Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Ata ATUN | 31 Ağustos 2018, Cuma

KKTC-TC Savunma İşbirliği Anlaşması

Paylaş  
13
5
12

KKTC-TC Savunma İşbirliği Anlaşması

ABD, İsrail Devletinin bağımsızlığını ilan ettiği 1948 yılından beridir fiilen İsrail’e kapağı atmakla kalmadı, ekonomik ve askeri olarak hep yanında yer aldı. Özellikle6 Ekim 1973'te başlayan YumKippur savaşının ilk dört gününde Mısır ve Suriye ordularının kuzeyden ve güneyden eşzamanlı saldırıları karşısında büyük bir yenilgiye uğrayan İsrail, yenilgiden kurtulmanın yegane çaresini nükleer bomba kullanmakta bulmuştu. ABD buna izin vermemiş ancak uluslararası anlaşmalara, hukuka ve teamüllere aykırı olarak, Suriye ve Mısır’a savaş ilan etmeden, bir hava köprüsü kurmuş ve İsrail’e silah, cephane ve asker takviyesi yaparak, savaşın sonucunu İsrail’in lehine çevirmeyi başarmıştı. 

Aradan tamı tamına 69 yıl geçtikten sonra, Ortadoğu’da dengelerin İsrail’in aleyhine değişmeye başlamasından ve Rusya’nın da Suriye’ye uluslararası hukuka uygun olarak yerleşmesinin akabinde, ilk kez ABD, İsrail ile Savunma İşbirliği Anlaşması yaparak İsrail topraklarında askeri üs(ler) kurdu ve resmen Ortadoğu’nun Akdeniz kıyılarına yerleşti.

Gelelim konunun KKTC bağlantısına; Öncelikle Türk Barış Kuvvetleri’nin, -Kolordu düzeyinde- KKTC’deki varlığınıntamamen uluslararası kural ve anlaşmalara uygun olduğunu tekrarlayalım. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası EK I, Madde 4’e göre adada yasal olarak bulunmakta. Bu nedenle de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerinin Kolordu düzeyinde Kıbrıs adası üzerindeki mevcudiyetini uluslararası mahkemelere götürememekte. Sadece dolaylı gerekçelerle BM’de şikayetlerde bulunabilmekte.Kolordunun Kıbrıs adasındaki varlığı halen geçerliliğini korumakta olan uluslararası anlaşmalara göre ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, Kıbrıslı Türklerin de oyları ile değişmediği müddetçe devam edecek. Bu gerçeği hiçbir kimsenin, kuruluşun, kurumun ve devletin değiştirme gücü ve yetkisi yok. Aksi takdirde dünya üzerinde uluslararası hukuk geçerliliğini kaybedeceği ve kaosun başlayacağı gerçeğiyle, Türkiye’nin garantörlüğünün kalkması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin adadan gitmesi ise sadece pembe bir Rum hayali.

ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile askeri üs kurma görüşmelerinin yapıldığı günümüzde, GKRY’ninKıbrıslı Türklere sormadan ve onayını almadan Fransa ile Limasol Limanı ve AndreasPapandreu Havaalanı’nın, Rusya ile de Mari ve AndreasPapandreu Havaalanı’nın,askeri ve sivil amaçlarla kullanımı anlaşmasını yapmasına paralele olarak KKTC hükümetinin de, GKRY’ne sormadan ve onayını almadan Türkiye ile Savunma İşbirliği Anlaşması yapması çok doğru siyasi ve askeri bir adım olacak zira GKRY’nin, AB’nin, İngiltere’nin ve ABD’nin bu konuda ne diyecekleri, nasıl ve ne şekilde bir tepki koyacakları,takkelerin düştüğü ve müttefikliğin anlamının değiştiği şu günlerde artık çok önem taşımıyor. 

Özetle; Ortadoğu’da yaşanan gerginlik, Doğu Akdeniz’de Rumların yaratmak istediği doğalgaz krizi ve KKTC ile Türkiye’nin yapay ittifaklarla kıskaca alınmak istenmesi çabalarından sonra artık KKTC ile Türkiye arasından “Savunma İşbirliği Anlaşması” yapılmasının zamanı geldi.

Her ne kadar 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, İttifak Anlaşmasına göre Kıbrıs adasında 650 kişilik Türk Alayı ve Garanti Anlaşmasına göre de Türk Barış Kuvvetleri bulunuyorsa da, buna ilaveten KKTC ile Türkiye arasında “Savunma İşbirliği Anlaşması” yapılarak KKTC sınırları içinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kara, Deniz ve Hava Üslerinin uluslar arası kurallara uygun olarak kurulması, Orta Doğu’da ve bölgemizde yaşanan gelişmelere uygun, koruyucu bir adım olacak.

Türk Silahlı Kuvvetlerine ait Hava Kuvvetlerinin Geçitkale havaalanında, Deniz Kuvvetlerinin Gemi Konağında ve Kara Kuvvetlerinin de Kuzey sahili boyunca uygun bir lokasyonda askeri üsler kurmaları, KKTC’nin savunmasına büyük bir katkı koyacak.

KKTC sınırları içinde TSK’nın Deniz, Hava ve Kara üsleri kurmasının, Kıbrıs sorununun çözülmesine olumlu etki yapacağı kesin. Rumlara adanın tek ve mutlak sahipleri olmadıklarını hatırlatacak, Kıbrıslı Türklerin adadaki varlığını kabul etmelerinin yolunu açacak bir gelişme olacak.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
0
 
1
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Eylül 2018, Cuma    Dolara bağımlılıktan kurtulabilir miyiz?
14 Eylül 2018, Cuma    Hani 21. yüzyılda garantörlük yoktu?
7 Eylül 2018, Cuma    Oyunlar Kıbrıs üzerine
24 Ağustos 2018, Cuma    Güney Kıbrıs’ın çarpık ilişkileri
17 Ağustos 2018, Cuma    ABD ve İncirlik Üssü
10 Ağustos 2018, Cuma    Aramızdaki omurgasızlar
3 Ağustos 2018, Cuma    Son fırsat masalı
27 Temmuz 2018, Cuma    Kıbrıs’ı silah atmadan ele geçirmek
20 Temmuz 2018, Cuma    Yasal müdahale ve bizleri kurtarmak, işgal mi?
13 Temmuz 2018, Cuma    Rumların UNFICYP Korkusu

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Dolara bağımlılıktan kurtulabilir miyiz?
Prof. Dr. Ata ATUN | 21 Eylül 2018, Cuma
Dolara bağımlılıktan kurtulabilir miyiz?
Bu soruya çok farklı yanıtlar gelecektir ama bana göre, rahatımızdan biraz ödün verirsek kesinlikle dövizdeki artış durdurulabilir ve ekonomimiz canlanabilir.
Bunun en basit ...
Hani 21. yüzyılda garantörlük yoktu?
Prof. Dr. Ata ATUN | 14 Eylül 2018, Cuma
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis işine gelen konularda bol keseden atmakla kalmayıp, yüzümüze baka baka, gerçekleri bile bile yalan söylüyor. Bu konulardan bir tanesi de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anay...
Oyunlar Kıbrıs üzerine
Prof. Dr. Ata ATUN | 7 Eylül 2018, Cuma
Oyunlar Kıbrıs üzerine
Latince güzel bir dil.
Roma İmparatorluğunun ve tüm Avrupa’nın bir dönem dinsel, devlet, hukuk ve yazım dili olarak Latinceyi kullanmış olması boşuna değil. Neredeyse tüm Batı Avrupa dillerini...