|
Konfederasyon arayışları ve KKTC’nin ilanı -2-
Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin İlanı Karşılıklı önerilerin verildiği günlerde ve iki toplum arasında görüşmelerin devam ettiği bir ortamda Kıbrıs Türk tarafı, 13 Şubat 1975 tarihinde, tek yanlı olarak Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin (KTFD) kuruluşunu ilan etti. Denktaş’a göre, “federal bir devlet kurulmasına karar verilmişti ve KTFD’nin ilanı da federal devletin bir kanadını oluşturmaktan öte bir amaç gütmüyordu”. (R.R. Denktaş 1988: 80) Gerçekten de KTFD’nin ilanı kararında “nihai amacın iki bölgeli coğrafi esasa dayalı Federasyon bünyesi içinde Kıbrıslı Rum toplumu ile birleşme olduğu” belirtiliyor ve KTFD’nin “1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa’sının (...) Kıbrıs Federal Cumhuriyeti Anayasası olarak değiştirilmesine ve Federal Cumhuriyetin kurulmasına kadar yapılmış bir düzenleme olduğu” görüşüne yer veriliyordu. Her ne kadar KTFD’nin kuruluşu “federal Kıbrıs devletinin kurulması yönünde atılmış bir adım” gibi gösterilmişse de, aslında bu girişim 1974’le birlikte Türk tarafının “iki ayrı ve bağımsız yönetimin” (bugün “iki ayrı demokrasi” kavramı kullanılıyor) varlığına dayalı çözüm stratejisinin bir parçasıydı. Hatta Denktaş’a kalsa, Bağımsız Kıbrıs Türk Devletini hemen kurmak gerekiyordu. Nitekim 1974 sonrasında toplumlar arası görüşmelerin başlaması için Kliridis ile hazırlık çalışmalarını sürdüren Denktaş, 19-20 Aralık 1974 tarihlerinde gerçekleştirilen buluşmalarda Kliridis’e “Kıbrıslı Türklerin kısa bir süre için olsa bile, hatta bir günlüğüne bağımsız devlet ilan etmeleri” gerektiğini söylemişti. (Clerides vol 4, 1992: 149) Açıkçası, Türk tarafı 1974’ten sonra 1964’ten beri Kıbrıslı Rumların eline geçmiş bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin “temsil” sorununu gündemine aldı ve bunu temel meselesi haline getirdi. Türk tarafı Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli kararında Makarios hükümetinin meşru hükümet sayılmasına itiraz etmiş olsa da, 1974 Temmuzuna kadar bu konu üzerinde pek durmamış, bunu adeta “hayatın bir gerçeği” saymıştı. 1974 askeri harekatlarından sonra, bir yandan Kıbrıs devletinin varlığı temelinde ve onu federal bir devlete dönüştürerek çözüm aranacağı dile getilirken, diğer yandan da Kıbrıs devletinin meşru olarak temsil edilmediği ileri sürülecek ve adada iki ayrı yönetimin varlığına dayalı çözüm tezi savunulacaktı. Buna göre, ya Kıbrıs Cumhuriyeti “toplum düzeyine indirgenecek”, ya da Kıbrıs Türk toplumu “devlet mertebesine çıkarılacaktı”. İşte KTFD’nin ilanı bu yolda atılmış ilk adımdı. Nitekim dönemin Başbakan Yardımcısı Necimettin Erbakan, Kıbrıslı Rumlara Kıbrıs Cumhuriyeti’nden vaz geçip, “Kıbrıs Rum Federe Devletini kurmayı” tavsiye ediyor ve KTFD ile birlikte “Kıbrıs Federal Devleti” oluşturmayı öneriyordu. Erbakan ayrıca, “Federal Devlet Başkanı İsvirçre’de olduğu gibi her yıl değişmelidir” diyerek de Türk tezini özetliyordu. (Menter Şahinler 1979:79) Türk tarafı, 21 Temmuz 1975 tarihinde yapılan Birinci Viyana görüşmelerinde de bu yönde görüş belirtmiş, uzun yıllar tekrar edeceği ve Kıbrıs Rum tarafının ısrarla reddedeceği tezini masaya koymuştu. Günümzde de büyük tartışmalara yol açmaya devam eden bu görüşün dayandığı temel ilke şöyleydi: “Bugün, adları ne olursa olsun, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki ayrı bölgesinde etkin kontrol icra eden, biri Kıbrıs Türk Yönetimi, diğeri de Kıbrıs Rum Yönetimi olmak üzere, iki ayrı ve farklı yönetim vardır. Bu iki ayrı, farklı ve eşit yönetim Kıbrıs’ta bugün kendi ayrı bölgelerinde Cumhuriyet’in bütün yetkilerini icra etmektedirler. Dolayısıyla hareket noktamız bu olmalı ve mevcut Yönetimlerin Federal Hükümete hangi yetkleri devredeceğini tartışmalıyız. Bu da şu demektedir: biz, bütün yetki ve fonksiyonları icra eden merkezi bir hükümetin varlığından ve bu hükümetin devletlere (Federe NK) hangi yetki ve fonksiyonları vereceği noktasından hareket etmiyoruz. Tam tersine, kendi bölgelerinde bütün yetki ve fonksiyonları kullanan iki ayrı ve farklı yönetimin varlığından hareket ediyoruz. Dolayısıyla, mevcut ayrı ve farklı yönetimlerin Federal Hükümete devredecekleri yetki ve fonksiyonları tartışmalıyız.” Yukarıda aktardığımız görüşlerden de anlaşılacağı gibi, Türk tarafı 1974’ten hemen sonra Federal devlet anlayışından uzaklaştı ve KONFEDERAL bir anlayışa yöneldi. Ecmel Barutçu’nun da belirttiği gibi, “Rauf Denktaş Kıbrıs’ta bayrağı açmış Konfederasyondan bahsetmeye başlamıştı bile”. (Barutçu 1999: 119) Kısacası, Denktaş’ın benimsediği Konfederasyon tezi, yani Kıbrıs’ta iki ayrı devlete dayalı çözüm, 1974 Müdahalesi ile birlikte resmi tez olarak benimsendi ve daha KKTC kurulmadan “iki ayrı yönetime dayalı çözüm” şekli resmi tez olarak savunulmaya başlandı. Denktaş’ın aslında bağımsız bir Türk devleti için harekete geçtiği, ancak daha da zor duruma düşmek istemeyen Türkiye’nin kendisine “Türkiye bunu kaldıramaz” dediği bilinen bir gerçektir. Doğrusu, buna gerek de yoktu. Görüşme masasında savunulan tezler zaten “iki ayrı yönetimin varlığı” algılamasına dayandırılıyordu. Sonuç olarak o günlerde Necimettin Erbakan’ın diline doladığı “Tül Federasyon” tezi, resmi Türk tezi olmuştu. Buna göre, “Öyle bir anayasa olmalı ki, dışardan bakınca federasyon gibi görünmeli, ancak üzerindeki tül perdeyi kaldırıverince altından kesin olarak ayrılmış bir Kıbrıs çıkmalı” idi. (Birand 1979: 302) -sürecek-
|