Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Şahap AŞIKOĞLU | 4 Aralık 2017, Pazartesi

Sağ partilerde misyon kaybı

Paylaş  
78
165
75

(…) Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır.

Herkesin seçimleri konuştuğu, neredeyse tek gündem maddesinin, seçimleri kimin kazanacağı olduğu günlerden geçiyoruz. Her zamanki gibi her kafadan bir ses çıkıyor. Bu konuda yapılan entellektüel seviyedeki tartışmalar da bir noktada kilitlenmiş durumda; “ideolojisiz parti olur mu?”

Crans Montana sonrasında trendi hızla yükselen ve birçok siyasi partide yer bulan “evimizi temizleyelim” söylemi bu seçimlerde, sadece iş yapmak isteyen adayları ve partleri gündeme taşıdı. Bu adayların ve partilerin bir ideolojik yaklaşım göstermemeleri ise eleştiri konusu oldu. Bu tartışma özellikle son 2-3 haftadır her platformda yapılıyor. Bunu tartışanlara sadece 3 soru sormak isterim. Birincisi; KKTC 40 yıldır ideolojisi olan (sağda olduğuna inanmıyorum) sağ ve sol partiler tarafından yönetildi. İdeoloji neden başarılı olmadı? İkinci soru; belediye başkanlarına neden partisi ve ideolojisi sorulmaz? Son soru; bizim gibi bir küçük ada ülkesinin konjektüründe milletvekili ile belediye başkanının bir farkı var mı?

Bu üç soru ile aslında gelmeye çalıştığım nokta şu;  boğazına kadar bataklığa batmış halde yaşayan bir halkın, her gün devletin ve siyasetin itibarının düştüğü bir ortamda, basit sorunların bile çözülemediği bir sistemde, siyasi felsefenin tartışılması ne kadar önemlidir? Belediye başkanları neden projeleri ile seçilir? Daha da önemlisi hangi küçük ada ülkesi ideolojiler ile yönetiliyor? (https://sustainabledevelopment.un.org/topics/sids/list). Hangi kaynakları yönetmek istiyoruz ve hangi kaynakları yönetmek için ideolojik rehbere ihtiyacımız var?

Bu noktada ilk başta sorduğum ikinci sorumu yinelemek istiyorum. Neden belediye başkanlarından ideolojik yaklaşım sormuyoruz, istemiyoruz, sadece iş yapmasını istiyoruz?

Partilerde ideolojik yaklaşımlar eğer paylaştırılacak bir kaynak varsa, tabiî ki önemlidir. Çünkü her parti yöneteceği halkın refahı için bazı kesimlere devletin kaynaklarını aktarmak zorunda kalır. İşte siyasi ideoloji bunu belirler yani partinin devletin kaynaklarını hangi kesime öncelikli olarak aktaracağını, kimisi sermaye kesimini seçer kimisi emekçileri.

Yazımın ana temasına geri dönecek olursam. Bence bizim durumumuzda partilerin ideolojik yaklaşımlarından ziyade üstlendikleri “misyon” önemli olmalıdır. Bu bağlamda baktığımızda sağ partilerin üstlendikleri misyon “KKTC” ve “milli mücadele” olmuştur. Solun ise “çözüm” ve “sosyal adalet”.

Sol ve yeni kurulan partiler misyonları için risk alıyorlar ve hamle yapıyorlar. Özellikle halkın son yıllardaki değişim isteğini gören bu kesimler riskler aldı. Örneğin Tufan Erhürman’ın kontenjan adayları, ciddi bir risktir veya Kudret Özersay’ın kendini ortaya atması da bir risktir. TKP’nin ayrılıp başka parti kurması ve bir pakt oluşturması. Aynı şekilde YDP’yi oluşturanlar da bir risk almıştır.

Sağa baktığımızda yani UBP ve DP’de bu değişim adına bir risk alınmadığı açık açık görülüyor. UBP’de yapılan tüzük değişikliğinin altında yatan motivasyonun ise, parti yönetimine yakın kişilerin üye yazılması ve dolayısıyla partiye hakim olma arzusu olduğu ortaya çıkmıştır.

Yine son 10 yıla baktığımızda sağ partilerin, toplumun değişim arzusunu, sosyal adaleti, gurur duyulabilecek ve insanca yaşanabilecek bir devlet oluşturmayı, ıska geçtiği ortada.

Özetle sağ partilerin, bu seçim için hiçbir risk almadıklarını ve bu nedenle de aslında üstlendikleri misyonun tersine çalıştıklarını net olarak görüyoruz.

İşte tam da bu anlamda sağ partilerin artık misyonunu kaybettiğini düşünüyorum. Özelikle Sayın Eroğlu sonrasında tam bir kaos hüküm sürüyor. Bu kaos da hem burayı yaşanmaz bir noktaya sürüklüyor, hem de halktaki inancı da kökünden sallıyor.  

Sağ partilerde değişim ve temizlik gerek umarım bu 7 Ocak’ta olur. Bu konuda seçmenlere de yani halka büyük görev düşüyor...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Aralık 2017, Perşembe    "Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
21 Aralık 2017, Perşembe    Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
30 Ekim 2017, Pazartesi    Beyaz atlı çözümü beklemek...
26 Ekim 2017, Perşembe    İçimizde bir boşluk var ve onu dolduramıyoruz
23 Ekim 2017, Pazartesi    Nereye gidiyoruz, nerede yanlış yaptık?
19 Ekim 2017, Perşembe    Ve dünya 21 yaşında! 21. yüzyıl değişim ve olgunlaşma çağı...
29 Eylül 2017, Cuma    Gelecekten Korkmak...
25 Eylül 2017, Pazartesi    Serhat İncirli ile aynı düşünmem ama "vatan haini????"
22 Eylül 2017, Cuma    Ercan benimdir ve krizde fırsat görmek
18 Eylül 2017, Pazartesi    "Kar" amaçlı bir üniversite sektörü yarattık

banner
banner
banner
banner
banner

"Kadife Ayrılık" için alternatif ekonomik ve sosyal program
Şahap AŞIKOĞLU | 28 Aralık 2017, Perşembe
Gecen hafta Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nin bir faaliyeti vardı. Ekonomi bölümünün organize ettiği “Kuzey Kıbrıs İçin Alternatif Makroekonomik Politika Yönelimleri Paneli”.
Seçimlerden ...
Milli Dava.... Yazıklar olsun bize
Şahap AŞIKOĞLU | 21 Aralık 2017, Perşembe
Neredeyse 70 yıldır “milli dava” ifadesi literatürümüzde sık sık kullanılmakta. Daha önceleri bir ideal olarak başlayan ama 1950’lerden itibaren günlük hayatımıza giren bir vizyon aslında “Mill...
Beyaz atlı çözümü beklemek...
Şahap AŞIKOĞLU | 30 Ekim 2017, Pazartesi
Bu konuda yazmak ve karşı tarafı ikna etmeye çalışmak o kadar yorucu ki… İşin gerçeği, kendi hayatımın da buna bağlı olması. O banal cümledeki gibi  “hepimiz bir geminin içindeyiz” batarsak da çıkarsak ta hep beraber....