Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 14 Kasım 2017, Salı
UBP’nin kampanyacısı!
Paylaş  
5
13
5

“Özdemir Tokel, Aslı Eroğlu, Rasih Reşat ve Serhat İncirli'den oluşan ekip, UBP'nin 2.2 milyon TL'lik seçim - tanıtım kapanmasını yürüteceği öğrenildi.”

Cümle aynen böyle...

Hiç düzeltmedim....

Türkçe değil. Çok bozuk... Ve bunu yazan bir “gazeteci!!!”...

Gayet net görülüyor ki bunu yazan gazeteci!!! “Türkçe” bilmiyor...

Ama dedik ya, herkes gibi o da gazeteci...

KKTC’de bilindiği gibi sanal ortamda duayen gazeteci enflasyonu yaşanıyor...

Bir kere “ekip” değil, “ekibin” olacaktı...

Ayrıca “tanıtım kapanması” diye bir şey yok, herhalde “kampanya” olması gerekirdi...

Hiç bir siyasi partiyle alakam yok...

Organik bağım sıfır...

Kaldı ki, defalarca bu ülkede “gönül anlamında” bana en yakın partinin Güney Kıbrıs’taki AKEL olduğunu yazdığımdan da eminim...

Ama sadece gönül bağı...

Keşke doğru dürüst ve birleşik bir Kıbrıs’ta yaşasaydık ve aynı parti içerisinde, Rumlar – Türkler, tıpkı Katalanlar ve İspanyollar gibi “ayrılık” veya “birlik” için “ortak mücadele” verebilseydik...

Kısacası, ne öyle bir “kapanma” ne de “kampanya”da yerim yok!

Bu yüzden, bu hikayeyi yazanı yalanlamak zorundayım...

SIKINTILI BİR ASKERİ MESELE!

Güvenlik maksatlı veya güvenlik gereği düşünülerek, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na devlet tarafından bazı arazilerin kullanma yetkisi veriliyor.

Sonra bu araziler, “güvenlik maksatlı” olmaktan çıkarılıp, “inşaat maksatlı” olarak kullanılabiliyor...

Güvenlik Kuvvetleri’nden bir ekip kuruluyor.

Bu ekip inşaat izni için başvuruyor.

Ve Güvenlik Kuvvetleri’ne mensup subay – astsubaya evler yapılıp, ucuza satılıyor.

Bir yanıyla bakarsanız, “vay ne güzel bir proje”....

Ama öteki yanıyla bakarsanız, “açık peşkeş!”...

Geçmişte nerelerde mi yaşandı bu durum?

Eski Yıldırım Kışlası’nda...

Lefkoşa Hastanesi’nden Göçmenköy’e giderken solda iki adet apartman ve sağda 200-300meterekare müstakil lüks villalar inşa edildi.

Girne’de Çevre Yolu - Zeytinlik Kavşağı Güneyi’nde, St. Hilarion Kalesi’nin denize bakan yamaçlarında da büyük villalar yapıldı...

Ve sözde ihtiyaçlı subay astsubaya satıldı...

Şimdi benzer bir senaryo yaşanıyor...

Çok rahatsız olanlar var...

Girne bölgesindeki villaların yanındaki askeri arazi aynı şekilde uygulamaya konuluyor...

Yeni yönetim kurulu oluşturuldu... Arazinin “konut” maksatlı kullanılması için başvurular yapıldı bile...

Kokular iyi koku değil.

Subayımıza, astsubayımıza tabii ki ev yapılmalı...

Ama uygun şekilde, kokusuz, düzgün, tartışmasız, kavgasız olmalı...

En ufak bir şaibe, bence sıkıntılıdır...

ŞÜKRÜ ÇETİNKAYA’NIN EKMEĞİ

Şükrü Çetinkaya...

Dipkarpazlı...

11 yıl eşek bekçiliği yaptı...

“Bütçe yeterli değil” denilerek 2016’da yaklaşık 15 kişilik bir grup dahilinde işten durduruldu.

Daha sonra işten durdurulanlar bir şekilde geri alındı...

Deniyormuş ki, “Sen Şükrü Çetinkaya, belediye başkanlığı seçiminde, Suphi Coşkun’a oy verdin, bu yüzden sana ekmek yok!”...

Şükrü Çetinkaya’yı tanımam...

Suphi Coşkun kardeşimdir...

Şükrü Çetinkaya’ya bunu iki UBP’li vekil ve bir de UBP’lieski “siyasetçi” söylemiş!

Şükrü Çetinkaya; siyasi veya insani tercihini kullanıp, belediye başkanlığında kime isterse oy verebilir.

Bu yüzden eğer anlattıkları doğruysa, söyledikleri gerçekse, o iki vekil ve o eski siyasetçinin tavırları değişmek zorundadır.

Yani, insanları siyasi görüşlerine göre yargılamanın, işsiz bırakmanın, aç bırakmanın bu ülkede modası hiç geçmeyecek mi?

Yani şimdi “bir az da moda deyişle o FET֒cüdür, bu şucudur, şu ocudur, o komünisttir, bu faşisttir, o satıldıydı, bu döndüydü, o Rumcuydu” diye herkes dedikodu mu yapsın?

Lütfen birileri Şükrü Çetinkaya’yı arasın, “kardeş gel, bir hata oldu, öteki arkadaşlar gibi işinin başına geç” densin.

Lütfen!

Bırakın bu yargısız infazları!

Bırakın bu siyasi ahmakça kavgaları!

İnsan olalım önce...

İnsanı sevelim; en fazla da bize muhalif olanları sevelim!

Lütfen yahu!

 

BU ADAMLAR NEDEN İKTİDARA GELEMİYOR?

Türkiye’deki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Kıbrıs’ta müzakereler çözüm olmuyorsa KKTC'nin artık tanınmayı gündemine alması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, "Türkiye, KKTC'nin tanıtımıyla ilgili bir özel temsilci atamalı ve özel temsilci münhasıran bu konulara bakmalı, tanıma konusu uluslararası toplumun gündemine güçlü bir şekilde getirilip, sonuç alınmalı” ifadelerini kullandı.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Yılmaz, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs’la ilgili de değerlendirmelerde bulundu.
Bu arada Lübnan'daki gelişmelere ilişkin soru üzerine Öztürk Yılmaz, Lübnan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını desteklediklerini vurgulayarak, Ortadoğu'nun ufalanmasına karşı tedbir alınması ve Türkiye'nin bölgeden uzaklaşmaması gerektiğini kaydetti.

Şimdi, hangi uluslararası hukuk kuralına göredir bu yorumlar?

Hangi şartlar nedeniyle “Kıbrıs bölünebilirdir”?

Ve hangi şartlar nedeniyle “Lübnan bölünemezdir”?

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün başlıca sebebi, “Türk tarafınca”, haklı ya da haksız, doğru veya yanlış, “ayrı bir devlet” havasının estirilmesidir.

Kıbrıs bölünemez mi?

Elbette iki toplum onaylarsa, bölünür...

Peki Lübnan?

Lübnan’daki halklar da onaylarsa, bölünebilir...

Ama dıştan bakanlar, bir noktaya farklı, ötekine daha farklı dürbün ya da gözlükle bakmamalıdır.

CHP’nin Türkiye’de neden asla iktidara gelmeyeceğinin bence en ciddi göstergelerinden biri, Kıbrıs ve benzeri konulardaki tutarsızlığıdır.

Aslında olaya daha geniş açıdan bakacakolursak, Kıbrıs sorununun çözülememesinin başlıca sebeplerinden biri, Türkiye’de sadece CHP’nin değil, tüm ülkenin Kıbrıs’a duygusal, benzer meselelere ise “hukuksal” bakmasıdır.

Ama yine de CHP gibi daha demokrat, daha sosyal, daha ilerici olduğunu iddia eden oluşumlardan beklenen bu tavır değildir...

Lübnan bölünmez bir bütünse; Kıbrıs da bölünmez bir bütündür.

BM veya uluslararası hukuktan, “Oraya farklı, buraya farklı gözle bakmasını” beklemek, doğru bir beklenti değildir.

Efendim, “hayır farklı gözle bakılmalıdır” diyebileceğinize mi inanıyorsunuz?

E bunun için de uluslararası hukukta “belirleyen ülke” sınıfına girmek gerekiyor.

Ki bu da ayrı bir mesele.

Sonra bakarız...

ÇOK MERAK EDİYORUM!

Kıbrıs’ın yakın geçmişi acılarla, kinle, nefretle doludur.

Sebebi şuydu, sorumlusu buyduyu isterseniz geçeriz ama burada, İngiltere’nin ve Amerika’nın, Yunanistan ile Türkiye ve Kıbrıs’taki işbirlikçilerini nasıl kandırdığını anımsatmadan geçmiş olmayalım...

Neyse, bu meseleye başka bir gün çok daha ayrıntılı gireriz...

Tekke Bahçesi Şehitliği’nde 21 Aralık 1963'ten itibaren şehit düşenler gömüldü… Arazi,  Tekke Bahçesi olarak biliniyordu ve Evkaf’a aitti…

Güvenlik Kuvvetleri’nin internet sitesindeki bilgiler şöyle:

“… 1963-1974 yılları arasında Lefkoşa ve civar köylerde şehit düşenler ile diğer bölgelerde yaralanıp getirildiği Lefkoşa'da şehit düşenler bu şehitliğe gömülmüştür. 1964 yılında Rumların çevre köylerde yaptığı katliamda ölenlerden cesedi bulunanlar ve Türkeli (Ayvasıl) bölgesinde ortaya çıkarılan toplu mezarda bulunan şehitlerimiz de bu şehitliğe taşınmıştır. 1974 Barış Harekatında şehit düşen sivil, Mücahit ve TSK mensubu personelin bir kısmı yine bu şehitliğe gömülmüştür. 1983 yılında, 1974'te şehit olan TSK mensubu 84 şehidimiz yapılan bir törenle Boğaz Şehitliği’ne nakledilmişlerdir. Lefkoşa Tekke Bahçesi Şehitliğinde halen 155 şehidimizin mezarı vardır.  Şehit mezarlarının tesbit edilen durumu şu şekildedir:İsimsiz 23, Ayvasıl Şehidi 4, kadın 19, çocuk 4, diğer şehit mezarları 105…”

Merak ettiğim şu:

“Bunca yıldır bu mezarlar neden açılmamıştı? Neden milliyetçi propaganda, şehitliğin kazılmasına izin vermiyordu? Bazı mezarlardan ‘Rum’ çıkmasından mı korkuyorduk?”

Cidden çok merak ediyorum!

Mantığı çözemiyorum, aklım almıyor…

“Yani faşisttir, ne yapsa yeridir” diyeceğim ama demiyorum.

Neyse…

ALLİSONSTOKKE

 AllisonStokke... 28 yaşında... Amerikalı atlet... Sırıkla atlamacı... Fitnes modeli... İnternet fenomeni... Seks sembolü... Bir yığın unvanı var... Çok güzel bir kadın...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
0
 
0
 
1
 
1
 
0
 

YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
14 Kasım 2017, Salı
Orhan         - Lefkosa
Nerde para sizler orda.Bunda yanlis olan ne?Kapin parayi yazin yaziyi,ekmek paranizdir.

14 Kasım 2017, Salı
Olgun         - Lefkosa
Sevgili Serhat,parti icin de ki dedikodular malesef sizin de bu ekibin icin de olacagidir.DP'nin seçim kampanyasıni ise sayin Sukufe Hansel'in ekibi yurutecegidir.KKTC'de hicbir gazeteci istedigini yazmaz,yazamaz.Gunun sonun da ekmek parasini kimden alirsa onu dinlemeye mahkumdur abim.

YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Kasım 2017, Cuma    Kadın kotası rezaletini yazmaya devam...
23 Kasım 2017, Perşembe    Kıbrıs'ta iki eşit devlet iddiası, gülünç bir iddiadır!
22 Kasım 2017, Çarşamba    Gerildik; ey Amerika, ey Almanya, ey NATO; Bülent Serttaş’lara geldik!
21 Kasım 2017, Salı    İki acı kayıp
20 Kasım 2017, Pazartesi    Bir İstanbul gözlemi!
19 Kasım 2017, Pazar    Kadın kontenjanı kadına hakaretten başka bir şey değildir!  
18 Kasım 2017, Cumartesi    Eşitlik iddiasından vazgeçin; çözüm için çaba didinin!
17 Kasım 2017, Cuma    Zimbabve ve 'Gucci Grace'!
16 Kasım 2017, Perşembe    Bu törenlerin şekli değişmeli
15 Kasım 2017, Çarşamba    Tanıtım – tanıtma, aptalca kabullerle, sevgisiz geziler, içtenliksiz ağırlamalarla olmaz...

Kadın kotası rezaletini yazmaya devam...
Serhat İNCİRLİ | 24 Kasım 2017, Cuma
Kotadan aday olmayan kadınları “ayrı” tutuyorum...
Ama kotadan aday olan kadınların seçilmelerini doğru bulmuyorum...
Çok üzgünüm ama böyle...
Kadın kotası uygulaması demokrasi ayıbıdır...
Başka ülkelerde örnekler...
Kıbrıs'ta iki eşit devlet iddiası, gülünç bir iddiadır!
Serhat İNCİRLİ | 23 Kasım 2017, Perşembe
KKTC’nin Kıbrıs Cumhuriyeti ile “eşit devlet” olduğu iddiasına kafayı taktım...
Bu bir gerçek değildir.
Kimsenin bu konuda kimseyi kandırma hakkı da yoktur...
-*-*-
Bu arada belirteyim, kış geldi mi, benim kabusla...
Gerildik; ey Amerika, ey Almanya, ey NATO; Bülent Serttaş’lara geldik!
Serhat İNCİRLİ | 22 Kasım 2017, Çarşamba
“NATO'nun Norveç'te gerçekleştirdiği bir tatbikatta, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın düşman hedefler olarak seçildiği skandal, NATO'dan hızla uzaklaşmakt...