Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 12 Ocak 2017, Perşembe
Umutsuzluk, karamsarlık değil; rasyonel düşünce önümüzü açabilir
Paylaş  
21
36
20

On yıllardır süren bir sorun olması hasebiyle evet, herkese gına gelmiş olabilir.

Aynı şekilde Kıbrıslı Türklerin birçok sistemsel sorununun kökeninde yattığı için bir an önce bitirilmesi gerektiğine de inanılabilir.

Mevcut halin aslında bir çözüm olduğu da savunulabilir.

Çözümsüzlüğün adaya dayattığı dezavantajların bir an önce avantaja çevrilmesi için çözüm adına acele edilmesi de istenebilir.

Bunların hepsi olabilir.

Hepsi bir görüştür, hiçbiri mutlak doğru veya yanlış da değildir; tartışılabilir, saygı duyulabilir.

Ancak sanırım en temel bir husus; Kıbrıs sorununun oldubittiyle veya acelecilikle ve hatta umutsuzlukla çözümlenemeyeceği gerçeğidir. Çözümün peşinden koşulurken 40 yılın verdiği zarar hiçbir zarardan daha büyük olamaz. Dün CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman'ın ‘‘Yeni istasyonlar olacak’’ açıklamasını duyunca ‘eyvah’ demekten kendimi alıkoyamadım.

***

Cenevre'nin nabzını Kıbrıs Postası'ndan Rasıh Reşat, Ulaş Barış ve dün onlara katılan Canan Onurer'den an be an takip ediyoruz.

Görüşmelerin tansiyonu, siyasal ortamın nabzı, Kıbrıslı liderlerin tutumları, uluslararası konjonktürün etkisi...

Bu süreci etkileyen çok fazla etmenden an be an haberdar oluyoruz.

Ve Cenevre'de bilgimiz dahilinde olan tüm parçaları birleştirdiğimizde ortaya çıkan tablo, Cenevre'nin çok önemli olduğu ancak en önemli olmadığıdır...

Evet, Kıbrıs sorunu uzun yıllardır süren bir süreçtir ancak Cenevre ile bir kez daha anlaşılmıştır ki ne oldubittilerle ne şipşak çözüm reçeteleriyle bir anda çözümleniverecek bir hadisedir.

Olamayacaktır da...

***

Şimdiye kadarki tüm zirveler, süreçler, referandumlar Kıbrıs sorununu bir noktaya taşıdı, çözüm sürecine az veya çok katkı koydu veya geriletti.

Cenevre'nin olası bir akamete uğramasının ardından Kıbrıs'ta hayatın sona ereceğini düşünmek için nedenimiz bu nedenle yoktur.

Cenevre'yi belli ki bir milat olarak değil; belki çok daha verimli bir çözüme giden yolda bir sıçrama tahtası, bir tramplen olarak görmemiz gerekecek.

Cenevre'nin olumlu birikimlerini her iki taraf da cebine koyarak adaya dönerse, bu, evet belki çözümün gerçekleşmemiş olması sonucunu masaya yatırır ancak hayatın bittiği anlamına da gelmez.

Bu birikimlerin yeni ve yeniden bir denemede değerlendirileceği olasılığı yüksek. Lakin Kıbrıslı Türkler artık sabrın bittiği noktadalar.

***

Belirttiğim üzere, umutsuzluk veya karamsarlık değil; rasyonel düşünce önümüzü açabilir.

Bu sürecin olumsuz sonuçlanması, belki de süreçten elde edilen kazanımların veya ilerlemelerin çok daha verimli kullanılabileceği başka bir zeminin hazırlanmasına vesile olacaktır.

Bunu bilemeyiz fakat kavga edip polislik olmuş iki komşunun barışması bile yıllar alırken, savaş geçirmiş iki toplumun/devletin uzlaşmasının kolay olacağını kimse düşünmemişti.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
12 Ocak 2017, Perşembe
Tamer AŞUT         - Ankara
Origaminize 25 yıllık petrol mühendisi olarak bir-iki parça da ben atayım: Karpaz-İskenderun arası petrol doludur. Karpaz'daki kilise verildiğinde oradaki petrol Rum'a hediye edilmiş olacaktır. Başka origami parçası gerekirse D.Timor, G.Sudan ve şimdilik çizilmiş ama kesilmemiş G.Nijerya parçalarını da tavsiye edebilirim.

Kapatın şu tur operatörlerini de kurtulun...
Polat ALPER | 27 Mart 2017, Pazartesi
Sızlanmak ve bunu çare adına eyleme dönüştürmemek maalesef toplumsal noksan halini almış. Eyleme dönüştürüp çaresi için adım atmayı öğrendiğimiz zaman birçok sorunumuzun hızla düzeleceğini göreceğiz.
Özellikle ekonom...
Çok fena sövüyoruz, hakkımızda hayırlısı…
Polat ALPER | 21 Mart 2017, Salı
Times gazetesi çok değişik bir araştırmaya imza attı.
Araştırmaya göre Kıbrıslıların, internet ortamında en küfürbaz insan grubu olduğu ortaya çıktı.
İnternet ortamında kullanılan ‘her yüz kelimeden birinde’ küfür k...
Devlet Laboratuvarı yangını ciddiye alınmalı
Polat ALPER | 20 Mart 2017, Pazartesi
Vaktizamanında, Çernobil faciası olduğunda Türkiye'deki bir bakan televizyona çıkarak, 'Çernobil'deki radyasyon bizim Karadeniz'deki çay tarlalarını etkilemedi. Kanserden korkmadan gönül rahatlığıyla çay içebilirsiniz...