popüler felsefemiz 'yaşadıktan sonra el yordamıyla tedbir'
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Hakkıdır Hakk'a Tapan Milletimin 'Kazanılmış Hak'
22 Temmuz 2019, Pazartesi    Asya, Afrika, Avrupa üçgenine dikkat!
21 Haziran 2019, Cuma    'Toplum Lideri' statüsü ve tükenen seçim sistemi
4 Haziran 2019, Salı    Trafik, izolasyon ve Bayram dileklerim...

banner
banner
banner
banner
banner

Kıbrıs Türk Halkının onurlu duruşu ve vefası bunu emrediyor...
Polat ALPER | 10 Eylül 2019, Salı
Takribi 45 yıldır Türkiye ile aramızda rahmetli Rauf Raif Denktaş’la başlayan, güvene dayalı, ihtiyaca müteakip maddi ve manevi destek, ardından Sayın Derviş Eroğlu ile sembolik protokollerle devam eden ve Derviş Bey’...
UBP tabanında homurdanmalar var...
Polat ALPER | 19 Ağustos 2019, Pazartesi
UBP tabanına kulak verin, tabanda homurdanmalar var.
UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayacağını sıklıkla dile getiriyor. UBP adayı kim olacak sorusu günd...
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller...
Polat ALPER | 14 Ağustos 2019, Çarşamba
Laiklik ve din düşmanlığının farkını ayırt etmeli. Topluma, din korkusu aşılamak eğreti öğreti olmaktan öteye gitmez. Tabi ki tersi için de ayni eğretilik geçerlidir.
Kıbrıslı Türkün mayası sağlamdır. Bizler, samimi ...