Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Veteriner Hekim Tayfun Çanakcı | 22 Ekim 2017, Pazar

Küpdüşenle gelen tehdit; LEİSHMANİA

Paylaş  
76
194
74

Leishmaniasis, birçok patolojik durumun geliştiği ve bunun sonucunda farklı klinik belirtilerin ortaya çıktığı bir hastalıktır. Leishmaniasis’e dünyanın birçok bölgesinde rastlanmaktadır. Leishmaniasis, Dünya Sağlık Örgütü tarafından finanse edilen “Tropikal Hastalıkları Araştırma ve Eğitim Programı” ve “Akdeniz Zoonozları Kontrol Merkezi” verilerinde birinci derecede önemli kabul edilen hayvanlardan insanlara geçen ve önemi her geçen gün artmakta olan bir hastalıktır. Kıbrıs adası, Leishmaniasis’in yaygın olduğu doğu Akdeniz bölgesinde yer almaktadır. Bununla birlikte, Leishmaniasis’in görülme sıklığı, dağılımı ve halk sağlığı üzerine etkileriyle ilgili yeterli veri mevcut değildi.

1935 yılından günümüze kadar birkaç raporda insanlarda Visseral Leishmaniasis oluşumu tanımlanmakla birlikte, 1985 ve 1987 yılları arasında 2 çocukta Visseral Leishmaniasis olgusu rapor edilmiştir (raporda hastaların Kıbrıs’ın güneyinden mi kuzeyinden mi olduğu belirtilmemiştir).

Köpekler, tilkiler, kediler ve sıçanlar Leishmaniasis hastalığını taşıyıp yayan canlılardır. İnsanlar için enfeksiyon riski, evcil köpeklerin leishmania paraziti ile enfekte olmaları sonrasında büyük artış göstermektedir.


İnsanoğlu için tehlike arz eden leishmania türleri ülkemizde genellikle asemptomatik enfeksiyonlar, deri enfeksiyonları ve iç organ enfeksiyonları şeklinde seyir göstermektedirler.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde 88 ülkede, 12 milyondan fazla insan Leishmaniasis’in herhangi bir formunu taşımaktadır. Leishmania olgularının rapor edildiği ülkelerin 16’sı gelişmiş, 72’si ise gelişmekte olan ülkelerdir. Bu ülkeler içerisinde sadece 32 ülkede hastalığın bildirimi zorunludur. Dünya genelinde her yıl 1,5 milyonu deri, 500,000’i iç organ, olmak üzere 2 milyon civarında yeni Leishmaniasis olgusu ortaya çıkmakta ve yaklaşık 350 milyon kişinin leishmaniasis tehdidi altında olduğu tahmin edilmektedir.

Leishmaniasis, birçok ülkede zorunlu olarak rapor edilen hastalıklar arasında olmadığı için olguların gerçek sayısını tahmin etmek oldukça zordur. Dünya genelinde heryıl kayıtlara geçen 50 bin civarında ölümlü insan vakası rapor edilmektedir. Bununla birlikte ulaşımın zor, yerleşimin fazla olmadığı bölgelerde, ormanlık alanlarda, diğer sağlık problemlerinin daha öncelikli olduğu fakir ülkelerde, kayıtlara geçmeyen leishmaniasis olgularının görülmesi nedeniyle, gerçek olgu sayısının bildirilenden 5-20 kat daha fazla olduğu düşünülmektedir.

Son on yılda leishmaniasis Avrupa ülkelerinde ekonomi ve sağlık alanlarında belirgin bir etki yaratmıştır. Bunun sebeplerinden ilki her geçen gün artan bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkların (AIDS gibi) görülme sıklığı, ikincisi ise Akdeniz kıyılarına, leishmaniasis’in var olmadığı bölgelerden gelen turistlerin taşıdığı kaygılardır.

İnsanlarda oluşan iç organ leishmaniasisi ciddi bir rahatsızlık olup yüksek ölüm oranı ile seyreden salgınlara neden olabilmektedir. Yayılım açısından iki farklı formu bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Akdeniz genelinde var olan küpdüşenler tarafından, ağırlıklı olarak köpeklerden aldıkları paraziti, insanlara bulaştırmaları sonucu ortaya çıkan “zoonotik” formdur. İkincisi ise, bazen şiddetli ve ölümcül salgınlar şeklinde Doğu Afrika, Bangladeş, Hindistan ve Nepal’de görülen, küpdüşenler tarafından insandan insana bulaştırılan “antroponotik” formdur.

Doğal ortam, çevre koşulları, bölgedeki köpek ve küpdüşen populasyonunun yoğunluğu, leishmaniasisin oluşumu için hayati koşullardır. Leishmaniasis’in bir bölgede sabit  olarak görülmesi, yörelerin coğrafi ve demografik özellikleriyle ilişkilidir. Bu özellikler şöyledir: Yörenin kırsal veya şehirleşmiş olması, ılıman iklime sahip tepelik bir bölge olması, rakımın 0-900 metre arasında olması, kuvvetli rüzgarların olmaması ve bitki örtüsünün yeterli düzeyde bulunması.

Evcil köpeklerin Leishmania etkenleri ile enfekte olmaları, leishmaniasisi önemli bir halk sağlığı problemine dönüştürmektedir. Leishmaniasis’in önemini göz önünde bulundurulduğunda ne yazık ki, KKTC’de 2008 yılana kadar yapılmış herhangi bir bilimsel kabul gören çalışmaya rastlanmamaktaydı. Veteriner hekimliğin ilk görevinin insan sağlını korumak olduğunu düşündüğümüzde böyle bir çalışmanın gerçekleştirilmesi ve tüm sağlık birimlerinin bilgilendirilmesi gerekliydi.

 


KKTC genelinde kişisel olanaklarla yürütülen bu çalışmada Yeşilırmak’tan Dipkarpaz köyüne kadar 281 köpekten kan alınıp, bu kanların leishmaniasis yönünden değerlendirilmesi yapılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda ülke genelinde 10 köpeğin  visseral leishmaniasis taşıyıcısı olduğu tespit edilmiştir. Leishmaniasis’e en yoğun olarak %13,2 görülme sıklığı ile Girne bölgesinde rastlanılmıştır. Diğer bölgelerde ise sırasıyla Güzelyurt’ta %3,3, İskele’de %1,72, Mağusa’da %1,67 oranlarında rastlanılmıştır. Lefkoşa bölgesinde ise hastalık tespit edilmemiştir. Bu çalışmada en sık karşılaşılan klinik semptomlar deride kepeklenme, ülserleşme, tırnakların anormal uzaması, burun üstündeki derinin aşırı kalınmaşıp nasırlaşması ve göz çevresinde halkasal tüy dökülmeleridir. Bu semptomların tamamı veya sadece birinin hasta köpekte var olabileceği gibi hasta köpeklerin %50’sinde hiçbir klinik semptom gözlenmeyebilir. Son birkaç sene içerisinde yapılan klinik çalışmalarda, değişen iklimsel koşulların, hastalığın Lefkoşa bölgesinde de görülmeye başlanmasına neden olduğu saptanmıştır.

Bu değerler dikkate alındığında KKTC’de pek bilinmeyen bu hastalığın aslında çok yüksek değerlerde var olduğu ortaya çıkmıştır. Yine 2008 yılı içerisinde yapılan bilgilendirme semineri ile gerekli sağlık birimlerine konu anlatılmıştır. Geçen 6 yıllık süre içerisinde ise hastalığın özellikle Girne bölgesinde veteriner hekimler tarafından daha sık olarak tespit edildiği gözlemlenmiştir.  

Dünya genelinde değişen iklim koşulları, hastalıkların daha önce var olmadıkları bölgelerde ortaya çıkmasına, arakonak olan canlıların yaşam alanlarının değişmesine ve insanlara bulaşmalarına neden olmaktadır. Bunların dikkate alınarak KKTC’de de leishmaniasis ile ilgili yasal düzenlemelerin ivedilikle hazırlanması, mücadele yöntemlerinin belirlenmesi ve bu hastalığın halka endişe yol açmayacak şekilde izahatının yapılması gerekmektedir.

Beslediği köpeğe ve gerek kişisel, gerekse halk sağlığına önem veren her duyarlı vatandaşın hastalık ile ilgili korunma ve mücadele yöntemleri için veteriner hekimlere başvurmaları en doğru yol olmaktadır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
22 Ekim 2017, Pazar
Cavit Bedel         - Lefkoşa
Teşekkürler Doktorum iyi ki bu adadasin

YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Ocak 2018, Pazar    Ağız kokusunu küçümsemeyin
7 Ocak 2018, Pazar    Sağlıklı başlamak
31 Aralık 2017, Pazar    Papağanlarda çığlık atma problemine genel yaklaşım
17 Aralık 2017, Pazar    Neden Isırdım?
10 Aralık 2017, Pazar    Ülkemizin insanlık ayıbı; zehirlenmeler!
26 Kasım 2017, Pazar    Kuş sahibi olmak
19 Kasım 2017, Pazar    Köpeklerde Parvoviral Bağırsak Enfeksiyonu (Kanlı İshal)
5 Kasım 2017, Pazar    Köpeklerde Ehrlichiosis
29 Ekim 2017, Pazar    Sağlıklı başlamak
15 Ekim 2017, Pazar    Hurafeler ve gerçekler: Kısırlaştırma

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Ağız kokusunu küçümsemeyin
Veteriner Hekim Tayfun Çanakcı | 21 Ocak 2018, Pazar
Ağız ve diş sağlığı insanlarda olduğu gibi köpeklerde de oldukça önemlidir. Sağlıksız bir ağız yapısının, köpeklerde birçok hastalığın (kalp, böbrek vb.) sebebi olabileceği unutulmamalıdır. Sağlıksız bir ağız yapısı k...
Sağlıklı başlamak
Veteriner Hekim Tayfun Çanakcı | 7 Ocak 2018, Pazar
Merhaba değerli hayvanseverler, bu haftaki yazımda yavru köpeklerle ilgili genel sağlık kurallarını sizlere aktarmaya çalışacağım. Köpeğinizle ilk muayene için hekimin kliniğine ulaştınız, öncelikle yavru bir köpeğini...
Papağanlarda çığlık atma problemine genel yaklaşım
Veteriner Hekim Tayfun Çanakcı | 31 Aralık 2017, Pazar
Sürekli çığlık atma bir kuşun evden uzaklaştırılmasının en önemli sebeplerinden birisidir. İlk olarak yapılması gereken şey kuşun bu davranışının normal mi yoksa anormal mi olduğunun kararının verilmesidir. Tüm kuşlar...