Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Gökhan GÜLER | 28 Haziran 2018, Perşembe

Hayaller ve gerçekler

Paylaş  
30
20
23

Crans Montana’da gerçekleştirilen Kıbrıs Konferansı’nın Rum liderliğinin olumsuz ve katı tutumları nedeniyle çökmesinin üzerinden koca bir yıl geçti. Federasyon temelinde bir çözüme varılabilmesi amacıyla Kıbrıs müzakere sürecinin yeniden başlayabilmesi için hala Rum tarafında köklü bir zihniyet değişikliği olacağı beklentisi içerisinde olanlar var!

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, iki hafta kadar önce Güvenlik Konseyi üyelerine gayrı resmi olarak bir Kıbrıs raporu gönderdi. Guteres raporunda, “Tarafların, Ada’da ortak bir süreç kaydetmek için sorumluluk ve kararlılıkla hareket etme olanağının varlığının devam ettiğine inanıyorum. Önümüzdeki dönemde taraflarla kapsamlı istişarelerde bunmak  üzere BM’nin üst düzeyli bir yetkilisini göndermeyi hedefliyorum. İstişareler taraflara, Crans-Montana sonrasındaki düşüncelerinin sonuçlarını BM’ye aktararak şartların bu aşamada özlü bir prosedür için olgunlaşıp olgunlaşmadığının belirlenmesine yardımcı olmaları için daha resmi, yapılandırılmış ve detaylı bir kanal sağlayacaktır. Tarafları, bu uygulamanın önemini anlamaya ve fırsatı ona göre kullanmaya teşvik ediyorum ” ifadelerini kullandı. BM görüldüğü üzere hala umutlu ve tarafların nabzını tutarak müzakerelerin yeniden başlayıp başlayamayacağına karar verecek!

Rum tarafının zihniyetinde köklü bir değişim oldu da bizim mi haberimiz olmadı! Bakın Rum lider Nikos Anastasiadis çok değil daha birkaç gün önce Limasol bölgesi Eoka'cılar Birliği’nin (sapel) etkınliğinde konuşarak Kıbrıs konusunda son derece çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Kıbrıs müzakere sürecinin yeniden başlayabilmesi için hala Rum tarafında köklü bir zihniyet değişikliği olacağı beklentisi içerisinde olanları Anastasiadis’in açıklamalarını satır satır okumaya davet ediyorum.

Anastasiadis Eokacılara hitaben birkaç gün önce yapmış olduğu konuşmasında özetle şunları söylemiştir!

- İki devletten asla söz etmedim. Masaya oturulması halinde, Türkiye'nin garanti ve müdahale hakkını savunmaya devam etmesi durumunda, Rum tarafı olarak kendi içimizde oturup yeniden bir değerlendirme yapacağız.

- Görüşme masasında, mevcut devletin varlığının korunmasını sağlayarak hellenizm ilkelerinden uzaklaşılmadan bir sonuca gitmeye çalışacağız.

- Müzakerelere, Crans Montana’da kalındığı yerden garantilerin kalkması şartlarının kabul görmesi halinde başlayacağız.

- Kıbrıs Türkleri bizim için sorun teşkil etmiyor. Asıl sorunun Türkiye'den kaynaklanıyor. Kıbrıs Türklerinin göbek bağının Ankara'dan kesilmesi gerekiyor. Bunu başarabilirsek helenizim ilkeleri doğrultusunda yeniden birleşme olacak ve Kıbrıs Türklerini Rum idaresi içerisine azınlık olarak alabileceğiz.

- Siyasi eşitlikte her bir toplum, öteki toplumu yönetemeyecek. Azınlık Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitlik konusunda olumlu oyu gibi taleplerini kabul etmeyeceğiz.

- Kıbrıs Türklerinin veto hakkı asla kabul edilmeyecek.   

- Münhasır Ekonomik Bölge ve Ada'nın tüm doğal kaynakları ‘republıc of cyprus’ devletine aittir. Kıbrıs Türkleri çözüm şartlarımızı ve Rum idaresinde yaşamayı kabul ederlerse gelirden pay alabilirler. 

- Dönüşümlü başkanlık konusu Türkiye’nin askerinin gitmesi, garanti ve tek yanlı müdahale hakkının ortadan kalkması durumunda değerlendirilebilecektir. Anastasiadis son olarak Eoka'cılar ‘sizler merek etmeyiniz, tüm gayretim bayrağı Enosis noktasına dikmektir ‘ açıklamalarında bulunmuştur.

Anastasiadis’in en son açıklamaları ortada. Kıbrıs Türk tarafında Anastasiadis’in söylediklerini kabul edecek tek bir lider ya da siyasi parti var mı? Rum zihniyetinde ne yazık ki değişen hiçbir şey yok! Peki, BM ve ülkemizdeki bazı kesimlerin hala daha müzakerelerin yeniden başlayabileceğine dair(!)  iyimserlik ve umutları acaba neye dayanıyor?

Görüldüğü gibi Rum Yönetiminin zihniyetinde federasyon temelinde bir çözüm modeli yok! Rum Yönetimi federal görünümü altında (1963’de gasp ettikleri) üniter Rum devletinin devamı için mücadele veriyor! Kıbrıs konusu hayal ve beklentilerimizle değil ancak ve ancak var olan gerçekleri görüp kabul ederek çözülebilir.

Rumların beklenen ve hayali kurdurulan zihniyet değişikliği anlaşılan o ki bu kez de olmayacak! Artık bizim var olan gerçekleri görerek zihniyet değişikliğine gitmemizin zamanı gelmedi mi? Federasyon modelinin çözüm yöntemi olmaktan çıktığını artık görerek kabullenmemiz gerek!

Önümüzdeki süreçte hayal ve beklentilerimizin peşinde mi olacağız? Yoksa Kıbrıs’ta var olan gerçekleri göz önünde bulundurarak buna göre mi hareket edeceğiz? Yaşayarak hep birlikte göreceğiz…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
20
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Eylül 2018, Perşembe    "Reçete"
15 Eylül 2018, Cumartesi    Kırgızistan Notları 3 (Macaristan)
14 Eylül 2018, Cuma    Kırgızistan Notları 2 (Türk Konseyi)
12 Eylül 2018, Çarşamba    Kırgızistan Notları 1 (Göçebe Oyunları)
15 Ağustos 2018, Çarşamba    Azim, kararlılık, istikrar ve başarı
8 Ağustos 2018, Çarşamba    Kutuplaşma tehlikesine dikkat!
31 Temmuz 2018, Salı    Rum Yönetiminin savaş çıkarması an meselesi!
25 Temmuz 2018, Çarşamba    Sende mi Tsipras?
20 Temmuz 2018, Cuma    BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki misyonu nedir?
13 Temmuz 2018, Cuma    Anastasiadis’in blöf stratejisi!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

"Reçete"
Gökhan GÜLER | 20 Eylül 2018, Perşembe
"Reçete" 
Rum tarafının hâkimiyetçi, klasik katı ve uzlaşmaz tavırlarını sistematik bir biçimde sürdürmesi nedeniyle hatırlanacağı üzere Crans Montana’da Kıbrıs müzakere süreci 2017 Temmuz ayı başında sonlanmıştı.
...
Kırgızistan Notları 3 (Macaristan)
Gökhan GÜLER | 15 Eylül 2018, Cumartesi
Kırgızistan Notları 3 (Macaristan)
Kırgızistan’ın ev sahipliğinde 2 Eylül akşamı Issık Göl’de düzenlenen 3. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış töreninde 79 takım arasında en büyük ilgiyi şüphesiz Macar Turan Vakfı Başk...
Kırgızistan Notları 2 (Türk Konseyi)
Gökhan GÜLER | 14 Eylül 2018, Cuma
Türk tarihi ile ilgili olarak çocukluk yıllarımızdan itibaren gerek okullarda okuduğumuz ders kitaplarında, gerek roman ve makalelerde, gerekse film ve belgesellerde bizlere anlatılan Türklerin tarih sahnesine çıktığı...