Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 23 Eylül 2019, Pazartesi

Dizi yazı 3 - 2. Cenevre Görüşmeleri

Paylaş  
23
28
22

2. Cenevre Görüşmeleri:

Üç garantör gücün Cenevre’de üstünde anlaştıkları bir diğer konu, Makarios’un uzak tutulmasıdır. Yunanistan’a fırsat vermek üzere,Yürkiye Dışişleri Bakanı Turhan Güneş, Kıbrıs Türk toplumunu, sadece Rauf Denktaş’ın temsil ettiğini açıklar. Yunanistan Dışişleri Bakanı Mavros da güya Türkiye’ye cevap veriyormuş gibi açıklar ki: “Kıbrıs Rum toplumunu da sadece Glafkos Kliridis temsil etmektedir.”

Oysa Glafkos Kliridis, bu konuda kendinden çok emin değildir. Makarios baskısından kurtulmuş olmaktan memnun olmakla beraber, adada halâ etkin ve silahlı olan EOKA B’cilerden çekinmektedir. Kıbrıs dışında bulunduğu zaman ENOSİS’çilerin kontrolü yine ele geçirmesinden çekinmektedir. Cenevre’ye gitmemenin yollarını aramaktadır. Alınması kaçınılmaz olan kararların sorumluluğunu tek başına üstlenmekten kaçındığı da ileri sürülebilir. Amerikalılar da Kliridis’in konferansa katılmasına çok sıcak bakmamaktadırlar. Kissinger “siyasi danışmanı olarak” ona Cenevre’ye gitmeyi tavsiye etmez!

Ama öte yandan, Mavros da “ Cenevre’de alınacak tatsız kararların sorumluluğunu üstlenmek”, federal çözümü ilk defa telaffuz eden kişi olarak anılmak, istemez. Yunanistan Dışişleri Bakanı, Kliridis’in katılması konusunda diretir. Kliridis, Cenevre’ye ilk gün açılışta bulunup, geri dönmek üzere gitmeyi önerir.

Konferans 8 Ağustos günü başlar ama ayak sürümekte olan Kliridis ve onun yokluğundan dolayı Denktaş da masaya 10 Ağustos’da otururlar. Ayni gün Callaghan, ikisini ortak bir deklerasyon yayınlamak üzere Britanya ile üçlü bir toplantıya çağırır. Kliridis, kendi gayri resmi önerisini sunar:

a.Anayasal düzenin çift toplumlu karakteri, muhafaza edilecektir.

b- Yetkiler ve otorite merkezi hükümet ile yerel idareler arasında dağıtılacaktır.
c- Başkanlık sistemi devam edecektir.
d- Türk ve Rum toplum idarelerinin otorite ve yetklerini kullanacakları coğrafi alanlar belirlenecektir.

Denktaş, önerileri tereddütle karşılayarak planı alır ve kendi önerilerini sunar:

a. Devletin çift toplumlu niteliği muhafaza edilecektir.
b. Kendi coğrafi sınırları içinde mutlak yetki ve otoriteye sahip, özerk iki federe devlet kurulacaktır.
c. Lefkoşa- Mağusa hattının kuzeyinde Kıbrıs topraklarının %34’ü Kıbrıs Türk devletine ayrılacaktır.
d. İki özerk idare kendi topraklarında tüm idari işlemleri üstlenecektir.

Rum ve Yunan heyetleri ortak bir toplantı yaparak, Denktaş’ın planı görüşürler ve oy birliği ile reddederler. Mavros “Kendi köleliğine imza koyacağına, bir savaşta yenilmenin daha şerefli olacağını” açıklar.

Kleridis, sonradan Kissinger’in savaşı önlemek için, bu öneriyi kabul etmesini tavsiye ettiğini Karamanlis’in de ayni görüşte olduğunu, reddedenlerin Mavros ve Makarios olduğunu söyleyecektir. Kendisi, Türkler’e ayrılacak toprağı %20’ye indirerek, kabul edilmesi taraftarı imiş!

Söz konusu Rum Yunan kararının açıklanması üzerine 12 Ağustos günü Türkiye Dışişleri Bakanı Güneş, heyetleri ortak bir toplantıya çağırarak, “Güneş Planı” diye anılan Türkiye’nin önerisini sundu:

“ Kurulacak coğrafi federasyon, iki devletten değil, Lefkoşa Girne üçgeninde bir büyük ve altı bölgedeki altı küçük Türk kantonundan ibaret kantonal bir yapı içinde olabilirdi ama Türklere ayrılacak toprağın bütünü yine % 34 oranında olmalı idi…”

Ayni gün, Callaghan da Rum Yunan heyetlerine, Denktaş’ın üç hafta önce toplumlararası görüşmelerde sunduğu “bölgesel özerklik” esası üzerinden kantonal bir federasyonu kabul etmeleri gerektiği tavsiyesini sunar.

Kissinger, Mavros ve Kliridis arasında yapılan ortak telefon görüşmesinde de Kissinger kendilerine “toprak oranını %20- 30” arasında bir orana indirerek, öneriyi kabul etmelerini tavsiye eder.

13 Ağustos günü öğle üzeri taraflar bir daha toplanırlar. Turhan Güneş, ortada biri Denktaş’a, diğeri kendisine ait olmak üzere iki öneri bulunduğunu, Rum ve Yunan Heyetlerinin, bunlar hakkındaki kararlarını konferansa bildirmekle yükümlü olduklarını belirtir ve der ki : “İki coğrafi bölge oluşturulmalıdır. Biri Türklere, diğeri Rumlara ait. Adının önemi yok, siz kantonal deyin, ben federal diyeceğim…” Bir de harita sunar…

Mavros ve Kliridis, buna cevap veremeyeceklerini, Atina ve Lefkoşa’ya gidip, bu önerileri tartışmak ve kararlarını sonra bildirmek üzere, konferansa 48 saat ara verilmesini talep ederler. Güneş, bunun bir zaman geçirme taktiği olduğunu bildiğini ve o bakımdan hemen cevap verilmesini istediğini bildirir.

Sonraki açıklamalardan, Güneş’in haklı olduğu görülüyor. Bizzat Kliridis, Rumlar arasında “federasyon” algısının “bölünme ile eşdeğer” olması bakımından bu öneriyi de kabul edemeyeceklerine, aslında Karamanlis’in ve kendisinin de önerinin kabulünden yana olmakla birlikte, Mavros ve Makarios’un karşı olmaları bakımından “Helen topraklarını, Türklere veren insanlar olarak damgalanmaktan korktukları için, zaman geçirmeye çabaladıklarını” kabul etmiştir. Çünkü bugün bile Kıbrıslı Rumlar arasındaki federasyon algısı, değişmiş değildir.
Turhan Güneş’in durum değerlendirmesi, gene saat 24’e kadar sürdü. Ondan sonra söz alan Rauf Denktaş da kendi önerisi “iki bölgeli fedrasyon” üzerine uzun bir konuşma yaparak saat 02.30’a doğru, Kleridis’in cevabını istedi. Kliridis ona da 36 saate ihtiyacı olduğunu söyleyince, Turhan Güneş, iyi niyetlerine güvenmediği için hemen cevap istediğini bildirdi. Ortada iki öneri vardı, ya kabul veya reddedeceklerdi. Kliridis’in buna cevabı:

“Şakağıma silah dayanmış bir halde görüşme yapmayı reddediyorum. Savaşacağız…” şeklinde oldu…

Bunun üzerine Turhan Güneş, “Bizim için konferans bitmiştir.” Der.

Yunan Genel Kurmayı da birliklerine bir emir göndererek, Türk zırhlı birliklerine karşı direnecek güçleri olmaması bakımından, bir Türk ilerlemesi karşısında, direnmeden eması sürdürerek ricat etmeleri emrini verir.

14 Ağustos saat 04.55te de Türk ilerlemesi başlar ve konferansta talep ettikleri %34’ü (Hatta biraz daha fazlasını) silah zoru ile almak hedefine ulaşır. Kliridis’in Cenevre’de 2 saat önce talep ettiği şey, olmuştur.

Bir hafta sonra 25 Ağustos 1974 günü, BM Genel Sekreteri Kurt Weildheim Kıbıs’ı ziyaret ederek, toplumlararası görüşmelerin devamı konusunda tarafları baskı altına alır. Masaya oturanların niteliklerinin ne olacağı sorusu, Kıbrıs Türk tarafında gündeme gelir. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile onun vatandaşı olan bir topluluğun temsilcisi mi görüşecekti? Böyle bir çizgi, son iki ayda elde edilen bütün avantajları ortadan kaldırmaz mıydı? 26 Ağustos 1974 günü de Kıbıs Türk Yönetimi adını Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi’ne çevirdiğini açıklar. Ve görüşmelere ayni gün bu isimle oturur.

(devam edecek)

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
16
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Ekim 2019, Cumartesi    Dikkatinizi çekerim...
11 Ekim 2019, Cuma    Ben Türkiye'den yana tarafım...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Dizi Yazı 9 - Pişmekte olan aşa su katmak
29 Eylül 2019, Pazar    Dizi Yazı 8 - 1979 Doruk Anlaşması
28 Eylül 2019, Cumartesi    Dizi yazı 7 - 1979 Denktaş - Kiprianu Doruk Anlaşması'na doğru
27 Eylül 2019, Cuma    Dizi yazı 6 - 1977 Doruk Anlaşması
25 Eylül 2019, Çarşamba    Dizi yazı 5 - 1977 Denktaş – Makarios Doruk Anlaşması
24 Eylül 2019, Salı    Dizi yazı 4 - Tekrar toplumlararası görüşmeler ve 1975 Viyana Anlaşması
22 Eylül 2019, Pazar    Dizi yazı 2 - 1. Cenevre Görüşmeleri
21 Eylül 2019, Cumartesi    Dizi yazı 1 - 1974 yılı görüşmeleri

banner
banner
banner
banner

Dikkatinizi çekerim...
Doç. Dr. N. BERATLI | 12 Ekim 2019, Cumartesi
Bunu da Mart ayında bu sütunda paylaşmışız… Okuyalım…
Öğrencilik günlerimizde İstanbul’da neler yapmakta olduğumuzu bilmeyen yok! Hem biz anlattık, hem de konuşuluyor. O minval üzere, o zamanlar bizim ideolojik şekil...
Ben Türkiye'den yana tarafım...
Doç. Dr. N. BERATLI | 11 Ekim 2019, Cuma
Bu yazı, bu köşede, ilk defa 17 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanmıştı! Görülüyor ki erken yazılmış.
Türkiye’nin bugünkü güney ve doğu sınırlarını silahla çizen, bizzat Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Rus sınırını 2. Ordu Ko...
Dizi Yazı 9 - Pişmekte olan aşa su katmak
Doç. Dr. N. BERATLI | 30 Eylül 2019, Pazartesi
9 Ağustos 1980'de resmi bir açılış oturumu yapılmış ve bunu 16 Eylül'de yapılan bir toplantı takip etmiştir. 1980’in kışında BM Genel Sekreteri taraflara geçici bir anlaşma sunulmuştur. Bu anlaşmada Kıbrıslı Türklere ...