Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 7 Aralık 2017, Perşembe
Her şeyden önemli sağlık!
Paylaş  
2
8
3

Sağlık her şeyden daha önemli...

İngiltere’den gelmenden önce bana, “Type 2” veya Türkçesiyle Tip 2 Diyabet teşhisi konmuştu...

Yaklaşık 20 yıldır bu şekilde yaşıyorum...

Genellikle sabah ve akşam bazen öğleyin de hap alıyorum...

Sebebi neydi bu hastalığın?

Birinci sebep kiloydu...

Fazla kilo...

Hatta daha doğru ifadeyle çok fazla kilo!

Ne kadar fazla?

Olması gerekenden en az 45 kilo fazlam olduğu söyleniyordu!

Yani 85 kilo olmam gerekirken, 130 kiloydum...

Doktorların ifadesine göre, yavaş bir şekilde kilo vermek zorundaydım...

İkinci sebep stresti...

“Ölüm da var” diyebilmeliydi insan.

Ferdi arkadaşımın öğretisi ve yaşam felsefesiydi...

Hiç diyemedim.

“Göyvert gitsin re moromu” derdi rahmetlik Hüseyin dedem...

Hiç göyverdemedim...

Stressiz günümü hatırlamam...

Hep içime attım...

Oysa, gerçekten atmamalı insan!

“Ölüm da var be gardaş” diyebilmeli!

“Göyvert re gitsin, beytambal galsın” diye davranabilmeli...

30 yaşındayken yakalandığınız bu hastalık, 50’ye geldiğinizde, daha çok zarar veriyor...

30 yaşındayken, göyverdin...

30 yaşındayken, dert etmeyin...

Dert ederek çözemiyorsunuz hiç bir sorunu...

-*-*-

İngiltere’de diyabet ve kilolu olmanın yanında, iki dizimde de var olan “ağırlığa bağlı” sorunlar nedeniyle “engelli” muamelesi gördüm...

Devlet, bir yandan diyabetle alakalı ilaçlarımı bedava sağladı.

Her 3 ayda, sonraları her 6 ayda evime uyarı mektupları ve zorunlu randevular geldi.

Gittim, kanım alındı, tahlilleri yapıldı.

Bu arada, kolesterol ve tansiyon sorunu olmasın diyerek, onlarla ilgili de her akşam almam gereken ilaç verildi.

Sürekli kontrol edilmenin yanında, arabamı daha rahat park edebilmem için bir “engelli park hakkı ve belgesi”, ayrıca yaşadığım adrese en yakın spor salonuna sürekli gidip spor yapmam için de ayda 480 Sterlin “engelli parası!”...

Üzgünüm ama böyle...

-*-*-

Şimdi gelelim KKTC denen ülkeye...

2008 yılında KKTC’ye geldiğim günden beri şekerimle ilgili olarak hiç bir devlet kurumundan “gel seni kontrol edelim” diye bir çağrı almadım...

Özel bir hastanede bir kez kontrole gittim.

Çok sevdiğim kimyager bir arkadaşım iki kez bana kan testi yaptı...

“Kime göstereyim, kim okusun bu raporları?” diye beklettim, sonuç almadım...

Bir gün bir hastanenin şimdi emekli olan başhekimi ile söyleşi yapıyordum; O’na anlattım durumumu... “Biz bakalım” dedi... Baktılar...

Günde iki veya üç adet aldığım 850’lik Glukofage haplara ek olarak, “sen bir de her sabah aç karına “Glifix” al dedi...

Neredeyse 8 yıldır da ne tahlil, ne doktor gördüm!

-*-*-

Evet, bu bir ihmaldir...

Evet, bu yaptığım, yapılmaması gereken büyük bir eşekliktir...

Ve tabii ki İngiltere’de yaşayan herkes eşek olmalı...

Oradaki sistem, eşeklere göre ayarlı.

Bizdeki ise insanlara göre diye düşünüyorum!

-*-*-

Diyeceksiniz ki, “yok mu 100 – 200 liran?”

Mesele ve anlatmak istediğim bu değildir...

Mesele, devletin, “devletim” demekle “devlet” olamayacağıdır.

Haaaa, “git Diyabet Derneği’ne, bu dernek senle ilgilensin” de diyebilirsiniz...

O da doğru.

Hiç vaktim olmadı ne yazık ki!

-*-*-

Geçenlerde İngiltere’ye gittim; eski mahalle doktorumun yanından geçerken, “yahu bir girsem bakınsam” diye salakça bir fikir geldi aklıma...

KKTC’deki doktorlara güvenip güvenmemek meselesiyle de alakalı değildir bu salakça düşüncem...

Sadece sağlık, insanların en önemli hakkıdır ve sağlığın devlet tarafından en sağlıklı bir şekilde sağlanması elzemdir. Budur mesele!

KKTC’de nüfus bilinmiyor.

Hizmetler belirli bir nüfusa göre sağlıklı olabilir.

Ama o hizmetlere karşın, aşırı nüfus yoğunluğu olduğu apaçık ortada...

Bu da kaliteyi düşürüyor...

Bir de İngiltere’de sistem çok farklı... Koruyucu olmak öncelikli... Hastalık gelmesin istiyor onlar...

Bizde sistem mi?

Bilen anlatsın!

-*-*-

Neyse, dünkü İngiliz Daily Express gazetesinin manşetinde, Type 2 diyabet ile ilgili bir haber vardı...

Deniyordu ki bu haberde, “diyetle Type 2 diyabeti yenebilirsiniz”...

Nasıl mı?

E kilo vereceksiniz!

Yediklerinize dikkat edeceksiniz, bazı içecekler falan sağlanacak size...

3 ayda 10 kilo vereceksiniz...

Bize yetmez. Biz 12 ay diyet yapıp 40 kilo vermeliyiz...

Nasıl mı?

20 yıldır uğraşıyorum...

Olmadı... Veremedim...

Diyet yapmak mı?

Yapamadım!

Diyet yapacaksanız, mutlaka doktora ve diyetisyene gitmeniz gerektiğini de hatırlatmam lazım...

Ben bilirim demekle olmaz...

Öyle gazetelerdeki haberleri okuyarak hiç olmaz.

Yeri gelmişken bu hatırlatmayı da yapmış olalım.

Doktor ve diyetisyen şart; gazete değil...

-*-*-

Ve bir de son not ekleyelim; Kıbrıs sorununun çözümü, Kıbrıslı Türklerin de AB vatandaşları olması, sağlıktaki sorunların büyük bölümünün daha çağdaş, daha sosyal devlet kapsamında olmasıdır da...

Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Şuna oy verin, buna oy verin demem genellikle...

Ama bugün diyeceğim...

Önce sağlık...

Seçimlerden sonra daha sağlıklı bir sağlık sistem için çok ciddi adımlar atacakları konusunda sizi ikna edenlere mutlaka oy verin...

Ama öylesine hava basanlara değil...

Mesela, Kıbrıs sorununun çözümü için canımı dişime takacağım ve Kıbrıslı Türklerin çağdaş Avrupalılar arasında yerini alması için gece gündüz çalışacağım diyenlere...

“Anavatan versin, ben de size hastane yaparım” ya da durduk oturduk yerde, “biz gelirsek düzelteceğiiiiiiz” gibi uyduruk vaatlerde bulunanlardan sakınınız!

Sağlık çok önemlidir...

Eğitim çok önemlidir...

Yukarıda anlattığım gibi bana İngiltere’nin sağladığı “benefit” dediğimiz kazanımlar veya hizmetler çok önemlidir...

Şeffaflık çok önemlidir.

Hesap verebilirlik çok değerlidir.

Vatandaşına huzurlu, yüksek gelirli, sağa – sola muhtaç etmeden en kaliteli hizmetleri verebilmek veya bunun için çok ciddi projeler hazırlayabilmek inanılmaz değerdedir...

Laf kalabalıkları, demagojiler değil...

-*-*-

Son bir not ekleyeyim; “Kıbrıs sorunu çözülmeden de içimizi düzeltebiliriz” diyenlere ben asla inanmıyorum...

Sizi bilemem ama eğer sandığa gidersem, “Kıbrıs sorunu çözülmeden de yapabileceklerimiz vardır” diyenlere kesinlikle oy vermem...

Bu da benim görüşüm yani...

Ve müsaadenizle son bir not daha ekleyeyim; son bir buçuk yıllık hükümet, Kıbrıs sorunu çözülmeden; verilebileceklerin, en iyisini verdiği inancındayım...Maaşlar ödendi. Süt paraları ödendi. Çiftçiler de ödendi. Hayvancılar da... Daha ne istersiniz ki? Bundan ötesi, çözüme endekslidir... Bilelim lütfen! İyi bilelim!

Song Ji-hyo

Güney Koreli aktris Song Ji-hyo... Geçtiğimiz günlerde, Hong Kong’ta “Mnet Asian Music Awards” (Mnet Asya Müzik Ödülleri” gecesinde görüntülendi... 36 yaşındaki oyuncu ve model, çok şık, çok seksi ve çok güzeldi... 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0

Yasa değişikliği polisin hakkıdır
Serhat İNCİRLİ | 11 Aralık 2017, Pazartesi
Polisler, ilgili yasa gereği, 25 yılı hizmet sonrası emekli olma hakkına sahip...
Ama tıpkı “devlet memurları gibi”, emekli maaşını 55’ten sonra alma hakları var.
Polis, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlıdır.....
Uluslararası hukuk mu dediniz? Güçlüyseniz, haklısınız!  
Serhat İNCİRLİ | 10 Aralık 2017, Pazar
Kıbrıs Postası’nda dünkü yazımda, “Mevcut kafalarla Kıbrıs sorunu ilelebet payidar kalacaktır!” başlığını kullandım...
“... Kıbrıs’ta, Türkiye’de ve Yunanistan’da “Kıbrıs sorununa” bakışlar çok farklıdır ve birbiriyl...
Mevcut “kafa”larla Kıbrıs sorunu ilelebet payidar kalacaktır!
Serhat İNCİRLİ | 9 Aralık 2017, Cumartesi
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinde, perde önünde gördüklerimiz ve işittiklerimiz, Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili durumun “intitaktatni anafakani” olduğunu ortaya koyuyor.
Ne deme...