İnsanların yüzde kaçı yolda yürürken tanımadığı bir insana ‘merhaba’ deme kibarlığını gösteriyor hiç merak ettiniz mi?
Selam!
Merhaba!
İyi günler…
Taş çatlasın iki kelime. Bir tebessümün sebebi altı üstü iki kelimeden oluşur ve emin olun bu tebessüm zatı alinizi en az 20 saniye boyuca mutlu eder.
Bir çoğumuz insanlara selam vermenin bir gereklilik olduğu yerlerde büyüdük.
Özellikle ben 5 yaşıma kadar şirin,sakin ve sempatik bir Kıbrıs kasabasında yaşadım. Beş yılda çok şey öğrendim eğer 8 aylıkken konuşmaya başladığım hesaba katılırsa…
Nerede yaşarsam yaşayayım, yaşadığım her yerde çok sıcak ve samimi insanlar gördüm. Konuşmayı o kadar çok sevdim ki; her şehrin küçük bir kasaba ruhu taşıyamayacak kadar büyük olduğunu bilmeden konuştum insanlarla.
Yolculukların duraklarında nefes almak için bir toprağa adım attığım anda karşımdaki insana ‘merhaba, naber’ demek bir kural gibi geldi bana her zaman..
Ve dedim ki bir gün… keşke herkes başarabilse konuşmayı birbiriyle.
Ne kaybederiz ki bir merhaba diyerek?
MERHABA işte 3 hece 1 kelime!
Yapmıyor muyuz?
2 saat önce tanıştığımız bir insanla şakalaşmıyor muyuz?
2 gün sonra işi telefonlaşma yeteneğine kadar taşımıyor muyuz?
2 hafta sonra belden aşağı esprilere vurmuyor muyuz?
Evet yani… Biliyorum yapıyoruz bunları…
Bunların hepsi Türk olmanın veya Türk kültüründe olmanın nimetleri…
Ne mutlu Türküm diyene kısaca…
Mutlu bir insanım ben ve hep isterim ki mutlu insanlarla aynı gökyüzünü paylaşayım.
Mutlu insanlarla entellektuel muhabbetler yapabilmeliyim.
Her şey bir merhaba ile başlar illaki…
Nasılsın, iyi görünüyorsun?
Ama kolay değil bilirim, çünkü sığ düşüncelere sahip yerlerde çok şey kısıtlar insanı belki hepimiz görmüyoruz ama ben çok tanık oldum..
Güneşli bir sabah ve bir çay bahçesi..
Her tarafından Türkçeyi yeni öğrenmiş bir İngiliz havası dökülen bir delikanlı… Karşımdaki kıza şöyle seslendi: ‘Günaydın.’
Ve kız cevap verdi : ‘Sanmıyorum’
Bizim İngiliz hayretler içinde : ‘Neden’
Ve kız tekrar : ‘ ee çünkü gölge yapıyorsun da ondan!!!’
Hemen atıldım bende kanımdaki asillik sağolsun: istersen gel buraya burada GÜN AYDIN gölge yapsan bile GÜN AYDIN çünkü bizim düşüncelerimiz ve geleceğe bakışımız AYDIN!!
Yıllarca yaşadığım o utanç silsilesi anı unutamadım. Bir türke asla yakışmayacak olan bir kabalıktı tanık olduğum…
Ne olur sanki tanımadığın bir ‘herif’ yanına yaklaşıp Merhaba derse? Saygı sınırları ve kişisel mesafe aşılmadığı sürece neden kasılıp dururuz ki her seferinde?
Neden ‘bir şey daha söylerse kafasına çantayı yer’ havasıyla gerginleşiriz???
Merhaba’nın meali her dilde aynı anlam taşır.
Bir gülümsemenin verdiği pozitif elektrik 70 wattlık bir ampülden daha aydınlatıcıdır çünkü.
Bir sabah uyan, aç pencereni, taze bir nefes çek içine ve şöyle de; bugün en az 5 kişiye Merhaba diyeceğim.
Ama işe annenden, babandan, eşinden, çocuğundan, sevgilinden, kardeşinden başlama sakın! Hiç tanımadığın insanlar olsun bir selamını alan.
Çünkü selam verdiğin her kişi senden aldığı tebessüm ile en az 5 kişiye nasılsın demeyi başarırsa, o gün boyunca en az 10’dan fazla insanı mutlu edeceğini anlayabilmen için MATEMATİK PROFESÖRÜ OLMANA GEREK YOK.
Biz buna ‘Merhaba Abeküsü’ diyoruz ve sahip olduğumuz 100 adet renkli boncuğun her birine damarlarımızda dolaşan asil kanın verdiği cesaretle insanları mutlu etmeyi kurallıyoruz.
Merhaba!
Hadi şimdi heceliyoruz : mer-ha-ba!!!!
Sonra da hissederek söylüyoruz, hemen bak yanından tanımadığın bir insan geçecek mi 10 dk içerisinde? (merhaba)