Görüşmelerin seyriyle ilgili nabız tutanların genelde birleştikleri bir ortak düşünce var. “Hristofyas karşısındaki Sn. Talat “pişkinliği” oynuyor.”
Mesela Amerika’daki dostum Özer “hergün internetten durumları izlediğini” söylüyor Talat için de kendine özgü benzetmelerini geçiyorum, “Hristofyası çatlatacak adam” diyor.
Galiba görüşmeler az biraz sağırlar diyaloğuna dönüşmüş. Hristofyas çözüm koşullarını 1960’a geri dönüş flimi yaparken Talat, “ne söylediğini anlayamadım” politikasında kendi bildiğini tekrarlıyor. Doğrusu yanlış da olmuyor! Yeter ki Ankara’nın bugüne kadar süregelen kararlığı devam etsin.
Dolayısıyle kısa sürede çözüm beklemek mümkün değil. Sadece iki toplum arasında ve her halde daha bir ileri aşamada ilişkiler beklenebilir.
KISA SÜREDE ÇÖZÜM YOKSA. O zaman KKTC’nin sosyo ekonomik “kurtuluşu” ile geleceklere yansıtılacak “iyileştirmelerini” çözüm umuduna koymak da mümkün olmayacaktır. Bu olasılığı silip atmak gerekecek. Pekala siyasi partiler önümüzdeki dönemlerde ulaşılamayan çözüme karşılık hangi siyasi ve ekonomik tutumların rotasına çizecekler? Bendeki merak da bu. Gailesi tuttu kaç zamandır düşünüyorum.
UBP ŞANSINI DENEDİYDİ: On sekiz yıllık iktidarı süresince “çözümsüzlük çözümdür, Rum’a tek çakıl taşı bile vermeyiz” diye diye bıktırıp usandırıp, yıkıp viran eyleyerek içine ettiği KKTC’yi, CTP iktidarına teslim ettiydi!
Düşmez kalkmaz bir Allah. Şimdi sırada CTP var. Geçtiğimiz seçimlerde “Çözüm, AB üyeliği, iş aş para” sloganlarına sardığı yeni siyasetle UBP’nin eskitip antikalaştırdığı tutumuna yeni ve umutlu alternatif oluverince iktidara kuruluverdiydi. 1993’den beridir ne yapıp ne ettiği de ortada!
AB üyeliği de çözüm de vuslata kaldı. Halk katlarında ise “memleketi batıran hükümet oldu!” Reformları gerçekleşmedi, artı iktidar olalıberi kavga etmediği tek STÖ kalmadı! Şimdi “artık git” diyorlar gitmiyor! “Öyleyse bizi bataktan kurtar” diyorlar, yapamıyor! “Bari şu peşpeşe bastırdığın zamları geri al” çağrıları yapıyorlar tınmıyor! “Ne olacak hallerimiz” yakınmalarına da “fedakârlık yapın” cevabını veriyor!
MERAK BU YA. Önümüzdeki seçimlerde “sloganlar yaratma şampiyonu” olan, gerçekte o sloganlarından dolayı sanal alemden kurtulamayan CTP iktidarının, bu kez halkın karşısına geçtikte neyi nasıl yutturacağını düşünüyorum! Her halde “çözüm, AB üyeliği, aş iş para, refah saadet, reformlar” falan diyecek halleri kalmayacak hele “asker dışarı, ortak vatan birleşik Kıbrıs, biz Rum’la çözümü sağlarız yahut AB’nin dilinden anlarız” diyerek kes baba kes kesecek kabak da kalmayacak da… Bunlar sloganlarla yaşarlar, yine bulurlar. Merak bu ya, pekala neleri?