Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 16 Nisan 2018, Pazartesi

Milliyetçilik ne kadar kötü?

Paylaş  
26
18
18

Öyle görünüyor ki bu ara biraz daha sık yazmak gerekiyor! Bu halkın entellerinin evvel eski hastalığı depreşti gene… Entelektüelden bahsetmiyorum! Onun özentisi imitasyon tayfasını kastediyorum. 

Konunun cahili olmakla gurur duyduklarından, güya sol adına; karşıt milliyetçiliğin her tezini alıp savunmaktan, utanmıyorlar… Çünkü, bilinçlileri hariç, ötekiler farkında bile değil ki Anastasiadis de Komünist Enternasyonal’in dönem başkanı değil; bildiğin bir EOKA’cı… Babası, EOKA B’nın Limasol bölge komutanı olarak, 15 Temmuz Darbesi’ni yönetmiş adam… Nasıl oluyor da onun söylediklerini terennüm edince, “sosyalist” oluveriyorsun! Bunlar, öldürdükleri Türk’ten çok; Rum komünist öldürmüş bir hareketin temsilcileri… Bizim milliyetçilerden nefret edip; bunların peşine takılınca, solcu molcu olunmuyor; Helen milliyetçisi oluyorsun, o kadar…

Bu “milliyetçilik” meselesini, konuşmak lâzım… Yoksa kafada düşünce olmayınca, birinden çözülüp, ötekine bağlanmak çok da zor değil,  görüyoruz…

Osmanlı “milliyet” kavramını bir tarafa bırakalım, o farklı bir kapsamdadır! “Ulusçuluk” diyelim… Nation anlamında milleti ele alırken.

Bu lâf bize 19.yy’da (biraz geç) Mısırlı Tahtavi’den geçti… Tahtavi, Renan’dan bire bir Arapça’ya aktardığı bir sloganla, “ Hubbül vatan/ Mim el iman” diyordu! Yani, vatan sevgisi, imanın esasıdır. Bunu Türkçe’de ilk defa kullanan da Namık Kemal’dir! Ondan önce “yurt”, Türkçe’de çadır anlamında kullanılmaktaydı. Eviniz, yani… Bugün anladığımız manada vatan kavramının ilk kullanılması Osmanlı Tercüme Odası’nda Kırım Savaşı günlerine (1853) uzanır ve Namık Kemal da o dairenin bir memurudur ama popüler olması, onunla ortaya çıktı! Türk Ulusçuluğu fikri de Kırım, Kazan ve Bakü’de filizlenip, Türkiye’ye öyle geldi! Onun için öncüsü, Cedid Hareketi’ni kurup yöneten Gaspıralı İsmail, Kırımlı’dır… Ki Rusya Türk okullarında laik eğitimi yerleştirerek, Türk modernizasyonunun da öncüsü olmuştur! Türk Ulusçuluğu’nun manifestini yazan Akçuraoğlu Yusuf ise Kazan’lıdır ama Gaspıralı ile yakın ilişkisi dolayısıyla ulusal bir bilince sahip oldukları ortaya çıkmaktadır. Ondan dönüp gelip; Atatürk’ün de hem bakanı, hem de danışmanı olmuştur! Bu kadar yenidir yani bizim milliyetçiliğimizin tarihi…

Ulusçuluk kavramının dünyada ortaya çıkması ise 18.yy başlarıdır. Modern zamanların, politik kimlik antitesi, ulus’tur… Üretim biçimi kapitalizm, memleketi Ulusal Pazar, egemeni burjuvazi, devleti de Ulus Devlet… Bu çağda, birey kendini mensubu bulunduğu Ulus ile tarif eder…

Pre- modern çağın da bir politik kimlik antitesi vardır! Egemeni aristokrasi, üretim biçimi feodalizm, devleti imparatorluk, memleketi yaşamakta olduğu ve ayrılması yasak olan feodal bir beye ait olan çevre! Bireyin kendi politik kimlik tanımlaması da aşiret ya da hemşehrilik aidiyeti!

Onun öncesi de var! Kölecilik çağı! Orada da belirleyici politik kimlik aidiyeti, etnik kimlik ya da kavim’dir…

Karl Marx, hem de ünlü o 120 sayfalık olup da dantel taifesinin onu bile okumadığı Komünist Manifesto’da, yukarda anlattığımız gelişmeleri sağlayıp, Ulus, ulus devlet ve modern kimliği geliştirdiği için, burjuvaziyi “tarihin en ilerici sınıfı” diye tanımlar!

Pre modern zamanlarla kıyaslayınca, elbette öyledir! Ne var ki 19.yy’dan sonra bütün savaşların altında bu düşüncenin yattığını tespit ederek, insanlığın mutluluğu için, o düşünce kalıbının değiştirilip, yerine üretim sürecinde oynanan role göre biçimlenen yeni bir kimliğin, “Sınıf Bilinci”nin almasını önerir. Sovyet devleti çökünce onun yerini liberal bir söylem aldı, bu yeni duruma Post Modern Çağ demeye başladık!

Dünya insanlığı, kendini yeniden tanımlayıp, modernizmi aşmak üzere sınıf kardeşliğine dayalı enternasyonal bir kimlik, geliştiremedi …

Öte yandan, karşıt cephe yani liberal söylem de daha iyisini yapabilmiş değildir? Brexit, nedir? İngilizler, neden Germenik hegomonyayı terk etti?

Dünya sathında, Post Modern bir kimlik ölçüsü olarak ortaya çıkmış bir Ulus-ötesi Kimlik yok! Bunu bahane ederek, bütün dünyayı ya Almanya ya da ABD’nin “muti sömürgesi” yapmaya çalışan bir söylem var, sadece!  Üretilmiş ve kabul görmüş ne bir enternasyonalist kimlik var bugün dünyada ne de bir “ulusötesi” kimlik! İki büyük güç, (Almanya/Fransa ile ABD/GB) kendi ulusal çıkarlarını, bütün dünyaya egemen kılmak üzere hem birbirleri ile ve hem de herkes ile itişiyorlar… Ötesi, henüz yok!

Bu koşullarda: İstediğiniz kadar, enternasyonalist şu bu olun; kendi ulusal kimliğinizden çözüldüğünüz anda ya geri pre modern soy sop, aşiret, hemşerilik kimliğine bürünüp, lokma gibi yutulacaksınız; ya da onun yerine henüz başkası üretilmediği için gidecek başka kapı bulamayıp, bir başka ulusçuluğun sultasına boyun eğmek zorunda kalarak, yok olacaksınız!

“Türk değilim! Ben ilerici adamım!” Nesin? “Sadece Kıbrıslı”!

İngiliz valiye, “ Bizim şanlı Helen adımızı değiştirmemiz için ne günah işledik ki bize Kıbrıslı diyeceksiniz? Eşeklerden başka Kıbrıslı yoktur!” diyen Makarios II’nin halefleri ile birlikte mi bir Kıbrıs ulusu yaratacaksın? Onu yaratamadan, olandan vazgeçmeyi önermek nedir? Aborjin mi olacaksınız?

Kendi ulusçuluğunuzu aşmışsınız, amenna! Ama karşıt ulusçuluktan da korunmak gibi bir göreviniz yok mu? Karşınızda kendi ulusçuluğu peşinde bir adam dururken, sizin kendi ulusçuluğunuzu  rezili rüsva etmeniz, sosyalizme mi yarar ( ki öyle bir derdi olanı göremiyorum) meydanı karşıt ulusçuluğa bırakarak, ona mı?

Sayın Akıncı; bil ki 77’den beri üzerinde hemfikir olunan iki bölgelilik, iki toplumluluk, siyasi eşitlik ve Türkiye garantisi olmadan, imzalayacağın bir kâğıt; ne barıştır, ne anlaşma ne de çözüm…

Ona göre, yemeği ye! Gonyağı da iç, helâli hoş olsun… Da kalk da gel…  Babalarının köyünden geldiklerinde, anlaşırız! Eğer o zaman da bir anlaşmaya ihtiyacımız olacaksa!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
22
 
0
 
6
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
16 Nisan 2018, Pazartesi
Evren Aydemir         - İstanbul
Sayın Beratlı,

Her ne kadar görünürde, sınıflar, ülkeler ve bayraklar yer alsada, olayın backgroundında çalışanlar mevcut ve bunlar yüzyıllardır farklı fraksiyonları yaratan kişilerin ta kendileridir ve böylelikle de insanoğlu dünyasını yönetirler. Onların her literatürde bir ismi vardır; Lucifer,siyonistler vb. İnsanlık -izim ve -ızımlardan maalesef hala bıkmadı ve bıkmadığı sürecede prangalarından kurtulamayacaktır.
Saygılarımla

YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Temmuz 2018, Salı    15 Temmuz münasebetiyle…
1 Temmuz 2018, Pazar    Yalanlar zinciri…
30 Haziran 2018, Cumartesi    Siyaset ve yalan
23 Haziran 2018, Cumartesi    Komayın da biz modern olduk gitti…
10 Haziran 2018, Pazar    Sazan gibi...
3 Haziran 2018, Pazar    Çok maraz ederim vallahi...
27 Mayıs 2018, Pazar    Bu gannav işi dünyada nasıldır be yahu? Geri da kalmayalım yani...
17 Mayıs 2018, Perşembe    Yolu kapatma bildirisi...
6 Mayıs 2018, Pazar    Kararlılıkla...
30 Nisan 2018, Pazartesi    Recep Tayyip Erdoğan

banner
banner
banner
banner
banner
banner

15 Temmuz münasebetiyle…
Doç. Dr. N. BERATLI | 17 Temmuz 2018, Salı
1946 yılında yapılan PEO 4. Kurultayı’nda, 17 kişilik yönetim kuruluna 1 de Türk işçi seçilmişti. Söz konusu toplantıda “solcu” bir işçi örgütümüm ENOSİS politikasını eleştiren, bir diğer Türk işçiye ise verilen yanıt...
Yalanlar zinciri…
Doç. Dr. N. BERATLI | 1 Temmuz 2018, Pazar
Ak Partiyi desteklediğimden ya da bu yaştan sonra meşrep değiştirdiğimden, değil! Ama ben, bu siyaseti birilerinden nefret etme endeksine dayandıran ilkellikten, artık iğreniyorum.
Adamı seversiniz, sevmezsiniz; beğe...
Siyaset ve yalan
Doç. Dr. N. BERATLI | 30 Haziran 2018, Cumartesi
Türkiye’deki seçimler, elbette ki bizi de etkiliyor. Geçmişte orada yaşadığımız yıllarda fiilen bizim de katıldığımız kampanyaların yabancısı değiliz. Sandık Kurulu Üyeliği dahil, pek çok görev de aldık.
Her kampanya...