Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 12 Ocak 2018, Cuma
Sanal zorbalık KKTC'nin en ciddi hastalığı oldu
Paylaş  
9
22
8

Gerek tüm Dünyada gerekse küçücük ülkemizde, internet üzerinden yapılan zorbalığın ya da meseleyi en iyi açıklayan İngilizce kelimeyle "bullying"in hangi noktaya geldiğinin son örneğini Avustralya'da yaşadık...

BBC Türkçe'nin haberine göre, Avustralya'nın simge şapka markası Akubra'nın yüzü olan 14 yaşındaki Amy "Dolly" Everett'in internette uğradığı sataşma ve zorbalıklar nedeniyle yaşamına son vermesi, ülkede şok etkisi yarattı.
Sekiz yaşındayken ünlü Akubra şapkalarının reklam yüzü olan "Dolly" lakaplı Amy'nin babası Tick Everett kızının "bu dünyadaki kötülüklerden" kurtulmak istediğini ve yaşamına son verdiğini söyledi.

Everett ailesinin basınla paylaşılan açıklamasında, çok çarpıcı olarak kabul ettiğim şu ifadeler de yer aldı:

"Eğer bir şekilde söylediklerinin şaka olduğunu ya da taciz ve zorbalıkla başkalarından daha üstün olabildiklerini düşünen o insanlar bu yazıyı okuyorlarsa, lütfen cenaze törenimize gelsinler ve nasıl bir yıkım yarattıklarını görsünler."
Avustralya'nın ikon markası Akubra da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Zorbalığın hiçbir çeşidi kabul edilemez. Bu gibi davranışlara rastladığımızda insanların haklarını savunup savunmayacağımız da bize bağlı. Dolly içimizden birinin kızı, kardeşi ya da arkadaşı da olabilirdi."
Uzmanlar, internet ortamındaki siber zorbalığın 7 gün 24 saat durmadan devam ettiğini, bu yönüyle de diğer zorbalık türlerinden ayrıldığını belirtiyor.
Ülkemizde bu zorbalığın çok yaygın olduğu gayet açık...

"Şaka" veya benzeri ifadelerle, bazı insanların çok aşırı derecede zorbalığa maruz kaldığı net bir şekilde görülebiliyor.

Farklı düşünen, farklı yaşayan insanlar yerden yere vurulabiliyor.

Yüzde yüz "suçlu" olduğundan emin olsak bile, kimseye cezasını verme hakkımız yoktur.

Yeni meclis eğer açılabilir ve çalışabilirse, bence ilk yapılması gerekenlerden biri, zorbalığın  engellenmesi olmalıdır.

KKTC, ırkçı, dışlayıcı, aşağılayıcı, küçük düşürücü, toplum önünde insanları zor duruma sokmaya çalışan onlarca, yüzlerce yorum ve yargısız infaz dolu...

Zorbalığın hiç bir çeşidi kabul edilmemelidir...

Kendini Dünyanın en büyük şakacısı sananlar; kendilerini sevmedikleri ya da suçlu gördükleri kişilerden üstün sayanlar; tıpkı intihar eden çocuğun ailesinin de dediği gibi; o cenazeyi mutlaka izlesinler...

Ülkemizde sanal zorbalık ne yazık ki çok ciddi bir hastalık haline geldi.

Seçimi kaybeden bir bakanla ilgili bazı paylaşımlar gördüm...

Ne kadar nefret ederseniz edin, ne kadar o bakandan daha üstün ve daha kaliteli olduğunuzu düşünürseniz düşünün; ne kadar şaka yaptığınıza veya ne kadar adil bir şekilde ceza verdiğinize inanırsanız inanın; insanlığımdan utandım... 

ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMAK! LÜTFEN!

Seçim sisteminin mevcut krizi yaşatabileceği kesinlikle hesaplanmadı.

Kimse, 6 hatta 7 partinin barajı geçebileceğini ve birer ikişer ya da bilemediniz üçer vekil çıkarıp da o vekillere boşu boşuna mecliste garagözlük yapma şansı tanınacağını hesaba katmadı.

Partilerin birleşme şansları da daha önce ahlaksız vekillerin parti değişmeleri nedeniyle engellenmişti. Bu durumda, iki partinin birleşip de "Altı veya beş" vekil sahibi olma şansları da yok!

Ve meclis kiltlendi...

-*-*-

Kısacası, kendi kendimize meclisi kilitledik.

50 sandalyeli meclise, sekiz partiden altısının vekil sokması; ama bu arada da "Komitelerde yer almak için grup kurma zorunluluğu" birlikte düşünülmedi 

-*-*-

Kimsenin aklı kesmedi.

Her şeyi bilen medya dahil!

Biz de farkına varamadık!

Ama şu anda önümüze çıkan tablo, tam bir fiyaskodur.

Sistem tıkandı!

-*-*-

En büyük yük de aslında HP'ye kaldı!

HP, hiç hesaplamadığı, hiç beklemediği tarihi bir sınavın içine düştü...

Elini taşın altına sokma baskısı had safhaya ulaştı.

Ancak belli ki HP, elini taşın altına koyup da, daha ilk tecrübede başarısız sıfatını yemek istemiyor. Ayrıca ilerisi için de hesaplar yapıyor.

Suçlamak maksadında değilim!

Ama sistemin tıkanmasının ötesinde, tıkanıklığın aşılması için elini taşın altına koymak istemeyenler; hukuk profesörü kardeşlerimiz, "Özgürgün nasıl zengin oldu bize açıklasın" mazeretine sığınıyor...

-*-*-

Özgürgün bir açıklama yapmayacak!

Ben olsam yapmam!

Dedikodularla, söylentilerle, iddialarla, spekülasyonlarla değil; elle tutulur belge ve mahkeme kararlarıyla çalışmak lazım...

Eğer dedikodularla ve söylentilerle siyaset yapacaksak; her partinin geçmişiyle veya şu andaki pozisyonuyla ilgili hesap vermesi gereken vekilleri ya da adayları ortaya çıkabilir.

Türkiyeli ünlü faşistlerden Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın ASAM'ının, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun hükümetinin ve Feridun Sinrilioğlu ile Halil İbrahim Akça'nın girişimlerinin de temize çıkması gerekmez mi?

Yapmayın Allah aşkına!

-*-*-

Bu ülkede asla bir yıl bile beklememesi ve hemen çözülmesi gereken Kıbrıs sorunu başta olmak üzere; bütçeden su dağıtımına, elektrikten özelleştirmeye, adaletten şeffaflığa, temiz siyasetten hesap verebilirliğe; yapılacak çok iş var.

Ve bu işler, meclisi kilitleyip, bir kaç yıl sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine ya da başka hedeflere, "Popülist muhaliflikle" fırlamayı hesaplayarak olmuyor.

-*-*-

Birbirimizle uğraşarak, birbirimizi karalayarak mı ülke yöneteceğiz?

"Filanca partiden vekil seçilen falanca kişi, rüşvet görüşmeleri yapılırken avukat sıfatıyla o görüşmede hazırdı" mı dememiz lazım?

Bu konuyla ilgili olarak, Türkiye'den filanca kişi veya partiden, falancanın hesabına şu kadar bin TL mi geldiydi diye konuşmak lazım?

TC eski Büyükelçisi, Girne bölgesinde iki belediye başkanına, iş yapmaları maksadıyla, ama filanca kişiyi desteklemek şartıyla, şu kadar para aktardıydı mı demek lazım?

-*-*-

Seçim yaptık...

Eğriydi, doğruydu, protestoluydu değildi.

Demokrasi şu ya da bu şekilde tecelli etti.

Vatandaş size görev verdi.

Ya elinizi taşın altına koyar bu görevi yaparsınız, ya da katakulli okumaktan vazgeçersiniz.

Gelin, erken seçim de bir seçenekse, geçici bir hükümet kurun...

Şartlarınızı belirleyin.

Hangi yasaları çok çabuk bir şekilde en iyi şekle dönüştürebileceğinizi belirleyin.

Seçim ve Halkoylaması Yasası'nı değiştirmeyi, bütçeyi halletmeyi, işleri tıkırına koymayı konuşun.

Size "Hayır bunları yapmayız" derlerse de, masadan kalkarsınız.

Ama şartları, planları, fikirleri, projeleri, ülkeyi iyileştirmeyi hiç konuşmadan; "Özgürgün'ün hesapları" diye ortaya atılırsanız, o zaman kaos asla aşılamaz... Sizin hesaplarınızla ilgili de konuşulur...

Haydi araştırma komiteleri kuralım! En az beş sene araştırın!

Eeee!

Bu mudur?

 

-*-*-

 

Bu mecliste şu anda TDP, DP ve YDP'li 9 vekil, sadece Salı günleri kürsüye çıkıp, siyasi anlamda kendi kendini tatmin etmenin, BRTK ekranında şov yapmanın ötesine gidemez.

Yasalara katkı koyabilir ama oy veremez. Komitelerde sadece izleyicidir.

Rasıh Reşat'ın dediği gibi, "Barajı yüzde 10 mu yaparsınız, başkanlık sistemini ciddi ciddi tartışır mısınız" bilemem...

Ama bir şeyler yapmak zorundasınız.

Taş var.

El var...

Altına koyunuz!

Lütfen!

Evangeline Lilly

 Evangeline Lilly... 38 yaşındaki Kanadalı kadın oyuncudur. En bilinen rolü, Lost dizisinde oynadığı Kate Austen rolüdür... Ve çok güzel bir kadındır...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
4
 
1
 
0
 
1
 
0
 

YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
1
12 Ocak 2018, Cuma
EMRAH         - LEFKOSA
ÜLKE BİTMİŞ GİTMİŞ,
AVARACI MİLLET HALA DAHA , HÜKÜMETİ KİM KİMİNLE KURACAK, YOKSA YİNE SEÇİM
Mİ OLACAK DERDİNDE..!

YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Ocak 2018, Perşembe    Mülteci fotoğraflarını yayınlamak zorunda mıyız?
17 Ocak 2018, Çarşamba    Ananın parası ile sorun çözülür mü?
16 Ocak 2018, Salı    İdeolojiniz ve tecrübeniz yoksa sağlam temelli apartman yapmanız mümkün değildir
15 Ocak 2018, Pazartesi    Dünyada yalınız değiliz ama yine de dedikoducuyuz!
14 Ocak 2018, Pazar    Dünya siyaseti ve bizim siyasetimiz
13 Ocak 2018, Cumartesi    Bu sistemi en iyi Kıbrıs sorununun çözümü temizler!
11 Ocak 2018, Perşembe    Bir seçim sonrası yorumu!
10 Ocak 2018, Çarşamba    Bazı fikirler ve saptamalar!
9 Ocak 2018, Salı    Yerel seçimle birlikte bir hissa daha!
8 Ocak 2018, Pazartesi    Seçim notları 1

Mülteci fotoğraflarını yayınlamak zorunda mıyız?
Serhat İNCİRLİ | 18 Ocak 2018, Perşembe
1951 UN Refugee Convention...
1967 Protocol to UN Refugee Convention...
1950 European Convention of Human Rights...
Sözleşmeler, uluslararası haklar, insan hakları derken KKTC’de bu konuda, çooook gerilerdeyiz...
...
Ananın parası ile sorun çözülür mü?
Serhat İNCİRLİ | 17 Ocak 2018, Çarşamba
Güneyde başkanlık seçimlerinin ilk turuna bir buçuk hafta kala, Rum Yönetimi Başkanı ve başkan adayı Nikos Anastasiadis’in, rakibi Nikolas Papadopulos'a yönelik “Batık krediler sorunu ananın parasıyla çözülmeyecek” sö...
İdeolojiniz ve tecrübeniz yoksa sağlam temelli apartman yapmanız mümkün değil...
Serhat İNCİRLİ | 16 Ocak 2018, Salı
İdeolojiniz yoksa, çok uzun yıllardır aynı hedef için birlikte yürümüş olduğunuz bir birikim ve yakınlığınız bulunmuyorsa, birbirinizi tanımıyorsanız, sadece iki yıllık 200 kişilik birliktelik söz konusuysa, çok sakin...