Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Tahsin MERTEKCİ | 22 Mart 2012, Perşembe

Öfkeli seyirciliğin ötesine geçebilmektir sorumluluğumuz...

Paylaş  
17
28
17

Ülkemiz kötü ve hedefsiz yönetiliyor…

Kötü ve hedefsiz yönetim insanımızı yaşamdan bezdirecek boyutlara ulaştı…

Sorunlar insanımızın yaşam kalitesini yok ediyor…

Gelecekten ümidini kaybetmesini körüklüyor…

Sorunlara çözüm üretmek kaçınılmazdır…

Sorunları yaratanlara dur demek her bireyimizin sorumluluğundadır…

Devletin sürdürülebilir bir yaşama, kaynaklarının verimli kullanılmasına ve arzulanan demokratik sosyal, hukuk düzenine ulaşılması hedefine ısrarla sahip çıkmalıdır…

Tüm olumsuzluklara ve bizi bu hedeften uzaklaştıran uygulamalarla sıkıntı yaşayan ve geleceğe umutla bakmakta zorlanan insanımız ne yapmaktadır?

Muhalefet partileri neden yeterince sorumluluk almıyor?

Bir kısmı açıklama yapma ve sözde eleştirinin ötesine geçememektedir…

Bir kısmı da şikayet ettikleri hükümet uygulamalarına rağmen hükümet partisi ile birleşmek bütünleşmek derdinde…

Sonuç alamayacak eylemler ve kısır söylemlerle zamana oynamak ve iktidar partisinin yıpranmasını beklemek hükümete yapılan tüm eleştirileri anlamsızlaştırıyor…

Yıllardan beri ülkemizde hüküm süren yönetim anlayışı bizi dibe düşürdü, duvara vurdurdu…

Bozulan yapıyı tekrardan normalleştirmek adına, halkımızın geleceği endişesinden kurtulmak adına tüm baskılara rağmen nüfusumuzun büyük çoğunluğu meydanlara dolmuştu…

Uyutulmak, buzdolabında dondurucuya kapatılmak halkımıza yapılabilecek en büyük kötülüktür…

Buna yol açan sessizlik, olaylara kayıtsız kalmak ve çıkacak kötü sonuç üzerinden görev beklemek soruna çözüm aramak sorumluluğu taşıyamaz…

Her geçen gün kan kaybeden yurdumuzdaki yaşama seyirci kalındıkça müdahale edilmedikçe yoğun bakıma alınma şansına bile sahip olamayacak sona koşmaktadır…

Yanlışa yanlış eklemekle sorunlara çözüm bulabilmek mümkün değildir…

O nedenle her bir birey, örgütlü örgütsüz tüm halkımız geleceğine sahip çıkmak zorunda olduğunu anlamalı ve sorumluluğu üstlenmelidir…

Bozulan düzene karşı ayağa kalkmadan, yetkililerin tutuğu yanlış yoldan dönmelerine ısrarlara sahip çıkmadan durmak kabul edilemezdir…

Tüm ikazlara ve sorumluluğa çağrılara kulak vermiyorsa hükmettiğini sanalar demokratik yollardan seçime zorlanmalıdır…

Bunun dışında zaman geçirmeye şans verecek bekleyişler hastalığa şifa olmayacaktır.

Hükümeti seçime zorlamak, halkın arzuladığı sosyal adaleti yakalamak, insanına huzur ve refah içerisinde yaşam sunmak hedefli mücadele bir zorunluluktur…

Bu zorunluluğun yüklediği sorumluluk ise siyasi partiler aracılığı ile örgütlü örgütsüz tüm kıbrıstürk halkının sırtındadır…

Yurdumuzda yaşanan tüm olumsuzluklar karşısında çekilmez ve kabul edilemez boyutlara ulaşan uygulamalara eleştiri getirmenin ötesinde alternatif yaratamayanlar ne yapmayı düşünmektedirler…

Sahip oldukları makamları koruma ve fırsat yakalama anlayışı içerisinde bekleyen yetkililer, halkımızın umudu olduklarını nasıl iddia edebilmektedirler?

Halkımızı kişisel veya gurupsal beklentilerine kurban ettikleri görüntüsü sırıtmaktadır…

Hükümet icraatları karşısında yapılan açıklamalar yurdumuzdaki yaşamı işaret ediyor ve bu yaşam kabul edilemez ise oturmak beklemek ve müdahale etmemek ne anlama gelmektedir?

Ben yurdunu, insanını ve geleceklerini önemsediklerini iddia edenlerin yapılan yanlışlar ve gidilecek kötü sonu işaret etmelerine rağmen tutumlarını, halkı ve yurdumuzdaki düzeni kurtarma çabası olarak göremiyorum…

Olaylar söylendiği kadar vahim sonuçlar yaratacak kadar tehdit ediciyse, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve yaşananlardan hoşnut olmayan insanımızın duruşu öfkeli seyircilikten öteye gitmemektedir…

Bu duruş kıbrıstürk halkının sorunlarının büyük tehdidi karşısında ihtiyaç duyduğu duruş değildir…
Yanlış yolda olduğunu söylediğimiz hükümetten kurtulmak ve geleceğimize sahip çıkmak yolunu işaret edenlerin, gidilecek

yolunun rehberliğini yapmak için en öne geçmeleri gerekmez mi? …

Neyi bekliyorsunuz yangın varsa ve yok ederek büyüyorsa? Her şey yansın kül olsun ve küllerimizden yeniden mi doğmayı?

Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri halk adına üstlendiklerini iddia ettikleri sorumluluklarını zamanında yerine getirmek zorundadırlar değerli dostlar...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
1
YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Temmuz 2014, Salı    Katiller
1 Mayıs 2014, Perşembe    Adalet
8 Mart 2014, Cumartesi    Can ve yağ
20 Ocak 2014, Pazartesi    Nasıl bir algı bu?
25 Kasım 2013, Pazartesi    Sorumsuzluk ölüm saçıyor...
22 Kasım 2013, Cuma    Karşı çıkıyor ve reddediyorum
20 Kasım 2013, Çarşamba    Yıkılıyor
2 Ekim 2013, Çarşamba    Kırgınım
28 Ağustos 2013, Çarşamba    Hizmet için HÜKÜMET mi? Partisel hakimiyet kurup HÜKMETMEK mi?
10 Ağustos 2013, Cumartesi    Örgüt

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Katiller
Tahsin MERTEKCİ | 29 Temmuz 2014, Salı
Katliamlara müdahale etmeyi bırakın, bunun bir savunma olduğunu söyleyen şahsiyetler katildirler.Ve katiller tüm dünya insanlığı önünde hesap vermelidirler.FİLİSTİN başta olmak üzere, Mısır, Suriye, Irak ve tüm dünyad...
Adalet
Tahsin MERTEKCİ | 1 Mayıs 2014, Perşembe
İnsanın avazı çıktığı kadar bağırası geliyor.Sesini duyacak, duyunca da anlayabilecek yetkili olduğunu bilse.Bu diyarda ne gezer.Kendinden önce görevde olanları yaptıklarından dolayı eleştirenler öyle iddialıdırlar ki...
Can ve yağ
Tahsin MERTEKCİ | 8 Mart 2014, Cumartesi
Ortaya koyduğun ilke, program ve planlama iddiaların sana bir kimlik oluşturur. Kimliğine saygı oluşur ve halk seçimler aracılığı ile gücünü belirler. Ortaya çıkan güç, sana sorumluluklar yükler. Verilen sorumluluk hü...