Eğer basında yer alan haberler doğruysa, Ankara yanlıştır! Çünkü KKTC’nin Türkiye’nin geneldeki yaşam düzeyine çekilmesi değil, Türkiye’nin KKTC’nin yaşam düzeyine ulaştırılması gerekir. (Tabi eğer mevcut pahalılğa canları ile yürekleri dayanırsa, iki günde “aman bizim hayatımız çok daha iyidir, vaz geçtik bu düzey müzey işinden demezlerse!)
Sızan haberler şunlar: “Bizden” de sorumlu olan Devlet Bakanı Cemil Çiçek bir yandan eşel mobille 13. maaşların lagvedilmesini istiyormuş, öte yandan maliyemize göre harcamamızı…
SORUN ESKİDİR: Ki hatırlarız, her hatırladığımızda da yazarız: Ecevit döneminde TC’deki ilk koordianasyon “Bakanımız” Ziya Müezzinoğlu şöyle bir baktıktan sonra bize, “bundan sonra 36 TL bir Kıbrıs lirası olacaktır” dediydi. Mübarek TL yerinde durmuyordu ki eksik kurun faturasını ödeye ödeye bitiremediydik!
Sonrası sorumlumuz Bülent Feyzioğlu’ydu. O da üç dört bin kamu görevlisi çapınıza göre fazladır deyip “emekliye sevkedin” tavsiyesinde bulunduydu, otuz yaşında memurları emekli ettirdiydi!
İşler yürümediğinde de mesela Tenekeci paşa gibileri “Anadolu halkının boğazından rızkından kesip size yediremeyiz” nutkunu çekip ağzımızın payını verdiydi!
Aslında bizim hükümetler her devrede ne yapıp ettiler Ankara’dan paraları kaparozlama başarısında maaşları da diktiler, asgari ücretleri de artırdılar, 13. maaşları da verdiler, eşel mobil gibi hayat pahalığına karşı güvence olan sistemi de yerleştirdiler…
HER ZAMAN TC’DEN BİR ADIM ÖNDE OLDUK: Elbet Ankara’nın himmeti sayesinde. Fakat olmamız gerekirdi çünkü olanlar zaten bugün de tartışıldığınca kabul gören AB kuralları ile “çalışanın hak hukuku, sendikal gerçeği, STÖ’leri işlevi ile donanımlı işlerdi.”
Artı, Anadolu halkı ile değil, Rum’la kıyas edilen bir sosyo ekonomik ve yaşam düzeyi hedefi vardı, siyasi çözümsüzlük nedeniyle kaçınılmazdı.
Dolayısıyle kalkınmadık ama “büyüdük!” Üretmedik ama tükettik! Devlet olarak otuz dört yıldır mali yönden iki yakamız bir yere gelmedi ama bireyler bazında havuzlu villalarla lüks otomiller sahipleri olduk. Güney’in Rum’una yetişemedik ama özellikle şu dönemlerde çok altında kalıp ezilmedik. Hem de ambargolara, tanınmamışlığa, TC para pompalamasa mahfolacağımız, Rum’un malını rant ekonomisine çevirmeseydik çoktan batıp gideceğimiz gerçeklere karşın. Ve unutulmamalı: TC’den aramıza katılan nüfusumuz kadar nüfusu da bu “yapısallığımızın” içine koymaktayız, olanaklar “bizim, onların” ayırımında değil, tümden emirlere amade kılınmıştır!
ŞİMDİ BAŞA DÖNELİM: CTP hükümetinin yarattığı finansal krizin, yeni istihdamlarla bozduğu ödemeler dengesinin, insanlar büyürken Devlet’in batışına neden oluşunun hatalar külliyesini kabul ediyoruz.
Ancak tüm bu yanlışların ödenmesi gereken cezalı faturası Kıbrıs Türk halkının, aslında artık “görünümsel yansıması” olarak kalmış yaşam seviyesini geriye çekerek, “sizin yerinizle çapınız ancak TC kadar olmalıdır” uygulamasına vurursa, tüm yanlışlara bir yanlış daha eklenecektir! Hem siyasi gelecek hem de eğer yaşatılacaksa KKTC’nin Devlet oluş gerçeği açısından.
Kaldı ki eşel mobil de 13 maaş da çalışır sistemleri ile Türkiye’nin de birgün sosyal güvence içerikli hedefi olacaktır. Ve hâlâ geçerlidir: KKTC kıyaslanacaksa kıyası Güney Kıbrıs’la kıyaslanmalıdır!