Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 11 Ekim 2019, Cuma

Ben Türkiye'den yana tarafım...

Paylaş  
46
81
45

Bu yazı, bu köşede, ilk defa 17 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanmıştı! Görülüyor ki erken yazılmış.

Türkiye’nin bugünkü güney ve doğu sınırlarını silahla çizen, bizzat Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Rus sınırını 2. Ordu Komutanı olarak, Muş’a kadar gelmiş Rus birliklerini bizzat bugünkü sınıra itmek suretiyle.  Güney sınırını da Liman von Sanders’ten sonra Yıldırım Orduları Komutanı olarak, Osmanlı birliklerini taa Nablus’tan bugünkü sınıra kadar, yok olmadan başarı ile geri çekebilmiş Ordular Grubu komutanı sıfatıyla. Savaşın sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi’nde, “Savaş sonrası sınırlar, herkesin ordusunun bugün bulunduğu noktadan başlar” dendiğine göre, bunu tartışmak bile abesle iştigaldir.

Bu Mustafa Kemal Paşa, mütarekeden sonra İstanbul’dan bir emir alır: “İngilizler, İskenderun’a küçük bir birlik çıkarmak istiyorlar. Kolaylık sağlayın…”

Sadrazam’a verdiği yanıt, şöyledir:

“İskenderun’un tek başına askeri bir önemi yoktur! Ancak eğer birisi, Musul ile Akdeniz arasında bir koridor oluşturmak isterse, İskenderun Limanı anlam kazanır. Bu bakımdan, buraya çıkarılacak bir birliğin hedefi, Musul’dur. Mütareke şartlarına, nüfus yapısına ve tarihsel gerçeklere göre, Musul bizim sınırlarımız içindedir ama burası önemli bir de petrol yatağıdır. Verdiğiniz emri uygulamaya mezun değilim. Musul’dan Akdeniz’e Suriye’nin kuzeyinde bir koridor oluşturup, bize ait olan yer altı ve yer üstü kaynaklarını İngilizlere peşkeş çekemem.

İskenderun’a yaklaşabilecek her İngiliz gemisi, top ateşi ile karşılanacaktır… Kendilerine bildiriniz…”

Bâb-ı Âli paniğe kapılır, ordular grubu lâğvedilir, Paşa ordusuz kalır, İstanbul’a geri çağrılır.

İngilizler de İskenderun’a çıkıp, onun “Sonra bunu yaparlar, izin veremeyiz” dediği şeyi yaparlar. Yaveri Cevat Abbas’a o ünlü “Geldikleri gibi giderler” sözünü, İstanbul’a döndüğünde Haydarpaşa Limanı’nda söyler. Öte yandan da Sykes ve Picot, otururlar, çıkar ve petrol hesaplarına göre, Orta Doğu’yu harita üzerinde cetvelle bölerek, paylaşırlar. Bölgenin hiçbir yerinde toplumsal aidiyetin ulus ile belirlenmediği, kabileye, mezhebe, sülâleye göre biçimlendiği halklara, kendi değer yargıları ve çıkar hesaplarına göre, “ulus devletçikler” donu giydirirler. O gün bu gündür, bu bölge iflah etmedi…

Hemingway’in Mütareke İstanbul’unu anlattığı, Türkçeye “İşgal İstanbul’u” diye çevrilmiş bir kitabı var. Orada der ki: “Siz zannetmeyin ki Kemal bu yaptığınızı sineye çekecek! İlk fırsatta Irak’a girip, Musul işini de çözecektir, Irak ve Suriye sorunlarını da…”

Nitekim Lozan Konferansı bu işi çözemez! 1925’e erteler… Tam çözüleceği dönemde, Şeyh Sait meselesi çıkıp da Türkiye kendi iç işleri ile boğuşmakta iken de İngiliz Musul’u da Irak “devletine” bağlayıverir. Ta 1. Dünya Savaşı sonundan beri kavga sebebi olan Suriye ve Irak meselelerinde de Türkiye sadece Hatay’ı kurtararak, olup biteni sineye çekmek zorunda kalır.

(Ama Nutuk’ta da der ki: “ Kilikya ile Mezopotamya arasında kurulacak bir Tampon D’etat’a da izin vermedik, vermeyeceğiz. Çünkü bu bağımsız bir Kürt devleti değil, bizi kuşatmak isteyenlerin, kukla devletçiği olur. Bkz. MEB yayın. 10. Baskı s.243)

Bütün bu olanlar cereyan etmekte iken dedeleriniz,  benim yaşımda olanların babaları bile Osmanlı vatandaşıydılar… “Bize” de bir şeyler “battı” yani… Soyunu inkâr eden haramzade!

Şimdi aradan yüz sene geçtikten sonra, artık herkes kabul etti ki ta o 1918 yılında Mustafa Kemal’in ( daha Atatürk değildir) yaptığı tespit doğruymuş; bu bölgede Sykes-Picot Anlaşması ile ne devlet olur ne de huzur… Çare?

Isıtılıp önümüze sunulan yemek, halâ o eski yemektir! Hastalığın nedeni, çare diye ileri sürülüyor:

Musul’dan Akdeniz’e Suriye’nin kuzeyinde bir koridor oluşturmak! Bu, denenmiş ve yüz yıldır bölgeye sadece felâket, kan, gözyaşı ve savaş getirmiş bir çözümdür ama petrol çıkarlarını garanti ediyor!

Şimdi, sürtüşen iki çıkarlar grubu vardır: Bir yanda petrol şirketleri ve onların devletlerinin çıkarları!  Onlara sarılarak kendi dar menfaatlerini elde etmeye kalkan ve Arapların başına gelenlerden de ders almamış, aymaz bir mikro şovenizmi buna ilave edin. (Nitekim gene satıldılar işte! NB)  Artı, satılmış Türkler ile Tayyip düşmanlığından, “bu herif düşsün de ister dünya savaşı çıksın, isterse Türkiye Ankara ve Konya vilayetlerinden ibaret kalsın” diyecek kadar gözü kör olanları da ekleyin!

Öte tarafta ise Türkiye ile bin yıllık deneyimle bölge halklarının çıkarlarının nerde olduğunu görebilenler…

İsteyen kusura da bakabilir: Ben, Türkiye’den yana tarafım…

Kendi ulusal aidiyetim için, doğuştan gelen bir ayrıcalığı katiyen talep etmediğim gibi, “kudretten” gelen bir aşağılamayı da asla kabul edemem…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
33
 
0
 
2
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
3
ONAY BEKLEYENLER
0
12 Ekim 2019, Cumartesi
        - Ankara

11 Ekim 2019, Cuma
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Elinize sağlık Sn Beratlı. Realist ayni zamanda net bir yazı ve net bir duruş. Merak edenler Mustafa Kemalin 7. Ordu Komutanı olarak bu konuda İstanbul ile restleşen telgraf yazışmalarını okuyup dönemin resmini ve günümüze benzerliğini daha detaylı inceleyebilirler. Coğrafyamızda doğup büyümüş ancak coğrafyamız hakkında Nepallilerden daha az bilgiye sahip kardeşlerimiz de birşeyler öğrenip sırf birilerine kızgınlar diye içi boş Atatürkçülük rolleri yapmazlar. Zira içi boş sol rollerinin sonuçları ortada....

11 Ekim 2019, Cuma
Hilal Acuner         -

YAZARIN SON 10 YAZISI
12 Ekim 2019, Cumartesi    Dikkatinizi çekerim...
30 Eylül 2019, Pazartesi    Dizi Yazı 9 - Pişmekte olan aşa su katmak
29 Eylül 2019, Pazar    Dizi Yazı 8 - 1979 Doruk Anlaşması
28 Eylül 2019, Cumartesi    Dizi yazı 7 - 1979 Denktaş - Kiprianu Doruk Anlaşması'na doğru
27 Eylül 2019, Cuma    Dizi yazı 6 - 1977 Doruk Anlaşması
25 Eylül 2019, Çarşamba    Dizi yazı 5 - 1977 Denktaş – Makarios Doruk Anlaşması
24 Eylül 2019, Salı    Dizi yazı 4 - Tekrar toplumlararası görüşmeler ve 1975 Viyana Anlaşması
23 Eylül 2019, Pazartesi    Dizi yazı 3 - 2. Cenevre Görüşmeleri
22 Eylül 2019, Pazar    Dizi yazı 2 - 1. Cenevre Görüşmeleri
21 Eylül 2019, Cumartesi    Dizi yazı 1 - 1974 yılı görüşmeleri

banner
banner
banner
banner

Dikkatinizi çekerim...
Doç. Dr. N. BERATLI | 12 Ekim 2019, Cumartesi
Bunu da Mart ayında bu sütunda paylaşmışız… Okuyalım…
Öğrencilik günlerimizde İstanbul’da neler yapmakta olduğumuzu bilmeyen yok! Hem biz anlattık, hem de konuşuluyor. O minval üzere, o zamanlar bizim ideolojik şekil...
Dizi Yazı 9 - Pişmekte olan aşa su katmak
Doç. Dr. N. BERATLI | 30 Eylül 2019, Pazartesi
9 Ağustos 1980'de resmi bir açılış oturumu yapılmış ve bunu 16 Eylül'de yapılan bir toplantı takip etmiştir. 1980’in kışında BM Genel Sekreteri taraflara geçici bir anlaşma sunulmuştur. Bu anlaşmada Kıbrıslı Türklere ...
Dizi Yazı 8 - 1979 Doruk Anlaşması
Doç. Dr. N. BERATLI | 29 Eylül 2019, Pazar
1979 Doruk Anlaşması
Bu gelişmeler üzerine BM Genel Sekreteri Waldheim, Denktaş ile Kiprianu arasında bir görüşme ayarlamıştır. Bu görüşmenin sonunda iki taraf da toplumlar arası müzakerelerin devam etmesini kabul et...