Ana Sayfa >> Yazarlar Çiğdem DÜRÜST | 22 Şubat 2012, Çarşamba
Halka rağmen iktidar!

Kuzey Kıbrıs önemli bir siyasal kriz döneminden geçiyor.

Sanıldığı gibi sadece bir ekonomik kriz değil yaşadıklarımız. Sanıldığı gibi sadece Kıbrıs sorununa dayalı da değil.

İddia ediyorum, basbayağı bir “siyasal kriz” bu! Siyasal bir kriz olduğunu söylemekten korkanlara inat açık açık söylüyorum: Bu KKTC tarihinde yaşanmış olan en büyük siyasal krizdir.

KKTC vatandaşlarının ve Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşayan bireylerin talep ve beklentileri karşılanamıyor. Halkın artan siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel talepleri hükümet tarafından karşılanamıyor.

Halkın beklentilerini karşılayamayan bir iktidara karşı siyasal güvenin azaldığını ilk defa benden duymuyorsunuz herhalde. Memlekette bir hoşnutsuzluk ve güvensizlik ortamı olduğunu görmek için müneccim de olmaya gerek yok artık!

İhtiyaç ve beklentilerin hükümet edenler tarafından karşılanamaması nasıl bir yoksunluktan kaynaklanıyor apayrı bir yazının konusudur. Fakat siyasal sistemimizin işleyiş sürecinde ortaya çıkan haksızlık ve adaletsizlikleri görmezden gelenlerin de yine bir tür yoksunluk içinde olduklarını inkâr edebilir misiniz?

Demokratik bir düzen kurduk diye göğsümüzü gere gere ortalıkta gezinince demokratik düzen kurmuş olmuyoruz elbette. Hal böyle olunca da demokrasinin halka verdiği güce ne yazık ki sahip olamadık bir türlü.

Egemenliğimizi bir türlü elimize geçiremedik.

Evet, hep yönetenler ve yönetilenlerimiz oldu. Fakat bizi yönetsinler diye seçtiklerimizin de, yani bizi yönetenlerin de yönetiliyor olduğunu görmek istemedik nedense.

Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs’ın Kuzey’inde ihtiyaç duydukları iktidar, yasama ve yürütmeye hiç yansıtılamadı.

Her seçimde, her nüfus sayımında, her vatandaşlık kaydında şaibe aramadan geçemedik. Her defasında da içimizde birşüphe biriktirmeye devam ettik ne yazık…

***

İktidarları gerçek anlamda seçen halk olmadığı için, demokrasi gereği başarısızlık gösteren partileri kolaylıkla zor kullanılmadan barışçı yollarla işbaşından uzaklaştıramıyoruz da…

Sonuç?

İşte karşınızda! Seçmenlerin sisteme yönelik güvenleri azaldı.

Rejimin meşruluk temeli zayıfladı! İşte bu nedenle siyasal istikrarsızlıklar yaşanıyor. Krizlerden krizlere koşuyoruz adeta. Ve hatta özgürlükçü demokrasi neredeyse tamamen ortadan kalktı. Bir tür “demokratik monarşi” kurulmak üzere sanki…

Bizim yaşadığımız bu kriz günlerini demokrasi teorisyenleri hemen her ülkede güven erozyonunu rejim için ciddiye alınması gereken bir alarm olarak değerlendirirler. Bizde durum nedir diye merak edenleriniz var mı bilmiyorum. Ancak her gün bir başka bakanın çıkıp, KKTC’deki koşulların her geçen gün daha iyiye gittiğini açıkladığını da sakın hafife almayın.

Krizi görmezden gelerek tozpembe gözlükleri zorla gözümüze giydirmeye çalışıyorlar. Demokrasi teorisyenleri b duruma ne derler acaba?

***

Kıbrıs’ta siyasal güvensizliğin en önemli nedeni halkın, bir bütün olarak siyasal kurumların performansını yetersiz bulmasındandır.

Kıbrıs’ta siyasal güvensizliğin en önemli nedeni vatandaşların, yönetim sürecinde yaygın adaletsizlikler ve haksızlıklar (rüşvet, adam kayırma, yolsuzluk vs) olduğuna inanmasındandır.

Kıbrıs’ta siyasal güvensizliğin en önemli nedeni yönetimin büyük çıkar gruplarının etkisi altında olduğu, sıradan vatandaşların etkisinin sınırlı kaldığı yönündeki kanaatlerin bireylerin sisteme olan güvenini aşındırmasındandır.

Sonuç olarak halkın taleplerine daha duyarlı olmaya özen göstermeli!

Geniş kesimlerce dile getirilen daha şeffaf ve daha katılımcı bir demokratik yapının kurulmasına yönelik reformlara da hız vermeli!

Reform çağrılarını görmezden gelmemeli!

Aksi takdirde güven bunalımını derinleşecek ve daha derin çıkmazlara düşülecektir.

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Mayıs 2012, Perşembe    Kendisi olamayanları selamlıyorum
16 Mayıs 2012, Çarşamba    Kan emiciler
14 Mayıs 2012, Pazartesi    Cezalı Annelik
11 Mayıs 2012, Cuma    Cemal Başkan mı haklı, hükümet mi?
9 Mayıs 2012, Çarşamba    Sen hiç güneş gördün mü?
7 Mayıs 2012, Pazartesi    Yürek ister demiştin Bulutoğulları!
4 Mayıs 2012, Cuma    Hangi birini yazayım?
2 Mayıs 2012, Çarşamba    Yazıklar olsun!
30 Nisan 2012, Pazartesi    Oku bunu Lefkoşalı!
27 Nisan 2012, Cuma    Sabah haberleri ile karşınızdayız

increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

Kendisi olamayanları selamlıyorum
Çiğdem DÜRÜST | 17 Mayıs 2012, Perşembe
17 Mayıs gününün önemini hiç bileniniz var mı?
17 Mayıs Uluslararası Homofobi Karşıtlığı Günü!
Peki, homofobi nedir bilir misiniz?
Eşcinsellere ya da eşcinselliğe yönelik irrasyonel kaygı, korku, nefret hoşnutsuzlu...
Kan emiciler
Çiğdem DÜRÜST | 16 Mayıs 2012, Çarşamba
Bu kadar yokluk, bu kadar bıkkınlık, bu kadar sıkıntı en son savaş yıllarında yaşanmıştı.
Savaş yıllarının yokluğunu, bin bir çaba ve mücadele sonucunda kurduğumuzu anlattıkları devletimizin en gelişmiş ve en çağdaş ...
Cezalı Annelik
Çiğdem DÜRÜST | 14 Mayıs 2012, Pazartesi
Annenizin anneler gününü kutlarken, ona olan sevginizin tek başına yetmediğini ne zaman anlayacaksınız? Üretime katkı koyan ve emeği değer gören birisi olarak, en önemlisi bir mal gibi algılanmadan, sarılıp sarmalanıp...