Bu kadar kötü olmadık hiç...
Usül her sene yılbaşında gelmekte olan yıldan, yeni ümitler beklemektir.
Ama 2011 yılı Kıbrıslı Türkler'e hiç de ümitler vererek gelmemektedir. Gazete yorumlarına, televizyon konuşmalarına bakanlar, kıyas yaparlarsa, ne 1890'larda İngiliz Yönetimine terk edildiğimiz ve varlığımızın unutulduğu günlerde, ne 1955-60 arasındaki o yalnız başımıza bütün dünya ile kapıştığımız günlerde, ne de 1964'ün o karanlık günlerinde, böylesine karamsar yorumlar yapıldığına tanık olamazlar.
Özellikle 1964 sonrasını iyi hatırlayacak yaştayım
Günler kan haberleri ile gelirdi
Ayvasıl'da canlı canlı gömülenler, Arpalık'ın o duman tüten fotoğrafları, banyodaki anne ve çocukları
O kış, erkekler yakalarını kaldırdıkları gabardinlerinin altından, omuzlarına stenlerini asar, kadınlar ola ki direniş bir noktadan kırılır diye, çocukları eski konakların hanaylarına toplar, evlerdeki kasap palalarını bileyler, şişleri sivriltir, kazanlarda su kaynatırlardı.
Cephe delinirse, kasaba içinde savaşmak, kapıya gelebilecek olanı haşlamak, olmazsa sufla şişleri ile deşmek, daha da yakına gelene pala ile saldırmak üzere
Bahara doğru, Dillirga taraftarından havan sesleri gelmeye başlamıştı
Yaza doğru, bizi de askere aldılar
Yaşımız 13-14 arasıydı
Gündüz nöbetleri, bize aitti ilk sene
Ertesi yıl, bir gece saat tam 12'de, hiç bilmediğim bir dağ başına götürüp bıraktı beni ağabeylerim
"Bak" dediler, "karşı tepede düşman var Ona aldanma çünkü arkandaki mersin ağaçlarının arkasında da düşman var Ona göre "
Gittiler
Şimdi bazen gider oraya bakarım
Bulunduğum yerden karşı tepeye elli, arkadaki mersin ağaçlarına, yirmi beş metre varmış meğer
O gece orada yalnız kalınca, üç tane savunma el bombamın kutularını açıp, ünüme dizmiş; namluya mermiyi sürüp, sabahı beklemeye başlamıştım
Gün ışırken, tepe de mersinlik de bana ulaşılamayacak kadar uzak görünmekteydi
Yukarı Cengizköy dediğimiz yerdir
Gidin bakın
Mersinler de orda, tepe de
Bulunduğum yer de
Yaşım on beş olmuş muydu?
Hatırlamam
Milli Muhafız birlikleri arada bir işgal etmeye kalkışır, püskürtülürlerdi
O çatışmalardan birine katılma fırsatım, olmadı
Rastlantı
O günlerde bile, moralimin böyle bozulduğunu hatırlamıyorum
1974'te o köyde, Milli Muhafız'a bir felâket yaşattık
İki bölükleri bir takım karşısında perişan oldu, bir zırhlı keşif araçları, bir de personel taşıyıcıları vurulup devrildi
Takım komutanı, A4'ün mermileri bitince, tabancası ile savaşıp, takımını zayiatsız geri getirdi
Techizatları ile beraber
Cephane zaten kalmamıştı
Adını vermiyorum
Ne olur, ne olmaz
Şimdi kapılar açık
Çünkü Rumlar üç ay sordulardı: "Peristeronari'de kim vardı?"
Esir kampındaydık
O takımın komutanı, KTHY çalışanı idi, biliyor musunuz?
Devleti kurtardınız şimdi
Bir Takarof ile iki bölüğe saldırdıysa, saldırdı
N'apalım?
Devlet kurduk?
Kim kurdu?
Siz?
O gün karşı tepede, kafamıza obüsler yağarken, şimdi Lefke Belediye Başkanı olan Takım Komutanımız Mehmet Zafer'e, sigaramın bittiğini söyledim.
"Git" dedi bana, "Mr. Mat'ın evinin önünde tam siper yaptım demin, mermi çok yakında patladı.
Beni kaldırıp bir daha yere vurdu.
O esnada gömlek cebim söküldü.
Sigara ile çakmak galiba orda kaldı
Al da gel " Gittim, ordaydı dediği gibi
Aldım, geri döndüm
Nerden bulduysa bir termos çıkardı, içinden bana bir fincan kahve koydu
Karşılıklı "üçbeş"leri yaktık
Kafamızda 105'lik obüsler patlarken, kahve-sigara tartıştık
"Şarapneller, insanın altından da geçer mi? Yoksa sadece basınç mı söktü cebi?" diye
Seçim olunca öldürünüp, sonra Girne'de baş başa balık yiyip, şarap içmeye nasıl gidebildiğimizi, bunu bilmeyenler anlayamazlar
Biz! Kıbrıslı Türkler, neleri paylaştık?
Nasıl bir "halk" olduk?
O anda bile, moralim bugünkü kadar bozuk değildi
Zamanında Erenköy Mücahitleri'nin yazdığı mektubu mu yazalım?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.