Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Ekim 2014, Salı

Kobani'den Kıbrıs'a

Paylaş  
66
144
54

Yeni Ortadoğu’nun oluşum sürecindeki “Kurucu Kaos”, özellikle Suriye, Irak ve ”Kürt Hareketi’’ üzerinden, bölgeyi yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Suriyede tıkanan süreci , samimi olmayan ‘’uluslararası konferanslarla’’ aşamayınca, ‘’kaos hareketi’’ ni de devreye koydular.Ancak, bu hareket de, uluslarüstü sermayenin, bölgedeki tıkanıklığının önünü açamayacaktır.

“Kobani Direnişi” sonrasındaki durum, yeni ortadoğunun ilk oluşum sürecinde düşünülenden, daha farklı bir yere ve düzeye gelmiştir. Bundan dolayı, uluslararası ve bölgedeki güçler arasındaki ilişkilerin, çıkar ve paylaşımların, “analizini” ve dizayınını yeniden değerlendirmeleri zorunlu hale getirmiştir...

KOBANİ DİRENİŞİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR

ABD ve “Batı Bloğu”, bölgeye ilişkin strateji ve politikalarını, bölge “devletleri” yanında bir “Kaos Hareketi” olan IŞİD ile yürütüyor. Ve sürece yön vermeye çalışıyor... Bölgede IŞİD vahşeti ve IŞİD’e karşı direnen bir “Kürt Varlığı”, herşeye rağmen bölgedeki rol ve konumunu güçlendirmektedir. IŞİD’in, esasen bölgede yeşeren , tüm bölgeye örnek olan ve ışık saçan, “Rojova Olayına” karşı odaklanması veya odaklandırılması durumu söz konusu... Dikkat edilirse bölgede, ‘’demokratik ve özerk’’ bir anayışı savunan, demokratik bir yaşam şeklini hayata geçirmeye çalışan, başka bir güç yoktur. Bu açıdan da bakıldığında Kobani özelinde “Rojova Olayı” tüm bölge devletlerinin, ayrıca ABD ve “Batı Bloğu” ‘nun hedefi haline gelmiştir. Öyle bir hedef ki; bölgesel dizayn ve denklem açısından, hem yok edilemeyecek, hem de içerisinde barındırdığı demokratik – özerk bir yönetim ve yaşam şekli açısından da boğulması gerekecek...

IŞİD tehdidi ve vahşeti kullanılarak “Rojova anlayışı” ezilmeye ve mümkünse yok edilmeye çalışılıyor. Bunun yanında , IŞİD’e karşı, Musul’da ve Şengal’de bir varlık göstermeyen “Bölgesel Kürt Yönetimi”, IŞİD’in bölgedeki varlığı gerekçe gösterilerek, askeri açıdan da oldukça güçlendiriliyor. Bundan sonraki süreçte, Rojavayı boğamayacaklarına göre, “Barzani Yönetimi” ‘nin etki alanını Rojova’ya da yayabilmek için ‘’özel çaba’’ göstereceklerdir. Barzani’yi bütün Kürt Bölgelerinin “lideri” yapmaya çalışacaklardır... Barzani de, Musul ve Şengal olaylarından sonra, kaybettiği prestiji, Kobani saldırılarında göstermeye çalıştığı “dayanışma” analyışıyla gidermeye çalışıyor... Bir bakıma bundan sonraki rolüne hazırlanıyor... Ama bir gerçek de var ki, bu süreçte, tarih, Kürtleri kendi içinde barışa ve dayanışmaya çağırıyor. .. Yaşanan süreçte “Barzani Yönetimi” ile Türkiye’nin ilişkilerinin ilk başlardaki gibi olmadığı, Musul, Şengal ve Kobani olaylarında, Türkiye’nin tutumu ve bölgede Kürtlerin neredeyse tek hedef haline getirilmesi, ilişkilerin yeniden şekillenmeye girmesine ve gerilmesine neden oldu. Bu durum aslında, IŞİD oluşumunun amaçlarından biri de olabilir.

Türkiye’nin ,Ortadoğu politikalarındaki öngörüsüzlüğü, açmazları ve gelişen sürece ilişkin tavırlarını, hep Kürt sorunundaki tasfiyeci yaklaşımı belirledi. Burada, batının hedefleri ile Türkiye veya AKP’nin hedef ve beklentilerinde, kısmi “çelişki” ve farklılıklar, sürecin ilerlemesi ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle ortaya çıktı... Türkiye “barış süreci!” anlayışıyla,’’ Kürt hareketini’’, ABD ve ‘’Batı Bloğu’’ nun da aynı anlayış ve desteği ile, İran üzerine baskı ve dengeleme unsuru olark yönlendirmeye çalıştı... Kürtleri, İranla çarpıştırırken, Suriyede “Esad Rejiminin” devrilmesiyle birlikte, esasen Suriyedeki Kürt oluşumunun da önünü kesmiş ve etkisizleştirmiş olacaktı. Bundan sonra, muhtemelen bölgesel olarak güçsüzleşen’’ Kürt Hareketi’’ni Türkiyede “dize getirmek” daha kolay olacaktı... ABD, “Batı Bloğu” ve Türkiye ortak projesi olan Türkiyedeki “barış süreci” oyununuyla, aslında, hem kürtlere, hem Suriyeye, hem de İrana cephe açılmış olacaktı..Böylece, bölgesel dizaynın önündeki engeller de bir bakıma zayıflatılmış olacaktı... Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. İran, oyunu hemen gördü. Ve Kürtler ile ateşkese gitti... ‘’Suriyenin direnişi’’ süreci tıkadı... Kürtlerin Suriyede, ne rejim yanlısı, nede emperyalist güçler yanında yer almamaları onları bölgede üçüncü ve bölgesel bir güç haline getirdi. Ve Rojovada “demokratik özerk” bir yönetim oluşturma yönüne gittiler. Bu durum, “Esad yönetimini” devirmeye and içmiş Türkiyeyi, “dengeleme” açısından, zorunlu olarak,Suriye yönetiminin de bir bakıma işine geldi...

Gelişen bu süreçte, Türkiyenin veya AKP’nin, tüm “enerjik çabalarına” rağmen, plan ve projeleri altüst oldu. ‘’Esad rejimi’’ yıkılmadı, İran bölgenin en etkin ekonomik ve siyasi gücü olarak ortaya çıktı. Rojova üç kantonu ile hayata geçti. Bölgede, tüm kültürlerin bir arada buluştuğu demokratik bir yaşam anlayışının hayata geçirilmeye çalışılması, bölge halklarında sempati yarattı, onlara alternatif bir yol gösterdi... Artık, Kürtler ya bu anlayışlarıyla denkleme entegre olacaklar yada “Barzani yönetiminin” işbirlikçi, ‘’dinsel’’ ve liberal anlayışıyla... İşte bu yüzdendir ki, Rojovanın üç kantonundan biri ve coğrafi olarak en zayıfı olan Kobani, vekaleten “IŞİD” tarafından hedef seçildi... Türkiyenin alt üst olan ve batağa saptanan Ortadoğu politikası da kaos içinde. Türkiye , gelinen bu süreçte, hemen hemen suya düşmüş projelerini kısmen “kurtarma”, hayata geçirme açısından, istese de istemese de IŞİD oluşumunu ve oluşturulan hedeflerini “dışlayamıyor”. ..Türkiye de, bir bakıma kendini borunun içinde buldu...

Artık, Türkiye için Kobaninin düşmesi, “tampon bölge” veya “güvenlikli bölge”, neden önemlidir. Hem Kürt sorununu çözmeme, hemde mevcut kazanımları ortadan kaldırma ve zaman kazanma açısından önemlidir. Türkiyenin bu son süreçte, Ortadoğuya ilişkin hiçbir hesabı tutmadı. Bölgedeki yeni enerji kaynaklarının yol haritalarından tutun, bölgedeki siyasi etki gücüne kadar, bir yalnızlaşma içinde . Komşularıyla “sıfır sorun” analyışından, “sıfır da bir değerdir” ‘e kaldı... Kobaninin direnmesi, düşmemesi, Türkiye açısından bir handikap... Kobani düşmeyecek, ancak düştüğünü düşünelim. Türkiyenin son Kobani eylemlerinde içine düştüğü durumu gördük. Görünen o ki, bu durum, önümüzdeki sürecin ,Türkiye açısından daha başlangıcı olabileceğidir.... Türkiye açısından, Kobaninin “düşmesi” de bir handikap haline geldi... Türkiye açısından, “Kürt sorununun” aynen şimdiki gibi kalması, Kürtler adına bir kazanım elde edilememesi “başarı” sayılacaktır. Belki de Türkiyenin hedefi ilk baştan bu idi. ‘’Kürt sorunu’’nu hiç olmazsa bu noktada tutabilmek... Türkiye, Suriye içerisinde oluşturamayacağı “tampon bölgeyi” bu amaçla ,Türkiye içerisinde de oluşturabilir. Çünkü Rojavadaki kantonların, süreçle, Türkiye içerisine yayılma potansiyeli de hiç küçümsenemeyecek bir aşamaya gelebilir....

Geçmiş yazılarımda da belirttiğim gibi Kobani düşmeyecek ve Türkiye şimdiye kadar başlatmadığı “barış süreci” ‘ni belkide şimdi başlatacaktır. ..Yada Kürtleri tekrardan çatışma ortamına zorlayacaktır... Kobani direnişi bir dönüm noktasıdır... Türkler ve Kürtler Ortadoğu’da ortak bir tavır geliştirdikleri zaman, “barış süreci” ‘de başarıya ulaşabilecek bir güç olacaktır. ..

SORUNSUZ KIBRIS SORUNU DEVAM EDECEK

Bu süreç içerisinde, Ortadoğudaki tüm planları suya düşen Türkiye, yeniden ‘’çatışmalı bir ortam’’dan sonuca gitmeye çalışacağa benziyor. Bölgedeki son gelişmelerle ve özellikle Şengal ve Kobani direnişleri, bölgeye ilişkin stratejilerde bir dönüm noktasına dönüştü. Kürt bölgeleri önemli bir dinamik olarak ortaya çıktı... Bu değişen dengelerde, Kıbrısta yeni bir statikoya gidilmesine gerek kalmayabilir. Türkiye “Kürt sorununu” kendi istediği çizgiye çekebilseydi, Kürt sorununda batıyla girdiği çelişkileri, Kıbrıs ile dengeleyebilirdi... Ne de olsa Batılılar, Türkiye ve bölge devletleri açısından “Kıbrıs Sorunu” diye birşey yoktur. Kıbrıs sorunu ile direkt ilgili olmayan ,uluslarüstü sermayenin belirleyiciliğinde, ticari birtakım pazarlıklar her zaman olacaktır. Statüko değişiklikleri de olacaktır... Bunların olması veya olmaması , enperyalizm açısından, Kıbrısın, bölgeye ilişkin, gerek enerji yol haritalarındaki rolünde, gerekse askeri ve iletişim üssü olması konumunda herhangi bir değişiklik olacak anlamına gelmiyor. Ancak, Türkiyenin bölgede girdiği açmazla, ayrıca yeni durum ve denklemde, muhtemel yer alış şekliyle, Kıbrısta ‘’düşünülen’’ yeni statüko durumu da çelişti. Türkiye girdiği bu Ortadoğu açmazında, Kıbrısta oluşabilecek ‘’yeni statükoyu’’, yeniden oluşmakta olan bölgesel denklemdeki yerinin belirsizliği nedeniyle kolayca kabullenemez .

Zaten yeni ordtadoğunun oluşumunda, Irak ta parçalı bir yapı, Suriye de parçalı bir yapı hedeflenirken ve bu da pratikleşirken, Kıbrısta tıkır tıkır işleyen, bu ‘’sorunsuz’’ parçalı yapıya neden dokunsunlar... Zaten, ne ABD ve “Batı Bloğu”nun, ne de bölge devletlerinin “Kıbrıs sorunu” diye bir sorunu yoktur. Ayni şekilde düşündükleri ‘’yeni statiko’’ nun, ‘’Kıbrıs sorunu’’nun çözümü ile de bir ilgisi yoktur. Onların, pay, çıkar ve stratejileri vardır. O da tıkır tıkır işliyor... Niye “Sorunsuz Kıbrıs Sorununu” sorun yapsınlar... Çıkarlarına ve bölgesel denklemin şekline göre , statiko değişir veya değişmez...

Bizim ‘’Kıbrıs sorunu’’ diye bir sorunumuz var mı? ...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
27 Temmuz 2017, Perşembe    Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
21 Haziran 2017, Çarşamba    "Katar krizi, Trump ve İran"
22 Şubat 2017, Çarşamba    "Arab diktatörlüklerine giden yol"
3 Kasım 2016, Perşembe    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine (2)"
31 Ekim 2016, Pazartesi    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine"(1)
6 Ekim 2016, Perşembe    "Fırat kalkanı ve Kıbrıs'ta çözüm"
30 Mayıs 2016, Pazartesi    "Yeni Ortadoğu'da, yeniden eski ayarlar ve Kıbrıs"
14 Ocak 2016, Perşembe    "Yeni Ortadoğu’da İsrail ve Kıbrıs"
14 Aralık 2015, Pazartesi    "Kıbrıs'a su boru hattı, Türkiye'nin nefes borusudur"
7 Aralık 2015, Pazartesi    "Bölgede Rusya ile İran artık daha rahat"

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
Kutay BEKTAŞOĞLU | 27 Temmuz 2017, Perşembe
Artık kendi kendimizi kandırmaya son verelim.
Bölgesel gelişmelere, yeniden ve yeniden oluşan dengelere baktığımızda, her dönemin değişmezi ve denklemlerdeki yeri, Kıbrısın bugünkü durumudur.
Onyıllardır süren “görü...
"Katar krizi, Trump ve İran"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Haziran 2017, Çarşamba
Bölgemizde, emperyalistler arası rekabet ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle,denklem ve dengeler yeniden şekilleniyor…Önceleri, demokrasi ve daha yaşanası bir gelecek uyduruk söylemiyle; bölgeyi, yenilenen sömürü...
"Arab diktatörlüklerine giden yol"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Rusya’nın,bölgedeki etki gücünün artması; ABD ve Türkiye’nin, bölgedeki ‘’alanını’’ daraltmıştır.Onları, kendi iç çelişkileri ve tıkanmışlıklarıyla birlikte, adete çembere almıştır.
Astana’da, Türkiye-Rusya ilişkiler...