Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Hatice JENKINS | 19 Mart 2017, Pazar
Yönetim kurulları ve artan suistimaller ...
Paylaş  
10
18
6

Yönetim kurulları şirketlerin ve kurumların en üst yönetim organıdır. Hayati önem taşıyan stratejileri belirler ve kararlar alır.

Yani dümen genel müdürün elinde olsa da rotayı belirleyen ve gemiyi gitmesi gereken yere yönlendiren yönetim kurullarıdır.

Yönetim kurulları sadece stratejiler belirlemez. Şirketlerin ve kurumların performansını da değerlendirir.

Kişisel çıkarların kurumsal çıkarların önüne geçmesini engeller. Kurumların şeffaf olmasını sağlar ve suistimalleri önler....

Yani yönetim kurullarının aslında hiç de hafife alınmayacak birçok sorumlulukları vardır. Ülkemizdeki gibi laf ola veya süs olsun diye kurulmazlar.

Peki ülkemizde sistem nasıl çalışır? Çalışmaz!

Birçok kurumda, ama özellikle de devlet kurumlarında veya devlet elinin uzandığı bütün kurumlarda, sistem tersten çalışır.

Bütün savaşlar yönetim kurullarını etkisiz hele getirilmek için verilir... suistimal yaparken hesap soran olmasın diye...

Devlet kurumlarının yönetim kurulu üyeleri siyasiler tarafından atanır. Ve yine siyasiler tarafından işlerine son verilir... yani söz dinlemediklerinde ve verilen emirlere itaat etmediklerinde.

Her iktidara gelen parti bir önceki yönetim kurulu üyelerini görevden alır veonların yerlerine kendi adamlarını atar. Kırk yıldır bu hep böyle.

Ama yeni atananlar bir öncekilerine göre daha vasıflı oduklarından atanmıyorlar.

Merkezi Amerika’da bulunan Sertifikalı Suistimal İnceleme Derneği’nin (Association of Certified Fraud Examiners - ACFE)küresel yolsuzluk araştırmalarına göre bütün ülkelerde işletmeler ve kurumlar her yıl gelirlerinin 5%’i gibi büyük bir oranını çalışan suistimalleri sebebiyle kaybediyorlar.

ACFE’in araştırmasına göre 2016 yılında bu miktar, tüm ülkeler için toplam olarak 6.3 milyar dolara denk geliyor. Yapılan her suistimal, veya yolsuzluk, ise ortalama olarak 2.7 milyon dolar kayba neden oluyor.

Aynı rapora göre suistimal yapanların mevki ve yetkileri ne kadar yüksek ise yaptıkları suistimalin büyüklüğü de o kadar yüksek oluyor.

Örneğin işçi suistimallerinden kaynaklanan kayıbın 50%’si 65.000 doların üstünde iken, bu rakam genel müdür veya yönetim kurulu üyesi gibi üst yönetimi içeren suistimallerde 703,000 doların üstüne çıkıyor.

Her ülkede, bazı çalışanlar çeşitli işyerlerinde, kurum ve kuruluşlarda suistimaller yaparak çalıştıkları kurumları zarara uğratıyorlar.

Kendi ülkemizde de durum aynıdır. Devletten tutun da en küçük işletmeye kadar, kar amaçlı olmayan dernek ve kurumlara kadar her yerde suistimal vardır.... miktarlarında farklılık olsa da.

KKTC’nin 2015 gayri safi milli hasılana göre hesaplarsak ülkemizde yaklaşık yarım milyar TL her yıl usülsüzlüklerden dolayı kurumların cebinden kişilerin cebine giriyor...

Fakat biz sadece işçilerin, veznedarların, temizlikçilerin ve satış elemanlarının küçük miktarlarda yapmış oldukları suistimalleri duyuyoruz, gazetelerden okuyoruz.

Devletin üst seviyelerinde yapılan büyük yolsuzluklar, suistimaller genellikle konuşulmaz, yargıya gitmez ve kimse hapse atılmaz.

Toparlanıyoruz Hareketi işte tam da bunu yapmaya çalışıyor. Büyük bir özveri ve cesaretle!

Devleti idare edenlerin büyük bir kısmı kırk yıldır kendi şahsi çıkarları için devleti istismar etti.. zarara soktu..

ACFE raporlarında yıllar önce okumuştum... “eğer bir işyeri çalışanı işyerine sadece maaşını almak için uğruyorsa orada bir usülsüzlük vardır”.

Aslında fazla konuşmaya gerek yok. Bu en basit prensibe göre bile devleti yönetenlerin görevlerini ve devleti suistimal ettikleri ortadadır. Meclise uğramayan milletvekilleri ... ve işe gelmeden maaş alan müşavirlerimiz... resim ortada. Bunun sorumlusu yine üzt düzey siyasiler.

Siysilerin devlet kurumlarının başına atadıkları yönetim kurulu üyeleri ise bana Nasrettin Hoca’nın mezarını hatırlatıyor.. Mezarın çevresi açık, duvar yok ama büyük bir kapısı var ve kapının üstünde de kocaman bir kilit ... mezarı hırsızlardan koruyor.

Peki ülkemizde kar amaçlı olmayan kurumlarda durum ne?

Dernekler, sivil toplum örgütleri, vakıflar, spor klüpleri, sendikalar, siyasi partiler... Bunlardan kaçtanesinin yönetimişeffaf ve hesap verebilirdir? Kaç tanesi finansal bilgilerini, gelir ve giderlerini halk ile paylaşıyor? Aldıkları bağışları topladıkları aidatları gösteriyor? Üst yönetimdekiler neden hep ayni kişiler....

Son yirmi yıldır ülkemizde yolsuzluk taa en yukarılardan başlıyarak en aşağıya kadar gözle görülür bir şekilde arttı.

Bir ülkede yollar altyapısız, binalar boyasız,   okullar tuvaletsiz, hastaneler pislik içinde ve çevre bakımsız iken, devletin büyük inşaat projeleri hızla artmaya devam ediyorsa ....

Halkın bir kısmı gelir seviyesinin çok üzerinde lüks bir yaşam sürüyorsa... hatta işe bile gitmeden para kazanıyorsa...

O ülkede yolsuzluk artık ciddi boyutlara gelmiş demektir...

Suistimallere göz yummak belki yapabileceğimiz en kolay şeydir. Genellikle de öyle olmuştur... ama suistimali bilip engellememek de bir şuçtur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
11 Şubat 2017, Cumartesi    Merkez Bankası, ticari bir banka değildir
17 Ocak 2017, Salı    KOBİ'lerin Finansmana Erişimi
20 Aralık 2016, Salı    Dünya yolsuzluk sıralamasında nerdeyiz?
29 Kasım 2016, Salı    İnternet Bankacılığı ve İç Usulsüzlük
15 Kasım 2016, Salı    Ödeme Kapasitesi mi Ödeme İsteği mi Eksik ?

Merkez Bankası, ticari bir banka değildir
Prof. Dr. Hatice JENKINS | 11 Şubat 2017, Cumartesi
Merkez bankaları ne yapar?
Para politikalarını yönetir ve bankaları denetler.
Dünyanın her yerinde bu böyledir.  Ülkemizde kendi para birimimiz olmadığı için Merkez Banka’mızın para politikalarını idare etme görevi ...
KOBİ'lerin Finansmana Erişimi
Prof. Dr. Hatice JENKINS | 17 Ocak 2017, Salı
Tüm ülkelerde ve özellikle de gelişmekte olan ülkelerde küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ'lerin) finansmana erişimi zordur. 
KOBİ’ler her ülkede toplam işletmelerin en az 98%’ini oluşturur. Fakat  bu işletmele...
Dünya yolsuzluk sıralamasında nerdeyiz?
Prof. Dr. Hatice JENKINS | 20 Aralık 2016, Salı
9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadel günüdür.
Yolsuzluk, usülsüzlük, suistimal, zimmete geçirme, dolandırıcılık...
Şekil olarak farklılık gösterse de özde
“kişisel çıkar için kurumsal yetkinin kötüye kullanılması” an...