Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Tahsin MERTEKCİ | 24 Ağustos 2012, Cuma

Mahcubiyet içinde olması gerekenler kimler? Sn. Büyük Elçisi Akça…

Paylaş  
12
12
10

Türkiye hükümetinin yurdumuza ve insanımıza yönelik hedeflerine ulaşmak için plan, program ve stratejilerini yönetmek ve eksiksiz bu yol haritasını tamamlatmak görevi Büyük elçilere verilmektedir. Bu yürüyüşte beğenilmeyen adım atıldı mı? Hemen görev yetki ve sorumluluğunu , uluslar arası camiaya aldırmadan, hukuka aldırmadan, diplomatik etiği bir kenara bırakarak. Tüm yetkilerin kendinde toplandığı güçlü ve ayrıcalıklı yetkilerle donatılmış sömürge valilerini çağrıştıran duruş sergilemektedirler. Bu gün görev de olan AKÇA da böyle davranmaktadır.


Medyanın tüm alanlarını  kullanmanın yanında köy, kasaba ve kentlere ziyaretler düzenleyerek hükümetin yerine açıklamalar yapmaktan, mesajlar vermekten çekinmez, kendini hükümetin üzerinde gördüğünden ne düşünecekler ne söyleyecekler endişesini taşımaz.


Sivil toplum örgütlerinin daveti sonucu icabet ettiği toplantılar ve ziyaretler açıklamalarına ev sahipliği yapar, önceden talimatlı.


Yıllar öncesinden günümüze ülkemizin kötü yönetildiğini yaşayarak en derinden hissetmekteyiz. Hükümet, yalnızca makam koruma derdinde, halk adına aldıkları yetkiyi gelecek seçimlerde elde edecekleri sonuçlara endekslemekten ve bu sonuca ulaşabilmek için devlet olanaklarını kullanmaktan rahatsızlık duymaz.


Bu yaratıkları zafiyet, görev yetki ve sorumluluklarını atanmışların kullanmasını sağlar.


Atanmışlar seçilmiş yetkililerin amirleri olarak davranır ve bu kabul edilemez ayıp durum tüm halk tarafından da net görülmektedir.


Başbakan özerkleştirmek kararı verdiğini söyler. Elçi çıkar ve yanlış karar olduğunu aleni bir şekilde kitle iletişim araçlarını kullanarak açıklamaktan rahatsızlık duymaz. 


Başbakan veya hükümet bu olay üzerine uyum bozulmasın mazereti ile hiçbir açıklama yapma ihtiyacı hissetmez. Aksine zaman geçer ve özerkleştirmekten vazgeçildiğini doğru bir karar olmadığını söyler.

Güzelyurt’ta üretici kesimlerin sıkıntıları, bölgede yaşamın her geçen gün daha da zorlaştığı ve çekilmez bir hal aldığı feryatları var. Hükümet sessiz.


Büyük elçi tüm örgütleri güzel yurtta bir salonda toplar ve Güzelyurt ile ilgili sorunlardan nasıl çıkılması gerektiği konusunda hükümetin yerine açıklamalar yapar. Benzer olaylar tüm yurdumuzda yaşanmaktadır.

Bu rahatlığın arkasında tabiî ki bizim hükümetlerimizin yarattığı boşluklar ve halkın geleceğinden çok kendi siyasi yapılarının geleceklerine verdikleri önem yatar.


Türkiye hükümetlerinin desteğini almadıkça yurdumuzda hükümet olabilmek imkânsızdır kabulü yıllar içerisinde dayatmalarla, tehditlerle ve cezalandırmalarla öğretilmiştir.


Kıbrıstürk halkına, istemedikleri bir güç oluştu mu? Maaşlar ödenmedi, sürekli elektrikler kesildi, Devlet hizmetleri aksatılarak,bezdirildi insanımız.


Kendi arzuladıkları işbirlikçi güçler görevde kalsın diye peşin maaşlar, erken emeklilikler, maaş artışları ve farklı kazanımlar yaratarak kimin hükümet kalması gerektiğini ezberlettiler.


Yarattıkları çıkarcı yaşam üzerine, afyonlanmış insanlara dönüştürdü insanımızın önemli bir bölümünü.


İş ve aş silah yapılıp tutuldu mermi sürülmüş şekilde kafalara, ya benden olur uyumla yaşarsın yada karşımda olur yaşaman mümkün değil yurdunda.


Üretim bilerek bitirildi, planlı bilimsel bir üretim anlayışı ile dışa bağımlılık azaltılacağı yerde tam aksine üretmekten dışa ve özellikle Türkiye sermayesine bağımlılığa dönüştürüldü.


Bu yetmedi, tüm alanlarda kıbrıslıtürk kimliği etkisizleştirilmeye ve değiştirilip yok edilmeye çalışılmaktadır.


Yurtdışına göç etmiş insanımızın kendi yurduna doğduğu topraklara gelişi, bilinçli bir şekilde engellendi özellikle askerlik korkusu yaratılarak uzak tutuldu insanımız.


Askeri ticarethaneler üretici kesimlere, esnaf ve zanaatkâra haksız rekabet yaratıp, insanımız iflasa sürüklenirken, işyerlerini kapatıp satarken, tarlasında, fabrikasında üretimden koparken gümrüksüz ve denetimsiz ticari ürünler yurdumuzda üretilmesine rağmen kontrolsüzce sokuldu ülkemize.


Bu haksız rekabetten vazgeçilmemesi masumane bir uygulama olarak anlatılamaz.


Kıbrıstürk halkı göç ederken göç sebepleri ortadan kaldırılmak yerine görmemezlikten gelindi ve adeta teşvik edilir uygulamaların devamı, masumane midir?


Bu göçler devam ederken biri gider bini gelir, giden Türk gelen Türk söylemi, nüfusumuza yeni vatandaşlıkları da yarattı ve artış hızı kontrol edilemeyen sürekli büyüyen bir nüfus masumane değerlendirilebilir mi?


Yalnızca yeni vatandaşlıklar verilmesi , demografik yapının değişmesi ve ithal edilen yeni alışkanlıklar, yaratılan ekonomik sorunlar kaynakların yetmemesi, değişen farklılaşan nüfus yapısı iradeyi de farklılaştırıyordu.


Hiç çekinmeden yönetsel alanlarda yeterince Türk olmadığı serzenişleri her platformda dile getirilirken mahcup olmuş, bir hal yoktu bu konuları dile getiren yetkililerde.


Kıbrıstürk halkı 1974 e kadar sürekli çatıştığı, savaştığı kimliğini, inandığı değerler ve kültürlerini canları pahasına korumaya çalıştığı, insanların yanında işçi olabiliyor, sağlık hizmetlerini alabiliyor ve sosyal haklarını karşılama yönüne muhtaç ediliyordu, oysa kurtarılmıştı kıbrıstürk halkı bu insanlardan ve uyguladıkları zalimliklerden.


Kıbrıstürk halkı iyi yönetemiyor kendi ülkesini ve aralarında hainler, Rumcular da var.


Tedbir alınmalı, her şey özelleştirilmeli ve halka ait hiçbir kurum kalmamalı, kim almalı? bu değerli kar marjı yüksek ve garanti olan alanları, kuşkusuz bu işleri bizden iyi bilen Türkiye sermayesi oysa, birçok teknoloji 1974 sonrası taşınıyordu Kıbrıstan Türkiyeye.


Güneş enerjisinden yararlanmak, plastik naylon ürünler v.s gibi ürünler buradan gidiyordu, şimdi daha iyi çalıştırabilecek olanlar almalı bu değerleri, çok sevginin göstergesi olarak duruyor bu açıklama ve uygulamalar. Öyle mi? Bu örnekleri uzatmak mümkün yaşanmış uygulamaların acı sonuçlarını çoğaltmak, yalnızca üzüntü yaratıyor.


Sn. Büyük elçi, Kıbrıstürk halkına Türkiye hükümetleri kaynaklı yönlendirmelerin yıllardan beri acılar yaşattığını, iflasa sürüklediğini ve umutsuzluğa neden olup insanımızı yurdundan kopardığını söyleyebilir mi?


Her gün birçok insanın ödeme dengesini kaybettiğini.


Mahkemelerde süründüğünü, bileşik faizler altında yok olduğunu, mazbatalardan dolayı hapse düştüğünü söyleyebilir mi? Açıklayabilir mi?.


Bu uygulamalar Türkiye de çağdaş insan haklarına uygun hale getirilirken burada neden hükümetlere önerilmez?


Türkiye de eşit işe eşit maaş uygulaması başladı diye övünçle bahsedilirken, Bu ada da neden ortadan kaldırılır?


Türkiye de gelirsiz insan kalmayacak, asgari ücretler yükseltilirken bura da neden ele alınmaz? ellenmesine izin verilmez?


Özelde ve kamuda çalışanların alım güçleri kayba uğratılır.


Özellikle emekleri karşılığı aldıkları maaşlara Kıskançlığa dayalı yaklaşımlar sergilenir ve insanların yaşam kaliteleri düşürülür.


Çalışan insanların emeklerinin karşılığını tüm hayat şartlarının zorluğuna rağmen dengelemeyen anlayış kime hizmet eder?


Sn. Akça son açıklamalarında tüm bu sonuçları yaratan uygulamalarının gizli bir kabulü ve mahcubiyetli  bir desteğin olduğunu söylüyor.


Siz gerçekten bu uygulamalara maruz kalsanız mahcubiyet içinde gizli bir destek verir miydiniz


Sn. büyük elçi bu uygulamaların buraya yazmadığım acı sonuçlar yaratmış kabarık listesi çok eksik olmasına rağmen yeterli utancı ve mahcubiyeti uygulayıcılara yaşatmaya yeterli olacağını düşünüyorum.


Kıbrıstürk halkına bu acımasız üzüntüleri yaşatanların görevlerini başarısızlıkları sonucu özür dileyerek halka iade etmeleri gerektiğine inanıyorum.


Uygulamalarınıza ne gizli ne de mahcubiyet içinde desteğim olmamakla birlikte uygulamalarınızın kıbrıstürk halkını yok etmeye yönelik planlı olduğunun kabulü ile tüm icraatlarınızı ve açıklamalarınızı şiddetle reddederim. 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
3
ONAY BEKLEYENLER
0
19 Kasım 2012, Pazartesi
ismail         - mesarya
Ayni terane yahu , bir günde şu hükümetin her işine karışan sendikalara dil uzatın seninde cemaziülevvelini biliriz. konuşmaya geldimi onur sizde gurur sizde halk kahramanlığına soyunursunuz . hikaye okumayın artık. sıkıysa senin gibiler toplanın eylem yapın grev yapında türkiyeyi burdan atın hodri meydan. yeter artık be

23 Ekim 2012, Salı
nihat sonmez         - girne
ozet gec okunmuyor.

2 Ekim 2012, Salı
Özer Raif         - Mağusa.
Sen neymişşin Sn Mertekçi de kimsenin haberi yok. Bu yazınız tüm Üniversite Gençliğine zorla okutulmalı.
Ayni pilak daha önce yüzlerce defa çelındıysa bile.

YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Temmuz 2014, Salı    Katiller
1 Mayıs 2014, Perşembe    Adalet
8 Mart 2014, Cumartesi    Can ve yağ
20 Ocak 2014, Pazartesi    Nasıl bir algı bu?
25 Kasım 2013, Pazartesi    Sorumsuzluk ölüm saçıyor...
22 Kasım 2013, Cuma    Karşı çıkıyor ve reddediyorum
20 Kasım 2013, Çarşamba    Yıkılıyor
2 Ekim 2013, Çarşamba    Kırgınım
28 Ağustos 2013, Çarşamba    Hizmet için HÜKÜMET mi? Partisel hakimiyet kurup HÜKMETMEK mi?
10 Ağustos 2013, Cumartesi    Örgüt

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Katiller
Tahsin MERTEKCİ | 29 Temmuz 2014, Salı
Katliamlara müdahale etmeyi bırakın, bunun bir savunma olduğunu söyleyen şahsiyetler katildirler.Ve katiller tüm dünya insanlığı önünde hesap vermelidirler.FİLİSTİN başta olmak üzere, Mısır, Suriye, Irak ve tüm dünyad...
Adalet
Tahsin MERTEKCİ | 1 Mayıs 2014, Perşembe
İnsanın avazı çıktığı kadar bağırası geliyor.Sesini duyacak, duyunca da anlayabilecek yetkili olduğunu bilse.Bu diyarda ne gezer.Kendinden önce görevde olanları yaptıklarından dolayı eleştirenler öyle iddialıdırlar ki...
Can ve yağ
Tahsin MERTEKCİ | 8 Mart 2014, Cumartesi
Ortaya koyduğun ilke, program ve planlama iddiaların sana bir kimlik oluşturur. Kimliğine saygı oluşur ve halk seçimler aracılığı ile gücünü belirler. Ortaya çıkan güç, sana sorumluluklar yükler. Verilen sorumluluk hü...