Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 11 Ekim 2017, Çarşamba
Stresten kurtulmanın reçetesi: Hamam Böceği Teorisi
Paylaş  
13
28
11

Sinir stres herkesin başına bela…

Modern kent yaşamı herkesi sinir sahibi yaptı…

Bundan 80-100 sene önce insanların bilmediği dertler ve bu dertlere bağlı tuhaf tuhaf rahatsızlıklar vardı…

Küçük sorunlar dünyanın en büyük sorunu, büyük sorunlar ise içinden çıkılamayacak bir felaket senaryosu olarak insanoğlunun paçasına yapışmış durumda…

Sorunsuz bir hayat beklentisi en büyük düş kırıklığı…

Sorunsuz bir hayat yerine sorunlarla mücadele edebilen ve bu mücadeleyle barışık bir şekilde yaşamaya alışmış hayatlar rövanşta...

Hayatlarımızı iyiden iyiye bir zombi filmine bağlamadan önce Google’ın Hintli CEO’sunun stresten kurtulma reçetesine bir göz atmakta fayda var...

***

Google'ın Hintli CEO'su Sundar Pichai, stresten kurtulmanın reçetesini Hamam Böceği Teorisi ile izah ediyor.

Pichai, yaptığı konuşmada bir restoranda müşteriler ve garson arasında geçen bir olayla ilgili izlenimlerini ve bu gözlemi sonucunda ortaya attığı, sorunlara bakış açınızı değiştirecek Hamam Böceği Teorisi'ni anlatıyor.

Hikayeyi ve kıssadan hisse kişisel ilerleyiş teorisini Pichai'nin ağzından dinliyoruz:

“Bir gün, restoranda oturuyordum. Oturduğum sırada bir hamam böceği aniden ortaya çıktı, uçtu ve bir kadının üzerine kondu. Kadın, böceği üzerinde gördükten sonra çığlık atarak zıplamaya başladı. Panik halindeki yüzü ve titreyen sesiyle zıplarken iki eliyle de hamam böceğinden kurtulmaya çalışıyordu. Tepkisi bulaşıcıydı, arkadaş grubuna da onun paniği bulaştı. Bu panik sarmalı sürerken kadın, hamam böceğinden kurtulmanın yolunu buldu, böceği üzerinden savurdu fakat hamam böceği şimdi de gruptaki başka bir kadının üzerine uçmuştu.

Yaşanan panik senaryosu bu sefer de gruptaki diğer kadın için başladı. Tâ ki garson imdada yetişinceye dek. Kişiler üzerinde bayrak yarışındaymış gibi el değiştiren hamam böceği garsonun üzerine zıpladı. Garson bu olayla yıllardır karşılaşıyormuş gibiydi, sakince üzerindeki hamam böceğinin davranışlarını gözlemlemeye başladı. Sonunda herhangi bir heyecan kırıntısı taşımadan hamam böceğini parmaklarıyla alıp restoranın dışına fırlattı.

Kahvemi yudumlarken şahit olduğum bu manzara zihnimde karıncalanmalara yol açtı ve düşünmeye başladım. Merak etmiştim, acaba hamam böceği yaşanan tüm bu çılgın olaylardan sorumlu tutulabilir miydi? Eğer öyleyse garson neden hiç rahatsız olmamış, sakinliğini korumuştu? Garson, sakinliğini hiçbir şekilde bozmadan olaya yaklaşmıştı.

Problem hamam böceğinde değildi. İnsanlar hamam böceğinden duydukları rahatsızlığı yönetmekte başarısız olmuştu. Problem insanlardaydı. O zaman bunun sadece bu basit olayla sınırlı olmadığını, hayatın her alanında benzer durumların yaşandığını fark ettim. Babam, patronum ya da eşimin davranışları değil, bu rahatsızlıkları kontrol altında tutamıyor olmamın beni rahatsız ettiğini düşündüm. Trafik sıkışıklığından yaşanan rahatsızlık da aynıydı. Trafik sıkışıklığı aslında beni rahatsız etmek için tek başına yeterli değildi. Ben trafik sıkışıklığının yarattığı rahatsızlık hissiyle baş edemediğim için bu olay canımı sıkıyordu. Problemin kendisinden ziyade benim probleme olan yaklaşımım, problemin hayatımda yarattığı kaosun asıl sebebiydi.

Bu hikayeden anladım ki hayatta önüme çıkan olaylarda tepki vermemeliyim. Önce anlamaya çalışmalı, ardından tepki değil, anlamlı bir yanıt vermeliyim. Gruptaki kadınlar sadece tepki gösterdi, garson ise anladı ve bir yanıt verdi. Tepkiler her zaman içgüdüsel olarak ortaya çıkar, olaylarda kontrolü yitirmemek ve sosyal ilişkilerimizde oluşacak çatlakları önlemek için kriz anlarında tepki vermek yerine düşünmek ve anlamak hayatî önem taşır”.

***

Soruna, hatta panik yaratan bir soruna getirilen bu bakış açısını hayatımızın her alanında uygulamak aslında mümkün…

Stres ve sinirin, daha doğrusu bunlarla baş edememenin yarattığı davranış biçimleri ve tahribatın bulaşıcı olduğu, bizim gibi küçük toplumlarda da bunun izlerini çok kolay görebileceğimiz açık bir gerçeklik…

İşte tam da bu yüzden sorunsuz bir yaşam yerine sorunlarla baş edebilen bireyler olmaya çalışmak sanırım daha verimli, daha anlamlı…

Merhum Süleyman Demirel’in dediği gibi, ‘Meseleleri mesele etmezseniz mesele kalmaz’…

Sağlıklı insanlar ve sağlıklı bir toplum olabilmek için, sinir stres hayatımızın bir parçasıysa bunu olduğu gibi kabullenip başa çıkma yöntemlerini bulmak zorundayız.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
10
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0

Eski adı Ayntab...
Polat ALPER | 24 Ekim 2017, Salı
Gaziantep, eski ve halk arasındaki adıyla Antep, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık sekizinci şehri.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sanayi ve gelişmişlik bakımından birincidir. Hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden bir...
Alman hapishanesinde iki gece...
Polat ALPER | 23 Ekim 2017, Pazartesi
Birkaç gün süren Almanya ziyaretimde 'hapse düştüm'...
Yok yok, öyle bir 'hapse düşme' değil benimkisi...
Eskiden ünlü bir hapishane olan bina, Funk ailesi tarafından butik otele dönüştürülmüş...
Ancak orijinal hal...
Gündem yaratacak bir köşe yazısı mı, yoksa soruşturmanın selameti mi?
Polat ALPER | 10 Ekim 2017, Salı
3 Ekim tarihli yazımda, İstanbul’dan Kıbrıs’a hareket eden ancak yaşadığı kaza neticesinde düşen uçaktan ve en önemlisi uçakta çıkan yangın sonucu küle dönen iki bavul paradan bahsetmiştim…
Ve yazıyı ucu açık bir şek...