Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Kutay BEKTAŞOĞLU | 24 Temmuz 2015, Cuma

Ortadoğu'da dengeler değişiyor (3)

Paylaş  
67
160
66

"TÜRKİYE'NİN BİTMEYEN SURİYE MACERASI"

Türkiye’nin, ortadoğu politikası, esasen ‘’ Kürt sorunu’’ odaklıdır. Ancak, bu önkoşuldan vazgeçilmeksizin ve buna bağlı kalarak, bölgenin sömürü ağlarına dahil olmak istiyor. Pay alabilme kavgası veriyor. Türkiye’nin ta baştan, Ortadoğu ve özellikle ‘’Suriye politikası’’ nın merkezinde, Suriyede , ‘’demokratik özerk Rojava ‘’ yapılanmasını engelleyebilmek vardır.

ABD’nin ve ‘’ batı bloğu’’ nun , ‘’yeni Ortadoğu ‘’ projesine göre ; Türkiye, bölgeye , Avrupayla ‘’uyumlu’’, ‘’ılımlı’’ bir ’’İslam ülkesi modeli’’ olarak sunulacaktı... Böylesi bir durum , Türkiye açısından da ,oldukça heycanla karşılandı. Şimdi , ‘’bölgesel etkili bir aktör ‘’ olabilmenin tam zamanıydı. Hatta, ‘’Sunni blok’’ ‘un bile ’’lideri ‘’ olabilme şansını yakalayabilme olasılığı, AKP ‘nin kendi özgün idealleri açısından da, tarihsel bir dönem olarak algılandı... Ne var ki , düşünülen ve kendilerince bölgeye örnek olabilecek ‘’ AKP modeli ‘’ , bekleneni veremedi... Libyada , Mısırda , Tunusta ... oluşturulan, ‘’AKP modeli ‘’ partiler, bölgede dikiş tutturamadılar. Özellikle Mısırda, ‘’Tahrir ruhu ‘’ ‘nun , önü kesilerek, ‘’ Mübarek’’ sonrası dönem, ‘’Müslüman Kardeşlere’’ yani ‘’Mursi yönetimi’ne ‘’ armağan edilmesine rağmen, Mısırda da, bu ‘’ model’’ başarısız oldu...

Gelişen bu süreçte, bölgedeki gelişmelere ilişkin Türkiye’nin tutum, taraf ve yaklaşımları , onu adeta ‘’bölgesel güç ‘’ olmaktan da çıkardı... Zamanla , Irak ve özellikle Surıyede, ‘’Kürt hareketi ‘’ ‘nin yükselişi, Kürtleri dinamik , toplumsal bir güç haline getirdi. Suriyede, üç kantonda , ‘’ Rojava demokratik özerk’’ bölgesinin oluşması ve kantonların coğrafi olarak da , birleşme yönüne gitmesi, önemli bir aşama oldu. Bu ,Suriye içi dengeleri de oldukça etkiledi.

Rojava’daki , alternatif ‘’demokratik yaşam ‘’ anlayışı, Suriyede ve hatta bölgede , ‘’ üçüncü bir yol ‘’ olarak kabul gördü... İlk başlarda , emperyalist güçler ve bazı bölgesel devletlerin, himaye ve desteğiyle, bölgede yer bulan ve tutunan , ‘’IŞİD ‘’ ‘nin , ortaya koyduğu tablo , beklenenin ve öngörülerinin çok ötesinde oldu. Buna karşın, özellikle Suriye Kürtleri’nin ortaya koydukları direngen duruş ve tarihsel süreç içerisindeki mücadeleleri , onları ,bölgenin vazgeçilmez bir varlığı , dinamiği ve dengelerin önemli bir parçası haline getirmiştir.

Gelişen bu süreç içerisinde, ‘’ Rojava yapılanması ’’ bölgede ve özellikle dünyada da kabul görmeye başlamamıştır. Bölgedeki bu gelişme, Türkiye’yi oldukça rahatsız etmiştir... Oluşmakta olan yeni dengeler ve denklem içerisinde, Kürtlerin geldiği nokta ve ‘ ‘çıkarları’’ , dönemsel olarak, ABD ‘nin çıkarları ile karşılıklı ve zorunlu olarak ‘’uyuşmuştur’’. Böylece, Rojava’nın , kantonları’nın coğrafi olarak da birleşmesiyle oluşacak olan bölge, artık oldukça önem kazanmaktadır. Bu durumda, hem Kürtler ideallerini gerçekleştirme ve geliştirme yolunda önemli bir adım atmış olacaklar. Hem de , İran , Irak , Suriye üzerinden, bölgenin enerji kaynaklarının , ‘’ güvenli ve alternatif ‘’ bir yol haritası zamanla oluşmuş olacaktır...

Bölgede ve Türkiyede , yükselişte olan ve önemli bir aşama kaydeden ‘’Kürt siyaseti ‘’ nin , Türkiye’nin iç politik denklemindeki etki gücü oldukça artmıştır... Bu durumda, Türk dış politikası, Ortadoğu boyutunda izlediği yanlış politikanın, acı sonuçlarıyla yüzleşmek istememektedir. Çünkü, bu yüzleşme , geleneksel Ortadoğu politikası’nın da , bir bakıma sonu olacaktır... Türkiye’nin, Rojava gerçeği ve İran ile olan ilişkilerine , ‘’yeni’’ bir boyut getirecektir... Artık, Türkiye için , İran’ın önünü kesmek bir yana, İran’ın açtığı yoldan ve İran’ın dünya kapitalist sistemiyle bütünleşmesinden, ben de nasıl pay kapabilirime gelecektir.

Hernekadar Irak ve özellikle Suriyedeki Kürt yapılanmaları, İran’ın da benimsediği gelişmeler olmasa da , bu oluşumlar ekonomik olarak, İran’ın çıkarlarına pek ters değildir. İran, enerjinin varlığının, ‘’sağlıklı ‘’ bir aktarım yolu olmadan , pek bir faydasının olamayacağının farkındadır. Ayrıca, Rojava oluşumu ile ‘’ birlikte’’ ,Suriyedeki ‘’dıştan güdümlü’’ sözde muhalefetin, daha kolay etkisizleştirileceği, artık yaşanan sürecin ve toplumsal gelişmelerin dayattığı bir gerçektir. İran da, bu durumu, istemese de kabul etmek zorunda kalacaktır. Irak ve Suriyedeki , Kürt yapılanmalarının ,İranla da sorunlarını kısmen hafifletmesi, sürecin bir gereği olarak görülecektir. Böylece, ’’ yeni dengelerde’’, İran, Kürt varlığı karşısındaki tutumunu da değiştirme yönüne gidecektir...

Bölgede, sürecin böylesi bir noktaya gelmesi ve Kürt varlığının, etkili bir dinamik olarak ortaya çıkması, Türkiye’nin kendi iç denklemindeki , ‘’Kürt sorunu’’ ‘nu yeniden değerlendirmeye almasını gündeme getirmiştir. Bir de şu var ki ; Bölgede en aydın Kürt kesimi, Türkiyede yaşamaktadır. Türkiyedeki Kürt potansiyelinin, diğer ülkelerdeki Kürtleri nasıl etkilediği , dikkate değer bir konudur. Türkiyede başlatılmaya ‘’çalışılan ‘’ , ‘’çözüm süreci ‘’ , bir ‘’ tarihsel zorlama ‘’ olarak gündeme gelmiştir. Ancak, Irak ve Suriyede , ‘’Kürt hareketi’’ ‘nin yükselişi ve yeni deklemle ‘’uyumu’’, Türkiye açısından, çok ciddi bir endişeyle karşılanmıştır. Çünkü, bu gelişmeler ışığında, karşılıklı olarak ‘’çözüm süreci’’ ‘nin başlatılması, bir toplumsal ‘’ zorunlu ihtiyaç ‘’ haline gelmiştir...

Birincisi: Bu noktadan sonra, ‘’ çözüm sürecini ‘’ başlatmak ve süreci bölgesel etkileşimi ile birlikte ele alma durumu ortaya çıkıyor... Şu an, mevcut iktidar açısından, bunu kabullenmek biraz zor...

İkincisi: ‘’ Çözüm süreci ’’nin tamamen ortadan kalkması durumunun ortaya çıkması demektir. Bu seşenek de, Suriye ve Iraktaki gelişmelerle oldukça bağlantılıdır...Bu durumun sonuçlarına da katlanmak, Türkiye açısından oldukça zor... Biincisi ‘’barışa ‘’ , ikincisi ‘’savaşa ‘’ giden yol... Türkiye bir bakıma artık yol ayrımında...

Türkiye’nin , Suriye’ye müdahale söyleminin arka planında, böylesi bir süreç vardır. Bu sürecin içinde de, Suriyedeki, ‘’demokratik özerk Rojava ‘’ yapılanmasının, ayrıca İran’ın da önünü kesmek öncelikli bir hedef olarak görülmektedir.

İran’ın bölgedeki etki gücünü artırmasından oldukça rahatsız olan Türkiye , artık buna müdahale edecek veya önünü kesecek durumda değildir... Türkiye’nin, Suriye’ye müdahale söyleminin, perde gerisindeki diğer bir konu da, emperyalistler tarafından, bölgede tarihsel olarak hep korunmaya çalışılan, ‘’Türkiye- İran dengesi ‘’ ne , yeniden dikkat çekmek içindir... İran’ın son ‘’ nükleer anlaşma ‘’ ile de , geldiği noktadan sonra , Türkiye’nin , Suriye’ye ‘’askeri müdahale ‘’ ile , bir ‘’denge kurma ‘’ ya çalışması, komik ötesi bir durum olur... Zaten, Türkiye’nin de böylesi bir gerçekçi düşüncesinin, olabileceğini sanmıyorum.

Ancak, ‘’tampon bölge’’ olayı, esasen ‘’demokratik özerk Rojava’’ yapılanmasının ve Rojava kantonlarının , coğrafik olarak da birleşmesinin önünü kesmek amçlı olduğundan hep gündemde ve canlı kalacaktır...

 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
27 Temmuz 2017, Perşembe    Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
21 Haziran 2017, Çarşamba    "Katar krizi, Trump ve İran"
22 Şubat 2017, Çarşamba    "Arab diktatörlüklerine giden yol"
3 Kasım 2016, Perşembe    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine (2)"
31 Ekim 2016, Pazartesi    "Büyük Ortadoğu Projesi'nden, Kıbrıs'ta düzenleme sürecine"(1)
6 Ekim 2016, Perşembe    "Fırat kalkanı ve Kıbrıs'ta çözüm"
30 Mayıs 2016, Pazartesi    "Yeni Ortadoğu'da, yeniden eski ayarlar ve Kıbrıs"
14 Ocak 2016, Perşembe    "Yeni Ortadoğu’da İsrail ve Kıbrıs"
14 Aralık 2015, Pazartesi    "Kıbrıs'a su boru hattı, Türkiye'nin nefes borusudur"
7 Aralık 2015, Pazartesi    "Bölgede Rusya ile İran artık daha rahat"

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müzakereler ve bizdeki "solun!" düşündürdükleri
Kutay BEKTAŞOĞLU | 27 Temmuz 2017, Perşembe
Artık kendi kendimizi kandırmaya son verelim.
Bölgesel gelişmelere, yeniden ve yeniden oluşan dengelere baktığımızda, her dönemin değişmezi ve denklemlerdeki yeri, Kıbrısın bugünkü durumudur.
Onyıllardır süren “görü...
"Katar krizi, Trump ve İran"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 21 Haziran 2017, Çarşamba
Bölgemizde, emperyalistler arası rekabet ve bölgesel dinamiklerin etkisiyle,denklem ve dengeler yeniden şekilleniyor…Önceleri, demokrasi ve daha yaşanası bir gelecek uyduruk söylemiyle; bölgeyi, yenilenen sömürü...
"Arab diktatörlüklerine giden yol"
Kutay BEKTAŞOĞLU | 22 Şubat 2017, Çarşamba
Rusya’nın,bölgedeki etki gücünün artması; ABD ve Türkiye’nin, bölgedeki ‘’alanını’’ daraltmıştır.Onları, kendi iç çelişkileri ve tıkanmışlıklarıyla birlikte, adete çembere almıştır.
Astana’da, Türkiye-Rusya ilişkiler...