Derin kitap
Gazeteci-Araştırmacı Can Dündar ve Rıdvan Akar'ın, Türkiye'nin unutulmaz siyasetçilerinden, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs müdahalesinde de dönemin Başbakanı olan Bülent Ecevit'in "gizli arşivi"ni gün ışığına çıkardıkları kitabı yayınlandı.
Kitap, Kıbrıs'a da geldi...
616 sayfalık koca bir arşiv, kaynak eser..
Özellikle, 12 Eylül darbe yıllarında, Ecevit'in cezaevinden yazdığı mektuplar önemli bir yer tutuyor, kitapta...
Ve çarpıcı bir bölüm de var....
***
1961'de "Kürt Sorunu"nun çözümü için üretilen formül!
.... <<27 Mayıs'ta iktidara el koyan askerler, "vatanın bütünlüğü" konusunda endişeliydi. Muhtemel bir Kürt sorununu önlemek için tedbir araştırıyorlardı.
Şunu görmüşlerdi:
"Vatan bütünlüğünün yegane garantisi, bölge halkını devlete daha sıkı bağlamaktı." Bunun temini için "İnkılap Hükümeti", Devlet Planlama Teşkilatı'na konuyu inceleme görevi verdi. DPT bünyesinde bir "Doğu Grubu" oluşturuldu. Bu grup, bir dokümantasyon merkezi kurarak bölgeyle ilgili MAH'ta (MIT) Genelkurmay'da, Emniyet'te ne bilgi varsa toplayacak ve "bölgenin nüfus strüktürünü değiştirme ve asimilasyon bakımından" gerekli politikaları saptayacaktı. "Doğu Grubu", 8, 10 ve 16 Şubat ile 24 Mart 1961'de "bölgede çalışmış ve çalışmakta olan başlıca idare ve siyaset adamları"nı bir araya getirdi, ortaya çıkan önerileri Hükümet'e iletti....>>
***
Diyeceksiniz ne alaka!..
Diyebilirsiniz...
Ama lütfen "öneriler"i şöyle bir okuyunuz...
Bakalım, size, neler çağrıştıracak...
***
- "Devletin Doğu ve Güneydoğu'da Uygulayacağı Kalkınma Program Esasları"
- a) Bölgede gelirin artmasını ve iyi dağıtılmasını sağlamak.
- b) Bölgeye diğer bölgelerden nüfus çekmek veya bölge nüfusunun bir kısmını -iktisadi teşvik tedbirleriyle- diğer bölgelere göndermek suretiyle, bölgenin nüfus kompozisyonunu değiştirmek.
- c) Sosyolojik ve antropolojik araştırmalara dayanarak bölgenin sosyal yapısını -temsili sağlayacak yönde- değiştirmek..."
- ASİMILASYON: Halihazır Iskan Kanunu ve tatbikatını, tesbit edilen politika ihtiyaçlarını karşılayacak ve asimilasyon temin edecek şekilde incelemek ve tadil etmek...
- Bölgenin, kendilerini Kürt sananlar lehindeki nüfus strüktürünü, Türk lehine çevirmek için, bölgelerindeki iktisadi şartların zorluğu karşısında başka taraflara hicrete mecbur kalan Karadeniz sahillerindeki fazla nüfusla, memleket dışından gelen Türkleri bu bölgeye yerleştirmek, bölgedeki kendilerini Kürt sananları bölge dışına hicrete teşvik ve bu hicreti finanse ederek, memleketin Türk çocuğu bulunan yerlerine iskan etmek...
- Bölge halkından kabiliyetli ve küçükten asimile edilen gençlere yüksek tahsil imkanları sağlanması...
- Radyo vasıtasıyla Türkçe güfteleriyle mahalli havaların çalınması ve mahalli radyoların, bölge için, propaganda uzmanlarından müteşekkil gruplar tarafından hazırlanacak programları yayması...
- Irk bakımından, Türk siyasi düzeninin kendi menfaatleri bakımından en elverişli, en emin ve en çok imkan sağlayan düzen olduğunu telkin eden bir inandırma faaliyetine girişilmesi...
- Bir üniversiteye bağlı derhal bir Türkoloji Enstitüsü kurularak kendini Kürt sananların menşelerinin Türk olduğunun ispat olunarak yayınlanması...
- Kendilerini Kürt sananların, menşelerinin Turani kavimlere dayandığı hakkında, çeşitli yönlerden arayışlar yapılmaya ve neticelerinin türlü neşir vasıtalarıyla yayılması..
* * *
İşte böyle... Ve yorumu sizin!..
Acaba bu “Kalkınma Programı” nasıl bir çağrışım yaptı sizde?
Neyse, meraklısı için kitap hepinizi bekliyor...
/ / /
Yarım bir hikaye
Bir sıcak eylül akşamı…
Ay, çocukluğumda ısırıp bıraktığım 'çörek' gibi!..
Peşime düşmüş o gece..
Söylerdi annem, "Eğer bitirmezsen, ardından koşar" diye…
Vay be, yalan değilmiş meğer…
İşte öyle bir gece, gökyüzünde asılı durduğu yerden, sanki, düştü düşecek pencereden!..
***
İçimdeki çocuk gülümsüyor sana…
İçimdeki çocuk gülümsüyor bana!..
Ne kadar gün, kim bilir kaç gece sonra yine ağzı varmış kulaklarına!..
Beni bana sevdiren coşkuların…
Beni bana sevdiren tutkuların!..
Beni bana yaşatan özlemlerin var!..
Ve seni bana sevdiren gülüşün, gözlerinde!..
Peki ya beni sana sevdiren ne var?
İşte bu soru, hala asılı durur beynimde…
***
Yeniden 'ergen' bir yürek hali…
İlk 'sivilceleri' gibi alnımın…
Patladı, patlayacak heyecanı…
İçimdeki 'ergen' tutamıyor ellerini!..
Teninde…
Parmak uçlarında yürüyor….
Sessizce…
En kuytu köşesinde düş şehrinin…
Sırılsıklam bir özleyişte…
***
En fazla sevdiğim!..
İçim içime sığmaz zamanlar…
Henüz sırrı çözülmemiş ve sorgulanmamış bir tutkunun sıra dağlarına bağırdığım anlar…
- Yaşammmmmmm!..
- Seni tuttum be avuçlarımda…
- Bırakmıyorummmmm!..
- Tutsak etmiyorum kendimi, senin kurallarına…
- Ve ruhumu saldım, bir serseri gibi sokağa……..
***
Kelimelerin, bir tomurcuğa sığınmış çiğ tanesi gibi yapraklardan süzülerek ve dikenlerinden incinmeden gül ağacının, toprağa ulaşması gibi akmasını seviyorum ben!..
Yok yazıyı değil, yazdıran ruh halini…
Ya da limon kokulu bir sabun köpüğünün boyundan başlayarak tüm vücudu yalar gibi ulaşmasını ayak bileklerine…
Öylesine 'akmasını' cümlelerin…
Öylesine akmayı, içine…
***
Bir insana 'yaşam' vermek gibisi var mı?
Nefes almak dışında!..
Gözlerini yummak ve uyumak, esnemek ve yorulmak, kederlenmek ya da sevinmek dışında…
Yürümek ve koşmak dışında!..
Ezberlemek dışında!..
'Yaşıyorsun' dedirtmek…
Yaşıyorum, şu anı!..
***
Sabah yüzüme vurduğum su gibi!..
Yüzüme vurduğun gibi serseri kalbimi…
Uyanmak…
Yeniden…
İçimdeki çocuğa…
***
Ay, çocukluğumda ısırıp bıraktığım 'çörek' gibi!..
Peşime düşmüş o gece..
Söylerdi annem, "Eğer bitirmezsen, ardından koşar" diye…
Ve aşk, 'ergenlikten' yarım kalmış bir hikaye!..
[arşivimden]
/ / /
RÜŞVET
- “Rüşveti araştırır mısınız?” diyor telefondaki ses!..
- “Nerede” diyorum!..
- “Şimdi nerede diye sorma” diyerek, ısrarını sürdürüyor, “Araştırmacı gazetecilik yapacak mısınız, yapmayacak mısınız?”
- “Elbette, yapalım” diyorum!..
- “Size söylüyorum, bizzat benim paramı aldılar...”
- “Kiminle görüşüyorum acaba?”
- “Beni karıştırma şimdi, önemli olan kim olduğum değil, siz rüşveti araştıracak mısınız, araştırmayacak mısınız, niyetiniz yoksa söyleyiniz!..”
- “Peki, rüşveti alan kim? Hangi kurumda yaşandı bu olay” diye soruyorum bu kez...
- “Sizin derdiniz isimler mi... Yok, boşuna telefon etmişim ben...”
- “Yahu tazı köpeği miyim ben!.. Hiçbir şey söylemezseniz burnumla koklanarak
araştıracak halim yok ya!..”
- “Size en başından sordum, araştırmacı gazetecilik yapacak mısınız, yoksa yazacak cesaretiniz yok mu?”
- “Siz rüşveti verdiniz mi?”
- “Verdim!..”
- “Niçin verdiniz?”
- “Size ne?
- “Suça ortak oldunuz işte...”
- “Yok yok sizin niyetiniz başka. Üstünden bir de suçlu çıktık ha!.. Siz araştırmacı gazeteci misiniz kardeşim...”
- Yok, vazgeçtim, değilim!..
- “Biliyordum zaten!..”
/ / /
Einstein'ın bulmacası ve akıllı insanım!
“Acaba dünyada zeki olan %2 insandan biri misiniz?”
Böyle sormuştuk!..
Önce, sorumuzu anımsayalım, dünkü metinle...
* * *
Bu soruda hiçbir şekilde şaşırtmaca yoktur, tamamen mantığa dayalıdır. Mantıklı bir şekilde çözüme ulaşılabilir.
Kolay gelsin.
1-Beş tane ev vardır ve her biri ayrı renktedir.
2-Her evde oturanın ayrı bir uyruğu vardır.
3-Her biri ayrı bir içecek içmekte, ayrı bir hayvan beslemekte ve ayrı marka sigara içmektedir.
4- Bu 5 insanın hiçbiri öbürünün yaptığını yapmamaktadır. Yani sigaraları ayrı, besledikleri hayvanlar ayrı, içecekleri ayrı ve evlerinin renkleri ayrıdır.
Soru:BALIK kime aittir?
Açıklamalar:
1- İngiliz kırmızı evde oturuyor.
2- İsveçlinin köpeği var.
3- Danimarkalı çay içiyor.
4- Yeşil ev, beyaz evin solunda duruyor.
5- Yeşil evin sahibi kahve içmeyi seviyor.
6- Palmall sigarası içenin bir kuşu var.
7- Ortadaki evde oturan süt içmeyi seviyor.
8- Sarı evde oturan Dunhill sigarası içiyor.
9- Norveçli birinci evde oturuyor.
10- Marlboro içen kedisi olanın yanındaki evde oturuyor.
11- At'ı olan, Dunhill sigarası içenin yanındaki evde oturuyor.
12- Winfield sigarası içen, bira içmeyi seviyor.
13- Mavi evin yanında Norveçli oturuyor.
14- Alman Rothmans sigarası içiyor.
15- Marlboro içenin komşusu sadece su içiyor.
Einstein bu soruyu son yüzyılda yazmış ve iddia etmiştir ki dünyadaki insanların %98'i bu soruyu çözemez...
Şimdi, yanıtı okumadan önce...
Eğer soruyu çözmemişseniz, devam etmeyiniz okumaya, önce çözmeyi deneyiniz...
Dün, yüzü aşkın mail, sms geldi!..
Yalnızca, dört ‘yanlış’ yanıt verdi...
Çok büyük çoğunlukla, doğru yanıt bizlere ulaştı...
İşte bu nedenle dedim zaten “benim akıllı insanım...”
***
Peki yanıtımız ne?
EV
1) Sarı Norveç Dunhill Su Kedi
2) Mavi Danm. Marlboro Çay At
3) Kırmızı Ingiliz Palmall Süt Kuş
4) Yeşil Alman Rothmans Kahve Balık
5) Beyaz İsveç Winfield Bira Köpek
Yani BALIK, Alman’a ait!..
(Gelen mesajlardan biri güzeldi, “Balık Alman’ın Kıbrıs bizim”...
Biraz “büyük balık küçük balığı yuttu” olsak da adada... Yine de espri güzeldi...)
Yanıt gönderenlere teşekkürler...
/ / /
PANO
Dün, tam 3 koca sayfaydı “polis bülteni”...
İki intihar, bir uyuşturucu, bir sahte para, bir hırsızlık olayı, kumarda suçüştü, ateşli silah bulundurma, kanunsuz patlayıcı tasarrufu, yasak av, kundaklama... Bir gün özeti...
Ne memleket be!...
“Ülkemize kimlikle girişlere son verilerek (öğrenci, iş adamı, yatırımcı, diplomat, asker ve ailesi dışında) ülkemize gelen iş gücünün beraberindeki ailesinin insanca
barınabileceği ve yaşayabileceği imkanların önceden işverence sağlanması zorunlu hale getirilmelidir.”
[KAMU-SEN’in açıklamasından...]
ÖRP Genel Başkanı Avcı, ‘istifa’ eden DP milletvekillerine sordu: Ocak ayı maaşlarınızı aldınız mı?
Yurttaş şu soruyu da yöneltiyor sayın Avcı:
“Bu maaşları verdiniz mi?”
Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’den diğer ülkelere “kimlik kartı” ile çıkışı yasaklanmış!.. Illa ki “pasaport” gerek!.. En azından, “KKTC Pasaportu”nun sayfaları boş kalmasın, Türkiye ‘çıkışında’ olsun, mühür basılsın!.. Keşke, Türkiye’den KKTC’ye çıkışta da aynısı yapılsa... “Kimlik” kabul edilmese yani!...