Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şirin Kağansoy | 7 Temmuz 2019, Pazar

Şu kilo meselesi

Paylaş  
28
38
29

Sayılar çoğu zaman hayatlarımızda o kadar anlamsız ki. 4.00'la bitirilen üniversite diploması daha sonra pek bir işe yaramaz bazen. 60 yaşında birisi 30 yaşındakinin yapamayacağı egsersizi yapar şaşırırsın, 70 kilo bir vücut 60 kilo olandan daha zayıf görünür inanamazsın. 

Aslında "kilo meselesi"  o kadar derin ve narin bir konu ki. Hepimizin özeli.  Birçoğumuz eğer şişmansak keyifle, isteyerek almamışızdır o kiloları . Ya aile mirasımızdır, defalarca vermiş ve çaresizce geri almışızdır; ya da bazen büyük bir depresyonun ardından, bir hastalık neticesinde gelmiştir. Bazı  kadınlar hamilelik ertesi kilolu kalır, neden? Bir an önce eski kiloma geri döneyim stresinden. Halbuki doğum sonrası sadece sağlıklı beslenip emzirsen uzun sürede de olsa eski kilona dönersin. Tabii hiçbirzaman eski sen olmazsın.  Yine de yaşadığın olağanüstü tecrübe buna ve tüm getirdiklerine değer, iyi ki.

Ben genç kızken balık etli, olgun yaşında tombul bir annenin genetik olarak aynı yolu izlemiş kızıyım.  Kızımı, daha sonra oğlumu doğurduktan sonra ve bazı olumsuz yaşam olayları stresiyle aldığım kiloları vermeye çalıştım yıllardır.  Birçok başarılı diyetisyene başvurdum, defalarca fitness salonlarına yazıldım.  Uğraştıkça üzüldüm, üzüldükçe yine denedim.  Tek amaç 30lu yaşlarımdaki kiloma geri dönmekti. Neden, ne için  diye sorarsanız daha güzel görünmek için derdim belki de. Durup hiç sormadım kendime. "Daha güzel görünmek için", daha sağlıklı değil,  çünkü çok şükür sağlığımda kilo bağlantılı hiçbir olumsuzluk yok benim. Tüm kan değerlerim normal.

Ve nihayet bu yıl kendimi olduğum bedende sevmeyi keşfettim.  Elbette hiç kolay olmuyor şu an ; çünkü hepimiz güzel olmanın ilk şartının zayıf görünmek  olduğu yanılgısıyla büyüdük.  Hatta zayıf olmanın sağlıklı olmakla eşit olduğunu sandık.  Oysa biz çeşitli ebatlarda yaratıldık. Kimimiz iri, kimimiz minyonuz. Güzel olmak vücut ağırlığınız veya şeklinize bağlı değildir, bunu öğrendim iyice.  Neye bağlı biliyor musunuz?

 

Temiz ve bakımlı saçlar, dişler ve tırnaklara , güzel, özgüveni olan bir duruşa bağlı ; vücut şekline ve ortama uygun seçilmiş giyinmeye bağlı çoğu zaman. Gülümsemeye, hatır sormaya, gönül almaya bağlı.  Zekaya bağlı, iş bitirici, kibirsiz, kalbi temiz olmaya bağlı.

Eğer sizin güzel olma kriteriniz ayni zamanda zayıf olmaksa, ve bunu stressiz, hayattan zevk alarak yapmış ve korumuşsanız tabii ki bunda bir sorun yok. Güzel olmak için çabalamakta bir yanlış yok. Yeter ki bu sadece "sizin" istediğiniz birşey olsun. Eşiniz, arkadaşlarınız ve toplum öyle istiyor diye olmasın. 

Bu "kendini olduğun bedende sev " akımı tabii ki "anoreksik olana kadar zayıfla yine de vücudunu sev " ya da " hareket edemeyecek kadar şişmanla kime ne " demek değil tabii ki. Eğer sağlığın yerindeyse, kendini iyi hissediyorsan, günlük hayatın kilon yüzünden engelli değilse,  ne kemiklerinin sayılması ne de göbeğindeki yağlar güzel hissetmene engel değil demek.

Ne yapmalıyız biliyormusunuz? Yapabildigimiz kadar sağlıklı yemeliyiz, son zamanların moda besinlerine fazla takılmadan, 3 litre su içemedim bugün diye panik olmadan. Küçük yürüyüşler yapmalıyız, kilo vermek için değil kalp ve kemik sağlığımız için adım sayısını ölçmeden.  Bağırsaklarımızı iyileştirmeliyiz, birçok rahatsızlığa çare olacağı için. Vücudumuza aynada sadece bakmak yerine onu "dinlemeliyiz". Ayaklarınız dinlenmek istiyordur belki, mideniz daha çok sebze yemenizi, zihniniz kötü düşünceleri boşaltmanızı söylüyordur, bir dinleyin.

Eğer günlük hayatımıza engel deformasyonlar varsa vücudumuzda bunlara medikal çareler aramak da hakkımız.  Dizlerimize inmiş bir göbek parçasını veya omuzlarımızı çökerten kocaman memeleri taşımak doğal olmak değil.  Ama gözümüzün kenarındaki hafif çizgiler, karnımızdaki birkaç çatlak hatta saçımızdaki beyazlar birer yaşanmışlık madalyası değil mi.

Sizler de deneyin. Kolay olmayacak, bedenimizi olduğu gibi sevmek, toplumun ve medyanın çizdiği ideal vücut çizgisini boş vermek. Beden ve ruh sağlığımıza , mutlu olmaya, güzel yemekli, kahveli sohbetlere odaklanmalıyız. Kendimize bakmaya, sevmeye ve gülmeye .

Bugün hafif bir tarif bırakıyorum buraya. Denge önemli herşeyde, bazen baklava, bazen şekersiz irmik tatlısı. Tıpkı hayat gibi...



                                                            {Portakallı İrmik Tatlısı}

                                                                          ~~~~


Malzemeler :


• 
3 bardak süt ( badem veya coconut sütü de olur)
• 
6 yemek kaşığı irmik
•
 1 portakalın suyu ve kabuğunun rendesi
• 
3 yemek kaşığı bal


Yapılışı :

Süt, irmik, portakal suyu ve rendesini bir kapta orta ateşte koyulaşana kadar karıştıralım.  Ateşten alıp, biraz ılık oluncaya kadar bekleyelim. Ve balı ekleyip karıştıralım.
 
Kaplara koyup dövülmüş badem, fıstık, ceviz veya erittiğimiz bitter çikolatayla süsleyelim.   
Afiyet olsun.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Temmuz 2019, Pazar    İyi ki doğdun Kraliçem
30 Haziran 2019, Pazar    Kıbrısım...
23 Haziran 2019, Pazar    Kendini sev!
16 Haziran 2019, Pazar    Ahh 80'ler...
9 Haziran 2019, Pazar    Bir kız çocuğunun en büyük şansıdır "abi" sahibi olmak
2 Haziran 2019, Pazar    "Mutfağında daima kek kokusu tüten bir evde büyüdüm..."

banner
banner
banner
banner
banner

İyi ki doğdun Kraliçem
Şirin Kağansoy | 14 Temmuz 2019, Pazar
"Aşkın her halini karşılayan bir Sezen şarkısı vardır;  Ama her Sezen şarkısını karşılayan bir aşk yoktur" M. Sekman

Kelimeler yetmez bazen bir insana olan duygularınızı anlatmaya. Nasıl tarif etseniz eksik kalır duy...
Kıbrısım...
Şirin Kağansoy | 30 Haziran 2019, Pazar
Ağustos 1974'de Leymosun'da doğdum.
Ailem hem 1963'de, hem 1974'de göçmen oldu. Hayatımın ilk yıllarını göçebe geçirdim. Çocukluğum boyunca, savaş ve göç travmalarını iki kez yaşamış bir aileden nedense hep güzel hik...
Kendini sev!
Şirin Kağansoy | 23 Haziran 2019, Pazar
Kendini sevmek son zamanların popüler kişisel gelişim konusu. Bir ihtiyaçtır kendini sevmek, sosyalliğe, insanlığa kısaca hayata açılmada ilk aşamadır. İnsan kendini severse kendi bütünlüğünü, özünü sever ve kabul ede...