Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Hasan KILIÇ | 7 Temmuz 2019, Pazar

YÖK, üniversitelerimizi uyardı! Kontenjanlarda 3780 azalma

Paylaş  
40
68
40

Ülkemizin turizmle birlikte iki ana ekonomik sektöründen biri olan üniversite sektörü sıkıntılı bir sürece girmiş görünüyor. Üniversite açarak öğrenci sayısını artıracağını düşünen ve bunu planlayanların yanlış yolda olduklarını gösteren  işaretler de oluşmaya başladı. Yurt dışından ülkemize gelerek eğiitim almak isteyen öğrencilerin geldiği ülkeleri iki ana bölüme ayırabiliriz. Türkiye’den gelen öğrenciler ve üçüncü ülke olarak kabul edilen diğer ülkelerden gelen öğrenciler. Hedef ülke olarak beklentimizin en yüksek olduğu Türkiye’den gelen öğrenci sayısında bu yıl sıkıntı yaşayacağız gibi... Neye dayanarak bunu söylüyoruz. Geçtiğimiz günlerde YÖK’ün  üniversite kitapcığında açıkladığı kontenjanlar maalesef  böyle bir öngörü yapmamıza neden olmaktadır. Öğrenci alabilecek üniversite sayısının 12 olduğu bu yılki sınavda toplam kontenjan 14021. Bu rakamın 10115’i  lisans, 3906’sı önlisans programlarının kontenjanı.. Bu  sayı geçtiğimiz yıl 17801’di.  Yani  öğrenci kontenjanında toplamda 3780 azalma var. Bazı üniversitelerimizde kontenjanlar 200-300 olarak kısıtlanırken bazı üniversitelerimizde bu sayı 900’ü bulmaktadır. Program bazındada rakamlara bakarsak kontenjanaların dahada azaldığını görebiliriz. Bazı programlar 3 bazıları ise 5. Bunun anlamı havuza akan suyun debisinin  gittikce daralmakta olduğudur. Pastamız Türkiye pazarında gittikce azalmaktadır... Kontenjan korkusu herkesi tedirgin etmektedir. YÖDAK bu konuya açıklık getirmelidir.

Bunun sebebini herkes tartışabilir. Bazılarımız zaten abartılmıştı, düşürülmesi iyi oldu diyebilir. Bazılarımız ise gereksiz bölümler vardı kapatıldı diye düşünebilir. Niceliğe takılmayalım önemli olan nitelik diye de düşünenleriniz olabilir.  Burada net olan şudur o da Türkiye’den gelen öğrenci sayısındaki azalma ve bunu  kanıksanmasıdır.  Öğrenci yerleşmeleri azaldıkca YÖK’ün kontenjanları kısıtlaması da devam edecek gibi.. Burada hukuk, psikoloji, tıp, dişcilik, gastronomi, sağlık bilimleri , rehberlik , ile eğitimin bazı bölümlerine olan talep devam edecek gibi görünüyor. Özellikle hukukta yaşanan  sürekli ders devamlılığı olmadan verilen eğitime getirilen kısıtlama ayrıca dikkate alınmalıdır. Ancak genel anlamda üniversitelerimize olan talepteki azalma  eğilimi klasik olarak nitelendirilen bölümler için geçerliliğini koruyacaktır diye düşünüyorum. Ben kişisel olarak  üniversitelerin  kendilerinin tek başlarına bu sorunu çözebileceklerini düşünmüyorum. Burada sadece  burs vererek mali bir takım avantajlar sağlayarak öğrenciler cezbedilebilinir. Bu bir stratejidir. Ancak bunu gereğinden fazla yapan üniversitelerin de maliyet-eğitim kalitesi dengesini kurarken sıkıntı çekebileceklerini düşünüyorum. Eğitim kalitesinde yapılacak tasarruflar, kıstlamalar, ters tepebilecek ve bumerang gibi bizi vurabilecektir. Zaten ülke olarak imajımız ile ilgili sıkıntılarımız var üstüne bir de üniversitelerimizın eğitim  kalitelerini sorgulanır hale getirirsek, ne olacağını düşünmek bile istemiyorum.Bu noktada kalitesini ön plana alan üniversitelerin bir adım önde olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız diğer bir sıkıntı da açılan üniversitelerin talebi olan her bölümü açma istekleridir. Bu alt yapıdan başlayarak bir çok üst yapıyı da içeren oldukca yüklü  bir mali portre ile karşılaşmalarına yol açmaktadır. Üniversitelerimizin iki ana gelir kaynağı vardır. Bunardan biri öğrenci diğeri ise devlettir. Devlet zaten sıkıntılı bir de öğrenciden gelen gelir azalırsa ne olacağını bilmek zor değil..Bu konudaki çözüm önerimiz uzmanlaşmadır. Belirli  üniversiteler  (büyükler haricinde ) belirli akademik alanlarda uzmanlaşma yoluna gitmelidirler. Bu sağlık olabilir, sosyal bilimler olabilir, turizm olabilir, fen bilimleri olabilir..  Burada yönlendirmeyi YÖDAK’ın ve ihtiyaçlar doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığının yapması gerekir. Böyle olması halınde  ayni öğrenci profiline hitap etmeyecekleri için  üniversitelerimizin de birbirlerini rakip görerek agresif bir şekilde kötüleyerek, birbirlerinden öğrenci transfer etmek için her türlü yolu denemelerinin de önüne kısmen de olsa geçebilecektir. 

***

Dünya değişiyor, farklı meslekler oluşmaya başladı. Yapılan bir araştırmada bugün var olan mesleklerin yaklaşık % 70 ‘inin 30 yıl sonra geçerliliğini yitireceğini göstermektedir. Yeni meslek grupları oluşmaya başlamış ve dünyadaki eğitim sistemi kendini buna  hazırlamaya çoktan başlamıştır. Bizim ne yaptığımız ise belli değil. Türkiye ise artık gündemine yurt dışından  daha fazla nasıl öğrenci getiririm anlayışını bir politika olarak almıştır. Yani gönderme yerine daha fazla öğrencinin geldiği  bir eğitim ülkesi olmayı planlamaktadır. Dikkate almamız gereken konulardan biri de budur.

***

YÖK’ün mesajı nettir. Burada bize düşen görev öğrenci çekmek için YÖK’ün mesajına uygun oalrak   belirlenen kurallara göre  oyunu oynamaktır.  Bunu anlamı  ise kaliteli, öğrenci odaklı, umanlaşmaya dayanan ve marka olmamıza yardımcı olabilecek yeni nesil üniversite anlayışını benimsemektir.  Ya da diğer ülkelerdeki öğrencileri getirtmek için birbirimizi yiyerek acentelere komisyonlar vererek bu işi yapmaya devam edeceğiz. Pusulamızı başka tarafa yönlendirmemiz gerekmektedir.

***

Bu azalma devam edecek gibi görünüyor. Son zamanlarda gördüğümüz film budur. Bu filmin sonu nasıl olacak merakla bekleyip göreceğiz.. Sorun özünde hükümetler arası protokollarla çözümlenebilir. Türkiye’den öğrenci akışı belirli protokolerle hızlandırılabilir. Görev hükümette , üniversiteleri kalite anlamında yönlendirmek YÖDAK’da, sorumluluk  ise üniversitelerdedir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
8 Eylül 2019, Pazar    Turizm mutlaka planlı yapılmalıdır
1 Eylül 2019, Pazar    En çok para harcayan turist  ve İngiliz pazarı
25 Ağustos 2019, Pazar    Turizm politikamız var mı?
18 Ağustos 2019, Pazar    Yavaş yemek hikayesinin başrol oyuncusu "Torino"
11 Ağustos 2019, Pazar    Kırık Cam Teorisi
4 Ağustos 2019, Pazar    İstanbul'daki turizm işbirliği toplantısı'na dair notlar
21 Temmuz 2019, Pazar    Her şey dahil sisteminden kim mutlu?
14 Temmuz 2019, Pazar    Festum turizmi!
30 Haziran 2019, Pazar    İngiliz Koloni İdaresi binaları turizme kazandırılmalıdır
23 Haziran 2019, Pazar    Ezberimiz Bozuldu !

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Turizm mutlaka planlı yapılmalıdır
Prof. Dr. Hasan KILIÇ | 8 Eylül 2019, Pazar
İki hafta önceki yazımda. Turizm politikasının önemini ve bir politika belirlemeden turizmin geliştirilmesinin zorluğunu anlatmaya çalışmıştım. Birçok okuyucumdan olumlu dönütler aldığımı söyleyebilirim. Ancak konuya ...
En çok para harcayan turist  ve İngiliz pazarı
Prof. Dr. Hasan KILIÇ | 1 Eylül 2019, Pazar
Bugün ilk olarak Acro Tourism  Marketer diye yakından takip ettiğim  uluslararası bir kuruluşun yaptığı yayınlardan   bahsetmek istiyorum. Etkin  bir kuruluş.
Özellikle turizm pazarlaması, turizmle istatistiki ve tur...
Turizm politikamız var mı?
Prof. Dr. Hasan KILIÇ | 25 Ağustos 2019, Pazar
Ülkemizde turizmin sağlıklı gelişimi ve buna bağlı olarak ekonomik kalkınmayı sağlamak için turizm politikalarının oluşturulması bir tercih değil zorunluluktur.
Bu politikaların arkasından kaynaklarınızın tespiti, pl...