Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 20 Şubat 2012, Pazartesi
Bu sorunları aşan Türkiye hepimizi ihya eder

Avrupa’dan ya da Batı’dan Türkiye’ye bakıldığı zaman, şu anda Türkiye’de büyük çoğunluğu Müslüman olan insanların yaşadığı görülür… Laik bir demokrasisi vardır… Evet, içte “çarşaflı, örtülü kadın sayısı arttı” diyenler çok fazla ama Katolik ağırlıklı Batı bakışı, buna saygı duyar. Protestanlar zaten her dine saygı duymak için vardır… Kısacası laiklik tehlikede değildir vesselam…

Batı’dan bakışta, hızlı büyüyen bir ekonomiye sahip, Ortadoğu'yu "Arap Baharı" ayaklanmaların sarstığı zaman nüfuzunu ve istikrarlı yükselişini iyi kullanmış bir görüntüsü vardır Türkiye’nin.

Üstelik Batı’dan bakılırken, tüm Avrupa ekonomik kriz içindeyken, bayağı iyi duran bir ekonomik görüntü de ortaya çıkar.

Batı için, peş peşe üç seçim kazanan Recep Tayyip Erdoğan çok önemli bir liderdir. Erdoğan’ın 2023’te Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi içine sokacağı (Şu anda 16’ncıdır) sözü de Batı’dan takdir görür…

Batı bakışında, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olma niyeti, Başkanlık sistemi de vardır ama bu tartışmanın şu an için bir spekülasyon olduğunu Türkiye’yi inceleyen tüm uzmanlar ortaya koymaktadır. Rahatsızlık da duyulmaz bundan…

Peki Türkiye’yi bekleyen tehlikeler yok mudur?

Birçok Batılı uzman ya da örneğin Reuters Haber Ajansı’nın yorumuna göre, Suriye’deki sorun, Türkiye için bir “risk”tir.

Arap dünyasında geniş bir mezhep tartışmasının tırmanması söz konusudur. Türkiye’nin Suriye’deki iç savaştan korkmadığını söylemek doğru olmaz. (Bu korkuyu, “erkeklik” bakışıyla almayalım lütfen.)

Ankara sivillere yardım yollarını arıyor. BM Güvenlik Konseyi, Rusya ve Çin engeli nedeniyle Suriye ile ilgili karar alamıyor. Askeri müdahale mi? Türkiye’nin bunu istediğini sanmıyorum… Türkiye ile Suriye’nin 900 kilometrelik sınırı var…

Türkiye’nin bir diğer sıkıntısı ise Irak… Türkiye Devleti, Irak'taki Sünni-Şii gerginliğinden pek mutlu değil…

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Şiiler ve Orta Doğu'daki Sünniler arasında gelişmekte olan "Soğuk Savaş" tehlikesini inkar etmiyor… Endişeyi de gizlemiyor…

Peki bu neden Türkiye için sıkıntı?

Çünkü Sünni çoğunluğa sahip ancak resmen laik olan Türkiye, bölgede nüfuz için Şii İran ile karşı karşıya gelmek istemiyor… Bir yandan da dünyanın en önemli Sünni güç merkezi Suudi Arabistan’la da bir şekilde “kapışmak” arzusunda değil…

“Suriye’ye müdahale ihtimali” ve “Türkiye – Irak ilişkileri” çok yakından takip edilmesi gereken “hassas” konular…

Ve İran’a bakalım… Türkiye, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, bölgedeki Sünnni – Şii gerginliğinde İran ile her an “Papaz” olabileceği gibi; Amerika’nın, İran’ın nükleer programını önlemeyi amaçlayan yaptırımları ile de ilgilenmek zorunda…

Türkiye, İran’ın petrol ve gazına büyük ölçüde bağımlı… Bu nedenle 2010 yılında Tahran'a BM yaptırımları empoze edilmesine karşı çıkmıştı…

Tüpraş’ın, yüzde 75’i hala devlete ait olan Halkbank’ın İran ile ticaret anlaşmaları var…

Şimdi, AB ve Amerika, İran’a sert yaptırımdan söz ederken, Türkiye, “bunlar bizi bağlamayacak” noktasına odaklanıyor… “Yaptırım uygulanması konusunda Türkiye'nin yükümlülüğü yoktur” diyorlar.

Peki Amerika ne diyor?

Amerika, “İran kuruluşları ile iş yapan herkes ABD mali sisteminin risklerine katlanır” pozisyonundadır… Bunlar çok önemli gelişmelerdir ve Tüpraş ile Halkbank, Amerika’nın tehdidi altındadır…

Türkiye’de Ergenekon – AKP çatışması pek Batı’yı ilgilendirmiyor olabilir ama hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanan Türkiye'nin silahlı kuvvetlerinin eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ meselesi de yakından takip edilmektedir.

Her yöne çok kolay istismar edilebilecek bir konudur bu ve büyük bir meseledir.

Yüzlerce insanın; subaylar, akademisyenler, hukukçular ve gazetecilerin de dahil olduğu iddia edilen darbe planları vardır…

Ultra - milliyetçi bir grup savcıdan bahsediliyor… Batı medyasında yazılıyor bunlar… AKP Hükümeti’ni istikrarsızlaştırmaya çalışanlardan da söz ediliyor aynı medyada…

Batı medyası temsilcileri, Türkiye Hükümeti temsilcilerine “Ergenekon” konusunda soru sorduğunda, verilen yanıt,  “Böyle bir gündemimiz yok” şeklinde olsa da, borsalar bu meseleyle ucundan da olsa ilgilenmeyi ihmal etmiyor…

Ve Kürt sorunu… Bu sorun son zamanlarda, istihbarat servisi ve (bazı) yargı destekli güvenlik güçlerinin mücadelesine dönüştü. Meclis müdahale etti… Şimdilik yatıştı gibi. Ama Batı’dan izleniyor…

Kuzey Irak'ta PKK hedeflerine hava ve topçu saldırıları da yakından takip ediliyor.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Türkiye'nin “huzursuz” Kürt azınlığını temsil eden meclisteki en büyük partisidir. Belediye başkanları ve siyasetçilerin gözaltına alınmaları da Batı merceği altında…

Güneydoğu'daki çatışmalar, Kuzey Irak'ta Türk hava ve topçu saldırısı, çok önemli konular ve Türkiye’nin Batı’dan izlenen önemli gündem maddeleri arasında…

Ve geldik bizim meselemize… Yani “Gıbrız” meselesine…

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik süreci, çok açık ve net bir şekilde kabul etmek gerekir ki; Kıbrıs konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle durdu.

Ancak dursa da durmasa da bir yandan da Türk liderleri arasında AB üyeliği tartışılır haldedir… Yani, dinamik Türkiye'nin, borç ve yavaş büyümeyle hatta durağanlıkla boğulmuş bir AB'ye ne kadar girmek istediği sorgulanır haldedir.

Kısacası, “Türkiye’nin AB’ye olan ihtiyacı, AB’nin Türkiye’ye olanından daha azdır” noktasında olmayabiliriz ama oraya doğru gidiş olduğu söylenebilir.

Kıbrıs (Rum Kesimi), Temmuz ayında AB dönem başkanlığını devralacak. Türkiye’ye engeller daha da artacak demektir bu…

AB üyeliği umudu, Türkiye’ye hiç yaramadı mı?

Evet çok yaradı… Örneğin Reuters’in yorumuna göre, “otoriter bir geçmişe sahip bir ülkede siyasi ve ekonomik reformlar için bir teşvik oldu”…

Ama aynı umut, Kıbrıs sorununu çözmedi.

Kıbrıs sürecini canlandırmak için herhangi bir hamle yapılır mı?

Yukarıda saydığımız sorunlardan sıyrılmayı başaran ve Kıbrıs sorununu çözecek hamleler atabilen Türkiye’yi kimse tutamaz… Bu hamleler vardır, rahatça da atılabilirdir…

Hepimiz; yani sadece Türkiye’deki insanlar ya da biz Kıbrıslı Türkler değil; (yemin ederim), Rumlar, Yunanistan ve AB bile ihya olur.

Çok mu büyük konuştum?

Bu yazdıklarımı uydurmadım. Belki son “yorum” bana aittir ama çoğunu uzman insanların değerlendirmelerinden “çaldım”…

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Mayıs 2012, Perşembe    Memleketin hali!
16 Mayıs 2012, Çarşamba    Eşekler, keklilkler ve Kıbrıslı Türkler!
15 Mayıs 2012, Salı    Ya dünyalı olacağız, ya da buralarda idare edeceğiz!
14 Mayıs 2012, Pazartesi    Koptuğu yerde kalsın!
11 Mayıs 2012, Cuma    Kadınlar
10 Mayıs 2012, Perşembe    Keklikler!
9 Mayıs 2012, Çarşamba    Hristofyas'ı kim kurtardı!
8 Mayıs 2012, Salı    Haklıyız; ganimetçiyiz
7 Mayıs 2012, Pazartesi    Anarşi ortamı!
4 Mayıs 2012, Cuma    Bir şeyler yapma zamanıdır

increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

Memleketin hali!
Serhat İNCİRLİ | 17 Mayıs 2012, Perşembe
Cemal Bulutoğluları istifa etmeli… Ama istifası çözüm mü?
 
Bence değil… Hükümet de istifa etmeli! Ama hükümetin istifası da çözüm değil! Bulutoğluları gidecek, yerine Belediye Meclisi’nden as...
Eşekler, keklilkler ve Kıbrıslı Türkler!
Serhat İNCİRLİ | 16 Mayıs 2012, Çarşamba
Jean de la Fontaine…
Lafonten’den masallar canım… Hah o adam!
Keşke buralarda yaşasaydı şimdilerde!
Buralarda şimdilerde!
Yazsaydı bizim kekliklerimizi, soyuna ihanet edenlerini ve eşeklerimizle...
Ya dünyalı olacağız, ya da buralarda idare edeceğiz!
Serhat İNCİRLİ | 15 Mayıs 2012, Salı
İngiltere’de Muhafazakar Parti’nin genç lideri ve Başbakan David Cameron, kendi partisine lider seçilmeden önce, gençliğinde bir kaç kez “esrar” (gannavuri) kullandığını – denediğini açık...