Hadi çözelim...
Dünkü Filelefteros gazetesinin manşeti bu idi
Hadi Çözelim!
Onbeş yıl kadar önce, ayni başlıkla Yeni Demokrat gazetesinde bir dizi makale yazdığımı hatırladım.
Neler Oluyor Hayatta isimli kitabımda, o makaleler var, yanlış hatırlamıyorsam.
Evi taşıdık, kitaplığın nerdeyse bütünü eski evde kaldı.
Canım çektiğinde ulaşamıyorum.
Siz bu yazıyı okurken Cenevre'de BM gözetiminde, taraflar görüşüyor olacaklar!
Ben de Filelefteros'a katılıp, "hadi" çözülmesini, elbette isterim.
Kıbrıs Meselesi'nin hep en olmaz denilen saatlerde çözüme ulaştığını ya da en olur sanılan anlarda savaş çıktığını da bilecek kadar, yaşadım bu sorunu!
Ondört yaşımda, omuzumda Brengun ile İrya tepesine tırmanırdım akşam üzerleri, sabaha kadar orda kalmak üzere! Yirmiikimde, savaştım, esir düştüm
Yirmidördümde, sonradan 12 Eylül'de "suç" diye nitelenen, Türkiye Barış Derneği Akdeniz Güvenlik Konferansı'nda okunan, Kıbrıs Bildirisi'ni yazdım
Yazarın kimliği belirsizdi, yırttım
Yirmialtımda, Kıbrıs'ın bölünmesine karşı çıkan bir bildiri yazıp, dağıtılmasına karar veren üç kişiden biri olduğum için, Türkiye'de "bölücülük" yapmaktan yargılandım, beraat ettim.
Üç ciltlik Kıbrıslı Türkler'in Tarihi'ni yazmaya başladığımda, kırkıma merdiven dayamıştım.
Belki çözümünün şerefine katkım olur diye milletvekili olduğumda da ellimin idraki içindeydim
Yapamadık!
Mesele, benim neler yaptığım değil! Ama bizim kuşak, gözünü açtı, Kıbrıs Meselesi'nin içine düştü
Normal bir memleket nedir?
Normal bir memlekette normal insanlar nasıl yaşarlar?
Hiç bilemedik
Bu, bizim hayatımız
Nedenleri hakkında ciltlerle kitap yazdık
Nasıl çözülebileceği hakkında, günler, geceler boyu, iki dilde nutuklar attık
Aylar süren kampanyalarda, resimdi, müzikti, şiirdi konuştuk durduk
Onbeş yıl önce yazdığım o yazıda, "biz kendimiz çözmezsek, konu ile ilgili çıkarları olan birileri, kendi çıkarlarına bir çözüm icat edip, bize vura vura giydirecekler!
Hadi çözelim " diye bitirmiştim yazıyı
"Benim oğlum bina okur, döner, döner gene okur" diye bir darbı mesel var Türkçe'de
Aradan bunca yıl geçmiş, Hristofyas yoldaşımız, halâ "ne hakem isterim, ne de takvim kabul ederim" diye, gene iç politikaya oynuyor!
Oysa durum, tam da yukarıda anıldığı gibi: Ya çözersiniz veya biz size çözdürmeyi biliriz!
Denilen bu
Sopa aba altında değil, adamlar artık ellerine almış, açıkca gösteriyorlar.
Bizimkiler, halâ gazel söyler
Yeter be badriodi
Engalâ re gumbaro
Androbi re comrade
Yunanistan battı
Sizin etiniz ne budunuz ne?
Türkiye'yi mi yeneceksiniz?
AB sizi mi tercih edecek, Türkiye pazarını mı?
Teslim olun demiyoruz
Anlaşmaya hiç de uzak değiliz akıllar başa devşirilse
Bırakın da beş on sene biz de insan gibi yaşayalım!
Hade çözelim!
Yoksa sanmayın ki hiç zarar görmeyeceksiniz!
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.