Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 26 Ağustos 2018, Pazar

Şempanzelerden politika hakkında öğrenebileceğimiz 5 şey

Paylaş  
5
3
5

Not: Aşağıdaki yazı, BBC Türkçe’den olduğu gibi alıntıdır... Çok hoşuma gitti, elbette herkes bulabilir ama yine de paylaşmak istedim...

-*-*-

İnsanlar ve diğer primatlar birbirlerinin en yakın akrabaları.

İnsanların siyaset sahnesiyle diğer primatların ki arasında inanılmaz benzerlikler var.

Peki şempanzeler siyasette insanlardan daha iyi olabilir mi?

Profesör James Tilley, şempanze grupları arasındaki mücadelelerden politika hakkında neler öğrenebileceğimizi araştırdı.

-*-*-

1. Dostlarınızı yakın, düşmanlarınızı daha yakın tutun

Şempanze siyaseti sürekli değişen bir ittifaklar ağından oluşur.

En tepeye çıkmak için arkadaşlarınıza sırtınızı dönmeye ve düşmanlarınızı kucaklamaya hazır olmalısınız.

Çoğu ittifak arkadaşlıktan değil ihtiyaçtan ötürü kurulur.


-*-*-

2. İttifaklarınızı kurarken güçlü birini değil zayıf birini seçin

Şempanzeler "yenmek için gerekli olan minimal güçte" ittifaklar kurmaya yatkın.

Yani güçlü bir şempanzeye karşı iki güçsüz şempanzenin ittifak kurması, bir güçsüz şempanzenin diğerine karşı güçlü şempanzeyle ittifak kurmasından çok daha sık rastlanan bir durum.

Bu da akla yatıyor çünkü güçsüz biriyle ittifak yapınca sonuçtan alınacak pay güçlü biriyle ittifak yapıldığında alınacak paydan fazladır.

-*-*-

3. Korku duyulan biri olmak iyidir ama sevilen biri olmak daha iyidir

Şempanze liderleri arasında korku saçıp güçle yönetmeyi tercih edenler de var, ama bu tip liderler genelde çok geçmeden devrilir.

Başarılı bir lider olmak için kitlelerden kendinize ve ittifakınıza destek almanız gerekir. Bunun anahtarı ise nazik ve kararlı olmakta.

Hollanda'daki Arnhem Hayvanat Bahçesi'ndeki şempanzeler arasındaki siyasi koalisyonları inceleyerek Şempanze Politikaları kitabını yazan Professor Frans de Waal, "En iyi alfa erkek en büyük ve en güçlüsü olmak zorunda değil" diyor ve ekliyor:

"Destekçilerinizin olması önemli. Yani destekçilerinizi mutlu etmelisiniz. Diplomatik olmanız lazım."

-*-*-

4. Sevilmek iyidir ama kaynak dağıtmak daha iyidir

En uzun süre iktidarda kalan liderler kaynakları ele geçirerek onları destek satın almak için kullananlardır.

BBC radyo programı “Analiz: Primat Politikaları”nda av etlerini dağıtarak 12 yıl boyunca başta kalan bir liderin hikayesi yer aldı.

Prof. de Waal, "Japon bilim insanı ToşisadaNişida 12 yıl boyunca iktidarda kalan şempanzeyi incelediğinde diğer erkeklerin etlerine el koyup bunu destekçilerine dağıttığı, düşmanlarına ise dağıtmadığını gördü" diyor ve ekliyor:

"Kendi işine çok yarayan bir rüşvet sistemi kurmuştu."

Pratikte olan şey şempanze liderinin gruptan vergi alıp bu kaynakları destekçilerine dağıtmasıydı.

Seçmenlere kendi paralarıyla rüşvet vermek açıkça insanlara özgü bir durum değil.


-*-*-

5. Dış tehditler desteği artırabilir (gerçek veya hayali…)

Bir grubu bir arada tutmak için ortak düşmandan iyisi yoktur, ister gerçek ister hayali olsun.

Dış tehditlerle karşılaştıklarında primatlar birbirlerine daha çok bağlanır ve kendi aralarındaki çekişmeleri unuturlar.

11 Eylül saldırıları gibi büyük ve beklenmeden olaylar karşısında bunun insanlarda da işe yaradığı görüldü. Saldırıdan önce dönemin ABD Başkanı George W. Bush'a halk desteği düşükken, saldırının ardından verilen destek yüzde 90'a kadar yükseldi.

Danimarka'daki Aarhus Üniversitesi'nden Evrimsel Siyaset Psikolojisi Profesörü Michael BangPetersen'e göre bütün bu benzerlikler şaşırtıcı olmamalı. Zira insanlar da birer primat ve insan evriminin çoğunu küçük avcı-toplayıcı grupları halinde dolaşarak geçirdi.

İnsanların modern dünyaya ters düşen siyasi tercihler yapmasının arkasındaki potansiyel nedenlerden biri de bu geçmişi.

Prof. Petersen, "Hâlâ küçük gruplar halinde yaşıyormuşuz gibi kararlar veriyoruz. Beynimiz küçük bir toplulukta yaşadığımızı düşünüyor ve doğru olduğunu düşündüğümüz ilk çözümler genellikle küçük topluluklarda işe yarayacak çözümler oluyor" diyor.

Petersen buna örnek olarak fiziksel açıdan güçlü kişilerin gelir dağılımı konusuna daha az önem vermesini gösteriyor ve ekliyor:

"Onlar gelir dağılımının fiziksel güçleriyle sağlanamayacağı ve parlamentodaki gruplar tarafından yönetilen bir şey olduğunu unutmaya yatkın oluyorlar."

                                                                     

Evlenmeyin demiyorum ama evlendiniz mi; Mutsuz ve huzursuz olmaya hazırsınız demektir

Çok hassas bir konu… Evlilik… Birliktelik…

Yazsam mı yazmasam mı?

Bu konuda görüş belirtmek doğru mu değil mi?

Zaman çok değişti…

İnsanların arzuları da…

Beklentileri de tabiiki…

Eskisi gibi mi yaşam?

 

-*-*-

 

Herkes tatile gitmek ister artık…

Hem de yurt dışına!

Hem de öyle yakınlara değil!

Eskiden; çok değil 50 - 60 yıl kadar once Baf’tan Lefkoşa’ya gidilen sürede şimdi Lefkoşa’dan Sydney’e gidiliyor…

Ulaşım araçları değişti; hele iletişim!

 

-*-*-

 

Televizyondan, internet üzerinden izlediği İzlandalılar gibi veya Norveçiler gibi yaşamak isteyebilir insanoğlu!

 

-*-*-

 

Ve kültürler çok farklılaştı…

Aile – mahalle baskısı yok oldu…

Namus kavramı değişti…

Cinsellik ayrı bir dünya!

 

-*-*-

 

Hani Nisa Suresi der ya kutsal kitabımızda; “… Kadın hata yaparsa once uyarın, sonra yatakta yalnız bırakın ve aynı suç devam ederse dövün” falan diye…

Dövmek ne demek?

Dövmeyi bırakın; uyarı mı dediniz?

Peki yatakta yalnız bırakmak?

 

-*-*-

 

Bunlar eskidendi…

Sevgili Kur’an; mutlaka revizyona veya modern yoruma ihtiyacın var…

Kadını yatakta yalnız bırakmak eskiden “gizlice” uygulanabilen sonuçlar doğururdu!

Artık, yatak işlerindeki mutsuzluk, yatakta yalınız kalmalar, beraberinde farklı denemeleri, doyumsuzlukları, kısacası aldatmaları ve akabinde de boşanmaları biriktiriyor!

 

-*-*-

 

Sadece yatak işleri de değil!

“Homo Economicus” olan kadın ya da erkek, doymak bilmez bir hale dönüşünce, tatminsizlik, yetmeyen bütçeler ve mutsuzluğun biriktirilmesi karşımıza geliyor…

Kapitalist eğitim sistemi, insanı doymak bilmez bir vahşi yaratığa dönüştürüyor…

 

-*-*-

 

Hayat artık eskisi gibi değil…

Modern değil adı belki ama günümüzdeki kaçınılmaz yaşam tarzları, mutsuz birlikteliklerin temel sebebidir.

Eskiye dönebilir misiniz?

 

-*-*-

 

Evet, eskiye, eski yaşam tarzlarına, internetsiz, televizyonsuz, özel okulsuz, botokssuz, tatilsiz, sushisiz, Çin yemeksiz, Hint yemeksiz, pizzasız, cafesiz, barsız, gece kulüpsüz yaşama dönebilir miyiz?

 

-*-*-

 

Mümkün mü?

Küçük bir evde; elektriksiz, susuz, banyosuz, duşsuz, diş fırçasız, diş macunsuz…

Beş keçi,bir teke, bir horoz, 20 tavukla yaşamak mümkün mü?

Stilletto olmayacak!

“Gardrob” yok!

Moda sıfır!

Mümkün değil!

 

-*-*-

 

O zaman çekeceksiniz!

Evlendiniz mi; mutsuz ve huzursuz olmaya hazırsınız demektir…

Haaaa evlenmeyin demiyorum…

Sakın haaaa!

Evlenin tabii ki!

Çocuk yapın…

Keyfiniz bilir…

Ama söylediğim gibi; hayat eskisi gibi değil…

 

-*-*-

 

Eskiden Sterlinimiz vardı da TL karşısında değer mi kaybetmişti?

Veya tersi!!!

 

-*-*-

 

Her şey değişti aslında…

Ama bu Pazar günü, cinsel ayrımcılık gibi olmasın diyorum ve binlerce kez de özür diliyorum kadınlardan ama sanırım değişmeyen tek bir şey var tarihlerden beri…

Nedir biliyor musunuz?

Ne feminizim, ne modernite değiştirebildi onu!

Evet acaba nedir nedir?

Çayda kahvaltıda yenir!

Yok hayır!

Nedir biliyor musunuz?  

“Kadının intikam hırsı…”

Nasıl mı?

 

-*-*-

 

Erkek ne yaptı?

Karısının kendisini aldattığını öğrendi ve vurdu  diyelim!

Öldürdü!

İlkel!

Çok ilkel evet!

Kadın vurur mu?

Kadın vurmaz!

Keşke vursa!

Ne yapar?

Kadın, erkeğe en büyük acıyı yaşatmak için çocuğunu öldürebilir!

 

-*-*-

 

Amacım birini ya da birilerini suçlamak, yargılamak değildir…

Evlilik düşmanı da değilim, kadın düşmanı da…

Cinsiyet ayrımı  yapmam…

Yaptıysam bir daha özür dilerim…

Ama gerçek budur…

 

-*-*-

 

“Evlenmeyin” demiyorum…

Ama dikkat edin!

Çok dikkat edin!

Sırf evlenmek için yapmayın sakın!

                                                                             

Vanessa Marcil

 

Vanessa Marcil... 49 yaşında Meksika asıllı ABD'li aktris. 5 sinema filmi dışında kariyeri TV dizileri üzerine kuruludur. Brenda Barrett rolünü oynadığı General Hospital ve 2003-2008 seneleri arasında 106 bölüm boyunca Sam Marquez rolünü oynadığı Las Vegas dizileri en uzun soluklu işleridir. Ayrıca 2005 senesinde Maxim dergisinin, 2006 senesinde de FHM'in anketinde dünyanın 100 seksi kadını arasına girmiştir... Çok güzel bir kadın...

                

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
1
 
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
30 Ağustos 2018, Perşembe
Aytaç         - Girne
Serhat bey siz iki kez evlendiniz ve sürekli kadınları suçladınız iki başarısız evliliğinizde.
Hiç aklınıza gelmedimi ki ego büyük olanın kişinin suçlu olduğunu?
Birde, unutma son evliliğin yıkılma sebebi kimdir.
Umarım hep yanında olacaktır.

29 Ağustos 2018, Çarşamba
Hasani         - Lefkoşa
Serhat bey, gözlerini aç.
Kullanılmış bisiklet her anda hırsızlığa uğrayabilir.

YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Kasım 2018, Çarşamba    Çok sağlam üç Kıbrıslıyı daha yitirdik
20 Kasım 2018, Salı    Denya diye bir köy!
19 Kasım 2018, Pazartesi    İşte biz o gün tükeneceğiz!
18 Kasım 2018, Pazar    Milliyetçilik mi demiştiniz?
17 Kasım 2018, Cumartesi    Doğal gaz meselesi ve figüran bile olamamak!
16 Kasım 2018, Cuma    Aplıç’tan geçtik!
15 Kasım 2018, Perşembe    KKTC’yi “KKTC” yapmayan gerçekler
14 Kasım 2018, Çarşamba    Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
13 Kasım 2018, Salı    2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
12 Kasım 2018, Pazartesi    What can I do for you?  

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Çok sağlam üç Kıbrıslıyı daha yitirdik
Serhat İNCİRLİ | 21 Kasım 2018, Çarşamba
Çok sağlam üç Kıbrıslıyı daha yitirdik
Zeki Gürsel’i kaybettik...
Taaa Lefke’den, 60’ların sonundan, 70’lerin başından ağabeyimizdi...
Babası rahmetlik Cemal çavuşu da hatırlarım, anneciğini de...
Baba rahmetlik o...
Denya diye bir köy!
Serhat İNCİRLİ | 20 Kasım 2018, Salı
Denya diye bir köy!
Denya köyünü bilmeyen var mı?
Yılmazköy’ün Güneyinde...
Alayköy’ün Batısında...
Gayretköy’ün de Doğu ya da azıcık Kuzey Doğu’sunda...
Şöyle de tarih edebilirim, Playboy’un hemen Güney Batısı’n...
İşte biz o gün tükeneceğiz!
Serhat İNCİRLİ | 19 Kasım 2018, Pazartesi
Devletin korumasındaki bir kilisede, 44 yıldır olduğu yerde asılı kalmayı başaran bir çanı en nihayet çaldık!
Helal olsun!
Çamlıbel’deki 400 yıllık kiliseyi sözde ayakta tutabilmek için iki toplumlu, AB’li, UNDP’li ...