Ana Sayfa >> Yazarlar Doç. Dr. N. BERATLI | 8 Ekim 2017, Pazar
İki deli Fransız
Paylaş  
29
50
24

Mösyö Nikola Chauvin’i bilir misiniz? Veya adını hiç işittiniz mi?

Çoğunuz, duymamışsınızdır... Napolyon’un ordusunda, askermiş. Millet savaşırken bu cart curt eder, bağırır çağırır, savaştan sonra da övünürmüş. Orduda herkes bunu tanır, zart-zurtuna gülermiş gülmesine ama buna, çıkardığı onca gürültünün hatırına, birkaç da madalya verilmiş. Bonapart iktidardan düşünce, bunu da ordudan çıkarmışlar ama o, bu defa da madalyalarını göğsüne asar, kapı kapı dolaşır, atıp tutmaya devam edermiş. Yanlış hatırlamıyorsam bir er! Belki de bir onbaşı, unuttum… Zaten önemli biri de değil...

“Önemli değilse, neden yazıyorsun be adam?” diyeceksiniz... Herif önemsiz ama tarihe önemli bir tanım bıraktı: Chauvinizm! Şovenizm yani... Buyurun!

Peki, Mösyö Charles Marie de La Condamine’i hiç işittiniz mi? Bu da Fransız, adından belli...

de La Condamine, ilk defa 1719’da İspanya ile Fransa arasındaki Güller Kalesi Kuşatması esnasında meşhur olmuş. Henüz yaşı on sekiz, kafasına kıpkırmızı bir başlık giyerek dolanmaya başlamış. İspanyol topçusu bunu fark edip de nirengi noktası olarak kullanmaya başlayınca, vurulacağı konusunda onu uyaran üslerine, “Ben İspanyol topçusunun, isabet oranını merak ediyorum! İyi değiller...” demiş... Bir İstanbul gezisinde, birine falaka ile dayak atıldığını görünce, gidip küçük bir suç işlemiş. Böylece, falakanın verdiği acının nasıl olduğu konusundaki merakını gidermiş. Krala suikast işlemeye kalkıp, bunu başaramayan birini, kral kol ve bacaklarından dört ata bağlanıp, atların kırbaçlanması suretiyle idama mahkûm etmiş! İnfaz esnasında muhafızlar, cellâtlar arasında meslekten olmayan bir kaçağa rastlayıp, onu halkın arasına kovalamışlar. Kaçak halka doğru koşarken, “Merak ettim ne var?” diye, baş cellat da “Çok yetenekli, iyi bir çırak olur, bırakın” diye bağırmaktaymışlar. Meraklı amatör cellâdı tabii ki tanıdınız: de La Condamine!

Bir defasında, soylu bir leydinin salonunda oturuyorken, leydi bir dostuna mektup yazıyormuş. Bizimki, kadının omuz başında durup mektubu okumaya başlayınca, o da “Sana daha da ayrıntılı yazacaktım ama Mösyö de La Condamine, bütün yazdıklarımı okuyor” diye bir cümle yazınca, bizimki; “Haksızlık ediyorsunuz madam” demiş, “Okumuyorum”!

Fransız Bilimler Akademisi, 1734’te dünyanın elips biçiminde olduğunu kanıtlayacak ve ekvatorun uzunluğunu saptayacak bir bilim heyetini, Ekvador’a göndermeye karar verir. de La Condamine, allem eder, kallem eder, heyete katılır. Yolu tutup, Ekvador’a gider... İki seneden fazla bir zaman dağ taş dolaşıp, heyetteki en aktif adam olur. Bilimsel kanıtlar ortaya çıktıktan sonra geriye dönmez, Amazon Ormanları’na dalar... Birkaç sene ortaya çıkmaz. Sonra, bir gün ansızın Fransa’ya çıkagelir. Yanında suçiçeği aşısını, ‘kauçuk’u ve ‘kinin’i getirmiştir. Bir de Pigme!

Yetmiş üç yaşında, genç bir cerrahın yeni bulduğunu iddia ettiği bir ameliyatı kanıtlaması için ameliyat masasına yatar ve bir daha kalkmaz! Masada kalır... Merakını  gidermiş olur... Anlaşılır ki ameliyat yöntemi, yeterince doğru değilmiş! Bu merak da içinde kalır...

Buyurun size iki Fransız! Ne dersiniz?

İlk çeşidi, hep daha rahat yaşar… Ama dünya ikinci tür sayesinde ilerler…

Şimdi bu adam, bu lâfı neyin üstüne söyledi? Hadi tahmin edin…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
30 Ekim 2017, Pazartesi
hakkı muzafferoğlu         - lefkoşa
benim şüphelerim var bilimadamlarının araştırması faydalı olacaktır condom ismi Fransız de la condamine'nin isminden gelmiş olabilir, Fransızların özellikle kara avrupasında birçok yararlı izler bıraktığı, giyotini saymazsak birçok faydalı buluşlara imza attıkları muhakkaktır

8 Ekim 2017, Pazar
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Doğrusu bu lafı tam olarak neyin üstüne söylediniz bilemiyorum Sn Beratlı. Ancak rahmetlik babam bazı durumlarda hep söylerdi , o da babasından duyarmış.. Dünyada iki türlü deli varmış biri içeri atlayanlar diğeri dışarı atlayanlarmış. Sizin söz ettiğiniz Fransız karakterleri ve yaşamlarını bildiklerini de hiç zannetmiyorum.. O gün bu gündür halen bu sözler aklıma geldikçe içeri demekle neresi dışarı demekle nersi kastedilmiş bir türlü tam olarak karar veremiyordum. Yazınızı okuyana kadar! :-)

YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Ocak 2018, Salı    Gene başkanlık sistemi üzerine (3)
15 Ocak 2018, Pazartesi    Gene başkanlık sistemi (2)
14 Ocak 2018, Pazar    Gene başkanlık sistemi üzerine 1
10 Ocak 2018, Çarşamba    Kıssadan hisse
6 Ocak 2018, Cumartesi    Yarın seçimi kim kazanır?
4 Ocak 2018, Perşembe    Nasıl oy verelim da yanmasın?
2 Ocak 2018, Salı    Komayın da Türkçe tükeniyor...
1 Ocak 2018, Pazartesi    Komayın da Türkçe tükeniyor…
28 Aralık 2017, Perşembe    Hronia Bollâ be Horgane…
18 Aralık 2017, Pazartesi    Türk kimliğinin parolası

Gene başkanlık sistemi üzerine (3)
Doç. Dr. N. BERATLI | 16 Ocak 2018, Salı
(Dünden devam)

24 Mart 2011yayınladığım yazıda da çekincelere değinmişim…
“Başkanlık Sistemi, ABD’de demokrasi üretirken, uygulandığı bazı başka ülkelerde, diktatörlük üretiyor. Özellikle Güney Ame...
Gene başkanlık sistemi (2)
Doç. Dr. N. BERATLI | 15 Ocak 2018, Pazartesi
(Dünden devam)

23.10.2011 günkü yazımızda, bizde neden ikide bir başkanlik sistemi tartışması çıktığını anlatmaya çalışmıştım. Ertesi gün de Başkanlık Sistemi’ni anlatmaya çabalamışım… Tek adam yönetimi m...
Gene başkanlık sistemi üzerine 1
Doç. Dr. N. BERATLI | 14 Ocak 2018, Pazar
Aslında çok daha eski zamanlardan beri yazıp söylüyorum ama, bu gazetenin arşivine bakarsanız, (Yeni Düzen’inki kayboldu, Yeni Demokrat ve Yeni Kıbrıs için de gidip Milli Arşiv’de çalışmak lâzım ve zamanım yok!) görür...