Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 8 Kasım 2018, Perşembe

Toplumsal yokluk!

Paylaş  
10
14
8

Toplumsal yokluk!

Yeni öğrendim...

Çok ilgimi çekti...

Sene 1955...

EOKA kurulmuş...

İnanılmaz gizliymiş...

Kimse, kimin EOKA’cı olduğunu falan bilmiyormuş...

Ama Kıbrıs küçük bir Ada...

Herkes herkesi biliyor ve tanıyor yani!

O kadar güç düşkünüymüş ki bizim bir toprak ağamız; daha önceleri İngiliz efendilerle yiyip içerken, EOKA’cı olduğuna inandığı ve daha önceden de tanıdığı iki Rumla gayet iyi ahbaplık kurmuş!

-*-*-

Meseleyi hemen “hainliğe” çekmeyin canım!

Akabinde TMT kuruluyor haliyle...

Ve bu toprak ağamız bu kez hem TMT’ci oluyor hem de bölgeye gelen sancaktarların canı ciğeri...

-*-*-

Anlatmaya çalıştığım, “dinsel, ideolojik veya milli” anlamda hiç bir “gelişim” göstermemiş olmamız ve “kim iktidardaysa, ona yalakalık etmeye başlamamızdır”...

Bu alışkanlık hatta kültür haline geldi...

-*-*-

Faşizmin veya Makyavelizmin dik alasını yaşıyoruz!

Mesele budur aslında!

“Yaz bizdensin ya onlardan” alışkanlığı...

“Kardeşim ben sizdenim hiç olur mu?” durumları!

Hep güçlüden, kazanandan yana olmak!

-*-*-

Mesela bu yüzdendir ki; hem UBP, hem DP, hem CTP hem de HP üyesi olan insanlarımız var...

İkili, üçlü, dörtlü üyelikler!

Eskiden daha çoktu; Allah’tan Yüksek Mahkeme bir miktar denetlemeye başladı ve ayıklamaya da başladı da bu konuda düzeldik bir miktar!

Ama UBP örgüt başkanıyken, mesela aniden HP’li olan ama son UBP kurultayında üye olarak oy kullananlarla dolu ortalık!

“Yoktur” demeyin sakın!

-*-*-

Çok çarpıcı bir örnek daha vereyim sizlere...

15 Temmuz 2016’da Türkiye’de darbe girişimi mi kalkışması mı neydi; o yaşanmıştı...

Hatırlayalım...

O kalkışma başarılı olmuş olsaydı, KKTC’deki mevcut siyasi yapının tamamı, darbecilerden yana açıklamalar yapmayacak mıydı?

“Hayır yapmayacaktı” desin bir kişi; adımı değişirim!

-*-*-

Daha da ileri gideyim!

Bir yığın KKTC’li siyasetçi, “çok Atatürkçü” geçinir...

Ama Recep Tayyip Erdoğan korkusu nedeniyle “rüzgar durana dek, sokağa çıkma” taktiğini izler.

Atatürk’ün adını bile ağzına almaz!

-*-*-

Başka örnek vereyim...

İki önceki TC Büyükelçisi, namazında niyazında bir kardeşimizdi...

Cuma namazı kılardı mesela...

Ve namaz kılmayı bilmeyen, hatta besmele çekerken zorlanan bir yığın KKTC’li siyasetçi, o namaza katılırdı...

-*-*-

İdeoloji sıfır...

Milli şuur sıfır...

Yurtseverlik bile sıfır...

E din sıfır...

Haliyle “hiçbiri” olmayınca, yalakalık zirve!

Sonra her araştırmada, “siyasete ve siyasetçiye güven çok zayıf çıktı” sonucu!

-*-*-

Ve yalan tabii ki!

Yalancılık diz boyu!

Neden?

Çünkü ideoloji sıfır!

Mesela Recep Tayyip Erdoğan’ın dini inancıyla yakından uzaktan alakası olmayan bir yığın ülkem insanı; çekinmese Kuran-ı Kerim’i ezbere bildiğini söyleyecek!

-*-*-

Kıbrıslı mıyız?

Soruyorum size!

Kıbrıslı mısınız?

Bir yığın insan buna yanıt vermeye çekinir!

“Aman Türkiye ne diyecek?”...

Ve haliyle ne olur; Kıbrıslılık da Rum toplumuna kalır!

-*-*-

Bir eski başbakan bana bir zaman, “... Vallahi komutanlarla aram çok iyiydi, her aradıklarında mutlaka gittim, en küçük sıkıntım olmadı” demişti...

“İyi Bursa Osmaniye Kastamonu yediniz!” diyemedim adama!

Çünkü, gerçekten ve inanaraktan yaptığının doğru olduğunu düşünüyordu!

-*-*-

“Aman asker kızmasın, aman komutanlar bir şey demesin, aman Türkiye tepki vermesin” diyerek yıllarca siyaset yapılmadı mı bu ülkede?

Ve hala bazı makamlara itaat ya da bazı makamlardan korku değişmiş olsa da; aynı şekilde siyaset yapılmıyor mu?

-*-*-

Evet ideolojimiz yok...

Güneyde ideolojiler daha belirgin ve büyük siyasi partilerin temelinde ideolojik ayrılıklar söz konusu

Milli şuurumuz yok...

Türk müyüz, Kıbrıslı mıyız, Kıbrıslı Türk müyüz, Kıbrıs Türkü müyüz, Kıbrıslı Türk müyüz?

Bir karar verin!

Güneyde Elen olmak da Kıbrıslı olmak da çok keskin sınırlarla ayrılmış...

Din?

Evet din...

Kıbrıs’ın Kuzey kesiminde, siyasetin en aktif isimleri içerisindeki bazı isimler, resmen münafık!

Sırf Erdoğan’a “şirin” görünmek amacıyla son derece inançlıymış gibi davranan ciddi sayıda “önemli” insanımız var!

-*-*-

Ada genelinde tek bir silah patlarsa, turizmin sıfırlanacağını, üniversitelerin iflas bayrağı çekeceğini çok iyi bilen ama Türkiye’yi memnun etmek adına, goftiden açıklamalar yapanlar da bir hayli fazla!

Yani merak ediyorum; bunca masraf neden yapılıyor da Londra’da turizm fuarlarına katılıyoruz?

Turizm Bakanı neden gitti Londra’ya ki?

Ne gereği var?

Savaş yapacak bizimkiler, öyle diyorlar!

Ve ağzını açıp, “bre ama nedir sizin dediğiniz, neden savaş kışkırtıcılığı yapıyorsunuz?” diye uyaran da yok!

Efendim neymiş?

Doğal gaz çıkarsa, parası bankaya konacak, çözüm olursa alacağız deniyor ya!

Mesele bizim alacağımız olsaydı, çoktan kabul ederdik!

Ama mesele, Türkiye’nin ne alacağının belirlenmesi olduğu için, kışkırt kışkırtabildiğin kadar!

E o zaman, dönsün Fikri Ataoğlu memleketine, taksın çelik başlığını, turist beklesin!

Yani, tek geliri turizm ve üniversiteler olan bir ülkede, son yapılan açıklamaların tümü, ikisini de baltalayıcı cinstendir demek istiyorum ama kimseden ses çıkmıyor!

Hayret ki ne yalakalık ne yalakalık!

-*-*-

İşte bu ortamda; örneğin “toprağı” da “sahtesiyle seven bir toplum olduğumuzu da ekleyerek şunu söyleyelim; biz kaybettik!

Kimliğimiz yok...

Karakterimiz olgunlaşmadı...

Kültürümüz karmakarışık...

Ne istediğimizi bilmiyoruz; başkalarının isteklerine sarılıp sarılıp fikirler değiştiriyoruz...

Güvenliğimiz sıfır; yok olmak üzereyiz ve bunun da farkındayız ama “güvenlik ve garanti olmazsa anlaşmayız” diyen, zavallılarız!

-*-*-

Çözüm mü?

Çözümden anladığımız ne ki?

Ne istediğimizi bile bilmiyoruz!

Türkiye karar veriyor; biz itirazsız kabul ediyoruz!

Haaaa bir kaç istisna karakterimiz elbette vardır da istisnalar kaideyi bozamıyor!

-*-*-

“Tükeniyoruz, tükeneceğiz” diye endişe ediyorum bazen!

Oysa hiç endişeye gerek yok, çoktan tükenmişiz!

Toplumsal anlamda “hiç”iz!

“Yok”uz!

O kadar!


Psefto Gratos değilse nedir?

Kanal T’de dün sabah konuğum Derviş Dizliklioğlu’ydu...

Taşkınköy Muhtarı ve Lefkoşa Muhtarlar Derneği Başkanı...

Sahte ikamet belgesi isteyenlerden tutun, bölgede yaşayanların sayısını bilmemekten geçin, Lefkoşa Sanayi Bölgesi’nde kimin yaşadığından, kaç kişinin olduğundan kimsenin haberi olmamasından çıkıverin...

Nüfusu bilmeyen bir muhtar!

Devlet, nüfusu bilmiyor!

Neden?

Bunun nedeni açıktır; “Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta nüfus oyunları oynandı!”...

Ve bu, çok ciddi çok büyük suçtur!

Nüfusumuzu bilmemizi istemiyorlar!

-*-*-

Sanayi Bölgesi perişan.

Pislik içinde.

Kaldırımlar üzerinde atılı terkedilmiş araçlar, gelişigüzel bir sistem...

Cami yapılmış, camiye gidenlerin araç park edecek tek yeri yok...

Esnaf – sanayici kırgın ve kızgın!

İşin içinde cami olduğundan, parasını Türkiye verdiğinden, kimse sesini de çıkaramıyor!

-*-*-

Yollar delik deşik.

Sanayi Bölgesi’nde “yetkili kim?” belli değil!

Girne Tarihi Limanı gibi!

Kaldırımlar, kaldırım değil!

Ülkede engelli yokmuş gibi inşa edilmişler!

“Çok yağmur yağarsa, her tarafı su basacak” gibi bir endişe de kalmadı çünkü herkes bundan emin!

-*-*-

Ve Güney Kıbrıs ile bu konularda farkımız inanılmaz bariz!

-*-*-

“PseftoGratos” diyorum; kızıyorsunuz!

Adını siz koyun o zaman!

Süpürmekle temizlenseydi; temizlerdiniz!

Ama şundan emin olun; pislik, sorumsuzluk, rezalet yönetim o boyutta ki; tarihte Ada iki kez sulara gömülmüş; üçüncüye kesin ihtiyaç olduğundan eminim! Bir tek o temizler!





Catherine Zeta - Jones

Yıldız oyuncu Catherine Zeta-Jones geçtiğimiz gün, kocası aktör Michael Douglas’ın adının kaldırım taşına yazıldığı ünlü “Hollywood Walk of Fame”deki törene katıldı... Gallerli ünlü yıldız Zeta – Jones (49), omuzlarını açıkta bırakan şık elbisesiyle büyüleyici güzellikteydi.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
4
 
0
 
0
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Kasım 2018, Çarşamba    Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
13 Kasım 2018, Salı    2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
12 Kasım 2018, Pazartesi    What can I do for you?  
11 Kasım 2018, Pazar    Yılmaz Özdil'in hatırlattığı!
10 Kasım 2018, Cumartesi    UBP'nin işi kolay değil! (Bir adet UBP yorumu)
9 Kasım 2018, Cuma    Eşit devlet mi? Hadi oradan!
7 Kasım 2018, Çarşamba    İki eşit devlet!
6 Kasım 2018, Salı    Asıl günah, sol elle yemek yemek değil; yenilenmemektir...
5 Kasım 2018, Pazartesi    Av ve tükeniş!
4 Kasım 2018, Pazar    Öldürdün onu anladık! Peki, ölü seni şimdi çok mu seviyor?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
Serhat İNCİRLİ | 14 Kasım 2018, Çarşamba
Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
Federal çözüm en akla yakın olanıdır.
Neden?
Rum tarafı üniter devletten yana...
Türk tarafı ayrı devlet istiyor...
Ortası federasyon!
Bu nedenle bu çözüm modeli akla en uyand...
2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
Serhat İNCİRLİ | 13 Kasım 2018, Salı
2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
(Cumhurbaşkanlığı seçimi yorumu)
Siyaset nedir?
Komplo teorisi yapmaktır!
Yorum yazmaktır!
Siyaset gazeteciliği, keyifli bir gazetecilik türüdür!
-*-*-
Mesela; UBP – DP – YDP...
What can I do for you?  
Serhat İNCİRLİ | 12 Kasım 2018, Pazartesi
Korkuteli’nde hırsızlık...
Girne’de sopalı kavga...
Akova’da cinsel taciz...
Girne’de casino soygunu...
Bilmem nerede alacak verecek kavgası...
 
-*-*-
 
Sadece dünle ilgili mahkeme haberleri...
 
-*-*-
 
...