Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 10 Şubat 2019, Pazar

Neden hata yapıyor?

Paylaş  
20
25
19

Dün yayınlanan yazının son cümlesini hatırlayın: “Ulusal seçim” lâfını tırnak içine almış olmama dikkat çekiyordum. Bir önceki açıklamasında da Yeni Düzen’de “Milli seçim” ifadesini kullanmıştı…

Aktardığım AB müktesabatının AP seçimi ile ilgili düzenlemesinde de “Ulusal seçim”ler düzenleniyor.

“ European parliamentarians are elected from national lists, according to each country’s election laws, and national political parties have kept an iron grip on the electoral process. (http://carnegieeurope.eu/publications/77922)”

Ulus’u, milliyetçi anlamda değil; modern anlamı ile ele aldığım halde; yani pek çok tanımı arasından “Ulus, bir devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olanlardan oluşur.” tanımı ile baktığım halde bile, asıl hatanın tam da bu değerlendirmeden dolayı yapıldığını düşünüyorum.

Çünkü ne o anlamda bile ne de klasik anlamında bile Kıbrıs’ta bir ulus da yok; ulusal bir devlet de yok… Henüz bir ortaklık devleti bile yok…

Tam tersine, adadaki yüz elli yıllık Ulusal Sorun, sürüyor…

Sanki de memleketteki ulusal sorun bitmiş, burası Belçika gibi bir federasyon olarak AB’ne katılmış ve o koşullarda Avrupa Parlamentosu seçimi yapılıyormuş ve biri de bir Flamanın, Völon bilgesinden bir partiden aday çıkmasına karşı duruyormuş gibi değildir bu durum. Öyle olsa, ben de Niyazi Kızılyürek gibi düşünürdüm.

Onun hatası, devam etmekte olan bir çatışmanın ortasında, sanki de o çatışma hiç yokmuş ya da bitmiş gibi davranmaktan ibarettir. O zaman, çatışan taraflardan birine avantaj sağlamış oluyor, kendi ifadesi ile o iki “yarışmacı milliyetçilik” arasında… Ki bu bizim taraf değil…

Kızılyürek gibi bir entelektüel, bu hataya nasıl düşer? İki sebepten…

Birincisi yalnız ona ait değil, Tanzimat’tan beri bütün Türk entelijensiyasını etkileyen, Avrupa ve Avrupalılık kompleksindendir, bence… Sanılıyor ki “Batı”, her derdin devası; bütün değerlerin sahibidir ve “Batılı” olursak, son 500 yıllık geriliğimizin içinden “cuk” diye çıkarız! Oysa batılı değiliz! Ne biz ne Rumlar… Sadece istemekle de olamayız, olamayacağız…  Sebepleri için kitap yazılır. İşte onun için burada “Avrupalı” gibi düşününce, hata yapıyoruz… Olmayan bir ulusal devletin, olmayan ulusal seçiminde “etnik kökenin ne önemi var?” diyebiliyoruz. Üstelik etnik çatışmanın da orta yerinde…

İkinci sebep, Niyazi’nin kendi kişisel yaşam macerası ile ilgilidir. O, bu hatayı yapmaya hepimizden daha teşne çünkü liseden beri hiçbir Türk okulunda bulunmadı! Üniversiteyi Almanya’da, master’i İngilere’de, doktorayı Yunanistan’da (galiba) yaptı, kırk yıldır Güney Kıbrıs’ta yaşıyor, beş yabancı dil biliyor, eşi bir Fransız hanım, Legion d’Honor Nişanı var, Güney’deki Kıbrıs üniversitesinde dekan ve Lille Üniversitesi’nda, misafir öğretim üyesi…

Kendini European hissetmek için yeterli sebebi var ama ne memleket Avrupa, ne de buranın insanları ve zihniyetleri Avrupalı! Ve ne de aslında kendi Avrupalı… Adı Niyazi! Avrupa kültür ve terbiyesini bilmekle, Avrupalı olmak çok farklı şeyler… “Yahu bu İngilizler ne kadar iyi eğitim almış bir millet? Hamallar bile cayır cayır İngilizce konuşuyorlar” diyen herife, dönmeyelim…

Ama hiç de Avrupa olmayan bir memlekette, (Stefanos Yerasimos “ burası ayrı bir gezegendir” demekteydi, toprağı bol olsun…) AB zihniyetiyle davranınca, memleketin gerçekliğine yabancılaşıveriyorsunuz…

“ Ben federalistim” diyor ama tam da bu esnada, memlekette herkesin kendine ait ve herkesten farklı bir federasyon tanımı olduğu, ortaya çıkıyor… Tanım meşkuk! Her birinin federasyon tanımı farklı… Sanki de varmış ve kurulmuşmuş gibi davranınca, elbette hata yapıyorsunuz…

“Kervan yolda düzülür, yürüyelim de o da olur” deyince de taraflardan birinin yararına, ötekinin zararına hizmet etmiş oluyorsunuz…

Niyazi’nin hatası budur…

2004’te kendisi bana “Burası Çekoslavakya sen de Vaclav Havel değilsin” dediydi… Dinlemedim… O haklı çıktı… Şimdi ben bir şey demiyorum! 2004’te bana kendi söylediği şeyleri hatırlasın, yeter…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
24
 
0
 
6
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
10 Şubat 2019, Pazar
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Coğrafya her zaman son sözü söyler... Halen bunu değiştirebilen bir güç ortaya çıkmadı. Ve Kıbrıs sorununda da bu durum böyle... Ayrıca siyasi ve ulusal sorunları olup büyük anomali yaşayan bir birimi kalkıp AB içine alırsanız tabii ki böyle anormal sorunlar ortaya çıkar. Dünya Kıbrıs Türkü’nü ilk defa insan yerine koyup bir şey sormuş. O iş da samimiyetsiz bir yalandı. Demek ki bir tıkla Avrupalı olunmuyormuş 😂

10 Şubat 2019, Pazar
vatandas         - k.kibris
Niyzi bey profosor unvani almis kafa duman !! RUm ulusay konseyi Diko Elam ve kilise karsi cikmiyorsa tabii ki hata yapiyor..

YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Şubat 2019, Cumartesi    Niyazi telefon etti...
6 Şubat 2019, Çarşamba    Niyazi Kızılyürek yanılıyor
3 Şubat 2019, Pazar    Anayasa'ları mahkeme mi yazar? Siyaset mi?
2 Şubat 2019, Cumartesi    Sevgili Niyazi, yanlışta ısrar etme…
27 Ocak 2019, Pazar    Diyeceğiniz var mı?
5 Ocak 2019, Cumartesi    Terminoloji’yi gözden geçirmek…
1 Ocak 2019, Salı    Tekkeye mürid yazılmak
30 Aralık 2018, Pazar    Dünyada var mı örneği?
22 Aralık 2018, Cumartesi    Rumlara aşık olmak ya da Türk’ten nefret etmek…
17 Aralık 2018, Pazartesi    Aletri Tepesi'ni de mi verelim?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Niyazi telefon etti...
Doç. Dr. N. BERATLI | 9 Şubat 2019, Cumartesi
Niyazi telefon etti...
Son günlerin tartışmaları içinde, ben Konstantin Simonov’a sardırdım gene… “Bekle Beni” şiiri ünlüdür ama romanları daha bir şiir tadında. Üstelik en koyu gerçekçilikle savaşı anlatıyor ama şii...
Niyazi Kızılyürek yanılıyor
Doç. Dr. N. BERATLI | 6 Şubat 2019, Çarşamba
Niyazi Kızılyürek yanılıyor
 Niyazi sağ olsun, Yani Düzen’deki yazısında, bana cevap vermiş! Özetle diyor ki:
“1960 Anayasasında iki toplumun ayrı ayrı seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu doğrudur. Kıbrıslı Türkle...
Anayasa'ları mahkeme mi yazar? Siyaset mi?
Doç. Dr. N. BERATLI | 3 Şubat 2019, Pazar
Kıbrıs adası “seçim” denilen meseleyi ilk ne zaman yaşadı? Biliyor musunuz?
Osmanlı döneminde…
Tanzimat’tan sonra…
İlk defa o zaman oluşturulan taşradaki yerel meclisler bâbında kurulan Meclis-i Cezire-i Kıbrıs’ta ...