Geçmiş Hataları Düzletmenin En İyi Yolu Farklı Bir Gelecek Perspektifi Sunmaktır
Dogmatik bir şekilde geçmişin hatalarını sergilemek ve bu hatalardan yola çıkarak geçmişe dönük bir “Adalet Mahkemesi” kurmaya çalışmak her zaman ve her koşulda geleceğe katkı yapmak anlamına gelmiyor. Elbette geçmişin hatalarını ortaya koymak ve bu hatalardan öğrenmeye çalışmak daha iyi bir geleceğin kurulmasına katkı sağlayabilir. Ancak geçmişi ele alırken sırf geçmişten yola çıkmak değil, yeni bir “gelecek perspektifinden” hareket etmek kanımca daha önemlidir. Gelecek adına ortaya yeni bir perspektif koymadan geçmişle hesaplaşmak soyut bir egzersiz olarak kalmaya mahkûmdur. Geçmişle ilgili olarak istediğiniz kadar eleştirel ya da öz eleştirel tutumlar sergileyebilirsiniz, ancak farklı bir gelecek kurmak için kaygı duymuyorsanız, bu eleştirilerin fazla bir anlamı olmaz. Ortaya yeni bir gelecek perspektifi koymadan geçmişte yapılan hatalardan dolayı özür dilemek de pek bir işe yaramayabilir. Bazen geçmiş adına açıkça özür dilemeden de geçmişi sorgulayabiliriz. Bunu yapmanın en iyi yolu, geçmiş hatalardan kaynaklanan sonuçları ortadan kaldıracak farklı bir gelecek için seferber olmaktır.
Yukarıdaki cümleleri Kıbrıs Rum toplumunda yapılan son seçim kampanyaları esnasında not etmiştim. Bir grup arkadaşla yaptığımız tartışmalarda bazıları ısrarla Dimitris Hıristofyas’ın Tassos Papadoullos’u desteklemiş olmasından ötürü özür dilemesi gerektiğini ileri sürüyor ve Papadopoullos ile yollarını ayırmış olmasını yeterli bulmuyordu. Israrla “özür dilemeden” inandırıcı olamayacağını ileri sürüyorlardı. Bana göre ise asıl olan “kuru bir özür” değil, ortaya koyacağı yeni tavırlar önemliydi. Kıbrıs sorununun çözümü doğrultusunda atacağı somut adımlar ve ortaya koyacağı gelecek perspektifi geçmişle hesaplaşmanın en etkili yollarından biri olabilirdi. Hatta bu bir bakıma “praksis” olarak “özür dilemek” anlamına da gelebilirdi.
Yunanca dilinin güzel kavramlarından biri olan ve pişmanlık duymak anlamına gelen METANİA kavramı tam da böyle bir anlam taşıyor. Gerçek anlamda pişmanlık duymak, farklı düşünmeye başlamak ve fikir değiştirmekle mümkündür ancak.
Batı Avrupa’nın Kartezyen geleneği içinde bir hatadan dolayı açıkça ve sözlü olarak özür dilemek anlamlı olabilir ama bu edimin “özür dile! Yaptığın yanına kalsın!” şeklinde kullanılabileceğini de akıldan çıkarmamak lazım. Bu yüzden bana METANİA sözcüğü özür dilemekten daha anlamlı geliyor. Geçmişte yapılan hatalardan ötürü pişmanlık duymak ve bunun bir sonucu olarak farklı düşünmeye yönelmek ve bu farklı düşünme temelinde de yeni bir perspektif geliştirmek! İşte, METANİA sözcüğü bunları öngörmektedir.
Şimdi baştaki soruya yeniden dönebiliriz: Dimitris Hıristofyas Tassos Papadopoullos’u iktidara taşıdığı için pişmanlık duyuyor mu? Bu soru kendisine ne zaman sorulsa, verdiği cevap “hayır pişman değilim” şeklinde oluyor. Aslında “evet pişmanım” demiş olsa da, bunun fazla bir anlamı olmayabilir. Önemli olan Dimitris Hıristofyas’ın Kıbrıs sorununu çözmek için içtenlikle çalışması ve Kıbrıs ülkesinde yaşayan insanların önüne yeni bir perspektif koymasıdır. 2004 yılında biraz da kendi katkılarıyla kaybolan çözüm fırsatını telafi etmesi ancak bununla mümkündür. Çünkü ne geleceği kurtarmadan geçmişi düzeltmek mümkündür, ne de ortaya gelecek adına bir perspektif koymadan sırf özür dilemekle geçmiş düzeltilebilir! Gerçek anlamda pişmanlık duymak, METANİA sözcüğünün içerdiği gibi, zihniyet değiştirerek gelecekte farklı şeyler yapmaya yönelmek demektir. Dimitris Hıristofyas’ın hem kendisine, hem de bütün Kıbrıslılara karşı böyle bir borcu vardır diye düşünüyorum.