Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Çiğdem DÜRÜST | 29 Kasım 2010, Pazartesi
Müzik adamları (!), beste adamlarını (!) seçti

Geçtiğimiz Perşembe akşamı BRT’nin bu yıl 3’üncüsünü gerçekleştirdiği beste yarışmasındaydım.

Bu alanda bu kadar başarıyla çalışan gençlerin olması beni gerçekten onurlandırdı.

Bilirsiniz, BRTK bizim memleketin devlet tarafından en çok desteklenen yayın kurumu.

Hatta politik, kültürel, ekonomik ve aklınıza gelebilecek her türlü politikanın haberini ve yorumunu hükümet yanlısı olarak o kanalın ekranlarından ya da stüdyolarından izleyebilir veya dinleyebilirsiniz.

Bu durum iktidarda kim olursa olsun, aynıdır.

Bu nedenle bir anlamda devletin vatandaşla ve dünya ile buluşturduğu aynasıdır.

Bunu bildiğimden Perşembe akşamı Yakın Doğu Üniversitesi’nin Atatürk Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen beste yarışmasını bu gözle de izledim.

Ve devletin toplumsal cinsiyete ilişkin politikasını, toplumsal cinsiyete dair görüşlerini bir defa daha üzülerek gördüm.

Jüri oluşturulmuş. Hepsi de bu ülkenin güzide müzik insanları.

Müzikle çeşitli biçimlerde uğraşan, müziğin farklı dalları ile araştıran, icra eden, okuyan, dinleyen, yaratan 6 kişilik bir jüri.

Yani 6 kişilik bir seçici kurul.

Buraya kadar hiçbir sorun yok değil mi?

Etkinlik güzel, amaç güzel, gençler ve besteleri güzel, jüri değerli…

Ama seçici kurul denilen oluşumda tek bir kadın yok…

Bu ne demek?

Kadın sanatçılarımız yok mu demek.

Kadın sanatçılarımız jüriye çağrılsalar gelemezler miydi? Kadınlar seçemez mi?

Bunun anlamı ne?

Dikkatle bakınca 10 besteden 4’ü kadınlara aitti.

Yani 36 tane beste arasından finale seçilen 10 parça var ve bunların 4 tanesi kadınlara ait.

Oysa seçici kurulda bir tane bile kadın yok.

Bu nasıl bir ironi.

Bu işle ilgilenen, bu işe gönül veren, emek harcayan kadınlar  varsa seçici kurullarda neden akıllara gelmiyorlar?

Sonra da program sunucuları çekinmeden jüriye takdim ederken, “müzik adamlarımız” diyebiliyorlar.

Haberiniz var mı beyler?

Yetkili ahbaplar: Avrupa birliğinde 2 yıl kadar önce cinsiyet ifade edilen sözcükler literatürden kaldırılarak yasaklandı.

Ayrımcılık ve tek cinsiyeti işaret eden sözler kaldırılarak, yerine cinsiyetten önce insanlığın öne çıktığı terimler önerildi.

Yani müzik adamı yerine müzik insanı, bilim adamı yerine bilim insanı…

Velhasıl Perşembe akşamı 6 tane müzik adamı bir masanın önüne dizilip değerlendirmelerini yaptılar.

Müzik ve beste çok anladığım bir konu değildir.

Seçici kurulun nasıl değerlendirdiğini ve neye baktığını bilemem ama bu yarışmada verilen ödüllerin hepsi erkek bestecilerindi.

İlk üçe giren besteler ve iki mansiyonun hepsini erkek besteciler aldı.

BRTK Yetkilileri,  sadece erkeklerden kurulu bir seçici kurul sizi hiç rahatsız etmedi mi?

Durup durup müzik adamları diyen sunucularınızı uyarmayı hiç aklınıza getirmediniz mi?

Hatta bir ara BRTK müdürünü Ailemizin Reisi diye takdim eden sunucu kendini aşarak cinsiyetçi söylemde tepe noktasını yaşattı.

Medyanın toplumsal cinsiyete duyarlı olmasından bahsediyoruz ya hani, verilen haberler, yapılan yayınlarda ayrımcı olunmamasını… Biliyor musunuz?

Kullanılan dil de medyada çok önemlidir.

Ayrımcı bir dil ile yalnızca ayrımcılığı beslersiniz.

İşte beyler, bir beste yarışmasının ardından yazılanlar olur, çizilenler olur. Bu yazı da onlardan biriydi.

Devletin ve BRTK’nın toplumsal cinsiyet eşitliğine dair bakışını perçinleyen, hatta kalıcılaştıran bir anlayışla bir kez daha kendilerini tekrarladılar.

Bundan sonrası için planlanan nedir bilinmez…

NOT: Bir süre önce Türk Ajansı Kıbrıs Genel Müdürlüğü için her türlü özveride bulunan bir müdür muavini sırf kadın olduğu için müdürlüğe atanmıyor demiştk.

Perihan Aziz’in oraya yakışacak bir müdür olacağını hatırlatmıştık.

Geçtiğimiz günlerde Perihan Hanım’ın en nihayet aylardan sonra göreve atanması kararlaştırıldı.

Kendisini tebrik eder, görevini layığı ile yerine getireceğinden kuşku duymadığımızı hatırlatmak isteriz.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine de özen gösteren bir habercilik anlayışının gelişimine katkı konulmasını desteklemesini rica ederiz.

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
30 Eylül 2014, Salı    Kominist ya da kapitalist hatta neoliberalist
29 Eylül 2014, Pazartesi    Minik beyaz farenin öyküsü
27 Eylül 2014, Cumartesi    Hamlet
26 Eylül 2014, Cuma    Bir bakanlık istiyorum! Neye bakacağının önemi yok!
25 Eylül 2014, Perşembe    Eğitim yılına eksiksiz başladık
24 Eylül 2014, Çarşamba    Duyarlı polis teşkilatı olabilmek
23 Eylül 2014, Salı    Polisimize şükran
22 Eylül 2014, Pazartesi    El çabukluğu, biraz da maharet, bizlere kaldı seyretmek!
20 Eylül 2014, Cumartesi    Hayranlık bu olsa gerek
19 Eylül 2014, Cuma    Sorun örgütlülük ve aidiyettir

increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

Kominist ya da kapitalist hatta neoliberalist
Dr. Çiğdem DÜRÜST | 30 Eylül 2014, Salı
Maalesef bir kıskacın içindeyiz. Kendi kendimizi kapattığımız ve kendi ördüğümüz duvarların arasından çıkamayacak kadar kör olduğumuz bir düzenin hem de...
Bize öğreti...
Minik beyaz farenin öyküsü
Dr. Çiğdem DÜRÜST | 29 Eylül 2014, Pazartesi
Hamster fareleri bilir misiniz? Bir kafesin içinde, minik bir tekerleğin üzerinde gün boyu koşar da koşar. Lakin kat ettiği mesafe 15 santimetrekarelik bir yerdir.
Hamster bunu bilir mi bilmez mi bil...
Hamlet
Dr. Çiğdem DÜRÜST | 27 Eylül 2014, Cumartesi
İhanet, intikam, delilik sınırında yaşamak, sevmek ve nefret etmek gibi duygular çok tanıdıktır.
İktidarı elinde tutmak uğruna ihanetler sıklıkla yaşanılan, gözlemlenen, maruz kalınan tecrübelerdir.
İster bir kral e...